İçeriğe geç

Katilin Hayalindeki Kız

Bölüm 9 · 6 dk okuma

Katilin Hayalindeki Kız

Bölüm 9

Bölüm-8|| Kurtuluşu Ertelemek

Bir idam mahkumuna hapşurduğu zaman 'çok yaşa' denmesi gibiydi hayatım...

~~~~~~~~~~

Hastanede ki korkuluklar da oturuyor ayaklarımı boşluğa doğru sallıyordum. Benim yerimde onların gözünde normal bir insan otursaydı korkardı. 'Anne/Baba korkuyorum lütfen beni alın buradan' derdi. Ağlardı, bağırırdı. Ben ise gülümsüyordum. Ayaklarım 13 katlı bir hastanenin terasında ki boşlukta sallarken gülümsüyordum. Galiba onlardan farklı olmamın sebeplerinden bir tanesi de buydu. Korkmuyordum çünkü zamanında fazlasıyla korkmuştum. Ağlamıyordum çünkü bütün göz yaşlarımı değersiz günahlarımı bile vermek istemeyeceğim insanlar için feda etmiştim. Bağırmıyordum çünkü olacakları biliyordum. Bağıracak derdimi anlatacak ve kulaklarını kapatan insanlar olacaktı. Gereksizdi. 3 davranışta gereksizdi. Gülümsüyordum.

Hayır bu gülümsemek mutlu olduğumdan değil huzurlu olduğumdandı. Bir çok insan yanılıyordu. İntihar etmek üzere olan birini gördüklerinde 'kendine bunu yapma onlar buna deymez.' diyorlardı ama bilmiyorlardı ki intihar edenlerin amaçları onlara ceza vermek değil kendilerini kurtarmak ve ölümü beklerken zaman kaybetmemekti. Uyurken zamanın nasılda hızlı gečtiğini, uyurken birşey hissetmediklerini bilirlerdi ve onlar sonsuz bir uyku için bunu yaparlardı.

İntihar etmek. Acaba neden adı buydu? Gerčekten merak ediyordum. Birazdan gerçekleştireceğim eylemin adını merak ediyordum. Bir o kadar da umursamıyordum. Üzerimde ki bu maske artık üzerimden çıkaracaktım fakat bu maske üzerimden çıktığı andan itibaren ruhum boş bir kara delik olacağı için maskem ile birlikte ruhumuda bu dünyanın acımasız pençelerinden kurtaracaktım. Bunu kendime borçluydum. Bunu nefes alırken aldığı o nefeste boğulmayı dileyen o minik 11, 12, 13, 14, 15 yaşlarıma borçluydum. Kendim için lanet okuduğum şu an ki yaşım 16ım için değil 10 yaşımdan 16ıma kadar olan kısımdaki yaşlarım için yapacaktım bunu. Tam artık yeteri kadar baktığımı düşündüğümde bir doktor sesi duydum. Çok normaldi. 13 katlı bir hastanenin tepesinde ayaklarımı boşluğa doğru sarkıtırken bir Doktor'un bana sakın diye seslenmesi gayet olağandı.

Doktor;"Kızım yapma! Gözünü seveyim yapma. Daha genceciksin. Yüzünden çocukluğun izleri silinmemiş. Derdin neyse çözülür. Ama yapma bunu kendine. Ordan in gel konuşalım. "

"Ne kadar komik" diyerek gülmeye başladığımda adam şaşırmıştı gülmeye devam etsemde gözlerimi ona çevirdim ve omzumun üzerinden ona baktım. 60-70 yaşlarında emekliliğe yakın gibiydi. Kocaman bir dede sıcaklığı veren göbeği vardı. Gözlüklüydü. Gözlük çerçeveleri çok inceydi. Kısa boylu, tombik biriydi. Kesinlikle ama kesinlikle torunu olduğuna emindim. Sebebini bilmiyorum ama orada kendimi atacağım sırada beni durduran bu adamı gördüğüm an onun torunu olmak istedim. Onu görmem intiharımı kendimi kurtarışımı biraz daha gecikmiştirdi.

Onun kusursuz bir dede olacağından emindim. O okadar tatlı, sevecen ve şefkatli gözüküyordu ki anlatamam. Böylesine kan gölüne dönmüş bu dünyada böyle insanların kalması beni gerçekten şaşırtıyordu.

Yaşlı adama gülümsedim. O an zaten herşey bitecekti o yüzden yargılanmayı hiçbir şeyi umursamadan sordum.

"Size dede diyebilir miyim? Sebebini bilmiyorum ama hayatımın son dakikalarında size dede demek istedim. Uzun zaman sona ilk defa bir şeyler istiyorumda? "

Doktor:"Tabii kızım. İster dede ister baba de ama ne olursun gel in oradan bak çardak daha rahattır gel orada konuşalım. Çay kahve de yaparım sana ne olursun gel."

"Biliyor musunuz sizi kıramayacağım. Zaten öleceğim bence sizinle biraz konuşmaktan zarar gelmez. " dedim derin derin nefesler alarak.

Oradan aşağı indim ve tombik yaşli adamla birlikte çardağa doğru yürüdüm.

Karşılıklı oturduk.

"Adın ne... Dede? Ben Kavin. Anlamı güç, cesaret vb. iyi şeylerden bahsederken ben ismimin anlamı kadar kötüyüm. Ben iyilik ve kötülük arasındaki araftayım. Ben yankıyım. Ben yankı olacak kadar gürültülüyüm ama gürültülü olduğum kadar da sessizimdir. Ben kendi vicdansızlığımdaki vicdanım. Ben herşeyden bir tutamım. Ben herşeyim ama bir o kadarda hiçbir şeyim. Sen kimsin? Sen nesin?'

