İçeriğe geç

KAYIP ELEMENTLER

Bölüm 18 · 18 dk okuma

KAYIP ELEMENTLER

Bölüm 18

Kanlı Bir Karne Günü

Karne günüydü. 9. sınıfın 1. dönemi bitmişti. Ama Sinan ve Furkan gelemeyecekti. İsteselerde gelemezlerdi.

Bir kaç kişi dışında herkes sınıftaydı. Mina da o gelmeyenler arasındaydı. Enes en arkada tek başına oturup bekliyordu. Kübra yanına oturdu.

-Birini mi bekliyorsun?

-Sence kimi bekliyor olabilirim?

-Mina'yı mı?

-Evet, teklifimi kabul etti.

-Ne?! Sevgili oldunuz mu!?

-Bağırma Kübra! Evet, olduk.

-Oha!!

Mina sınıftan içeri girdi. Enes'in gözleri fal taşı gibi açıldı. Mina parlıyordu güzelliğiyle. Küçük adımlarla Enes'in yanına doğru ilerledi.

-OHA MİNA BUNE!?

-Aşkım, çok güzelsin...

-Mina düğüne mi geldin karne gününe mi belli değil.

-Bence gayet sade ve şık.

-Sevgilim doğru söylüyor.

Mina, Kübra ve Enes'in arasına oturdu. Sınıfı izlemeye başladı. Selen, Erdem'in koynuna uzanmıştı. Onlar, sınıfın en iyi çiftleriydi. Ama huyları tamamen tersti. Selen çok konuşkan, sevecen, mutlu biriyken Erdem çok depresif, sessiz ve mutsuz biriydi. Ama nedense Erdem, Selen'in yanındayken huyları tam tersine bürünüyordu.

-Bırtanem, rujun bozulmuş. Düzeltmemi ister misin?

-Ortalıkta olmazki Erdem'im. Ben tuvalete gideyim.

-Bende geleyim, kapıda seni beklerim.

-Tamam aşkım.

Selen ve Erdem sınıftan çıktı. Uzun bir süre geçti ama gelmediler. Sonrasında zorba olan Ebrar geldi. Melike'nin yanına oturdu. Gülüşmeleri başladı. Yasemin Hoca içeri girdi.

-Arkadaşlar, heyecanlı mıyız?

Tüm sınıf evet diye bağırdı.

-Eksik var mı?

-Hocam Furkan evde dinleniyor durumunu biliyorsunuz. Sinan bir kaç gün önce çıkan yangında yaralandı, gelemeyecek. Erdem ve Selen tuvalette. Uzun süredir gelmiyorlar.

-Gelirler birazdan. Ben dağıtmaya başlıyorum. Furkan'ın ve Sinan'ın karnelerini sana veriyorum Mina, verirsin.

-Tamam hocam.

Yasemin Hoca tüm karneleri dağıttı. Ama Erdem ve Selen hala yoktu.

-Çocuklar gidin bi tuvalete bakın, 1 saat falan oldu. Bu kadar kalmaları normal değil.

Tüm sınıf tuvaletin olduğu kata çıktı. Yavaş yavaş ilerlediler. Kızlar tuvaletinden sesler geliyordu. Birisi kapıya vurup duruyordu.

-KAPIYI AÇIN!! KİMSE YOK MU!?

-Selen, sen misin?

-KURTARIN BENİ!!

Kapı kilitlenmişti. Açtılar, Selen içeriden nefes nefese çıktı.

-ERDEM NEREDE!? TUVALETE BAKIN!

Sınıfın erkekleri, erkekler tuvaletine gitti. Erkekler tuvaleti de kilitlenmişti.

-Erdem orada mısın? Sesini duyuyor musun?

-B-buradayım, S-selen'i kurtardınız mı?

-Evet. Bekle, içeri giriyoruz.

Kapıyı açtılar. Erdem yerdeydi. Kanlı gömleğiyle göğsüne baskı yapıyordu. Ağzından kanlar akıyordu.

-ERDEM!?

-Ç-çok acıyor, l-lütfen yardım edin. S-siyah kapşonlu m-maske takmış birisi geldi. B-beni kalbimden bıçakladı ve beni buraya atıp kapıyı kilitledi.

Erdem'in kollarına girerek tuvaletten çıkardılar. Yere yatırdılar. Selen ağlarken Erdem'in o perişan halini gördü.

-ERDEM!?

-S-selen, ç-çok acıyor...

Selen koşarak Erdem'in yanına geldi, yere çöktü. Erdem'in kafasını kendisine yasladı.

-Sevgilim dayan ne olur!?

-S-selen, k-kalbim...

Selen yavaşça gömleği göğsünden çekti. Göğsünden kanlar akıyordu.

-ERDEM!? KALBİNDEN BIÇAKLANMIŞSIN!?

-Ç-çok acıyor Selen...

-YASEMİN HOCA'YI ÇAĞIRIN!

Bir kaç kişi aşağıya indi. Yasemin Hoca sandalyesinde oturuyordu.

-HOCAM!!

-Ne oldu Alperen? Ne bu telaş?

