Yarın oldu. Enes hazırlandı. Dışarı çıktı. Aceleyle koşturuyordu. Kübra'yı aradı.
-Ne oldu?
-Kübra, Mina beni affetti ve beni caddedeki küçük kafeye çağırdı. Bununla alakalı bir şey biliyor musun?
-Hayır, gerçekten bunula alakalı hiç bir fikrim yok.
-İnanayım mı?
-Gerçekten Enes. Hiç bir şeyden haberim yok.
-Peki.
Enes kapattı. Kafeden içeri girdi. Gözleri Mina'yı arıyordu ama bulamıyordu. Bir sandalyeye oturdu. Telefonunu eline aldı. MİNA'YA mesaj attı.
Enes:Mina, kafedeyim sen neredesin?
Mina:Yoldayım geliyorum.
Enes:Tamam, ne istersin söyleyeyim garsona.
Mina:Filtre kahve.
Enes:Peki, hızlı gel. Ne diyeceğini merak ediyorum.
Mina:Tamam.
Enes kendine bir sütlü kahve, MİNA'YA filtre kahve aldı. Yavaş yavaş sütlü kahvesini yudumladı. Mina sandalyeyi çekti ve oturdu.
-Beyefendi burası boş mu?
-Dolu.
-AHAHAHAHAHAHAHAHA!
-Ne gülüyorsunuz hanfendi- Mina, sen miydin?
-Kim olabilir. Neyse, kahve için teşekkür ederim.
-Bir şey değil. Eee, ne diyeceksin.
-Enes.
-Efendim Mina?
-Canım sevgilim...
-Sevgilim mi? Nereden çıktı bu romantizm?
-Teklifini tekrar düşündüm. KABUL EDİYORUM AŞKIM!!
-NEEE!?
Enes sandalyeden kalktı ve MİNA'YA sarıldı.
-Hala inanmıyorum! Gerçekten kabul mü ediyorsun!?
-EVET EVET EVET!!!
-BUGÜN MÜKEMMEL BİR GÜN!!
-Evet aşkım...
Enes'in dudakları Mina'nın dudaklarını buldu. Mina'nın yüzü kızardı. Tüm herkes onları aşkla bakan gözlerle izliyordu. Alkışlamaya başladılar.
-Utanıyor musun?
-E-evet.
-Umrumda değil.
Mina utansada içinde kelebekler uçuşuyordu. Enes de aynı şekildeydi. Kalpleri hiç olmaması gereken seviyede hızlı atıyordu. Mina hemen çantasını aldı.
-Bu kadar yeterli miydi?
-Bana yetmez ama boşver sevgilim.
Mina çantasını aldı ve çıktı. Enes arkadan bakakaldı. Arkadan bir ses duyuldu.
-Evlilik teklifi mi ettin?
-Hayır, bu yaşta ne evliliği?
-Tebrik ederim yavrum. Allah yollarınızı ayırmasın.
-Sağol teyze.