İçeriğe geç

Katilin İmkansız Aşkı

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Katilin İmkansız Aşkı

Bölüm 5

Düşman

5. BÖLÜM: Düşman

Artık gruptan biriydim... Bende artık onlardan biriydim

'Ölmeyi seçmeliydin, onları seçmekte büyük hata yaptın. Hazır ol Mavi, acı çekerek ölmeye hazır ol. -Doruk-'

Kağıtta yazanları en az on kez okudum, ve tek anladığım şey öleceğim. Ama tek bildiğim şey ise ölmek istemediğim.

Ben ölmek istemiyorum...

Hiç vakit kaybetmeden motoruma ilerledim. Kağıdı Kuzey'e göstermek için cebime koydum.

Motoro binip son gaz eve doğru sürdüm.

✿

Eve nasıl vardığımı hatırlamıyordum bile.

Motoru yoğmurun etkilemeyeceği bir alana park ettikten sonra kapıya ilerledim. Derin nefesler eşliğinde kapıyı çaldım. Kuzey açtı.

"Bir an hiç gelmeyeceksin sandım."

İçeri girip botlarımı ve ceketimi çıkardıktan sonra kendimi koltuğa bıraktım.

"Bir sorun mu var? Yüzün bembeyaz, hasta mısın?" Hayır korkudan.

"Hayır değilim de," birkaç derin nefesten sonra cebimdeki kağıdı çıkartıp Kuzey'e verdim. "sorun bu." Kağıdı elimden alıp okumaya başladı. "Ben tam motora binicektim birisi dışarıda ateş etti, 'sarhoştur' deyip boş verdim. Ama garajın kapısınada ateş edilince dışarıya baktığımda dört kişi vardı. Silahlılardıda. Biri elindeki kağıda bir şey yazdıktan sonra kağıdı bırakıp hepsi gitti." Kısaca özet geçtikten sonra bana baktı.

"Doruk, kendisi bizim düşmanımız olur. Ama merak etme sana bir şey yapmasına izin vermem. Yani yanlış anlama sana derken gruptaki kimseye zarar vermesine izin vermem. Hiçbir şey yapamaz rahat ol."

Grup. Artık gruptan biriydim... Bende artık onlardan biriydim...

"Bu grupta herkes bir birine yardım eder ve en önemli iki kuralımız; birbirimizi korumak ve birbirimize ihanet etmemek." Son kuralı üstüne bastırarak söylemişti. Benden şüphelenmekte haklıydı, ben onlardan birini öldürmüştüm sonuçta.

"Tamam, söylemek istedim sadece. Çünkü şuan için ölmeyi planlamıyorum." Başını sallayarak onayladı ve oturduğu yerden kalkıp merdivenlere doğru ilerledi. Tekrar bir şey söylemek için durdu.

"Yarın için hazırla kendini, işlerimiz var eğlenceli geçecek. Dolapta uyku ilacı var içmek istersen. İyi geceler."

"İyi geceler." Dedim ve odasına girdi.

Ayağa kalkıp dolaba doğru ilerledim. İlaç kutularına biraz bakındıktan sonra bulabilmiştim. İçmeden önce biraz oturmak istedim. Koltuklara gidip birine oturdum ve telefonumda biraz vakit geçirdim.

Telefon özlenir mi? Çok güzel özleniyormuş, yani bir haftada bunu anladım.

Bir saat kadar oturduktan sonra ilacı içip odama gittim ve kendimi yatağa bıraktım. Üzerimi değişmeye bile halim yoktu.

✿

Uyandığımda ilk işim saate bakmak olmuştu. Erken uyanmıştım saat daha 07.30'du.

Yataktan kalkıp dünden kalma kıyafetlerimden kurtulduktan sonra lavaboya gittim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra tamamen açılmıştım.

Aşağı inip mutfağa girdiğimde Kuzey bir şeyler hazırlıyordu.

"Günaydın." Diyerek içeri girdim.