-HOCAM ERDEM'E BİR ŞEY OLMUŞ!!

Yasemin Hoca hızla sandalyesinden kalktı. Koşarak tuvalet katına çıktı. Erdem'in yerde olduğunu gördü. Koşarak yanına gitti.

-ERDEM!?

-H-hocam çok acıyor, lütfen yardım edin, d-dayanamıyorum..

-Sevgilim ne olur dayan...

-K-kalbim...

Yasemin Hoca Erdem'in yarasına baktı. Yarası oldukça derindi.

-Oğlum dayan ambulansı arıyorum.

-S-selen, s-seni çok seviyorum. Seni hep izliyor olacağım.

-Erdem öyle deme lütfen...

-A-arkadaşlar, hepinizi çok seviyorum, l-lütfen beni unutmayın, lütfen üzülmeyin, arkamdan ağlamayın...

-Erdem dayan oğlun ambulansı aradım geliyor.

-D-dayanamıyacağım...

-Nabzına bakın çocuklar.

-HOCAM NABZI DÜŞÜYOR!

-Erdem dayan ne olur sevgilim, benim için...

10 küsür dakika sonra ambulans geldi. Erdem'i sedye ile aldılar. Yasemin Hoca da ambulansa bindi

-Hocam ne olur bende geleyim.

-Bin Selen çabuk! Çocuklar olay yerine sakın gitmeyin. Polisler orada inceleme yapacak. Çabuk sınıfa! Hepinizin ifadesi alınacak!

Ambulans hastaneye doğru yola çıktı. Hastaneye vardılar. Selen ağlamaktan perişan olmuştu.

-Erdem Özbek, 15 yaşında erkek, kalpten kesici alet yaralanması, bilinç açık, durum ağır, kırmızı kod.

-AMELİYATHANEYE HAZIRLA!!

-HOCAM NABIZ DÜŞÜYOR!!

-AMELİYATA YETİŞMEZ, ADRENALİN VER ÇABUK!!

-SEVGİLİM NE OLUR DAYAN!!

-Selen, d-dayanamıyorum...

-Erdem, dayan oğlum bak geldik hastaneye. Azıcık daha sık dişini.

-Sevgilim, s-seni çok seviyorum...

Erdem'in son sözleriydi bunlar. Bunu dedikten sonra gözleri kaydı.

-HOCAM NABIZ DÜŞÜYOR!!

-HOCAM HASTAYI KAYBEDİYORUZ!!

-ADRENALİN VER VE KALP MASAJI YAP ÇABUK!!

-HOCAM KALP PARÇALANMIŞ!

-ERDEM!!

-DAYAN ERDEM!!

Doktorlar müdahale etmeyi bıraktı.

-NE BAKIYORSUNUZ DEVAM ETSENİZE!? ERDEM!!

-Hastayı kaybettik, başınız sağolsun. Ölüm saati 14.36...

-ERDEM KALK SEVGİLİM HADİ EVE GİDELİM ERDEM!!!

-Selen, sakın ol kızım. Allah sevdiğini yanına erken alırmış...

-Cesedi morga gönderin. İnceleme yapsınlar. Ailesine de haber verin. sizde üzülmeyin. Kalbi parçalanmıştı. Her türlü yaşayamazdı, yine de iyi dayanmış...

-ERDEM BIRAKMA BENİ NE OLUR!?

-Sakinleşirici verin kıza.

Selen'e sakinleştirici verdiler. Bir odaya aldılar. Yasemin Hoca başında bekliyordu. Uyandı. Yataktan kalktı ayakkabılarını giydi. Ağlayarak odadan çıktı. Yasemin Hoca peşinden gitti.

-Selen dur!! Okula geri gitmemiz gerek!!

-NE ANLAMI KALDI ARTIK!? BENİM TEK YAŞAM KAYNAĞIM ERDEM MELEK OLDU!! NE ANLAMI KALDI!?

-Ama Selen'in, olayın yaşanma anını en iyi sen gördün. Senin ifaden kesinlikle alınması gerekiyor.

-Peki!

Yasemin Hoca ve Selen bir taksi ile okula geri döndü. Sınıf hala olayın şokunu atlatamamıştı.

-Hocam Erdem'e ne oldu?

-İyi mi?

-Çocuklar, arkadaşınız...

-Ne olmuş Erdem'e?

-Çocuklar, Erdem vefat etti...

-Nasıl!?

-Erdem vefat mı etmiş!?

Polisler koridorun başında göründü. Yasemin Hoca olay yerinin bulunduğu yer olduğunu göstermek için elini kaldırdı. Polisler koridorun sonuna kadar ilerledi.

-Siz mi ihbarda bulunmuştunuz?

-Evet.

-Önce biz bir olay yerini inceleyelim, sonra çocukları teker teker sorguya çekeceğiz. Kimin yalan söyleyip söylemediğini gayet açık olacak. Biz şimdi olay yerini inceleyelim. Ve kamera kayıtları varsa onları izleyelim.

-Kamera kayıtlarını sadece müdürün odasından izleyebiliriz. Buyrun gelin benimle.

