İçeriğe geç

Katilim

Bölüm 7 · 9 dk okuma

Katilim

Bölüm 7

AYAĞIMA GELECEK

Evva Romanoff...

Acar'ın elini tutmak bana pek iyi gelmemişti hissi tanıdık ama bir o kadar da yeni gibiydi eli hala ellerimin arasındaydı. Nedensizce kendimi o ele ait hissetmiştim sanki o el de bana ait gibiydi hiç yadırgamadan elini tutmama izin vermiş hatta iki elini birden avuçlarımın arasına bırakmıştı.

Gözlerime baktı bende bu sefer hiç çekinmedim bende baktım içimde olan kişiliğimi görebileceğini düşünmüyordum. Hele ki Ivan onun için manipülasyon konusunda oldukça iyidir ağzı iyi laf yapar dediğinden beri. Evet bir yalancıyı sadece bir yalancı tanır bir başkası değil. Eğer o da yalancıysa beni bilir ve tanır ama eğer değilse gözlerimde sadece ülke dışından gelmiş genç bir kadın görecektir.

"Peki sizce ben ne görüyorum?" Dedi Arsal. Elimin tersini okşadı.

"Ne?" Dedim yumuşak bir sesle yaptığım büyük bir şey olmadığı için kendisi benim anılarıma -ki burada küçük bir parantez açmak istiyorum benim pek bir anım yok olanlarda silik- ulaşabilirdi. Ve bu şu an biraz imkansız duruyordu.

Yüzüme düşünen bir ifade ile bakıyordu. "Yeşil gözün bir insana ne kadar yakışabildiğini." Yüzüme düşen bir tutam saçı hızla kulağımın arkasına yerleştirdim fakat hemen yine yüzüme düştü. Ne demiştim en başta; kısa saçlı olmak boktan bir şey. Tekrar taktım tekrar düştü. O ise bu halime gülmüştü. Vicdansız saçımız kısa ne yapalım yani! Gülüyor birde hemde gözleri kısıla kısıla. Haksızlık bu. O bu değil de gülüşü baya güzelmiş böyle gülerse işimiz var ben size söyliyeyim.

"Komik mi?" Bileğimdeki toka ile saçlarımı topladım tutturmaya çalıştım ama pek bir halta yaramadı öylesine kaldı saçımda.

"Tövbe haşa ne haddime." Dediğinde gülmemek için kendini zor tutuyordu bunu ifadesinden anlamıştım.

Uyuz bir bakış ile önüme döndüm. "Size iyi günler." Diyip daha hızlı yürümeye devam ettim. İstediğim izlenimi bıraktım mı emin değilim sonu biraz bok oldu ama neyse.

Anın utancı biraz yüzüme vurmuştu kızaran yanaklarımı saklama derdindeydim çünkü solgun tenli biriydim ve bu aralar hiç uyuyamadığım için iyice solmuştu. En ufak renk hareketi bile yüzümden hemen anlaşılıyordu. Fakat yinede koşmadım yürümeye devam ettim sadece daha hızlı adımlarla.

🌺🌺🌺🌺🌺🌺

Bu hayatta aptal insana laf anlatmak kadar çileli bir şey yok maalesef telefon da ise daha zorlaşıyordu. Ama maalesef ben biraz boktan bir insan olduğum için nerede aptal varsa onlara rastlıyorum şekil bir; "Tamam farkındayım evet anlıyorum. Zor bir durumdasın ama biraz bokunu çıkarıyorsun sanki." Dedim bıkkınlıkla dolu bir sesle çünkü cidden bunalmıştım ve sıkılmıştım bu aptallara laf anlatmak zordu ve çileliydi. Ben bu çileden payıma düşeni de bir güzel almıştım.

"Anlamıyorsun. Anlamıyorsun çünkü dinlemiyorsun." Karşıdan gelen ses ile yüzümü buruşturdum.

"Bağırma bana!" Dedim karşılık olarak.

"Asıl sen bağırma bana!"

"Neden aradın sen beni ne bok yemeye? Telefonumu arama ben seni nasıl bulacağımı biliyorum demedim mi? Ne bok yemeye beni arıyorsun?" Ettiğim küfürleri sanki başkasına ediyormuşum gibi sakinlikle dinledi.

Önce sıkıntılı bir nefes verdi. Ve gelecek olanı anladım evet büyük bir azar ve sövme şov yapılacaktı. "Sizin yapacağınız işi sikiyim!" Dedi kesinlikle sinirli ama neye olduğunu bilmiyordum bana biraz yardımcı olsa fena olmazdı. "O Lucas denen piçi aradım neymiş efendim görevdeymiş açamazmış. Bir plan yaptınız kattınız beni de içine yapacağınız işi sikiyim! Bütün tehlikeyi ben yaşıyorum. O piç nişanlın Ivan mı? Ne sikimse artık herif kimseye nefes aldırmıyor denetiminden kaçamam ne kadar zor oldu haberin var mı?" Bir nefeste nasıl bu kadar konuşmayı beceriyor hep merak etmişimdir.

