İçeriğe geç

Kayıp Kız..(Veliaht prenses)

Bölüm 18 · 3 dk okuma

Kayıp Kız..(Veliaht prenses)

Bölüm 18

Neden ben!NEDEN?!

1 ay sonra..

İrenin anlatımıyla...

Şu anda sevinçten tam 1000 tane Medovik yiyebilirim!

Neden mi?!

Bugün Hugo tamamen iyileşti de ondan!

Gülbahar teyze (Racky,Bulut ve Hugo'nun anneleri)tüm bu süreç içerisinde sürekli bana teşekkür edip duruyordu,ama sanırım artık sözlü teşekkürü yeterli bulmamış olacak ki,tüm itirazlarıma karşı beni yemeğe davet etti ve tedavi ücretini ödemeye kalktı!

Şu an hangi elbiseyi giysem diye düşünürken aklıma aniden beyaz elbisem geldi!

Hani Racky ile Hugo'nun aslında yarı vampir olduklarını öğrendim günkü elbisem!

Ne var canım?!

Hem doğru dürüst giyememiştim o gün,hatırlatırım!

2 saat sonra

Alhan köşkü

İrenin anlatımıyla

"Vay anam vay!İren bu köşk..çok büyük!"

"Ayyyy ben burada kaybolurum iç ses!"

İşte geldim!

Alhan köşkü....

Taksici abiye ücreti ödeyip,arabadan indim.İnmemle Hugo'nun gülümseyerek bana doğru geldiğini gördüm.

"Hoşgeldin Rus kızı!Yoksa Doktor Hanım mı demeliydim?!"diyerek bana sıkıca sarıldı.

Bende ona sarıldım,ayrıldığımızda,"Eee? Nasılsın Hugo?Ağrın falan var mı?"diye sordum hemen.

"Merak etme Doktor Hanım.Ağrım falan yok.Hepsi senin sayende oldu ... Teşekkür ederim Rus kızı."dedi gülümseyerek.

O sırada Rackyde peşinden gelerek "Çok doğru İren,o gün sen teşhisi zamanında koymasaydın..."Elini abisinin omzuna attı."Abim şimdi hayatta olmayacaktı."dedi gülümseyerek.

"İren bunlar yarı vampir değil mi?Nasıl hasta olabiliyorlar?"

"Canım hani Hugo dedi ya;'Bazı hastalıklara yakalanabiliyoruz.Ama bazen ölüm ile burun buruna gelbiliyoruz 'dedi ya!"

"Haaa! Tamam tamam!"

2 saat sonra...

Şu anda Alhan köşkünde , vampirler ile yemek yiyorum !

Daha doğrusu iki vampir anne ile birlikte.

"Nurbahar Hanım, Gülbahar Hanım gerçekten çok teşekkür ederim,yemek için."

Gülbahar Hanım,kadehindeki kanı içmeyi bırakıp,"İren rica ediyorum, lütfen bana ve kardeşime teyze de.Sen iki oğlumun da hayatını kurtardın !"dedi gülümseyerek.

Nurbahar Hanım da ona katıldı.

"Evet İren, lütfen artık bizimle sizli bizli konuşma olur mu?"

Utanarak"Tamam o zaman Nurbahar Ha-ay!Yani Nurbahar Teyze."dedim kızararak.

İkiside bu sözlerim üzerine kahkahalara boğuluverdi.

Gülbahar teyze gözlerindeki yaşı silereken,"Ay sen ne tatlı bir kızsın İren."dedi bir anda.

Gülümseyerek önümdeki yemeği bitirip,ayağa kalktım.

O sırada Gülbahar teyze"Aaaaa!Biz sana atlarımızı göstermeyi unuttuk!"diyerek ayağa fırladı.

Nurbahar teyze'de "İren atları severmisin?"diye sordu.

Heyecanla"Evet çok severim.Gerçi hayatımda sadece 1 kere ata binmiştim."dedim sandalyemden kalkarak....

Yarım saat sonra..

Vay anam vay!

Ne kadarda heybetli atlar böyle!

Hugo önümde duran siyah asil ata binerken,beni ve yanımdaki annesi ile teyzesini görünce,"Anne,teyze?sizin ne işiniz var burada ve İreni niye getirdiniz?"diye sordu hemen.

Gülbahar teyze "İrene atları gösterelim dedik Poyraz.Racky ile Eren nerede?"diye sordu etrafına bakarken.

Nurbahar teyzede "Poyraz,sen Eren ile Racky'yi gördün mü?Yarım saattir onları arıyoruz."diyerek ablasını destekledi.

Hugo atın üzerindeyken,"Valla ben İren geldiğinden beri bizi evden kovduğunuz için Yıldırım ile birlikteydim."diyerek siyah atın boynunu okşadı.

Tam bu esnada Racky ile Bernard Eren at üstünde yanımıza geldiler.

Bernard gülümseyerek "Merhaba küçük hanım.Sonunda tanışabildik."diyerek bindiği gri attan inerek,yanımıza geldi.

Rackyde peşinden bindiği kahverengi attan inerek,Bernerdın kafasına bir şaplak attı.

"Teyze,bu ha salak oğlun olmasa var ya,kaybolmayacaktık!"diyerek Nurbahar teyzeye baktı.

Zaten o andan sonra Bernard dişlerini (vampir dişlerini!)çıkarıp, Racky'ye saldırınca,ortalık karışıverdi...

Hugo arbedeyi durdurmak için atından inince,kimse atın kaçtığını göremedi...

Ama ben gördüm!

Tıpkı Rackynin atı Şimşek'in Yıldırım ile kaçtığını gördüğüm gibi!

Yarım saat sonra...

"Ay atların bu kadar hızlı kosabileceğini...bilemezdim."diye söylendim nefes nefese.

Şu anda Hem Şimşek,hemde Yıldırımın yularlarından tutmuş,ormandan eve yürüyorum!

Yalnız yemekte çaktırmamıştım ama,son zamanlarda en azından son 1-2 gündür,çok halsiz hissediyordum.

Bugün ise halsizliğim tavan yapmıştı resmen!

"İren sanırım ateşin var?"

"Saçmalama iç ses.Ben neredeyse bu yaşıma kadar hiç hasta olmadım!"

"İyi bakalım,sonra düşüp bayılırsan,iç sesim haklıydı deme!"

Offf şu iç ses'de yani!

Hava tamamen kararırken,bir anda uzaktan uluma sesleri duydum!

Bu bölgede neredeyse hiç kurt yok ama-

Kurtadamlar olmasın lan!

Yıldırım kişneyerek,başıyla beni ittirmeye başladı.

Aynı şekilde Şimşek te kişneyerek,etrafa bakınıyordu.

Sonunda köşkün ışıkları göründü.

Ağustos ayında olmamıza rağmen çok üşüyordum.

Elimine tersiyle alnımdaki teri silerken, Rackynin endişeyle" İren niye bize haber vermedin?Bizde seninle aradık!"diyerek bana doğru koştuğunu gördüm.

Arkasından da Gülbahar teyze, Nurbahar teyze,Bernard,Hugo ve Magnus amca geliyordu.

Gözüm kararıp,yere yığılmadan önceki son gördüklerim bunlardı.

Başımı Şimşeke yaslayıp bayılmışım...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.