Elindeki dometesi doğramaya devam ediyordu. "Günaydın. Erken değil mi?" Güldüm. "Sana erken değil mi?" Diyerek karşılık verdim. "Ben uyumadım." Mermere yaslanarak konuşmaya devam ettim. "Niye ki?"

"Bugün sana işleteceğim bir cinayet var da onun planını kuruyordum." Cinayet... Masum birisini öldürmek istemiyorum.

"Kimi öldürcem." Derken korkumu sesime yansıtmıştım.

"Tanımana gerek yok, ama suçları var. Çok büyük bir bankayı soymuştu. Şimdide bir kaçak, polise vermem yerine öldürmeyi seçtim. Ve bunu sana yaptırıcam. Ama düz bir ölüm olmayacak bu. Sanki araba kazasında ölmüş gibi yapacağız. Yani işkence yaparken dikkatli olacağız, işkence çektiği belli olmamalı." Basitmiş gibi anlatması yok mu birde.

"İşkence derken ne gibi şeyler bunlar?"

"Küçük çizikler, dövmek, belki biryerlerini kırmak ve en sonunda kazada sanki bir yerine demir girmiş gibi göstermek, yani onu öldürecek son darbe. Yaparken görürsün" Güzel yöntemler, artık Kuzey'i daha iyi anlıyorum. Tam bir miğdesiz.

"Tamam." Başka bir şey diyemedim.

Bir anda ellerini iki yanıma koyarak yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Yutkunma sesimi neredeyse ben duymuştum. "Korkuyor musun yoksa küçük hanım?" Sırıtarak sorduğu soruyla yüzüne bakmaya devam ettim.

"Neyden." Kekeleyerek konuşmuştum. Öff rezillik.

"Birini öldürmekten korkuyor musun?" Gayet düz bir şekilde sordu. Konuşmak neden bu kadar zor geldi ki şimdi?

"Hayır." Hâlâ kekeliyorum.

Biraz daha yaklaştı.

Neredeyse burun burunayız şuan. Nefesini tenimde hissedebiliyordum.

Ağlamak istiyorum niye böyle oldum.

"İyi." Dedi ve çekildi. Nefesimi tuttuğumun farkında bile değildim. Rahatça nefesimi bıraktıktan sonra Kuzey'e baktım. Şimdide biber doğruyordu.

"Menemen sever misin?"

"Evet." Kısaca kestirip attım ve hızlı adımlarla odama ilerledim.

Aynadan kendime baktığımda utançtan kıpkırmızı kesilmişti. Biraz da heyecandan olabilir.

Yatağa geçip oturdum.

"Sakin ol Mavi, sakin ol Mavi..." Bunu birkaç kez daha tekrarladım. Bu benim kendimi sakinleştirme yöntemim diyebilirim.

Neden bu kadar heyecanlandım ki? Umrumda olmamalı bir kere. Aynen sebepsiz heyecan yapıyorum. Adı üstü biraz yaklaştı değil mi. Abrtılacak bir şey yok bunda.

Biraz odamda vakit geçirdikten sonra Asya beni yemeğe çağırdı.

Kuzey'e bakamayarak yarım saatin sonunda herkes yavaş yavaş kalkmaya başladı. Bende kalkmıştım ki Yağız'ın laf sokma saati başlamıştı.

"Şimdi bu Mavi birini nasıl öldürcek açıklasın birisi. Beceremez ki bu." Küçümseyici laflar, ama umrumda değil.

"Zaten beceriksizin teki birini öldürse ancak şansa yapabilir, Cem'de olduğu gibi." Karşılık vermeyeceğim. Kesinlikle cevap vermeyeceğim ve odama gideceğim. Adımlarımı hızlandırmıştım ki Kuzey'in sınırlı sesiyle ne konuşacaklarını merak edip durdum.

"Cem'in konusu açılmayacak diye seni kaç kez daha uyarmam gerek Yağız. Acımızı deşmekten başka bir şey yapmıyorsun. Kes şunu artık! Tamam anlaşamıyor olabilirsiniz sizi zorla arkadaş yapmıyorum ama muhattap olma sende o zaman. Bir daha konuşmayacaksın bu kızla. Sohbetinizi yasaklıyorum!" Yağız umursamaz bir tavırla omuz silkti. "Bana uyar." Dedi ve ayağa kalkıp odasına çekildi.