"Sanki ben çok başka bir durumdayım her pazar kiliseye gidip durum güncellemesi yapıyorum resmen." Not defterimi çantama sıkıştırdım.

"Bize ne olduğunu bulacağını söyledin ama bir ayı aşkındır Türkiyede olmana rağmen hala tık yok." Görüntülü konuşuyorduk ve kendileri sanki ses az geliyormuş gibi bağırıyordu.

"Üzgünüm ama ilk hamle Arsaldan gelmeli benden değil." Elimden gelen bir şey yoktu.

"Satranç mı bu sence hamle mi bekliyorsun?" Derin bir nefes aldığını fark ettim. Sakinleşmeye çalıştığı belliydi. "Peki sana geleceğini nereden biliyorsun?" Sesinde büyük bir merak vardı.

"Gelecek hemde ayaklarıma gelecek. Kendi kapılarını daha ben hamle yapmadan açacak." Aynanın karşısına geçip rujumu sürmeye başladım.

"Bu kadar eminsin yani? Bok gibi bir ilk karşılaşma yaşadığını söylemiştin."

"Ben Kanlı Kontes'im bana kimse karşı gelemez." Ruju kapatıp çantama attım. "Ayrıca onda şimdiden kalıcı bir iz bıraktığıma eminim." Yüzümü son kez kontrol ettim her şey yerli yerindeydi. Artık kliniğe gitmeye hazırdım.

"Ne bu rahatlık?" Diyip göz kırptı. "Kendinden baya eminsin. Arsal seni şaşırtırsa."

"Ne gibi bir şaşırtma?"

"Şu gibi bir şaşırtma; Arsal bu güne dek tanıştıkların gibi değil, hiç olmadı. O David Diamond'a bile koltuğu kaptırmamış ekstra olarak bu herif aşırı yakışıklı ve burada küçük bir parantez açmak istiyorum adam manipülasyon işinin kitabını yazmış." Dudaklarında alaycı bir gülümseme oluştu. "Yani bana göre bu işin sonu senin için hüsran."

"Ne o Arsaldan mı hoşlanmaya başladın? Senin için kötü bir haberim var kedisi gay değil." Evet fark etmiştim Arsal'ın cinsel eğilimi hala kadınlar üzerine fakat sanki kadınlardan uzak duruyor gibi. Belkide sadece bekar kalmak istiyordur.

"Saçmalama. Beni bu cezaevinden çıkar yeter. Senin yüzünden iki aydır buradayım ve şunu fark ettim benim klostrofobim varmış." Dediğinde kahakaha attım.

Tezgahta kendim için hazırladığım sandviçten bir ısırık alıp kahvemi yudumlarken "Senin için avukat tuttum seninle konuşmuyor mu?" Dedim.

Kaşlarını çattı "Istersen şu an bile çıkartırsın beni ama özellikle içeride tutuyorsun." Diye çok doğru bir tespit yaptı. Evet onu asla çıkaramazdım oradan hele ki şimdi asla olmazdı.

"Sakin kalamıyorsun ve kontrolsüzsün." Dedim ılımlı bir sesle.

"Yani?" Yine çattı o kaşlarını gelde delirme.

"Ben bize neler olduğunu öğrenene kadar senin ortalardan kaybolman, sessiz kalman gerek." Anahtarımı çantama attım. "Öfkeni kontrol edemeyip planı bozabilirsin. Zaten bunun bilincinde olduğun için kabul ettin."

"En azından iyi bir avukat tutsaydın bu çocuk gibi. En ufak bir şey demeye gelmiyor."

"Sakın, sakın bak o kız şimdilik sana emanet ben seni oradan çıkarana kadar sen ona göz kulak olacaksın, anlaşıldı mı?" Kapıyı açtım ve çıktım. "Avukatın ile bir süre iyi anlaş o kız benim piyonum anladın mı?" Asansöre binip en alt kata bastım. Aynadan yine kendimi kontrol ettim.

"Ona zarar gelemeyecek değil mi?" Sesinde bu defa merak dışında bir duygu daha yakalamıştım; endişe.

"Ne o merak mı ediyorsun. Merak etme kıza zarar gelemeyecek daha o kadar delirmedim. Benim şimdi kapatmam gerek seni sonra ararım sen sakın beni arama." Diyip telefonu yüzüne kapattım direkt.

Aşağı indiğimde site çalışanlarından olan Oğuz bana el salladı son bir ayda muhabbeti iyice ilerletmiştik hatta kendisi dışında hiçbir çalışan ile görüşüyordum bir problem olduğunda hemen benim dememe gerke kalmadan o yapıyordu. Minik bir gülümseme ile karşılık verdim.

Arsal ile karşılaştığımız günden beri tam olarak bir ay iki hafta üç gün geçmişti ve Arsal beni şaşırtmış gerçekten de bir ay boyunca yanıma asla gelmemiş en ufak bir takip belirtisi göstermemişti demekki benden şüphelenmemişti. Yada umursamadı, ikincisi daha muhtemeldi.

