İçeriğe geç

Katilin Hayalindeki Kız

Bölüm 8 · 5 dk okuma

Katilin Hayalindeki Kız

Bölüm 8

Bölüm-7||Fısıltı ile İlk Büyük Darbe

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende, güzel bir ruh kalbi bağlayamaz mı? Hasret, özlenendem uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık;para mal mı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mi olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?

~Victor Hugo

Gözlerimi odamın camından her sabah yorulmadan doğan güneşin ışığı ile açtım. Yatağımda yatıyordum ve bütün yastığım ıslaktı. Yatakta hafif doğrularak elimi usulca ve nazikçe yastığımda gezdirdim daha sonra ise ellerim tereddüt ile gözlerime gitti. Gözlerimde ıslaktı. Gözlerimde en az bir daha kuruyabilecek olan yastığım kadar ıslaktı, aralarında ki tek fark gözlerimin her gün ağlasa da(zaten ağlıyordu) kuruyamayacak olmasıydı. Bir elim yataktan destek alırken diğer elimde gözümde yastığıma kilitlenmiş bir şekilde tam en nefret ettiğim şeylerden birisi olan düşünme hortumunu çekiliyordum ki aklıma okul olduğu geldi. (Düşünme hortumu, adını ben vermiştim. Düşünerek konunun konuyu açtığı, yaşamı sorguladığınız, kafanızda ki seslerin bir konser alanından daha gürültülü olacak kadar yüksek sesle ama bir o kadar sessizce düşündüğünüz anlar var ya işte o anlara ben düşünme hortumu diyordum.) Eğer okula geç kalsaydım ve sınıfa dersin ortasında girseydim herkes bana bakacaktı hatta belkide içinde olmadığım whatsapp gruplarına dedikodu malzemesi olacaktım. Bu yüzden geç kalmayıp bir an önce hazırlandım ve rutinime devam ederek kimseye haber vermeden evden çıktım ve okula kadar yürürken düşünme hortumuna yakalanmamayı denedim.

Derse geç gitmedim, ama buna rağmen herkes bana yargılayıcı ve soğuk gözlerle bakıp birbirlerine fısıldıyordu, bazıları ise benden korkuyormuşcasına bakıyorlardı. Onlara ne zararım olmuştu? Ben yalnız olan, yalnız yaşayan ve yalnız ölenken onlara ne yapmıştım da benden korkuyorlardı? Bakışlarını fark ettiğimde olduğum yerde kalmış ve bende onlara bakıyordum sınıfa ölüm sessizliği hakimdi. Tam o an ben yine neyi yanlış yaptım dalgası ile birlikte gelen panik atağı hissedebiliyordum. Olmaz. Tekrardan olmaz. 2. kez sınıfın ortasında panik atak falan geçiremem. Ayaklarımı zar zor hareket ettirerek sıramam doğru yürüdüm. Önümde Ali oturuyordu. Sırama oturmam ile Ali de bana doğru döndü bana yaklaştı ve kulaklarımı kesmek isteyeceğim bir kaç cümle söyledi.

"Sen ölmemiş miydin? Biz sen öyle bayılınca öldün sanmıştık da. "

Ben daha cevap veremeden yanımda oturan Naz ise bütün duygusuzluğu, acımasızlığı, merhametsizliği ile döndü ve Ali'ye kulaklarımı kesip yakmak isteyeceğim birkaç cümlede o söyledi.

"Ali saçmalama istersen. Neden ölsün ki? Sadece panik atak geçirdi. Büyük ihtimalle bir kaç psikolojik sorunu falan vardır. "

Naz'ın benim yerime verdiği cevap ile sanki ben onlarım yanında değilmişim gibi konuşmaya devam ettiler.

"Nazcım, güzelim ben sana demedim mi, ben anlamam böyle şeylerden mala anlatır gibi anlatman gerek diye? "

Naz cevap verdi. (Ali Naz'a güzelim diyorsa bunlarda sevgiliydiler herhalde) Niye bir tek benim sevgilim yoktu)

Naz: "Aşkım ben sana demedim mi kendini aşağılama diye? Ayırca, panik atak demek bir tür kriz gibi bir şey. Vücudun titremeye başlıyor, nefes almak sana o an dünyada ki en zor şeymiş gibi geliyor. Dişlerini sıkrarak alt ve üst çeneni birbirine kenetliyorsun. Ellerini sanki yıkamışsın gibi terliyor. Aynı zamanda kalbin o kadar hızlı atmaya başlıyor ki sanki kilometrelerce koşmuşsun gibi. Ama merak etme bu panik atak denilen şey herkes yaşamaz. Sadece psikolojik sorunu olanlar yaşar böyle şeyleri.

