Enes, Mina tarafından reddedildiği için bunalına girmişti. Evde krizler geçiriyor, depresyonlara çıkıp giriyordu. Sevdiği, köpeği olduğu kız onu reddetmişti. Kim bilir kendisine ve Mina'ya neler yapacaktı? Zaten sinir hastasıydı. Neler yapacağı düşünülemezdi.
Grup yavaş yavaş dağılıyordu. Sinan yoğun bakımda, Enes depresyonda, Furkan evde dinlenmekteydi. 2 kişi kalmışlardı, Mina ve Kübra. Herkes maalesef bunun farkındaydı. Ama Mina ve Kübra dışında kimsenin umrunda değildi. Sadece Furkan bunu bilmiyordu. Sinan zaten istese de bilemezdi. Enes bunun farkında olsada bilmek istemiyordu.
Enes yeni bir depresyondaydı. Her şeyden pişmandı.
-Ben neden yaşıyorum? Artık birini sevmekten, üzmekten, güvenmekten korkuyorum. Mina ile ilgili sakladıklarım, söylediklerim, içime attıklarımı tamamen aklımdan silmek istiyorum. Karne günü zaten yaklaştı. Gidecek durumda, Mina'yı görecek yüzüm kalmadı. Keşke onları demeseydim, Kübra'yı kurtarmak için ortaya kendimi atmasaydım, bunların hiçbiri olmayacaktı. Yavaş yavaş dağılıyoruz. Onlar dağılmamalı, gitmesi gereken benim...
Uzun süreli bir sessizlik oluştu.
-Bu Dünya'dan gitmesi gereken ben, ya da o... AHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAAHAHAHAHAHAHAHA!!!!!
Enes eline babasının hançerini aldı, kılıfını takıp beline koydu. Üstüne ceketini giyip dışarı çıktı. Hançer hiçbir şekilde görünmüyordu. Ayakkabılarını giydi ve evden çıktı. Hedefi belliydi. Kendisi, veya Mina...
Mina'nın geçici olarak kaldığı konteynerin yerini bilmiyordu. Bu yüzden Kübra'nın evinin yoluna doğru ilerledi.
-Benimle uğraşmayacaktınız...
Kübra'nın evinin kapısına vardı. Kapıya sertçe vurdu
-Kim o? Neden kapıya o kadar sert vuruyorsunuz?
-Kübra aç kapıyı.
-Enes, sen misin? Sensen dediklerini hatırla ve evimin kapısından defol.
-Benim ve gitmiyorum. Kapıyı aç. Düzgünce konuşucağız.
-Açmıyorum ne yapacaksın?
-Bak Kübra düzgünce konuşalım diyorum, beni sinir etmeden aç şu kapıyı.
-Tamam açıyorum. Ama sinirlenir ve bana bir şey yapmaya çalışırsan o kapıyı senin yüzüne çarpıp kapatacağımı unutma.
Kübra kapıyı yavaşça açtı.
-Ne istiyorsun?
-Mina'nın kaldığı konteyner nerede?
-Neden söyleyeyim?
-Kübra bak sinirleniyorum.
Dedi Enes ve belindeki hançeri gösterdi.
-NE YAPIYORSUN BE SEN?! AMACIN NE!?
-Sadece Mina'nın kaldığı konteynerin yerini söyle. Yoksa bu hançeri göreceğin yer böbreğin olacak.
-T-tamam söyleyeceğim!
-Nerede?
-BİLMİYORUM!
Kübra eve girdi, Enes içeri girmeye çalışırken Kübra kapıyı Enes'in yüzüne çarparak kapattı. Enes yere kapaklandı.
-KAHRETSİN!!
Enes yerden kalktı. Evine gitti. Hançeri geri yerine koydu. Yatağına uzandı. Tavana bakarak düşünmeye başladı.
-Enes, sen ne yaptığını sanıyorsun?Arkadaşlarının canını almaya çalışıyorsun. Çok değiştin. Sen o eski Enes değilsin Enes. Depresyondan depresyona giriyorsun, sinir krizleri geçirmekten başka bir şey yapmıyorsun.
Enes eline telefonunu aldı. Kübra'nın numarasına bir mesaj bıraktı. Mesaj şöyleydi:
Kübra, lütfen beni affet. Son zamanlarda her şey çok üzerime geldi. Furkan'ın yaralanmasından beri sinirimi kontrol edemez oldum. Söz veriyorum, psikolojik destek alacağım ve sinirimi kontrol etmeye özen göstereceğim. O hançer sana saplamak için değil, Mina beni affetmezse kalbime saplamak içindi. Bunu bil ve sizin kılınıza bile dokunmayacağımdan emin ol. Benim sadece biraz yalnız kalmaya, dinlenmeye ve düşünmeye ihtiyacım var. Yoksa gerçek anlamda aklımı yitireceğim...
Mesajı gönderdi. Sırada Mina vardı. Enes Mina için umutsuzdu. Ama o mesajı göndermeye kararlıydı.
Mina, herşey için çok özür dilerim. Beni affet. Furkan'ın yaralanmasından sonra çok korktum, sinirlendim ve üzüldüm ve bu bende bir travma bıraktı. Bu yüzden son zamanlarda aşırı depresifim ve sinirliyim. Lütfen beni anlayışla karşıla. Hatırladığıma göre Man of the Dead bana "Git ve şehri yak, yoksa seni ölmekten beter edeceğim. " dedi. Furkan gibi olmaktan korktum ve yapmak zorunda kaldım. Yaparken zevk alıyormuş gibiydim ama o gülüş tamamen sahteydi. Beni anlayışla karşıla ve lütfen teklifimi tekrar düşün. Hatta bugün beni kesin affetmeyeceğini düşündüm ve çok kötü şeyler yaptım. Bir hançer alarak Kübra'nın evine gittim. Hedefim kendimi veya seni öldürmekti. Ama lütfen öyle düşünme. O sadece otomatik, geçici bir düşünceydi. O hançer sadece benim ölüm nedenim olacaktı. Ben seni hayal edemeyeceğin kadar çok seviyorum. O an sanki sana zarar verecekmiş gibi konuştum ama öyle bir şey yok. Depresyondan depresyona giriyorum, perişan oldum. Lütfen beni affet de kurtulayım şu halimden Mina. Affetmez sende göçüp gideceğim buralardan...
Ağlayarak gönderdi mesajı. O an Kübra'nın mesajı geldi.
Kübra:O zaman hançeri neden bana saplayacakmış gibiydin.
Enes:Sence? Sinir, sinir, SİNİR!
Kübra:Seni affediyorum ama sana eskisi kadar sadık davranmamı bekleme. Soğudum senden.
Enes:Beni affetmek yeter. Sence Mina beni affeder mi?
Kübra:Ya o sana sırılsıklam aşık. Hem aşırı gurursuz biri. Aynı şeyi 30 kere yapsan yine sana döner. Boşver o sana geri döner.
Enes:Peki öyle olsun...
Kübra:Ben uyuyacağım. İğrenç geceler.
Enes:Peki, sanada iyi geceler...
Bu sefer Mina'ya döndü. Şunları yazmıştı.
Mina:Anlıyorum...
Enes:Beni affedecek misin?
Mina:Evet, ama beni hançerle mi öldürecektin...
Enes:HAYIR HAYIR LÜTFEN ÖYLE DÜŞÜNME!
Mina:Seni affediyorum ve...
Enes:Ve ne?
Mina:Bunu yarın caddedeki küçük kafeye gelırsen söyleyeceğim.
Enes:Peki, her şey için tekrardan özür dilerim.
Mina:Sorun değil.