Mışıl mışıl uyuyordu Enes. Mina ve Kübra tek kalmıştı. Çünkü Furkan ortalıkta yoktu. Kimse bunun farkında değildi, herkes şuan Enes'in ceza uykusu derdindeydi. Belki de farkındalardı ama umurlarında değildi...
Mina ve Kübra laboratuvarda oturuyor, olayın şokunu atlatmaya çalışıyordu. Mina'nın telefonu sürekli çalmaya başladı. Telefonu cebinden çıkardı. Döndü teyze ısrarla sürekli arıyordu.
-Allah Allah, bu kadın beni niye arıyor acaba?
-Aç belki önemlidir.
Açtı.
-Döndü teyze, duymamışım telefonu özür dilerim.
-Mina kızım Furkan yanınızda mı?!
-Hayır, hiç gelmedi yanımıza.
-Ya 1 saat önce çıktı dışarı bir daha da gelmedi, arıyorum arıyorum ulaşamıyorum. Enes de telefonunu açmıyor. Sabah ben diğer tarafa çok sevdiğim birinin yanına gideceğim o yüzden tren raylarına gidiyorum dedi çıktı. Karşı tarafa mı geçti biliyor musunuz?
-Yok bilmiyoruz Döndü teyze, Enes yanımızda telefonunun şarjı bitti ondan açmıyor. Furkan yanımızda değil zaten.
-Peki Mina kızım. Görürseniz, yanınıza gelirse beni arayın.
-Tamam Döndü teyze.
Mina telefonu kapattı, cebine koydu.
-Furkan evde yokmuş, telefonuna da ulaşılmıyormuş, Döndü teyzeye ben diğer tarafa çok sevdiğim birinin yanına gideceğim o yüzden tren raylarına gidiyorum demiş çıkmış. Bir daha da gelmemiş.
-Çocuklar sevgilisi falan vardır belki aldırış etmeyin.
-Furkan'ın sevgilisi yok ki. Bir dakika, trene binmeye değil, tren raylarına gittiğini söylemiş. Furkan'ın bu hayatta en sevdiği kişi vefat eden babası. FURKAN İNTAHAR ETMEK İÇİN ÇIKMIŞ DIŞARI!!
-NE!?
-TREN RAYLARINA YATACAK!! MİNA KOŞ GİDELİM HEMEN!!
-BİZDE GELİYORUZ!!
Laboratuvardan büyük bir telaş ve korku ile çıktılar.
-Ya şuan düşündüğümüz şey olduysa!?
-Ya haydi koşun!!
-Buraya en yakın tren rayları neresi?!
-Leyla, çocuklar ben biliyorum nerede olduğunu, gelin arabayla gidelim! Otobüs taksi falan gelene kadar iş işten geçer!!
Arda'nın arabasına bindiler. Arda telaşla arabayı çalıştırdı.
-Leyla haritayı aç telefonundan bana ver!
-Yakın mı orası Arda, çok korkuyoruz!
-Yakın korkmayın! Hız sınırını geçtiğim için büyük ihtimalle ceza yiyeceğim ama olsun!
Son hızla gidiyorlardı. Polis aracı durdurdu.
-Hız sınırını aştığınızın farkında mısınız?
-EVET FARKINDAYIM AMA KÜÇÜK BİR ÇOCUĞUN CANI SÖZ KONUSU! BARİ HEMEN YAZIN GİDEYİM!
-Bu kadar tedirgin olduğunuza göre durum ciddi. Anlatabilir misiniz?
Mina arkadan kafasını çıkardı.
-ARKADAŞIMIZ İNTAHAR ETMEK İÇİN TREN RAYLARINA YATMIŞ!ONU ENGELLEMEYE GİDİYORUZ!
-NE!? CEZA YAZIYORUM VE BİZDE SİZLE GELİYORUZ!!
Polis hemen cezayı yazdı ve koşarak polis arabasına bindi. Son hızla giden Arda'yı takip etmeye başladı.
-ARDA HIZLI SÜR!!
-EN FAZLA BU KADAR LEYLA!!
-ARABAYI DURDUR ARDA GELDİK!!
Hemen arabadan indiler. Tren rayları göründü. Ama Furkan yoktu.
