İçeriğe geç

Katilim

Bölüm 6 · 9 dk okuma

Katilim

Bölüm 6

İLK ÇARPINTI.

Evva Romanoff...

Bazen sebepsiz yere kendimizi olmayan bir yere yada bir şeye ait hissederiz. Mesela hiç görmediğiniz veya gitmediğiniz bir şehre kendini ait hissetmek gibi, ben hep böyle hissederim hiç bilmediğim ait bile olmadığım bir ülkeye bir şehre ve bir adama kendimi ait hissediyordum. Kim yada nerde bilmiyorum tek bildiğim ben ona kendimi ait hissediyordum.

Belkide bu yüzden Ivan ile olacak olan düğünü erteleyip duruyordum. Onu isteyip istemediğimi bilmiyorum bildiğim tek şey doğru kişi değildi. Ben bir başkasına aittim. Başka biri ile birlikteydim kalbimde, kalbim sanki onu kendine seçmiş diğerlerini reddetmiş şans bile vermemiş gibiydi... bir başkası girsin istemiyor gibiydi. Sadece o kişiyi istiyor diger herkesi kapı dışarı ediyordu.

Soluklanıp nefes alabileceğim başım sıkışınca sığınabileceğim. Bir liman arıyor gibiydim bütün hayatım boyunca. Aslında hayır ben liman aramıyordum limanın kendisi olup, bana gelecek ve kıyılarımda duracak bir gemi arıyordum. Sadece soluklanmak için değil tamamı ile bir bütün olmak için...

Elimdeki kazağı valizin içine sıkıştırıp yatağın üzerinden doğrulup valizin ağzına kapatıp ayağa kalktım. Ivan kapıya omzunu yaslamış çatık kaşlar ile beni izliyordu. Valizi indirip kendimle birlikte sürmeye başladım. Fakat Ivan'ın söyledikleri ile durdum. "Evva, özür dilerim..."

Evet dün akşam konu iyice büyümüştü hatta kavga etmiştik ve ben kendisi ile konuşmuyordum. İlk kez yapmak istediğim bir görev için engel oluyordu, sanki kendisi göndermek istemiyormuş gibi bana gitme diyordu kolaydı sanki? Görevi onayladım kabul ettim artık değişen birşey olmayacaktı ama Ivan beni göndermek istemiyordu. Benden birşeyler saklıyorlardı artık emin olmuştum zaten bu yüzden Arsal'ın yanına gidiyordum artık piyon olduğum yeterdi oyun kurucu olacaktım başka yolu yoktu aptal yerine konmak istemiyordum.

Manalı bir şekilde yüzüne baktım alaycı bir şekilde gülümsedim haman sonrasında kaşlarımı çattım ve ona arkamı döndüm. Bileğimden tuttu. "Evva, lütfen..." yüzümü avuçlarının arasına aldı.

"Neye lütfen?" Diyip tek kaşımı kaldırdım. "Görev görev dediniz gidiyorum."

"Bana küstün biliyorum." Sana küsmek mi? İşte buna gülebilirdim kendi yerinin bende bu kadar önemli olduğunu mu sanıyordu? Yazık... gerçekten çok yazık...

"Ben küsmem Ivan." Dedim keskin bir dille. "Küsmek yerine alnının ortasında güzel bir delik açarım. Bilemem anlatabildim mi?"

"Anladım..." dudaklarını dudaklarıma yasladı bir an önce bu anın bitmesi dışında bur isteğim yoktu şu an. Benden ayrıldığında alnını alnıma yasladı. "Dün gece üzerine çok geldim farkındayım, özür dilerim."

Dediklerini umursamadan ondan ayrıldım. "Ivan uçağım var sonra müsait bir zamanda konuşuruz tamam mı?" Valizi sürmeye başladım. Konuşmasına gerek yoktu zaten ne demek istediğimi anlamıştı. Aklı varsa benimle uğraşmazdı.

Kolumu elinden ayırdım ve evden çıktım. Etraf zifiri karanlık olmuştu güneş batalı iki saat olmuştu ama bu kadar karanlık beklemiyordum. Evin önünde duran arabama ilerledim. Ev iki katlıydı üst katın tamamı yatak odasıydı. Ev geniş olmasına rağmen Ivan böyle uygun olacağını söyleyip üst kattaki duvarın neredeyse yıkmış sadece banyoyu tek bırakmıştı. Tam arabaya bindiğim sırada arkamdan bağırdı. "Her hafta pazar günü oranın en büyük kilisesinde seni bekliyor olucam." Neden? Neden bunu yapacaktı ki? Dibime gelip beni kontrol etmek isteyecek kadar hemde.