Yasemin Hoca ve polisler müdürün odasına girdi.

-Buyrun?

-Hocam okulunuzda bir cinayet gerçekleşmiş. Bu yüzden bu katın kamera kayıtlarını izlemek zorundayız.

-NE!? BENİM OKULUMDA CİNAYET Mİ!? KİM, NİYE ÖLDÜRÜLMÜŞ!?

-Hocam benim sınıfımdan Erdem Özbek erkekler tuvaletinde kalbinden bıçaklanmıştı halde bulundu. Okuldayken bilinci açıktı ama maalesef hastanede yaşamını yitirdi, kim yapmış bilmiyoruz...

-Hocam biz izninizle kamera kayıtlarını izleyebilir miyiz?

-Tabi tabi buyrun.

Polisler kamera kayıtlaını açtı ve izlemeye başladı. Kamera kayıtları şöyleydi:

-Aşkım, sen tuvalete gir. Ben seni bekliyorum.

-Tamam.

(Kurbanın sevgilisi

tuvalete girer ve Kurban kapının önünde sevgilisini bekler)

-Bir ruj sürmek bu kadar uzun mu sürermiş ?

-Fondötenimi yeniliyorum aşkım.

(Siyah kapşonlu ve maske takmış birisi gelir ve kurbanı iter. Kurban yere düşer.)

-Ne yaptığını sanıyorsun?!

-Göreceksin birazdan.

(Gizemli kişi, kızlar tuvaletinin kapısını kitler ve kurbanın sevgilisi içeride mahsur kalır.)

-AÇ KAPIYI!! ERDEM KURTAR BENİ!!

-AÇ KAPIYI BE SEVGİLİM İÇERİDE!!

-Biliyorum, o yüzden yaptım zaten.

(Kurban ayağa kalkar ve kızlar tuvaletinin kapısını açmaya çalışır.)

-BEKLE SEVGİLİM, KAPIYI AÇICAĞIM!!

-Açamayacaksın.

-Nedenmiş?

(Gizemli kişi kurbanın yakasından tutarak yere fırlatır ve belinden keskin bir bıçak çıkartır.)

-SENİN AMACIN NE? BENİ ÖLDÜRECEK MİSİN?!

-SEVGİLİM İYİ MİSİN!?

-ELİNDE BIÇAK VAR!! SELEN ÇOK KORKUYORUM YARDIM ET!!

-O sana yardım edemez.

(Gizemli kişi elindeki bıçağı 7 kez kurbanın kalbine saplar ve son saplayışında bıçağı birkaç kez kurbanın göğsünde çevirir. kurbanın ağzından kanlar gelmeye başlar.Kurban acı çığlıklarla bağırır. )

-AŞKIM YARDIM ET!! BENİ BIÇAKLADI!!

-NE!?

-Senin biraz sesini kesmen gerekiyor.

(Gizemli kişi kurbanı sürükleyerek erkekler tuvaletine götürür ve yere hızlıca fırlatıp kapıyı kilitler. Gizemli kişi kurbanı orada ölüme terk eder)

Kamera kayıtları burada sona erer.

-Zavallı Erdem, tek suçun sevmekti senin...

-Aşkından ölmüş çocuk. Her neyse. Bizim bu kamera kayıtlarını bir belleğe aktarıp almamız gerek.

-Tabi ben belleğe aktarayım, birazdan hazır olur.

-Çoğu çocuğun olayla alakası yok. Biz sadece birkaç çocuğu alıp karakola götüreceğiz.

-Peki.

Yasemin Hoca, müdür ve polisler odadan çıktı. Selen yere çökmüş hüngür hüngür ağlıyordu. Yasemin Hoca minik adımlarla Selen'in yanına yaklaştı.

-Selen, iyi misin bitanem?

-Hayır, artık hiç iyi olamayacağım...

-Bitanem olay anını en iyi sen gördün değil mi?

-Evet.

Bir polis Selen'in yanına gelip elini tuttu ve kaldırdı.

-Gel bakalım güzel kız, seni sorguya çekeceğiz, gözlerin ne güzelmiş senin. Haydi gel, seni ve birkaç arkadaşını karakola götüreceğiz

-Teşekkürler.

-Hocam siz çocukları olay yerinden uzak tutun, biz çocukları karakolda sorguya çekerken diğerleri burada inceleme yapacak.

-Tamam.

-Çocuklar, hepinize soruyorum, sınıfa en geç kim geldi?

-Ebrar geldi.

-Gel bakalım Ebrar, o zaman senide götüreceğiz.

-Ya benim olayla alakam falan yok! Geç gelmekle ne alakası var bunun!?

-Belki de cinayeti sen işledin ve sonra üstünü değiştirip sınıfa geldin Ebrar.

-Arkadaşın doğru söylüyor. Neyse, Erdem'i Selen'in sonra en iyi kim tanıyor?

-Kimse.

-Nasıl yani, kurbanı kimse tanımıyor mu?

-Erdem çok depresif, sessiz birisiydi. Sadece Selen'in konuşuyordu. Bu yüzden kimse onu tanımıyor.

