İçeriğe geç

Kayıp Büyü

Bölüm 12 · 2 dk okuma

Kayıp Büyü

Bölüm 12

Gerçek Taşıyıcı

Gece, sessizliğini ağır ağır toprağa indirirken ormanın içi tuhaf bir titreşimle doluydu. Aren bunu ilk hisseden oldu. Göğsünün tam ortasında ince bir sızı başladı. Sanki görünmez bir el kalbini yokluyordu. “Bir şey uyanıyor…” diye fısıldadı. Yanında duran Ela kaşlarını çattı. “Büyü mü?” Aren cevap veremeden hava karardı. Ağaçların gölgeleri uzadı. Toprak yarıldı. Ve o tanıdık siluet, duman gibi yükseldi. Gölge canavarı. Ama bu kez saldırmadı. Gözleri —karanlığın içindeki iki solgun ışık— doğrudan Aren’e değil… Ela’ya çevrildi. Aren hemen öne geçti. “Ona bakma.” Gölge canavarının sesi hem rüzgâr hem fısıltı gibiydi. “Sen büyüyü arıyorsun, Aren. Ama büyü seni değil… onu çağırıyor.” Ela’nın kalbi hızlandı. “Neyi kastediyorsun?” O anda ateş perisi alev gibi belirdi. Saçları kıvılcım saçıyordu. “Yalan söylüyor!” dedi öfkeyle. “Kayıp Büyü’nün taşıyıcısı Aren!” Ama suyun sesi yükseldi. Yakındaki gölden su yükselerek bir siluet oluşturdu. Su Elementali. Her zamanki gibi sakindi. “Denge değişiyor,” dedi derin bir sesle. “Biz yanlış kişiyi izledik.” Aren’in bakışları karardı. “Ne demek bu?” Cevap gelmedi. Gökyüzü bir anda yarıldı. Devasa kanatlar ay ışığını kapattı. Uçan ejderha. Gümüş pulları geceyi yansıtıyordu. Yere indiğinde orman sarsıldı. Aren’in kalbi hızlandı. İşte buydu. Kehanet anı. Ejderhalar yalnızca iki varlığa boyun eğerdi: Gerçek hükümdara… Ya da yaklaşan felakete. Ejderha ağır adımlarla Aren’e doğru yürüdü. Ela nefesini tuttu. Ateş perisi gülümsedi. “Görüyor musunuz? Seçilmiş o.” Ejderha Aren’in önünde durdu. Göz göze geldiler. Bir saniye. İki saniye. Ve sonra… Ejderha başını çevirdi. Ela’ya baktı. Orman dondu. Aren’in kalbi bir an boşlukta asılı kaldı. “Hayır…” diye fısıldadı ateş perisi. Ejderha diz çöktü. Ama Aren’in önünde değil. Ela’nın önünde. Toprak çatladı. Ela geriye doğru bir adım attı. “Ben… hiçbir şey yapmadım.” Su Elementali yumuşakça konuştu: “Yapmana gerek yoktu.” Ela’nın avuç içi yanmaya başladı. Acı değil. Güç. Avucunu açtığında karanlık bir işaret belirdi. Işık gibi parlamıyordu. Gölge gibi yayılıyordu. Aren’in nefesi kesildi. “Bu… Kayıp Büyü’nün mührü.” Gölge canavarı başını eğdi. “Gerçek taşıyıcı bulundu.” Ela korkuyla Aren’e baktı. “Ben istemedim…” Aren birkaç saniye konuşamadı. İçinde iki duygu çarpışıyordu. Gururunun kırılması. Ve onu koruma arzusu. Bir adım attı. Ela’nın önünde durdu. “İstesin ya da istemesin,” dedi sertçe, “onu kimse alamaz.” Ejderha gözlerini Aren’e çevirdi. Sanki sınar gibi. Ela’nın içindeki güç büyüyordu. Ama bu saf bir ışık değildi. Karanlık kıvılcımlar toprağa yayılıyordu. Ateş perisi geri çekildi. “Bu yanlış… Bu denge değil…” Su Elementali sakin kaldı. “Denge her zaman ışık değildir.” Ela dizlerinin üzerine çöktü. Aren hemen yanına indi. “Ela, bana bak.” Ela gözlerini kaldırdı. Artık irislerinin kenarında ince bir gölge halkası vardı. “Büyü… benim içimdeydi,” diye fısıldadı. Aren başını salladı. “Ve seni yalnız bırakmayacağım.” O anda yer sarsıldı. Uzakta, dağın zirvesinde siyah bir ışık yükseldi. Kehanet tamamlanıyordu. Gölge canavarı son kez konuştu: “Taşıyıcı uyandı. Şimdi av başlayacak.” Orman sessizliğe gömüldü. Ama artık herkes biliyordu. Kayıp Büyü bulunmuştu. Ve o, kurtuluş da olabilirdi… Yıkım da.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.