İçeriğe geç

Kayıp krallığın varisi

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Kayıp krallığın varisi

Bölüm 5

~kraliçenin sırrı~

Kraliçenin Sırrı

Karanlık çöktüğünde Liora hiçbir şey göremiyordu.

Az önce karşısında duran kadın kaybolmuştu.

Kael’in kılıcının metal sesi ise karanlığın içinde yankılanıyordu.

“Kael…”

“Yanımdan ayrılma.”

“Annem nerede?”

“Şimdi değil.”

“Kael!”

Bir anda önlerinden siyah bir gölge geçti.

Kurt hırladı.

Ardından şehrin diğer ucundan bir çığlık yükseldi.

Kael Liora’nın elini tuttu.

“Koş.”

“Yine mi kaçıyoruz?”

“Evet.”

“Ben artık kaçmaktan sıkıldım!”

Kael durdu.

Karanlığın içinde Liora’ya baktı.

“Ben de seni sürekli kaçırmaktan sıkıldım.”

Liora şaşkınlıkla ona baktı.

Kael’in yüzünde ilk kez hafif bir gülümseme belirdi.

“Fakat hayatta kalmak için bazen sevmediğimiz şeyleri yapmak zorunda kalırız.”

“Sen bunu çok kolay söylüyorsun.”

“Çünkü ben yıllardır kaçıyorum.”

Liora sustu.

“Kimden?”

Kael’in gülümsemesi kayboldu.

“Kendimden.”

Bu cevap Liora’nın beklediği hiçbir şeye benzemiyordu.

Tam bir şey söyleyecekken Kael onu eski bir binanın içine çekti.

Kapıyı kapattılar.

Dışarıdan ayak sesleri geliyordu.

Liora nefesini tuttu.

Kael parmağını dudaklarına götürdü.

Sessizlik.

Bir dakika.

İki dakika.

Ayak sesleri uzaklaştı.

Liora duvara yaslandı.

“Artık bana anlatacaksın.”

Kael ona baktı.

“Neyi?”

“Her şeyi.”

Kael başını eğdi.

“Her şeyi anlatırsam benden nefret edebilirsin.”

“Şu an senden nefret etmiyorum.”

“Henüz.”

Liora’nın bakışları yumuşadı.

“Annem seni neden muhafız olarak seçti?”

Kael cevap vermedi.

Bir süre sonra pencereden dışarı baktı.

“Çünkü baban bana güvenmiyordu.”

“Babam mı?”

“Evet.”

“Sen babamı tanıyor musun?”

Kael yavaşça başını salladı.

“Onu herkesten daha iyi tanıyordum.”

Liora’nın içi ürperdi.

“Babam nasıl biri?”

Kael’in gözlerinde öfkeye benzeyen bir şey belirdi.

“Sandığından farklı.”

“Nasıl?”

“Krallığın yok edilmesinden önce annenle baban arasında büyük bir anlaşmazlık çıktı.”

“Ne hakkında?”

“Sen.”

Liora’nın kalbi hızlandı.

“Benim hakkımda ne?”

Kael cevap vermeden önce gözlerini kapattı.

“Annen seni korumak istiyordu.”

“Babam?”

“Babansa seni kullanmak.”

Liora’nın nefesi kesildi.

“Ne için?”

Kael ona baktı.

“Taht için.”

Sessizlik.

Liora’nın zihninde yıllardır bildiği her şey parçalanıyordu.

Babası ona her zaman onu koruduğunu söylemişti.

Annesinin öldüğünü söylemişti.

Krallığın yıllar önce yok olduğunu söylemişti.

Şimdi ise bunların hiçbirine güvenemiyordu.

“Kael…”

“Evet?”

“Sen neden bana yardım ediyorsun?”

Kael cevap vermekte zorlandı.

Sonunda yalnızca şunu söyledi:

“Çünkü annen bana seni korumam için bir söz verdi.”

“Ne zaman?”

“Yirmi yıl önce.”

Liora başını kaldırdı.

“Yirmi yıl önce ben daha doğmamıştım.”

Kael’in bakışları onun gözlerine kilitlendi.

“Tam olarak.”

Dışarıda gök gürledi.

Liora bir adım geri çekildi.

“Sen…”

Cümlesini tamamlayamadı.

Kael sessizce bekledi.

“Sen beni doğmadan önce tanıyordun.”

“Tanımıyordum.”

“Öyleyse neden beni koruyorsun?”

Kael’in yüzündeki ifade değişti.

“Çünkü seni tanımadan önce bile seni kaybetmekten korkuyordum.”

Liora’nın kalbi hızlandı.

İkisi de birkaç saniye boyunca konuşmadı.

Sonra Kael bakışlarını kaçırdı.

“Uyumalısın.”

Liora hafifçe gülümsedi.

“Sen de bazen normal bir insan gibi konuşabiliyormuşsun.”

Kael ilk kez gerçekten gülümsedi.

“Kimseye söyleme.”

Liora başını salladı.

“Anlaştık.”

Fakat ikisi de bilmiyordu.

Binanın hemen dışında onları izleyen biri vardı.

Ve o kişi, Kael’in yıllar önce verdiği sözü de biliyordu.

Karanlığın içindeki kadın fısıldadı:

“Onu koruyamayacaksın, Kael.”

Elindeki eski kraliyet yüzüğüne baktı.

“Çünkü bu kez onu öldürecek olan kişi…”

Bir an durdu.

“…sensin.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.