-Tamam, o zaman sınıfa en erken kim geldi?

-Miray ve Enes.

-BEN NE ALAKA? BEN MİNA İÇİN ERKEN GELDİM!?

-ENES SİZ SEVGİLİ MİSİNİZ?!

-Bunu söylememem gerekiyordu. Ama boşverin, her şey açığa çıktı. Evet, biz sevgiliyiz.

-ENES NİYE SÖYLÜYORSUN YA!?

Mina kıpkırmızı oldu. Utanmıştı.

-Her neyse, Enes ve Miray, bizimle geliyorsunuz.

-YA BİZİM OLAYLA ALAKAMIZ YOK!!

-Enes doğru söylüyor.İkimizin de olay ile alakası yok,Enes ve ben hiç sınıftan çıkmadık. Zaten biz sınıfa geldiğimizde Erdem yoktu, sonra geldi.

-Evet, Miray doğru söylüyor.

-Ama çocuklar, Erdem'i ilk siz geldiğimize göre en iyi siz gördünüz.

-Peki.

(Mina Kübra'nın kulağına) :

-Hapis yatmaz değil mi?

-Yok ya, Enes'in olayla alakası bile yok.

-Öyle diyorsan öyle olsun.

-Son olarak, Selen dışında kurban ile kim iletişime geçti veya gördü?

-Tuvalete gittiklerinden sonra kimse onu görmedi.

-Oooo, gizemli bir ölüm. Neyse, biz gidelim, siz de incelemeyi yapın, kanıt toplayın.

-CİNAYET SİLAHINI BULDUK!!

-Pakete koy ve hemen bana getir!

Polisler tuvaletten kanlı bir bıçak getirdi. Bıçağın üstünden Erdem'in göğsünden fışkıran kanlar koyulan pakete dökülüyordu.

-Bu iyi bir delil olacak gibi görünüyor. Ama önce kurbanın kanıyla eşleşip eşleşmediğine bakalım. Eşleşiyorsa parmak izi taraması yaparız, eşleşiyorsa diğer cesetlerle uyumuna bakarız. Neyse, olay yerine şerit çekin, çocuklar girmesin.Biz çocuklarla karakola gidiyoruz. Hocam sizde karne dağıtımı bitince okulda kimsenin olmadığından emin olun.

-Tamam.

Polisler Selen, Ebrar, Enes ve Miray'ı alarak okuldan çıktı. Mina okul camından onların arabaya binip gidişini sessizce izliyordu.

-Çocuklar, sizde dağılın. Erdem'in cenazesi olacak. Ne zaman olduğunu ben size haber vereceğim.

Tüm sınıf dağıldı. Mina ve Kübra kol kola okuldan çıktı.

-Gel karakola gidelim. Sonra Furkan'ın karnesini verelim, en sonunda Sinan'ı görüp eve gidelim.

-Tamam da, elementler?

-Onu unutmuşum. Sinan'ı gördükten sonra dönüşelim.

Taksi tutup karakola gittiler. Karakoldan içeri girdiler.

-Ne için gelmiştiniz?

-Arkadaşımız burada. Onun için geldik.

-Arkadaşınızın ad soyadı?

-Enes Korhan.

-Hemen bakıyorum. Enes Bey, Erdem Gürbüz'ün cinayetinden dolayı şuan sorguda. Maalesef şuan göremezsiniz. Gelene kadar buyrun oturun, ayakta kalmayın.

-Teşekkürler.

Kübra ve Mina koltuklara oturdu. Enes'i beklemeye başladılar.

Sorgu için 4 genç de sorgu odasının kapısında bekliyordu. Aynı polis geldi.

-Şimdi hepinizi teker teker sorguya çekeceğiz, Selen, gir bakalım içeri.

-T-tamam.

Herkes korkmaya, tir tir titremeye başlamıştı. Hepsi kekeliyordu.

Selen içeri girdi ve sandalyeye oturdu. Gözleri şişmişti ve artık gözleri gerçekten de kan ağlıyordu. Polis kapıyı kapattı.

-Senin, senin gözlerinden kan akıyor?

-Çok ağlayan insanların göz damarları patlayabilir. Ama umrumda değil.

Polis cebinden bir peçete çıkardı ve hafifçe Selen'in gözlerini sildi. Selen biraz da olsa kendini rahat hissetmiş ve rahatlamıştı.

-Artık ağlama tamam mı, ağlamak sana hiç yakışmıyor.

-T-teşekkürler.

-Şimdi sana birkaç soru soracağım, ama bana doğru cevap vereceksin.

-Tamam.

-Kurban senin neyin oluyor?

-Sevgilim.

-Tamam, kurbanın bıçaklandığı saat tuvalette kilitliydin değil mi?

-Evet.

-Peki, seni tuvalete kitleyen kişinin sesi kız sesi miydi erkek mi?

-Kız.

-Aferin, peki bu ses tanıdık mıydı?

-Maske sen dolayı ses bir değişikti, sadece kız sesi olduğunu anlayabildim.