Herkes Kuzey'e odaklanmıştı. Sinirlı olduğu sadece gözlerine baksan anlaşılırdı. Oda ayağa kalkıp yanımdan geçti ve odasına gitti. Arkasına bakmaktan başka bir şey yapamadım.

"Her zaman ki Kuzey ve Yağız. Atışmadan duramazlar takma sen." Diyen Yiğit'e döndüm pekde umrunda değildi.

Kafamı sallayıp odama gittim. Akşama kadar vakit doldurmakta başma bir şey yapamadım.

✿

Yiğit bizden önce gidip arabayı kaza yaptırmıştı. Adamı depoya getirdiklerinde hepimiz depoya gittik. Adam kazadan dolayı kan revan içinde karşımızda duruyordu.

Hepimiz köşedeki koltuklara sıralanmıştık. Sadece Kuzey ayakta tam adamın karşısında duruyordu. Çünkü işkenceyi yapacak kişi oydu.

(Miğdesi bulanacak bir daha ki uyarıya kadar okumasın)

Eline bir bıçak alıp adama doğru ilerledi. Adam yalvarmaktan başka bir şey yapmıyordu. Ama nafile çünkü Kuzey çoktan bıçağı adamın kolunu boydan boya kesmişti. Öldürmeyecek ince bir kesikti ama çok can yakardı. Ardından diğer kolunu aynı şekilde kesmeye başladı. Kolları kan içinde kalmıştı. Bu görüntü biraz miğde bulandırıcı olsada katlanıyordum artık. Kuzey adamın çenesini kavradı ve yüzünü kendisine çevirdi. Aynı kesikleri yüzünede yaptı.

Neredeyse tüm vücudu kesik olan adam sürekli kıvranıyordu. Canı acıyor ama bir şey yapamıyordu.

Kuzey adamın karşısına bir sandelye koydu ve oturup zevkle canının acımasını izledi.

✿

Yarım saati aşkın bir süre adamın kıvranmasını izlemekten başka bir şey yapmadık. Özellikle benim izlememi istiyordu. Cinayetlere ve işkencelere alıştırmak için.

Eline uzun bir demir alıp yanıma geldi. Demiri elime tutuşturup bileğimden tuttu ve beni oturduğum yerden kaldırdı.

Yine aynı şekilde yüzüme yaklaşarak konuşmaya başladı. "Bu demiri adamın karnına sok, ama yavaşca canı acısın istiyorum." Dedi ve benim oturduğum yere oturdu. Çenesiyle adamı işaret etti. "Hadi."

Adama doğru ilerledim demiri karnına değecek şekilde tutmaya başladım bir süre bekledim. Adam bana yalvarıyordu, yapmamam için. Üzgünüm yapacağım.

Hafıf baskı uyguladım çok kücük bir kan sızmaya başladı.

Biraz daha baskı ve biraz daha baskı...

Demir adamın karnından girmiş sırtından çıkmıştı. Adam hareket etmemeye başlamıştı ya ölmüştü yada acıya dayanamamış ve bayılmıştı.

Tam demiri geri çıkartacakken elimin üstün bir el geldi ve engel oldu. "Bırak böyle kalmalı." Kuzey'di.

(Bırakanlar devam edebilir)

Dediğini yaptım demiri onun ellerine bırakıp geri çekildim. Kuzey'e baktığımda halinden mutlu görünüyordu. Yüzüme sırıtarak bakıyordu. "Afferim, beni zorlayacağını düşünmüştüm kolay oldu." Dedi ve adamın nabzına baktı. "Ölmüş. Aramıza hoşgeldin Mavi! Artık sende bir seri katilsin!" Hafif sesini yükselterek konuşmuştu.

Artık bende bir seri katildim.

Artık bende onlardan biriydim.

Artık onların düşmanlarıda benim düşmanlarımdı...

Bölüm sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.