Yanı kısaca o şey ya hani... "

Devamını Ali'ye doğru eğilerek ve fısıldayarak söylesede duyabiliyordum. Diğer insanların çığlıklarımı duymadığı dünya da ben onların bütün fısıltılarını duyabiliyordum. Hemde iliklerime kadar hissederek.

Naz'ın Ali'ye fısıldadığı şey şuydu,

"Aşkım o biraz deli ya hani. Aslında akıl hastanesinde olması gerek ama herhalde ailesi eğitimini tamamlaybilmesi için akıl hastanesi yerine buraya getirmekte ısrarcılar."

Kotam dolmuştu. Ben deli falan değildim. Ben sadece onlardan farklıydım. Onlardan farklı olmam deli olduğum anlamıma gelmezdi ki. Yetmişti artık. Hayır bu sefer olmayacaktı. Bu sefer hiç bir şey olmamış gibi içime atmacaktım. Aksine yıllardır içime attığım bütün herşeyi ateşe döndürecek ve yüzlerine püskürtecektim. Deli lakabı sınırı aşan tek şeydi. Ellerimi masaya vurdum daha sonra ellerimi siyah kısa saçlarımındsn geçirdim ve masaya bir daha vurarak ayağa kalktım. Sadece elimi masaya vurmam bile yeteri kadar ses çıkartıyorken ben sinirimi kontrol edemeyerek hem ellerimi masaya vuruyor hemde Naz'a haykırıyordum.

"Ben deli falan değilim. Ben deli değilim. Ben deli değilim. Deli falan değilim ben. Akıl hastanesine falan gitmeme gerekte yok. Ölmedim de. Aksine hepinizden uzun yaşayacağım. Deli olan ben değil sizsiniz. Ben deli değilim ben farklıyım. Ben normal olurken siz anormal olansınız. Burda gelip bana laf edemezsiniz. Evet psikolojik sorunlarım var ama deli değilim. Psikolojik sorunlarımın suçlusu bile sizken nasıl kendinizi bu kadar kusursuz görüyorsunuz? Size ben deli değilim dedim anladınız mı beni? Deli değilim. Sadece Sosyal anksiyete, öfke kontrol bozukluğu ve çok şiddetli derecede depresyon hastasıyım. O kadar. Deli değilim. Deli değilim. Akıl hastası değilim. Ben sadece sizden farklı olan başka bir normal insanım. "

Bunları haykırarak, ellerimi masaya vurarak aynı zamanda ise ağlayarak, sürekli bana bıçak sokan dünya ya bir bıçakta ben soktum.

Daha sonra ise panik atak geçirmemeye çalışarak kendimi okuldan dışarı attım. Nereye gittiğimi bilmiyordum. Sadece öylesine bir taksi çağıdım. Arabaya biner binmez ağlayarak ve hafif yüksek sesle "Bilmiyorum siz nereye isterseniz oraya gidelim. " dedim ve cüzdanımı içindeki bütün paralarla birlikte şöföre uzattım. Herhalde Adam iyi olmadığımı anlamıştı ki cüzdanı almadan ve taksi metreyi açmadam arabayı sürmeye başladı.

"Geldik." dediğinde bir hastaneye getirdiğini fark ettim. İyi olmadığım ben demeden anlamış olmalıydı. Buna rağmen ne teşekkür ettim ne de sarıldım. Beni bu kadar incitmiş dünya da tek bir kişiye minik bir görgüsüzlük yapsam bir şey olmazdı bence. Olsa bile kimin umrundaydı ki? Ne yapacağımı bilemeyerek hastaneye girdim asansöre bastım ve terasa çıktım teras bomboştu. Herhalde herkes işinde gücündeydi.

O anki içimde yaşadığım düşünme hortumu ile birlikte terasın korkuluklarına bedenimi yasladım ve ayaklarımı korkuluktan sarkıtarak korkulukların üzerinde oturarak sakinleşmeyi ve zamanı geldiğinde kendimi oradan aşağı atmayı bekledim.

.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.