Aras, siyah kapüşonlu kişinin peşinden koşarken ben de merdivenlere doğru ilerledim. Koridor bomboştu. Sadece ayak sesleri yankılanıyordu.
“Aras!” diye seslendim.
Cevap gelmedi.
Bir süre sonra Aras nefes nefese geri döndü.
“Kaçtı…” dedi.
“Yüzünü görebildin mi?” diye sordum.
Başını iki yana salladı.
“Hayır. Ama bu işi uzun zamandır planladığı belli.”
Telefonum yeniden titredi.
Bilinmeyen Numara:
“Artık saklanmayacağım.”
Mesajın hemen altında bir konum vardı.
Eski spor salonu.
O bina yıllardır kullanılmıyordu. Okulun arka tarafında, neredeyse herkesin unuttuğu bir yerdeydi.
Aras bana döndü.
“Tek başına gitmeyeceksin.”
Akşam olduğunda birlikte eski spor salonuna gittik. Paslı kapıyı açtığımızda içerisi karanlıktı. Kırık camlardan süzülen ay ışığı zemine vuruyordu.
Bir anda alkış sesi duyuldu.
“Sonunda geldiniz.”
Karanlığın içinden bir genç çıktı.
Onu hemen tanıyamadım.
Sonra yüzünü görünce hatırladım.
Emir…
İki yıl önce bu okuldan mezun olmuştu. Sessizdi, kimseyle pek konuşmazdı.
“Bütün mesajları sen mi attın?” dedim.
Emir acı bir tebessüm etti.
“Evet.”
“Neden?”
“Çünkü seni uyarmaya çalışıyordum.”
Şaşkınlıkla Aras’a baktım.
Emir konuşmaya devam etti.
“Okulun çatısındaki kazayı hatırlıyor musun?”
Başımı salladım.
“Sen bilmiyordun ama o gün düşmek üzereydin. Seni son anda Aras çekti.”
Aras derin bir nefes aldı.
“Bunu kimseye anlatmadım.”
“Anlatmadın,” dedi Emir. “Çünkü kahraman olmak istemedin.”
Sessizlik çöktü.
Emir cebinden eski bir telefon çıkardı.
“Mesajları bununla attım. Seni korkutmak için değil… Dikkatini çekmek için.”
“Neden?”
“Çünkü biri seni gerçekten takip ediyordu.”
Tam o anda spor salonunun arkasından metal bir ses geldi.
Üçü de aynı anda irkildi.
Kapının gölgesinden biri hızla dışarı kaçtı.
Aras hiç düşünmeden peşinden koştu.
Ben de arkasından ilerledim.
Dışarı çıktığımızda siyah kapüşonlu kişi tel örgülerin üzerinden atlayarak karanlıkta kayboldu.
Aras geri döndüğünde kolunda küçük bir çizik vardı.
“Yakalayamadım,” dedi.
O an her şey netleşmeye başladı.
Mesajlar tehdit değil, uyarıydı.
Emir suçlu değildi; sadece beni korumaya çalışmıştı.
Aras sessizce yanıma geldi.
“Bunu daha fazla saklayamayacağım.”
Gözlerimin içine baktı.
“Seni ilk gördüğüm günden beri seviyorum, Ece. Ama seni tehlikeye atacak hiçbir şey yapmak istemedim.”
Ne söyleyeceğimi bilemedim.
Kalbim hızla atıyordu.
Tam o sırada telefonum son kez titredi.
Ekranda tek bir cümle vardı:
“Gerçek tehlike henüz bitmedi…”
Birbirimize baktık.
Bu, her şeyin sonu değil…
Finalin başlangıcıydı