İçeriğe geç

Kayboluş

Bölüm 10 · 6 dk okuma

Kayboluş

Bölüm 10

8.Bölüm

"Tek ben varım" tuvalet kapıları sonuna kadar açık olduğu için kimsenin olmadığı belliydi. Musluğu kapatıp kapıya yönelecekken kapı açıldı ve aynı adam içeriye girdi.

Burası kadınlar tuvaletiydi ve kimse yok deyince tereddütsüz içeriye girmesine karşı kaşlarım havalandı. Ağzım hafif bir şekilde açıldığında hemen fark edip kapattım.

Hafifçe kolumu çekti ve eline aldığı bezle iyice kuruladı.

Şuan hala ona baktığım için elime bakmıyordum elimi kesip bana verse haberim olmayacaktı resmen ama donmuştum.

Kısa saçları hafif dikti. Mutfağa girdiğinde fark etmemiştim. Gözlerinde hala endişe vardı galiba kendini suçladığı için de beni yalnız bırakmamıştı.

Ve elimi sarıyordu.

Bana bakarak kömür gözlerini sundu. "İnceleme yapmak için gelmiştim. Daldığını ve beni fark etmediğini fark edemedim." tekrar koluma döndü bir şeyler yaparak kolumu serbest bıraktı.

"hatalıyım bu konuda ama sen de dikkatli olmalısın."

"Sorun değil bu tür şeylere alışığım ben, zaten hemen geçer yani işe devam edebilirim."

Kaşlarını çattı ve sesi sertleşti.

"Bugünlük mutfağı ben hallederim. Sen eczaneye ya da hastaneye git onlar daha iyi bakabilir. İlaçta almış olursun.

Ne kadar geçti desen de çabuk geçmez. Ya elini iyi sararak eldiven takıp iş yaparsın, ki yine canın yanabilir. Ya da izin alabilirsin birkaç gün, eminim senin yokluğunda çalışacak başka biri vardır.

Sadece bir kaç gün senin işini o yapar. Emin ol karşılığını bizzat ben veririm. "

Siz kimdiniz diye sorsam sorun olur muydu ya da ayıp olur muydu ?

Az çok patrona benziyordu belki de oğullarından biridir. Ama böyle bir yetkisi var mıydı? Durduk yere işimden olmak istemiyordum.

Ben düşünürken yüzüm değişik bir hal almış olmalı ki karşımdaki adam hafifçe güldü. Kaşları normal bir hal aldı ve "Ben şirketin hissedarlarından biriyim. Benim de sözlerim geçerli ve merak etme seni kovdurmak gibi bir niyetim yok."

dediğinde utansam da rahatladığım ortadaydı. Bana gülümseyerek "Doğa Utku Aydıner"

İsmi farklıydı. Ben de ona Gülümsedim "Ahter İlkay"

Soyadımın gerçek olmadığını biliyordum. Çünkü yurtta kimlik için bu soyadı kullanıldığı söylenmişti. Ailem gittikten sonra, belki de öldüler bilmiyorum, soyadımı onlar koydu.

Nasıl oldu veya neden oldu hiçbir fikrim yoktu. Benim için o zamanlar önemli olmamıştı. Ama eğer annem hakkında daha çok bilgi edinirsem gerçek soyadıma kavuşabilirdim.

"Tanıştığıma memnun oldum"

"Tanıştığıma memnun oldum"

İkimizde aynı anda dediğimiz şeyle güldük. Tuhaf bir andı ama yine de güzeldi.

Tuvalette altını çiziyorum kadınlar tuvaletinde ikimizin olduğu aklıma gelince gülümsemem soldu ve "sonra görüşürüz" diyerek ayrıldım.

Arkamda muhtemelen şaşırmış, elinde ilk yardım çantasıyla duran bir adam bırakmıştım.

Hissedar ve aynı zamanda veliaht görevini üstlendiğini düşünüyordum. Aydıner soy ismi çok duyulmaya başlanmıştı. Patrondan dolayı kaynaklanmıştı bu. Yeni patron dikkat oldukça dikkat çekmişti anlaşılan.

Çoğu kişi meraktan araştırmış ve sessiz olan iş yeri dedikodu içinde boğulmuştu. Bir iki günde çalışanlar kendilerini salmıştı.

Kimse fark etmez diye düşünürken aslında kişilere, bizlere fırsat tanıdıklarını fark etmiştim. Mutfağa incelemeye geldiğine göre tek amacı o değildi.

Büyük bir ihtimalle beni de kontrol etmek için gelmişti.

Disiplini kurmaya çalışmaları kendi adlarına iyi bir adımdı.

Doğa bey ‘in de dediği gibi izin almıştım. Birkaç güne çabucak toparlardım zaten. Normalde izinden yana değildim. Çünkü ben garsonken sadece iki gün gitmedim diye, ki bunu onlardan izin alarak yapmıştım, benim yerime başkası işe alınmıştı.

İki gün sonra tekrar gittiğimde nazikçe kovulduğumu söyleyerek restorandan da çıkarmışlardı.

O yüzden tedirgindim.

Aslında şimdi izin almamdaki temel sebep annem hakkında bir şeyler daha öğrenmekti. Birkaç video ve belge incelersem kendimi daha iyi hissedebilirdim.

Annemi tanımak için fırsat elime geçmişken bunu kullanmamak aptallık olurdu.