-Peki, kurbanı neden bıçaklandığı hakkında bir fikrin var mı?

-Yok. Ama bir şey söylemeliyim.

-Söyle bakalım.

-Anahtar bölgesinden dışarı baktım ve katilin orada üstünü değiştirdiğini gördüm. Siyah kazağını çıkardığında altında bir tişört vardı, mavi renkliydi.

-Aferin sana, dürüstsün. Pantolonunun rengini gördün mü.

-Hayır, onu görmedim. Sonra sevgilimi tuvalete kilitledikten sonra "Erdem, bu kadarmış hayat. " dediğini duydum. Yani sevgilimi tanıyor.

-Süpersin. Bize cinayeti çözmek için büyük bir kolaylık sağladın. Bu cinayet 1 ay olmadan çözülür!

Selen'in yüzünde ufak bir gülümseme oluştu. Polis de ona gülümsedi.

-Çıkabilirsin.

Selen dışarı çıktı. Polis içeriden seslendi.

-Miray, gel bakalım!

Miray'ın gözleri fal taşı gibi açıldı.

-Selen ben çok korkuyorum, bana bir şey yapmaz, bağırmaz değil mi?

-Hayır, çok nazik birisi o.

Polis Miray'ın bu sözlerini duydu.

-Haydi gel içeri.

Miray minik adımlarla içeri girdi.

-Kapıyı kapat ve otur lütfen.

Dediklerini yaptı, polisin karşısına oturdu.

-Öncelikle şunu söyleyeyim, korkacak hiçbir şey yok Miray'cım. Benim zaten size bir şey yapmaya hakkım yok.

Miray az olsada rahatladı.

-Şimdi sana sorular soracağım, doğru cevap vereceksin.

-Tamam.

-Kurban neyin oluyor?

-Sınıf arkadaşım.

-Tamam, neden karne dağıtımına 2 saat varken o kadar erken geldin?

-Annemden kurtulmak için.

-Annen mi?

Miray hemen kollarını kapattı. Polis ayağı kalktı ve Miray'ın yanına geldi. Kollarını tuttu ve tişörtün kollarını yavaş yavaş çekti ve yavaşça Miray'ın kollarını açtı. Kolları morluklar, kızarıklar, yanıklar, kanlar içerisindeydi.

-Bunları annen mi yaptı.

Miray hemen kollarını kapattı ve korkarak geri çekildi. Kafasını evet dermişcesine salladı.

-Annen, sana şiddet mi uyguluyor?

-Evet...

-Sorgu bittiğinde evine ekip yollayacağız. Seni ondan kurtaracağız. Tamam mı?

-Beni ve kardeşimi lütfen babama götürün. Babam bizi çok seviyor, öpüp kokluyor.

-Kardeşim nerede?

-Yoğun bakımda...

-Neden, annen mi yaptı?

-Evet, kardeşim yanlışlıkla bardak kırdı, bu yüzden annem tüm kırılan camları kardeşime sapladı. Ben kardeşimi özledim...

-Baban nerede peki?

-Onlar boşandı, veyaletimiz anneme düştü. Bizi babamla görüştürmüyor. Babam bu yüzden şehir dışında gitti. Lütfen beni o kadının elinden kurtarın. Eve gidersem boş geçtiğimi görürse kardeşimden beter eder beni.

-Seni eve göndermeyeceğiz. Babam gelene kadar seni yurda bırakacağım, söz ara sıra seni görmeye geleceğim. Şimdi soracağım sorulara cevap ver tamam mı güzelim.

Polis yavaşça Miray'ın başını okşadı.

-12.57 saatinde neredeydin ve ne yapıyordun?

-Sınıfta uyuyordum.

-Kurbanın neden tuvalete gittiğini biliyor musun? Birisi onu zorladı mı, kendi isteğiyle mi gitti?

-Selen'in ruju bozulmuştu,onun için kendi isteğiyle beraber tuvalete gittiler. Bir daha da gelmediler.

-Güzel, şimdi sana son bir soru soracağım, sınıfta mavi bir tişört giyen kızlar kimlerdi, kaç kişilerdi?

-3 kız vardı. Ebrar, Derin, Nisa.

-Peki, şimdi bana babanın numarasını verir misin?

-Tamam. Ama lütfen anneme söylemememesi için onu tembihleyin.

-Tabi, sen şimdi çık. Enes'i çağır, ve imkanın varsa Derin Nisa adlı 2 arkadaşını buraya getir.

-Tamam.

Miray babasının numarasını polise verdi.

-Ve lütfen üzülme, sorgu bittikten sonra babanı arayacağım ve seninle özel olarak ilgileneceğim.

-Tamam.

Miray polise sarıldı. İlk defa sevgi görüyordu. Çünkü babası o daha bebekken annesinden boşanmıştı. Sadece 1 kere telefonla konuşmuşlardı. Annesi onu kardeşi ile görüştürmüyordu.

-Babamı lütfen hemen arayın, onu çok özledim.

-Tamam söz.

Miray polise el sallayarak odadan çıktı.