"Neden ne gerek vardı?" Dedim düşüncelerimi biraz daha çarpıtarak umursamaz görünmeye çalışıyordum.

"Operasyonu kontrol edebilmek için."

"Ivan zaten iki üç gün sonra göreve çıkarsın ne bu saçmalık şimdi? Ararım seni olur biter. İlla görmen mi lazım?" Sinirli ve ters bir anımdı. Dokunmamalı yaklaşmamalıydı bana sinirlerim bozuktu. Duvara bile kafa atasım geliyordu.

"Durum kontrolü..." arabama doğru geldi ve pencereye eğildi. "Arsal manipülasyon konusunda oldukça iyidir ağzı iyi laf yapar birde bakmışsın onun yatağına girmişsin." Son dediği ile kaşlarını çattı. "Sakın o herif ile yatma!"

Ne zırvalıyor bu be? Görevimde ne yapacağımı mı söylüyor? Ayrıca istediğim kişi ile yatabilirim ne hakla bunu söylüyor?

Herif ile nişanlısın bu hakkı oradan alıyor olabilir? Dedi içimden bir ses. Doğru haklıydı evet ben nişanlıydım her ne kadar istemesem de...

"Saçmalama Ivan." Uzanıp dudaklarına sulu bir öpücük bıraktım. Planımda her şey kusursuz olmalıydı, şüphelenmemelilerdi. En başta Ivan çünkü diğerleri beni Ivan kadar tanımıyordu.

Öpücüğüme anında karşılık verdi. Yüzümü avuçlarının arasına aldı. Alnını alnıma yasladı. Derin bir nefes verdi. "Her an seni evde esir tutabilirim." Dediğinde yalandan da olsa kıkırdadım o ise bunun yalan olduğunu zerre anlamadı. Tekrar beni öpmeye başlayınca neredeyse beni camdan çıkartacaktı.

"Bu kadar yeter!" Diyip göğsünden ittim. "Ivan..." dedim ılımlı ve biraz cilveli bir sesle. Ivan olduğunu onaylayan bir ses çıkarttı. "Göreve gideyim, döndükten sonra istediğin kadar öpersin de seversin de," kulağına yaklaştım. "Hem bu sefer gelecek olan bütün görevleri erteleriz baş başa kalırız. Uzunca bir süre."

Kahkaha attı daha sonra burnumun ucunu ısırdı. "Sen bana kur mu yapıyorsun?" Dedi eğlenen bir sesle. "Çabuk git gel o zaman fazla dayanamayabilirim."

"Ne o fahişelere mi gideceksin?" Dedim kaşlarımı yukarı kaldırdım.

"Bilemem, belki. Geliş sürene bağlı." Diyip güldü dayanamayıp kafasına vurdum. Yalandan kaşlarını çattı.

"Geç kalmam." Diyip küçük bir öpücük bıraktım dudaklarına. Arabayı çalıştırıp sürmeye başladım.

Büyük ön bahçeden çıktıktan sonra elime bir peçete aldım ve Ivan'ın bendeki izlerini dudaklarımdan silmeye çalıştım. "Fahişeye gidecekmiş... götün yerse tabi." Diye homurdandım. Sevdiğimden değil yada kıskandığımdan beni aldatacak adam daha doğmadı sıkıyorsa yapsın ne işkencelere maruz bırakırdım onu bırak bir kadına yaklaşmayı cinsel eğilimini bile değiştirirdi.

🌺🌺🌺🌺🌺🌺

Saatler geçmişti ve ben sonunda o uçak denen lanet şeyden kurtulmuş zemine ayak basmış üzerine yeni evime yerleşmiştim. Her şeyi halletmek oldukça zamanımı aldığı için her ülkede bir evim olurdu istanbulda da kendime bir ev yapmıştım fakat hiç gelmemiştim. Ivan bu konudan rahatsız olsa da bir şey diyemedi diyemez de zaten.

Zaten yine uyku uyumamış kalmıştım. Şimdi Ivan'ı düşünüp hiç sinirlerimi bozamam.

