İçeriğe geç

Kayıp Büyü

Bölüm 14 · 2 dk okuma

Kayıp Büyü

Bölüm 14

Buzun Kalbi

Gece sessiz başlamadı. Hava bir anda değişti. Rüzgâr kesildi. Ormanın yaprakları donmuş gibi hareketsiz kaldı. Ela ilk hisseden oldu. Avucundaki mühür hafifçe yanmaya başladı. Ama bu kez içeriden değil… Dışarıdan bir çağrı vardı. “Bir şey geliyor,” dedi fısıltıyla. Aren hemen ayağa kalktı. Mavi alev parmak uçlarında titreşti. “Nereden?” Ela cevap veremedi. Çünkü toprak çatlamadı. Toprak… buz tuttu. Göl yüzeyi bir anda dondu. İnce bir buz tabakası saniyeler içinde kalınlaştı. Ağaçların dalları beyaza kesildi. Nefesleri buhar olup yükseldi. Ateş perisi çığlık attı. “Bu doğal değil!” Su Elementali geri çekildi. “Hayır… bu bir mühür.” Ormanın tam ortasında, donmuş gölün üzerinde biri belirdi. Sessizce. Uzun, bembeyaz saçlar omuzlarına dökülüyordu. Ten rengi solgundu. Gözleri buz mavisiydi ama içlerinde korku vardı. Avucunda kristal bir işaret parlıyordu. Ela’nın mührü aynı anda cevap verdi. İki ışık birbirine doğru çekildi. Aren bir adım öne çıktı. “Dur!” Ama çok geçti. Buz taşıyıcısının ayaklarının altındaki zemin çatladı. Donmuş göl parçalandı. Havaya kristal kırıkları savruldu. Genç adam dizlerinin üzerine çöktü. “Yaklaşmayın…” dedi dişlerini sıkarak. “Kontrol edemiyorum.” Ela onu hissediyordu. Onun içindeki kaosu. Soğuk. Yalnızlık. Ve bastırılmış korku. “Sen de taşıyıcısın,” dedi Ela yavaşça. Adam başını kaldırdı. “İstemedim,” dedi kısık bir sesle. “Buz beni seçti.” Tam o anda kristal mühür patladı. Soğuk bir dalga yayıldı. Aren Ela’yı geri çekmeye çalıştı ama Ela yerinden kıpırdamadı. Çünkü iki mühür artık birbirini çağırıyordu. Ela’nın avucundan mor karanlık yükseldi. Buz taşıyıcısının elinden mavi beyaz bir ışık fışkırdı. İki güç havada çarpıştı. Toprak ikiye ayrıldı. Ejderha kanatlarını açtı ama yaklaşmadı. Bu bir savaş değildi. Bu bir tanışmaydı. Buz taşıyıcısı bağırdı. “Durmuyor!” Etrafındaki ağaçlar kristale dönüştü. Ela dişlerini sıktı. İçine baktı. O boşluğu yeniden buldu. Ama bu kez yalnız değildi. Karşısında soğuk bir deniz vardı. Buz. Onun parçası. Ela elini uzattı. Fiziksel değil. İçsel. “Yalnız değilsin,” dedi. Buz taşıyıcısının gözleri büyüdü. Çünkü o cümleyi sadece duymadı… Hissetti. Mühürler titreşti. İki güç çarpışmayı bıraktı. Bir anlığına birleşti. Ve herkes aynı görüntüyü gördü. Gökyüzü. Parçalanmış bir küre. Dört farklı ışık. Ve ortada karanlık bir figür. “Parçalar birleşmeden önce… o uyanacak.” Görüntü kayboldu. Soğuk dalga geri çekildi. Orman yavaşça çözülmeye başladı. Buz taşıyıcısı yere yığıldı. Aren hızla yanına gitti ama Ela daha hızlıydı. Dizlerinin üzerine çöktü. “Adın ne?” diye sordu. Genç adam gözlerini zorlukla açtı. “Arven…” Aren kaşlarını çattı. “Bizi neden buldun?” Arven başını iki yana salladı. “Ben bulmadım… beni buraya çağırdılar.” Ela’nın mührü hafifçe parladı. “Biz değiliz.” Arven fısıldadı. “Gökteki parça… düşmek üzere.” Ejderha başını kaldırdı. Gökyüzüne baktı. Uzakta siyah bir yıldız yanıp söndü. Ateş perisi sessizce konuştu. “Bu kötü.” Su Elementali ağır bir sesle ekledi. “Dördüncü mühür hareket etti.” Aren Ela’ya baktı. “Bu sadece başlangıçtı.” Ela ayağa kalktı. Artık titremiyordu. “Hayır,” dedi sakin bir kararlılıkla. “Bu bir uyarıydı.” Gökyüzündeki siyah ışık bir kez daha parladı. Ve bu kez düşmeye başladı. Bir yıldız gibi. Ama dilek tutmak için değil. Yıkmak için.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.