Hem de bugün bu konunun beni nasıl etkilediği de gün gibi ortadaydı. Bıçakla iş yaparken dalgın olmamam benim iyiliğime yarardı. Aksi takdirde kullanabilecek bir elimde kalmazdı.

Doğa bey ‘in içten konuşması da etkiliydi ama nedenini bilmiyordum. Sebepsiz yere güven oluşmuştu. Umarım bunun için de başıma bela gelmezdi.

Geldiğim hızla yürümemiştim bu sefer. Havayı hissetmeye çalışarak, sakince yürüdüm.

Sargılı elim ve gömleğimdeki kanla korku filminden çıkma gibi gözüktüğüme emindim. Ama başka türlü nasıl çıkabilirim ki zaten? Yanımda yedek kıyafet taşımadığım için değiştiremezdim.

"Kuzum! Noldu sana hemen yanıma gel bakayım"

Melek teyze, küçük balkonunda çiçek sularken beni görmüş elindeki pet şişeyi zemine düşürmüştü.

Beni daha net görmek için biraz fazla yaslandığından duvara bağlı saksılar sallanmıştı. Ben oraya dikkat kesilince hemen geri çekilmiş ve beni çağırmıştı.

Hızlıca içeriye girdiğine göre dış kapıyı açacaktı.

Beni düşünen birinin olması çok farklıydı.

Güzeldi.

Sanki kendimi yaralamamış gibi gülümseyerek merdivenlere yöneldim ve yukarı çıktım.

Telaşlı Melek teyzenin aksine ona gülümseyerek bakıyordum. Beni gören deli sanabilirdi. Bugün değişik ruh hallerine büründüğüm için ruhum yıpranmıştı ama sürekli toparlanan ben yine toparlanırdım elbet.

"Kız deli misin? Niye gülüyorsun? Ahhh kuzum benim güneş mi geçti kafana yoksa çok çalışmaktan baygınlık mı geçirdin? Ben sana demedim mi fazla yorma kendini diye? "

İlk başta kızgın gibi dursa da devamında ne kadar merhametli olduğu ve beni düşündüğü belli oluyordu.

Merhametini sevdiğim kadın.

" Hayat yoruyor be güzellik naparsın? Merak etme küçük bir kaza altı üstü elimi kestim. Geçer gider. "

Sağlam elimle boş ver dercesine sallıyordum. Elime hafif vurup salona sürükledi. Yatak odasına doğru gittiğinde ne yaptığını anlamadım, sadece öylece durup bekledim.

Elinde küçük çantayla ve köy elbisesine benzer kumaşla gelmişti. Kaşlarımı çatarak baktığımda anlamaya çalışıyordum.

"Kuzum hadi bi gidiver, şunu giy de gel. Elini temizleyip sarayım. Ne olur ne olmaz, içim rahat etmez."

Beni banyoya doğru yavaşça ittirerek konuşmuştu. Benim evimin de bu binada olduğunu unutmuş olabilir miydi?

Ağzımı açacağım sıra izin vermeyerek banyoya soktu. Alt tarafı gömleğim kan olmuş! Ne var yani diye söylene söylene kıyafeti giydim.

Kumaşın yumuşacık dokusu rahattı. Acaba bende bunlardan alsa mıydım?

Banyodan çıktığımda görüş açıma poşet girdi.

"Poşete koy şimdilik kuzum. Sonra istersen yıkarsın istersen yakarsın."

Yakarsını çöpe atarsın anlamında söylemişti. Hafif kan kokusu vardı ama poşete koyunca ve Melek teyzenin rahat kıyafetini giyince anlık bir konfor hissettim. Az da olsa rahatlamıştım.

" Teşekkür ederim gülüm. "

" Bu kumaşlar çok rahat oluyor. Ben gençliğimden beri böyle kıyafetleri tercih ediyorum. Geçen benim bey bana alınca, sana da almış bir tane.

Vermeye çekindi ‘genç kız hoşuma gitmeyebilir’ diye. Kısmet bugüneymiş.

Zaten anlamıyorum da şimdikileri.. Tabii kimseye karışmak benim haddim değil ama neden vücudunu sıkan şeyler giyersin ki a be evladım.

Şöyle rahat edebileceğin, rüzgar estiğinde püfür püfür olan rüzgarın sana ulaşacağı kıyafetler daha rahat değil mi? "

Melek teyzenin hızlı konuşmasına yetişmeye çalışırken çoktan kolumu temizlediği gördüm.

Bu kadın ayakta uyutur sizi söyleyeyim.

" Haklısın gülüm. Teşekkür ederim. Gerçekten ferahmış. Belki bir kaç tane daha alırım. "

" Al kuzum al. Ben sana yol tarifini söylerim. Olmadı benim beyle gidersiniz. Seni kızı gibi sever.

Ahh ahh benim kuş’um öldüğünden beri özlemi beni yakıyor. Belli etmese de bey ‘im de arıyor onu.

Sen bize iyi geldin kuzum . "

Melek Teyze beni bırakmamış , kendi elleriyle yemekler yedirmişti. Yemeği unutacağımı düşündüğünü de eklemişti. Bolca eski hatıralarından anlatmış ve beraberce konudan konuya atlamıştık . Gece olduğunda ise Melek teyzenin ısrarlarına rağmen iyi geceler dileyip kendi daireme çekilmiştim.

Sonuçta dönüp dolaşacağım yer daima sessizlik ve yalnızlık olacaktı .

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

11. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.