İçeriğe geç

Kayboluş

Bölüm 9 · 5 dk okuma

Kayboluş

Bölüm 9

7.Bölüm

Hayat mucizelere gebeydi . Ama hangi şeyler mucize olarak algılanırdı ki? Mesela bir annenin karnındaki minik bir varlık ? Minicik bir tohumun zaman geçtikçe hayran olunası devasa bir çınar ağacı ? Yaşam ? Ölüm? Yoksa hepsi ve nicesi mi ?

Onca yıl sonra annemden gelen küçük bir kutu da mucize sayılır mı ? Yoksa mucize olabilmesi için ilk başta bana iyi mi hissettirmesi gerekiyor ?

Ahter'e

Kutuda kocaman ismimi gördüğümde ilk başta şaşırmıştım . Çok yakın çevrem yoktu .Yani uzaklardan bana hediye vs. gönderecek kimsem yoktu .

Sadece mahallemdeki insanlar vardı ,ki onlar da hediye verecekleri zaman buna ihtiyaç duymazdı . Kapım daima onlara açıktı . Utanma konusunun ihtimali yoktu . Zaten utangaç rolünü ben kaptığım için diğerleri oldukça rahattı.

Sonra korku hissettim, belirsizlik beni daima korkutmuştu .

Hayatım bu evresine kadar zaten belirsizlik içindeydim , atlatabilmiş değildim . Ama yeni eklenen bir belirsizlik...

Daha korkunçtu.

Kapıda beklemenin fayda vermeyeceğini anladığımda içeriye girdim. Kutuyla bir süre daha koltukta bakıştım .

İçerisini yavaş bir şekilde açtığımda küçük bir not kağıdı yere süzülerek düşmüştü.

Annenden sana bir hatıra

Sahi bunca yıl neden şimdi ? Belki de biri benimle dalga geçmek için yapmıştı . Kimseyle büyük bir kavgam olmamıştı ama oyun isteyen biri , gözüne beni kestirmiş ve kendince eğleniyor da olabilirdi. Kimseye güvenemezdim bu konuda .

Kutunun içini tamamen açınca içinde iki tane daha paket çıkmıştı . Biri daha yamuktu diğerine göre . İlk onu açtım . İçinde bir miktar kahverengi şaç vardı . Örgülü ve kısa ve kahverengisi oldukça parlayan . Kaç yıl önce saklanmıştı bilemiyorum ama şu ana kadar korunduğu kesindi .

DNA testi için yeterli olabilirdi. Bu konularda pek fikrim olduğu söylenemezdi. Daha önce bir ipucum bile yokken tabii ki test yaptırmamıştım .

Saçı kenara koyup diğer pakete yöneldim. Tıkır tıkır sesler geliyordu . Açtığımda dumura uğradım . Bir çok flash bellek ,CD ve birkaç tane altta kalmış belge vardı . Belleklerin birini elime alıp dikkatlice baktım . Bunların hepsinde fotoğraf veya video mu kayıtlıydı ?

Hemen yatak odasına gidip çalışma masamdan bilgisayarı aldım ve açtım . Tekrar salona , koltuğa oturduğumda bir tane cd seçerek bilgisayara taktım . Annemi görebilme şansım olabilirdi.

Lütfen bu acımasız bir şaka olmasın

Lütfen bu acımasız bir şaka olmasın

Lütfen bu acımasız bir şaka olmasın

Kayıt başladığında çok kalabalık bir ses karşıladı başta . Kamera aşağıdan yukarıya çıktı ama sürekli sallanıyordu . Sonunda sabit kaldığında lunapark kadraja girdi. Aynı zamanda bir ses

‘’Ayy kameraman olmak ta zormuş . Umarım çalıştırabilmişimdir. Bak şimdi karşıda çok güzel bir lunapark var . Umarım bunu görebiliyorsun kamera bey .’’

Ses tonu başlar başlamaz içime işlemişti. Nahif ve aynı zamanda samimiyeti…

‘’ Bak sen ne kadar bu lunaparkı basit bir resim olarak göstersen de benim için olan manevi değeri bilemezsin . O yüzden ben konuşacağım sen hem kaydedecek hem de dinleyeceksin. ‘’

Kamerayla aynı bir arkadaşı gibi konuşuyordu. Yüzü kadraja değmiyor sadece uzaktan lunaparkı çekiyor ve birçok şey anlatıyordu .

Bu kadar heyecanlı ne yaşamış olabilirdi ki ?

‘’Burası benim ikinci kez doğmama sebep olan güzel bir yer. Artık tek kalmayacağım . Benim de dünyalar güzeli bir hayat arkadaşım olacak . Doğrusu cinsiyetini bilmiyorum ama kız, erkek fark etmez güzel olacağı kesin.’’

