Sırama doğru ilerledim. Benim geldiğimi görünce Arda ayağa kalktı ve sırama geçmeme izin verdi.
“Merhaba Arda.”
“Selam.”
“Sen.. neden buradasın?”
“Olmayayım mı? Rahatsız ettiysem gidebilirim?”
“Yok ondan değil de, hani ne bileyim Mert ya da Efe’yle oturursun diye düşünmüştüm.”
“Çok konuşuyorlar, ondan buraya geldim.”
“Hmm tamam o zaman sıra arkadaşım.”
“Sıra arkadaşım?”
“Değil misin?”
“Öyleyim.”
“O zaman?”
“Öyle olsun sıra arkadaşım.”
Gülümsedim, güldüğümü gören Arda da gülümsedi.
Tabi bunu gören Aslı da yanımıza geldi.
“Arda’cığım, istersen benimle de oturabilirsin.”
“Birincisi benim adım Arda’cığım değil, Arda. Ve ikincisi, burada oturacağım.”
Aslı, Arda’nın bu net cevabı üzerine usul usul sırasına döndü.
Ben de kitaplarımı hazırlamaya başladım.
“İlk günden ders işleyeceğimizi sanmıyorum ama?”
Arda’ya döndüm.
“Belli olmaz, hazırlıklı olmak en iyisi.”
“Yani, evet. Devamsızlık konusunda babam sıkıntı yapmasa bugün okul bile gelmezdim aslında ama yani sen ben değilsin sonuçta.”
“Niye gelmezdin ki?”
“Motorla gazlamak varken niye okula geleyim?”
“Çok mu seviyorsun motoru?”
“Yarışçıyım ya ben?”
“Ne?!”
“Bilmiyordun sanırım?”
“Şu an senden öğrendim.”
“Son üç yıldır yarışıyorum ben.”
“Demek o yüzden okula gelmiyorsun bazen.”
Mırıldanmıştım ama o duymuştu.
“Evet, ondan gelmiyordum da..”
“Da?”
“Sen bunu nasıl fark ettin? Biz geçen yıl aynı sınıfta bile değildik.”
“Dikkatli bir insanım diyelim.”
“Ha yani ban dikkat ettiğin için değil de genel olarak mı dikkatlisin?”
Ne diyecektim buna? Tabi ona dikkat ediyordum. Ne kadar yakışıklı olduğunun farkında mıydı acaba? Siyah saçları, kara gözleri, keskin yüz yapısı ve bi doksan boyunun farkında olan bir ben olamazdım herhalde?
Arda’nın gözümün önünde elini sallamasıyla düşüncelerimden sıyrıldım.
“Ne demiştin?”
Anlamamış gibi yapmak en rahat kaçış yoluydu bence.
Güldü ve
“Boşver.” dedi.