Valizimden koşu kıyafetlerimi alıp giydim uykum yoktu zaten ayrıca uçakla iki saat ara ile gelmeme rağmen burda saat daha sabahın altısıydı ve daha günes doğmamıştı. Evden çıktım kaldığım yer büyük bir siteydi danışmadaki elemanların bana baktığını fark ettiğimde yanlarına gittim.

"Merhaba." Dedim oldukça tatlı bir kız imajı vermeye çalışıyordum.

"Merhaba, siz yenisiniz galiba?" Dedi resepsiyon bölümünde bulunan sarışın çocuk.

"Evet." Dedim sevecen bir şekilde gülümsedim.

"Bu saatte nereye gidiyorsunuz?" Dedi tek kaşını kaldırdı. Sorgular bir ifadesi vardı.

"Koşuya." Diyip omuz silktim. "Bu arada ben Evva, Evva Romanoff." Diyip elimi uzattım.

"Oğuz, Oğuz Yıldıray." Elimi tutup sıktı. Dostane bir şekilde gülümsemeyi ihmal etmemişti. Fakat yüzünde şaşkın bir ifade de vardı.

"Memnun oldum."

"Bende." Dedi fakat şapşalca göz kırpıştırdı. "Şey..." dedi çekinen bir sesle. "Siz Rusmusunuz?"

"Evet Oğuz bey. Neden?"

"Bu kadar harika bir diksiyon ile türkçe konuşan rus ilk defa görüyorum." Dediğinde kahkaha attım.

"Anladım." Diyip kafamı salladım. "Size kolay gelsin o zaman." Diyip oradan ayrıldım

Sahil tarafına inmiştim tabi ondan önce kendime bir tuttuğum kliniğe gitmiştim. Emlakçı beni karşısında görünce ufak çaplı bir şok geçmişti. Tabi on beş yaşındaki oğlunun bana yürümesini hatta koşmasını saymazsak. "Bu arada gözleriniz çok güzel. Valla tarkan olup gözlerinizin yeşilinde kaybolasım geldi o derece yani. O ne yeşil bir ton öyle." Demişti tabi babası tarafından kafasına yediği tokadı saymazsak aslında yavaş vurmuştu ama oğlu biraz dram seven biri olsa gerek kendini duvardan duvara vurmuştu resmen.

Kliniği tutunca geriye bir şey kalmamıştı. Ve benim hakkımda size ufak bir bilgi ben oldukça hızlı koşan birisiyimdir. Önümde koşan birini görünce şaşırdım, bu saatte hangi deli koşuya çıkardı ki? Beni saymayın.

Hızla koşup onu es geçtim merak etsek de yine de arkasından koşup sapık gibi görünmek istemezdim. Onu geçmiştim kulağımda çalan hafif şarkı ise oldukça hoştu. Hametown smile ismli şarkı sebepsizce hoşuma giderdi. Dudaklarımı hareket ettirip şarkıya eşlik ediyordum ki duyduğum ses ile durdum.

"Bu kadar hızlı koşmak zorunda mısın?"

Yönünü ona çevirince sokak lambalarının hafif sarı ışığı ile yüzünü seçmeye çalıştım. Çalışmaz olsaydım keşke karşımdaki Acar Alkın Arsal'dam başkası değildi. Öne doğru eğimiş nefes nefese kalmıştı. Kalbimde ani bir çarpıntı oldu, bu da neyin nesi? Onu tanıdığımı belli etmemeliydim. Doğal davranmalı dikkatli yaklaşmalıydım.

"Pardon?" Dedim biraz daha sessiz kalsam aptal konumuna düşecektim. Tek kaşım benden istemsizce havalandı. Karşılık olarak o da kaşlarını çattı. Ya da bana öyle geldi.

Aramızdaki sessizlik tuhaflaşmaya ve beni korkutmaya başlamıştı ki sanki beni anlamış gibi "Çok hızlı koşuyorsunuz." Dedi olduğu yerden doğruldu. Tabi ben o arada yüzüne bakmaya devam ediyordum. Siyah harelerine, kemikli yüzüne bir erkeğe göre baya pembe duran duraklarına -ki burada küçük bir parantez geçiyorum kendisinin dudakları ekstra olarak sanki kalemle çizilmiş gibi düzgündü. Dolgun olmamasına rağmen yine de insanın gözü kayabiliyordu. -

Acilen kendime gelmem gerekiyor.