Kayıtın durmasıyla hemen bilgisayara yaklaştım ve devam etmesi için çabaladım . Ama çabam işe yaramadı . Belki de kayıt burada bitmişti . Ya da her cd veya Flash ‘ ta devam etmişti. Gözümden bir damla yaş aktı ve sonra devamı geldi . Karşımdaki siyah ekrana dakikalarca baktım . Kendi yansımama bakarak daha çok ağladım .

‘’Benim de dünyalar güzeli bir hayat arkadaşım olacak .’’

Belki de bahsettiği varlık bendim. Annem beni doğmadan da seviyordu. Bu ihtimal için bile sevinçten ölebilirdim.

Telefonumun zil sesi çaldığında gözyaşlarımı sildim. Her ihtimale karşı iş saatimden yarım saat önceye alarm kurardım . Uyuma durumu gibi durumlarda kurtarıcım olmuştu .Aynı şimdi olduğu gibi…

Elimi yüzümü yıkayıp kutuları zarar görmeyeceği bir yere koydum . Sindire sindire elimdekileri inceleyecektim. Ama şimdi gitmem gereken bir iş vardı .

Saçımı dağınık bir topuz yaptım . Normalde saçıma daha özen gösterirdim . Saçıma karşı ayrı bir zaafım vardı. Ama daha neyin ne olduğunu sindiremeden saçımı yapmak bile ağır gelmişti. Mutfakta bone takacağım için topuzun bir zararı da olmayacaktı zaten.

Çantamı ve anahtarı alarak çıktım. Bugün işim daha çok ağır geçecekti. Çünkü aklım evdeki kutuda ve içindekilerde kalacaktı.

Normalde yirmi dakikalık yolu bile dolu dolu geçirirdim .Etrafımı izler , gözlem yapardım . Ama bugün acelem varmış gibi hızlı ve dikkatsiz yürüyordum . Dahası yürümekten ziyade koşuyordum. Amacım neydi hiçbir fikrim yoktu ama tek bildiğim bugün başka hiçbir şeyin, benim için dikkat çekici olmamasıydı.

Ayağım takılmıştı iki kez ama onu bile umursamamıştım.

Her zaman gördüğüm ve daima dikkatimi çeken cıvıl cıvıl ötüşler sunan ağaçtaki kuş yuvasını ve kuşları görmemiştim mesela . Belki de yine aynıydı ama benim kulağımda çınlatan ses bir kadına ait nahif ses tonuydu .

Huzurlu hissettiğim çocuk ve kalabalık sesleri de susmuştu şimdi.

Belki de bugün işe gitmemeliydim. Başımı olumsuz anlamda iki yana sallayarak yaklaştığım binaya hızlı bir giriş yaptım.

Altı üstü birkaç parça bulaşık yıkanacaktı . Bunun için izin almam saçma olurdu . Belki bulaşık yıkarken kendime az da olsa gelirdim. Sonuçta dikkatimi onlara verecektim.

''Kolay gelsin'' diye ses duyduğumda sıçramam ve elimde bıçak olması işime gelmemişti. Sıcak sıvı bıçağı da kırmızıya boyamıştı . Sızılara artık alışıktım ve şuan yanma hissinden başka bir şey hissetmiyordum.

''Özür dilerim , böyle girmemeliydim'' sesi katı gibi ama aynı zamanda ilgili gibiydi. Kısa saçlarından dolayı gözbebeklerinin büyüdüğünü net görebilmiştim. Endişe veya şaşkınlık hakimdi gözlerinde. Onu daha önce gördüğümü hatırlamıyorum .Belki de yeni gelenlerden birisidir.

''Sorun yok , hallederim'' bunu da hallederim ne var ki diye mırıldanarak lavaboya doğru gittim. Uzun bir mesafesi olduğu için önlüğün altındaki gömleğimi elime doğru tutmuştum .

Gözlerim istemsizce dolmuştu . Ağlamamak için yukarıya baktım . Elimi kestim diye ağlamıyordum ama öyle bir görüntü veriyor olabilirdim. Şu an kimse umurumda değildi. Lavaboda elimi suya tuttum ve kanlardan arındırdım .

Bir bıçak kesiğini bile hissedememem normal miydi yoksa anlık bir şoktan çıkamamış mıydım ?

Kapının tıklanmasıyla şaşırdım . Burada en az üç tuvalet ve lavabo vardı . Niye kapıyı tıklatma gereği duyulsun ? Ben sesimi çıkarmadan beklerken kalın bir ses duydum

''Müsait misin ? Elini suda fazla bekletme , zararlı olabilir . İlk yardım çantası getirdim.''

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.