-Enes, seni çağırıyorlar.

-Beni unuttu herhalde.

-Polis bu, niye unutsun? Enes'ten sonra girersin işte.

Enes yavaşça içeri girdi.

-Kapıyı kapatır mısın?

Enes yavaşça kapıyı kapattı. Sandalyeye oturdu.

-Beni hemen sorgula da gideyim şuradan.

-Sakin ol Küçük Bey.

-Küçük Bey mi? Böyle lakaplar milattan öncede kaldı.

-Ne dememi istersin?

-Enes.

-Tamam Enes, şimdi sana birkaç soru soracağım, kendi özgür iradenle cevaplayacaksın.

-Tamam.

-Neden karne dağıtımından 2 saat önce okuldaydın?

-Sevgilim için.

-Sevgilim kim? Olayla bir alakası var mı?

-Mina Yapıcı, olayla hiçbir yönden alakası yok. O geldiğinde Selen ve Erdem gitti. Cinayeti o işlemiş olamaz.

-Peki, Mina ne renk kıyafet giymişti?

-Ne alakası var bunun şimdi?

-Katil mavi bir tişört giymiş.

-Hayır, o siyah bir elbise giymişti. Hatta şuan kesin burada. Peşinden gelmiştir kesinlikle.

-Tamam, kurban senin neyin oluyor?

-Sınıf arkadaşım.

-Tamam, sınıfa en geç Ebrar adlı şahısın geldiğini söylemiştiniz, peki herhangi bir yerinde kan var mıydı?

-Hayır ama geldiğinde bir anda gülmeye başladı. Bir arkadaşıyla kıkırdaşıyorlardı.

-Peki, 12.57 sularında neredeydin?

-Sınıfta sevgilimle oturup sohpet ediyorduk

-Senden bir şey çıkmaz, şimdi git ve Ebrar'ı çağır. İmkanın varsa Nisa ve Derin'i buraya getir.

-Tamam.

Enes sandalyesinden kalktı ve derin bir oh çekti. Sonra odadan çıktı.

-Ebrar gir içeri.

-Emir mi veriyorsun bana sen?

-Bunu ben kendi isteğimle değil polisin isteğiyle söylüyorum. Yoksa banane senden.

-Of kes sesini.

Ebrar içeri girdi. Kapıyı kapattı sandalyeye oturdu.

-Soracağım sorulara kendi özgür iradenle cevaplayacaksın.

-Tamam.

-Neden sınıfa geç geldin?

-Evde çok yavaş hazırlandığım için geç kaldım.

-Geldiğin dakika bir arkadaşınla gülmeye başlamışsın ama o hiçbir şekilde gülmemiş, neye güldün?

-Eskiden arkadaşımın yaptığı şaka aklıma geldi.

-Kurban senin neyin oluyor?

-Sınıf arkadaşım.

-Katil mavi bir tişört giymiş, ve sende mavi bir tişört gitmişsin, bunun cinayetle bir alakan olduğunu mu gösteriyor?

-HAYIR!!

-Neden telaşlandın bu kadar?

-Y-yok bir şey!

-Son olarak sen sınıfa gelmenden 1 dakika önce kurban bıçaklanmış. Ve ondan sonra sen sınıfa gelmişsin.

-NE ALAKASI VAR!?

-Bu seni şüpheli yapıyor, seni eve gönderemeyiz. Bir süre burada hapis yatacaksın. Sen baş şüphelisin.

-NE!?

Polis cebinden kelepçesini çıkardı.

-HAYIR, BUNU YAPAMAZSINIZ!!

-Bal gibi yaparım.

Polis Ebrar'ı zor olsa da kelepçelemeyi başardı. Odadan çıktılar. 3 genç de Ebrar'a şaşkınlıkla bakıyordu.

-Erdem'i o mu öldürmüş!?

-Hayır, o sadece bi şüpheli. Siz Derin ve Nisa'yı çağırdınız mı?

-Evet, geliyorlar. Siz gidin.

-Tamam.

Miray polise gülümsedi. Polis ona göz kırptı. Ebrar'ı götürdü.

-Hadi gidelim.

-Ben burada kalacağım bir süre.

-Neden?

-A-annem beni almaya gelecek.

Enes oradan ayrıldı. Kübra ve Mina oturuyordu. Enes arkadan Mina'ya sarıldı.

-Hislerim beni yanıltmamış.

-Ne oldu, buldular mı Erdem'in katilini?

-Hayır ama Ebrar bir süre hapisde, baş şüpheliymiş. Of neyse gidelim şurdan ruhum daralıyor.

-Tamam, önce Furkan'a karnesini verelim, sonra Sinan'a bakalım, en sonunda bir dönüşüm şehri kontrol edelim.

-Olur.

Karakoldan çıktılar. Furkan'ın olduğu hastaneye doğru yol aldılar. Tedbir amaçlı hala hastanede kalıyordu.

Kapıyı tıklattılar. İçeriden Furkan'ın "Gir." deyişi duyuldu. Enes yavaşça kapıyı açıp içeri girdi. Furkan yalnızdı.