Kollarımı önümde bağladım. Bu saatte dışarıda ne işi vardı? Yoksa birileri onu arayıp geleceğimi söylemişmiydi? "Öyle mi? Peki siz neden benimle koşuyorsunuz?" Diyip mal ayağına sahiplenici bir şekilde yattım.

"Bu saatte yanlız koşmak istemedim fakat siz oldukça hızlısınız. Size yetişmek imkansız." Sesinde hafif bir sitem vardı.

Ne yani buna inanacağımı düşmüyordur umarım. "Madem koşmak istemediniz neden evde uyumak yerine burada koşuyorsunuz?"

Bir süre konuşmadı gözlerinde tuhaf bir duygu vardı adını bilmediğim tam olarak görmediğim bir duyguydu. "Uyku tutmadı." Dedi bakışlarını kaçırdı mı bana mı öyle geldi? Topu bana attı. "Siz?" Diyip çenesi ile beni gösterdi.

"Uyku tutmadı." Dedim anında doğrudur uyku tutmuyor hemde hiç. Pot kırmak onu tanımıyorum numarası yapamayabilir ağzımdan kaçırabilirdim. Bu yüzden elimi uzattım. "Bu arada ben Evva, Evva Romanoff"

Önce şaşkın şaşkın bakışlar ile elime sonra bana baktı. Sonra boğazını temizleyip elimi sıktı. "Acar, Acar Alkın Arsal. Memnun oldum."

"Bende." Diyip elimi geri çektim

Yutkundu hemde sertçe. "Burada ne işiniz var?" Diyip yanımda benimle aynı hizaya geçti.

"Koşu." Dedim hemen kafam hafiften güzeldi uyumak için aldığım ilaçlar kafa yapmıştı.

Bana anlamayan gözler ile bakmaya başladı. "Ondan bahsetmiyorum İstanbulda, İstanbulda ne işiniz var?"

Aydınlanmış bir ifade ile ona baktım. "Ha öyle desenize." Yeni anlamıştım ne var ilaç kafa yapıyor bende bu çok normal bir şey. "Yeni açacağım klinik için." Dedim beraber yürümeye başladık. Sesim hafiften utangaç çıkmıştı kötü haber yalan söylerken eğer zorlanırsam utangaç bir sesle konuşurdum. Bu adama yalan söylemekten neden çekinip zorlanayım ki?

"Ne kliniği?" Dedi sorgulayan bir ifade ile.

"Psikiyatri kliniği." Dedim evet okuduğum ve Alkın'ın aklından bireyleri almak için bulduğum kılıf buydu. Psikologluk.

"Psikolog musunuz?" Dedi şaşkın bir şekilde.

"Aslında evet biraz da medyumluk diyelim. İşim insanların daha iyi uyuyabilmesi ve unutmak istedikleri anıları bilinç altlarında değiştirmek." Tekniki açıdan yalan sayılmazdı.

Gözlerinde yine bir duygu vardı ne olduğunu yine anlayamadım. "Uyku problemleri olan insanların uyumasına mı yardımcı olursunuz? Nasıl?"

"Ten teması ile." Elini tutup aklına girmeye şu dakikadan başlayıp onu etkilesem görüşmeye devam edebiliriz o zaman. "Mesela şu an elinizi tuttuğumda bu temas ile sizin tüm düşüncelerinizi okuyabilirim." Gözlerimi kapatıp odaklanmaya çalışıyordum. Fakat tek gördüğüm şey beş yaşındaki bir çocuğun babası ödevini yapsın diye kırk takla atarken Alkın olduğunu tahmin ettiğim çocuğun okula gitmenin saçma olduğu savunmasını görüyordum. Ne alaka ki bu anı?

"Peki ne görüyorsunuz?"

"Ne mi görüyorum?" Dedim dudaklarımı büktüm. "Beş yaşında oldukça ukala bir çocuğun babasına kafa tutuşunu görüyorum." Diyince Alkın'ın gülmemek için kendini zor tuttuğunu gördüm. Kaşlarım yine benden habersiz çatıldı.

Ufak tefek birkaç soru.

Sizce Ivan nasıl biri? Onun hakkında ne düşüyorsunuz?

Peki Acar Alkın Arsal hakkında? Ön yargılı olabilirsiniz düşüncelerinizi yazın hatta bütün karakter için yapın bunu.

Beni takip etmeyi unutmayın.

Wattpad: Huly6_B

Tiktok: Huly6_B

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.