İçeriğe geç

Kayan Yıldızlar

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Kayan Yıldızlar

Bölüm 1

1. Bölüm

Selam! Ben Yıldız.. İstanbul’da yüksek puanlı bir lisede 10. sınıf öğrencisiyim. Size öncelikle kendimi ben tanıtmak istiyorum çünkü başkasının, mesela Aslı veya Ece’nin, ağzından duyarsanız bana inanmazsınız. Ben 8. ve 9. sınıfta fiziksel görünüşüm ve tavırlarım yüzünden akran zorbalığıyla çok uğraştım. Şu an hala devam etse de hem ben değiştim, hem de dış görünüşüm değişti. Artık saçlarım daha kısa ve yüzümdeki sivilcelerden de kurtuldum, hepsi cilt bakımı sayesinde. Bunlara rağmen, 9. sınıfta başlayan ve Ece’nin anlatımıyla “kabadayı” davranışlarım hala değişmedi. Daha doğrusu, bana kötü davrananlara karşı ters davranıyorum, ama beni bilen bilir. Aslında çok eğlenceli ve hayat enerjisi yüksek biriyimdir, Aslı ve tayfasıyla karşılaşmadığım sürece…

Bugün 10. sınıfın ilk günü, yazın değiştiğim için şimdi okuldakilerin tepkisini heyecanla bekliyorum. Okula vardığımda, okul servisinden inip, kapüşonumu takıp yeni sınıfıma ilerledim. 10/B’ye geldiğimde sınıfa girdim ve cam kenarındaki ikili sıralardan birine, cama yakın tarafa, oturdum ve kafamı sıraya koydum. Okula şu servis yüzünden hep yarım saat erken geliyordum, bu yüzden sınıfa ilk gelen ben oluyorum.

Neyse işte, ben uyuyordum ama biri omzumu dürtünce uyandım. Kafamı kaldırınca Aslı’yı gördüm.

“Merhaba, sen yeni mi geldin okulumuza?”

Şaka yapıyordu herhalde, tamam değişmiştim ama tanıyamamış da olamazdı, olabilir miydi?

“Aslı bi git ya.”

“Adımı nerden biliyorsun ki?”

“Yıldız ben, geçen yıldan beri tanışıyoruz ya hani?”

“YILDIZ MI?”

“Niye bu kadar şaşırdın Aslı? Şimdi gidersen eğer, uykuma devam edeceğim.”

Yüzündeki şok ifadesi gerçekten paha biçilemezdi. O uzaklaşırken sınıfa giren Ece’yi gördüm. Aynı konuşmayı bir daha yapmak istemediğim için kafamı sıraya gömdüm.

Neyseki o Aslı gibi gelip beni dürtmedi. Yanımdan geçip arka sıralarda oturan Aslı’nın yanına gitti.

Ben sıramdan kalktım, kalan vakitte kantine inip bir su almak istiyordum çünkü.

Kantinin girişine geldiğimde, telefona baktığım için bana doğru gelen kişiyi ona çarpana kadar fark etmedim. Çarpınca tabi bi sendeledim ama düşmedim, o ise orada sarsılmadan duruyordu. Kafamı kaldırıp yüzüne baktığımda, bunun Orkun olduğunu fark ettim. Yandık!

Orkun’un yüzünde hiç hoşuma gitmeyen, resmen “yavşak” bir sırıtış vardı. Onu umursamayıp yanından geçip gidecektim ki bileğimden yakaladı.

“Orkun, bileğimi bırakır mısın?”

Duymamış gibi konuşmaya başladı.

“Sen ne güzel olmuşsun Yıldız.”

“Teşekkürler de bileğimi bıraksan?”

“Diğer elini de tutsam?”

Ya sabır! Bu çocuk niye sürekli böyle davranıyor? Ha bu ilk değil, size söylemeyi unuttum. Bu çocuk her kıza karşı böyle. Ama unuttuğu bir şey var, ben her kız gibi değilim.

“Orkun, son kez söylüyorum, bileğimi bırak.”

“Tek bir şartla.”

“Neymiş o?”

“Benimle en az bir haftalığına çıkacaksın.”

Buraya kadar. Geçirdim dizine tekmeyi. Bileğimi acıyla bıraktığında da yüzüne geçirdim iki tane. Biri yanak, biri çeneye. O, yere düştüğünde ona şöyle dedim, herkesin duyabileceği bir sesle,

“Önüne gelen her kıza sarkamaya devam edersen ve ben bunu duyarsam, sana bunu niye yapmaman gerektiğini yumrukla öğretirim Orkun. Şimdi bas git!”

Orkun sendeleyerek ayağa kalkıp oradan uzaklaşınca, kantin sırasına girdim. Çok bekleyeceğimi düşünürken önümdeki yedi kız bir anda kenara çekilip sıranın en önüne geçmeme izin verdiler.

Gülümseyerek teşekkür ettim. Kendime bir su ve bir çikolatalı süt aldım ve sınıfıma geri döndüm. Döndüğümde ikili sıramın diğer sırasında oturan Arda’yı gördüm.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.