-Furkan, neler oldu neler.

-Ne oldu?

-Çok kötü şeyler oldu.

-Sinan nerede?

-Sinan, yoğun bakımda...

-NE!? NEDEN?!

-Uzun hikaye. Sen yokken Man of the Dead'ın ölüleri Enes'i ele geçirdi, tüm şehri yaktı.

-Biliyorum. Haberlere kadar çıktı. Buradan hepsini izledim.

-Bu yüzden evim de yandı. Annem içerideydi. Sinan annemi kurtarmak için içeri girdi. Kitaplığım üstüne düştü, orada yandı. Yaklaşık 1 haftadır yoğun bakımda. Her gün 2-3 kere yaralarına pansuman yapıyorlar. Yüzü artık tanıdık bile değil. Gözünün etrafında kalıcı bir yara var.

-Vay be. Ne aksiyon. Başka bir şey olmadı değil mi?

-Şey...

-Ne?

-Erdem...

-Ne olmuş Erdem'e?

-Biliyorsun, onlar Selen ile sevgili, bugün de karne günüydü. Selen'in ruju bozulmuş diye tuvalete gittiler. Selen'i birisi tuvalete kitlemiş ve...

-Ve ne?

-Erdem'i bıçaklayıp öldürmüş...

-NE!?

Furkan dalıp gitti.

-Furkan?

Furkan'ın gözleri kaydı ve yataktan yere düştü.

-FURKAN!?

-KÜBRA GİT DOKTORLARI ÇAĞIR!!

-FURKAN UYANSANA!! MİNA KOLONYA VER!!

Mina çantasından kolonya çıkardı ve Enes'e verdi. Enes kolonya dan biraz eline dökerek Furkan'ın yüzünü sıvazladı. Ama Furkan gözlerini açmıyordu. Doktor içeri girdi.

-Ne oldu!?

-Bilmiyorum!? Bir haberi verdik sonra bir anda yere yığıldı!

-Tamam, nabzı atıyor. Sadece küçük bir baygınlık, uyanır birazdan.

Doktor yavaşça Furkan'ı tekrardan yatağa yatırdı ve oradan çıktı.

Furkan gözlerini açtı.

-Ne oldu?

-Baygınlık geçirdin.

-Bana şimdi cinayetle alakalı herşeyi anlatın. Şüphelendiğiniz şeyin olup olmadığını öğrenmek istiyorum.

-Tamam, katil Erdem'i tanıyor yani bizim sınıfta çünkü başka sınıflardan kimse Erdem'i tanımıyor, katil kız, katil mavi bir tişört giyinmiş ve mavi giyen 3 kız vardı onlar da Ebrar, Nisa ve Derin. Sınıfa en geç Ebrar geldi.

-Vay be, parmak izi, saç vb. şeyler bulunmuş mu?

-Bilmiyorum.

-Bu 3 kızdan hangisi en erken geldi?

-Nisa.

-Hiç sınıftan çıktılar mı?

-Ebrar dışarı çıkmadı ama çok geç geldi, Nisa ve Derin bir kaç kez dışarı çıkıp geldi ama cinayetin işlendiği dakika Nisa sınıftaydı, Derin dışarıdaydı ve Ebrar gelmemişti.

-Katil büyük ihtimal Ebrar veya Derin, ya da onları tehtid eden birisi var.

-ÇOK MANTIKLI!!

-Biz senin karneni verip gidelim, daha Sinan'ın yanına gideceğiz en sonunda dönüşüp şehri kontrol edeceğiz.

-Tamam, siz verin karnemi sonra gidin, çok işiniz var.

Furkan'ın karnesini verip koşarak çıktılar. Sinan'ın olduğu hastane yakındı. Mina'nın yanıp kül olmuş evinin birkaç sokak ötesindeydi.

Vardılar.

-Yoğun bakım kaçıncı katta Mina?

-1. katta.

-Tamam gelin gidelim.

-Bence asansöre bilmemizi hiç gerek yok, merdivenle çıkalım.

-Tamam.

Merdivenden çıktılar.

-Hangi taraftan gideceğiz?

-Sol.

Sol tarafa doğru gittiler. Sinan'ın yaralarına yine pansuman yapılıyordu. Doktor odadan çıktığında Enes hayretler içinde Sinan'ın yüzünü gördü.

-B-BU SİNAN MI!?

-Senin eserin işte, çocuğun yüzünde ölene dek taşıyacağı Bir iz bıraktın, aferin Enes.

-Kübra bak o konuyu açma sinirleniyorum.

-Öf tamam be.

Enes'in yanaklarından gözyaşları süzülüyordu.

(Kübra Mina'nın kulağına) :

-Dikkatini dağıtsana, birazdan sinir krizi geçirip yine polisin silahını kafasına dayar diye korkuyorum. Bu sefer gerçekten de sıkar benden söylemesi.

-Onu tamamen unutmuşum.

Uzun bir sessizlik oluştu. Mina, Enes'in dikkatini dağıtacak bir şey bulamıyordu.