Adam beni oradan indirmenin verdiği rahatlıkla konuştu ve bana uyum sağladı. İlk kez birisi benim konuşmamı düzeltmeden, yargılamadan bana ayak uydurdu.

Doktor:"Adım Talat, yavrum. Ben 72 yaşında 3 kızı ve 3 torunu olan yaşlı birisiyim. Senin deyişinle kendimi nasıl tanıtabilirim bilmiyorum ama denerim? Sen bu kadar çok şey iken ben sadece sessizlik ve yaslanılacak yumuşacık bir duvarım. Kızlarım torunlarım eşim onları sakinleştirir mutlu eder sevindiririm. Onlar için yaşarım ve zamanı geldiğinde de onlar için öleceğim. "

Bu cümleleri söylemesi üzerine ona döndüm, gözlerinde ki o kahverenginin o mükemmel tonuna ne kadar uzun süre bakarsam o kadar iyileştiğimi hissediyordum. Aslında iyileşmediğimi sadece Narkoz ile uyuşturulduğumu bende biliyordum. Sadece kanmak istedim. O dedenin beni gerçekten iyileştirdiğine inanmak istedim, kendimi yalan söyledim çünkü buna ihtiyacım vardı. Gözlerimiz sadece 1 ya da 2 saniyeliğine kesişti daha sonra gözlerimi gökyüzüne diktim. Birazdan gideceğim yere.

Gözlerimi gökyüzüne diktim, derin bir nefes aldım ve çenemi hayatım boyunca hiç kaldırmadığım kadar kaldırdım. Az önce ayaklarımı boşluğa sarkıtırken ki o huzurlu, acı verici, şefkatli, yorgun ve üzgün gülümsememi silmemiştim. Tam konuşmak üzereydi ki telefonu çaldı. Bana 1 saniyeden bile kısa bir süre baktıktan sonra hemen telefonunu cebinden çıkardı. Tam bir dede gibi tutarak telefonu kulağına götürdü ve bağırarak konuşmaya başladı. Sanırım sesini duyurabilmek için bağırıyordu çünkü sesi hiçte öfkeli veya kızgın değildi.

Kendime hayret ediyordum. Daha 5 dakika önce ki ben ile şu an ki ben arasında dünyalar kadar fark vardı. Gerek dünyalar gerek galaksiler kadar fark olsun bugünün tarihi mezarımda ki ölüm tarihim olacaktı çünkü bugün benim doğum günümdü.

Ben doğum günüm ve ölüm tarihim aynı olsun istemiştim. Böylece kendime doğum günü hediyesi olarak sürekli arzuladığım o kurtuluşu ölümü verebilirdim. Zaten öyle de yapacaktım. Yanımda ki yaşlı adamın sesinden dolayı düşünme hortumunu göremiyordum ama olsun bana çok sempatik gelmişti. Talat :"Yav bu hastanede benden başka doktor yok mu? Şurada hanım kızımla iki çift laf da mı edemeyecez?"

Talat:"Yav tamam taman geliyorum siz hastayı hazırlayın. " dediğinde zaten anlamıştım ama o değerli zamanını bana yinede açıklama yapmak için kullanmayı seçti.

Talat:" Hanım kızım, bana aşağıda gerek duyulmuş ben gidip bir bakıyımda geliyim olur mu? Bana kalsa ben hep senin yanında oturmayı seçerdim ama biliyorsun sonra dır dır ediyorlar. Sen sakın buradan kalkma. Kendini oradan buradan aşağı da atma ben hemen gelecem söz yavrum he mi? "

Hâlâ suratımda ki o garip fakat huzurlu gülümsemem ile başımı salladım.

"Olur.... Dede. "

Yavaş ve paytak adımlarla gitti. Tam gitmeden, gözden kaybolamdan önce bana el salladı. Çok sempatikti ve keşke bu kadar yalnız kaldığım dünyada onun gibi bir dedm olsaydı. Dedem olması benim dedem bile beni tanınıyordu ki.

Talat dede gittikten sonra eski yerime yani korkuluklar da geri dôndüm. Bu sefer kimse gelipte vazgeçiremesin diye düşünce hortumumu kısa tutmaya karar verdim. Tam kendimi bırakıyordum ki aklıma ilk Talat dedeyi gördiğümde neden güldüğüm geldi ve tekrardan güldüm. Gülmüştüm çünkü çok ikonikti. Burası hastaneydi binlerce hatta milyonlarca insanın hayatı kurtuluyordu ve onlar buradan gülerek veya şükür ve minnet ile birlikte çıkıyorlardı. Ben ise, bu kadar çok insanın kurtulduğu ve kendilerini tekrardan hayata bağladıkları yerde kendi hayatımı bitirecek ve bu hastaneden cenaze nakil aracı ile ayrılacaktım. Bu gerçekten çok ikonikti. Boşlukta ayaklarımı sarkıtırken güldürecek kadar komikti.

Tam beklemediğim anda, bir anda, kulaklarımı sağır edebilecek bir ses. Bomba düşmemişti ama sesi bana savaşlarda ki bombaları anımsatıyordu. Sese doğru döndüm ve onu gördüm. Simsiyah kıyafetleri, geniş omuzladı hafif uzun ve dağınık saçları, kaslı kolları (kolları gerçektende bende gidip ona sarılma hissi uyandırıyordu. Sanki sarıldığımda beni o kaslı kollarıyla kalbinde saklayıp koruyabilecekmiş gibiydi) yüzünü göremiyordum çünkü yüzünda siyah maskesi ve siyah bir güneş gözlüğü vardı. Ses ise ondan gelmişti daha doğrusu elindeki tuttuğu ve sanki onun bir parçasıymış gibi gözüken silahtan.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

10. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.