-Yok!?
-İleride olmalı!! Koşun!!
Polis indiklerini görünce arabadan indi. O da koşmaya başladı.
-FURKAN NEREDESİN!!
-FURKAN!!
Ne kadar seslenselerde Furkan'nın burada olduğuna dair hiçbir belirti yoktu.
-FURKAN, FURKAN ORADA!!!
-ÇOCUK ORADA!! KOŞUN!!
Yanına koştular. Furkan raylarda yatıyordu. Kendini sonradan korkup kaçmamak için raylara kelepçelenmiş, kapşonunu kapatmış, kulaklığını takıp şarkı açmıştı. Ağlarken tir tir titreyen sesiyle şarkıya eşlik ediyordu. Ağlamaktan gözleri kızarmış ve göz altları şişmişti.
-FURKAN!!
-FURKAN NE YAPIYORSUN!!
-Gidin, beni yalnız bırakın.
Polis arkalarından nefes nefese geldi.
-İŞTE BURADA!!
Arkalarından bir ses geldi. Tren son hızla Furkan'a doğru geliyordu.
-TREN GELİYOR!!
-FURKAN KALK!!
-Kalkamam, kelepçeledim kendimi. Ben babamın yanına gitmek istiyorum.
Polis hemen Furkan'ın yanına oturdu. Kelepçeyi ayağı ile ezmeye çalıştı. Ama kelepçe açılmıyor, tren gelmeye devam ediyordu.
-Açma kelepçeyi, açma. Babamın yanına gideceğim ben.
Mina ve Kübra korkudan birbirlerine sarılıp ağlıyorlardı.
-FURKAN ANNEN SENİ ÇOK MERAK EDİYOR BIRAK DA AÇALIM ŞU KELEPÇEYİ BİZ SENİ ÇOK SEVİYORUZ!!
-ANNEM Mİ!? AÇ ŞU KELEPÇEYİ ÇABUK AÇ!!
-AÇILMIYOR!!
Polis kilidi ezerek açamayınca belindeki silahı çıkardı. Kelepçeye birkaç el ateş etti. Kelepçe kırıldı. Tren tam diplerindeyken polis Furkan'ın kolunu tuttu ve kendine çekti. Furkan'la beraber polis yere düştü. Tren son hızla yanlarından geçti. Polis önce kendisi ayağa kalktı, sonra Furkan'ı ayağa kaldırdı.
-Yavrum niye böyle bir şey yaptın yazık değil mi sana?
-Babamın yanına gitmek istedim.
-Babam nerede senin?
Furkan parmağı ile bulutları gösterdi.
-Bulutları görüyor musun, benim babam o bulutların arkasında yaşıyor.
Mina polisi kenara çekip:
-Polis amca onun babası 6 sene önce öldürüldü. Belki biliyorsunuzdur, "Fırat Nehri'nin Kefenli Ceset Cinayeti". O cinayetin kurbanı Furkan'ın babasıydı. O günden sonra ciddi anlamda psikolojisi bozuldu.
-Ne? O cinayet mi?
Polis Furkan'a baktı. Arda ve Furkan yerde oturuyordu. Furkan kafasını Arda'nın omzuna yaslamış, hüngür hüngür ağlıyordu. Arda ise Furkan'ın kafasını okşuyordu.
-Ben sadece babamın yanına gitmek istedim...
Leyla da yanlarına oturdu.
-Baban şuan bu halini görse üzülmez mi Furkan? Perişan olmuşsun.
Furkan Leyla'ya baktı, sonra tekrar kafasını Arda'nın omzuna yasladı.
-Babamı öldüren o adamları bulacağım ve babama yaptıklarını bende onlara yapacağım...
-Yapmayacaksın, yapacağız. Bende yardım edeceğim. Size bayılmıyor olsam da siz benim çocuklarım sayılırsınız. Size kimse bir şey yapamaz. Sizi üzeni ben üzerim.
Mina, Kübra, Leyla ve Furkan, Arda'ya sarıldı. Polis duygulu gözlerle onlara baktı. Bir aile gibilerdi. Dağıldıktan sonra tekrar bir araya gelen bir aile...