-Her şey son günlerde üstümüze geliyor bilmem farkında mısınız? Şehri yaktım, Furkan'ın babasının ölmediği, öldürüldüğü ortaya çıktı, Sinan yoğun bakıma girdi, Erdem bugün tuvalette kalbinden bıçaklanmıştı halde bulundu ve hastanede öldü. Sırada biz olabiliriz.

-Ne yapabilirim Mina, kader işte.

Enes'in şuanki tüm odak noktası Sinan'dı. Sanki Sinan değil kendisi ölecekmiş gibiydi.

-Gidelim artık, Sinan'a baktıkça bozuk olan psikolojim daha da bozuluyor.

-Nasıl istersen Enes.

Hastaneden ayrıldılar, saklanıp dönüştüler. Artık binaların üstünde değil, normal olarak da şehirde gezebilirlerdi. Çünkü King of the Fire sayesinde tüm şehir varlıklarını öğrenmişlerdi.

Yürürler kendi arkalarından sesler geliyordu. Sanki birileri onları koşarak takip ediyordu. Arkalarını döndüklerinde gazeteciler ve haber ekipleri koşarak peşlerinden geliyordu.

-Nasıl bu güçleri kazandınız?

-Amacınız ne?

-Sadece 3 kişi misiniz?

-Kimlere karşı savaşıyorsunuz?

-Şehirdeki yangın sizinle mi alakalı?

-YETER BİR SALIN BİZİ!!

-Neden varlığınızı gizliyordunuz?

-Cevap yok, CEVAP YOK!!

Uçup muhabirlerin ve gazetecilerin aptalca sorularından kaçtılar. Bir anda iletişim bilekliğinden sinyal aldılar. Bu Arda'ydı.

-Sinan nerede?! Kaç gündür laboratuvara gelmiyor! King of the Fire ve Queen of Life, çabuk buraya geliyorsunuz!!

İletişim bilekliği kapandı.

-Arda çok öfkeli görünüyordu. Kim bilir ne yaptık da bu kadar sinirli?

-Sinan'ın ne halde olduğunu sanırım hala bilmiyor.

-Hemen gidelim, yoksa Arda daha çok sinirlenicek.

-Haklısın Miraculous Girl. Zaten şehirde olan biten bir şey yok, olsa haber kanalları bizdende hızlı davranıyor.

-Evet.

Bir süre uçup laboratuvara ulaştılar. İçeri girdiklerinde Arda hala öfkeliydi. Leyla gizli bir odadan çıktı.

-Çocuklar, Sinan nerede?

-Sinan mı...

-Nasıl söyleyeceğiz bilemiyoruz.

-Sinan yoğun bakımda.

-NE!?

-NEDEN!?

-Şehirde çıkan yangın-

-Çıkardığın yangın!

-Şehirde çıkardığım yangında ağır yaralandı. Furkan'ı zaten biliyorsunuz.

-Şimdi söyle bana, NEDEN ŞEHİRİ YAKTIN!!?

-Kendi irademle yapmadım, yemin ederim!

-Kes be sesini! Peki sen neden özel gücünü kullanıp yangını söndürmedin!?

-Özel gücüm, ÖZEL GÜCÜM!! TAMAMEN UNUTMUŞUM!!

-Hepiniz gelin bakalım.

Leyla tekrar gizli odayı şifre ile açtı. İçeri girdiklerinde 5 adet yatak vardı.

-Bunlar ne?

Leyla kapıyı kapattı.

-CEZA ODASI AHAHAHAHAHAHAHAHA!!

-NE!? BEN NE YAPTIN!?

-Size sadece burayı gösteriyorum. Sinan uyandığında önce Enes, sonra Mina olmak üzere burada uyutulacaksınız.

-BİZ KÖPEK MİYİZ, NE UYUTMASI!?

-Enes bunu çoktan hakketti. Mina,ya gelecek olursak, hiçbirinizin özel cihazı yerinden çıkmıyor. Ama benim senin özel gücünü alıp başka bir özel güç vermem gerek. Ama bunu sen uyannıkken yaparsam sonucu kesinlikle ölüm olucak. Hem o an özel gücünü kullanmadığın için sende cezalısın. Kübra, sen ceza almadın, rahatlayabilirsin. Sadece Enes ve Mina cezalı, Furkan ve Sinan beraber dönerse ikisi bera er uyutulacak, sadece biri gelirse önce Enes uyutulacak.

-KAHRETSİN!!

-Önce sizi uyutmak için iğne saplayacağım-

-SAPLAMAK MI!? Y-YA SERTÇE Mİ!?

-Evet öyle Enes, beğenemedim mi? Her neyse, siz uyuduğunuzda sizi bu özel yataklara koyacağım. Uzandığınız saniye dış dünya ile bağlantınız tamamen kesilecek. Oksijen yerine uyutan bir gaz soluyacaksınız.

Laboratuvardan çıktılar. Saat akşamın 7'sini bulmuştu. Hepsinin çok uykusu vardı. Dönüştüler ve yollarını ayırıp evlerind gittile. Karne günü ise böyle vahşet dolu geçti...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.