Kliniğe gittiğim an Elfida coşku ile yanıma geldi. "Ablam." Dedi abartılı bir sesle. Evet küçük bir piyon daha, aslında o tahtada bile yoktu sadece klinikte asistanımdı yalan yok şimdi tatlı kız hatta oldukça da sevimliydi. Küçücük burnu, esmer teni, keskin kahve gözleri ve simsiyah saçları vardı. Asıl olay olan ise kirpikleriydi upuzun ok gibi aynı kirpiklerden bende istiyorum nokta.

Yönümü ona çevirdim. "Söyle Elfida."

Elindeki kapaklı kabı bana uzattı. "Annem yolladı limonlu kurabiye." Limonu sevdiğimi çözmüştü gerçekten gözlem yeteneği yüksek bir kızdı.

"Bana bunlarla gelin." Diyip ağzımdaki lolipopu çıkartıp hemen ağzıma bir tane attım. Alerjim olan şeyler yemediğim sürece oldukça iştahlı biriydim. Hele ki karşımda limon varsa affetmezdim. Uzanıp yanağına kocaman bir öpücük bıraktım. "Anneni kaçırıp evimde yemek yaptrsam bana kızarmısın?" Resmen ağzımda festival vardı lezzet festivali.

"Çok sevmiş gibisiniz?" Yanağında rujumun izi kalmıştı. Gülünce tıpkı benim gibi gamzeleri çıkardı. Son bir aydır en büyük eğlence kaynağım bu kızdı. Yerinde durması bile yetiyordu. Utangaç tavırları hele yada paniklemeleri hepsi oldukça tatlıydı. "E madem o kadar sevdiniz size hep getiriyim."

"Annene zahmet olmaz mı?" Dedim lokmamı yuttum. Hiç anne sevgisi bilmemiştim belkide hissetmiştim ama annemi hatırlatıyorumdur. İki ihtimal ise oldukça can yakıcıydı bir annenin eli nasıl hissettirir yada onunla konuşmak, sarılmak, uyumak... hepsi ve daha nicesini çok merak ediyordum.

"Ne zahmeti annem evde can sıkıntısı ile ne yapacağını bilmiyor ki. Hem siz ona bahane vermiş olursunuz." Az biraz bile olsa çözmüştü beni benim izin verdiğim ölçüde en azından. Yetim ve öksüz olduğumu bir yetimhanede büyüyüp zekam ile ülkenin en büyük üniversitelerinden birini kazandığımı biliyordu.

Aklımdakilerin aksine oldukça yumuşak bir şekilde gülümseyip "O zaman kusura bakma ama reddedemiycem." Dediğimde kıkırdadı. Burundan makas alıp odama geçecektim ki aklıma gelen detay ile durdum. "Ha Elfida,"

Hemen arkasını döndü. "Evet ablam."

"Ben meditasyon yapıcam ona göre." Dediğimde hemen anladı beni kafasını salladı. Eli ile dudaklarının üzerinde hayali bir fermuar cekti ve ucunu atıyormuş gibi yaptı. Evet artık sessiz olacaktı.

Odama girip kapıyı kapattım. Tütsülerim zaten hazırdı okyanus kokulu olanı deniz ve okyanus kokusu hep rahatlatıcı gelirdi bana. Vücudum bile uyuşurdu hayır aslında benim suya zaafım vardı. Yağmurun altında uzanarak uyuduğum hatta saatlerce kaldıktan sonra o halde operasyon düzenlediğim oluyordu. Zihnimi açıp bana ilham veriyordu. Su gördüğüm kötü düşünceleri bile alıp götürüyor rahat kafa ile düşünülmemi sağlıyordu. Aslında bazen olmayan anıları gördüğüm için yada hayal ettiğim için hep aklımda kalıyordu ve sesleri hiç susmuyordu bu yüzden bunları suya anlatıp rahatlıyordum.

Ağzımdaki lolipop'un sakızlı kısmına gelince zevkle ısırdım. Yerde serilmiş vaziyette duran yoga matıma doğru yürümeden hemen önce topuklu ayakkabılarımı çıkartıp köşeye koydum. Yoga yağmurdan sonra en iyisiydi huzurlu hissediyor kafamdaki öldürüldüğüm insanların yakarışlarını ve ağlamalarını... yoga bu sesleri susturuyordu kısa süreli olsa bile.

Eteğimin yırtmacının izin verdiği kadarı ile bağdaş kurup meditasyon yapamaya başladım. Alttan gelen piyano sesi ise beni kendine aşık etmişti resmen. En sevdiğim müzik enstrümanı çellodan sonra elbetteki, notaları zarif ve bir o kadar da tutkulu vuruşları her seferinde daha da seviyordum müzik enstrümanlarını. Gözlerimi kapatıp kendimi dış dünyaya kapatmıştım çok zorlamadıkları sürece sıkıntı yoktu. Sırtımı iyice dikleştirip derin nefesler alıp anıların bana gelmesini istiyordum fakat yüzüme dokunan el buna engel oluyordu.

Bir dakika yüzüme dokunan el mi?

Kimin eli lan o?

Hayırdır aslan kimsin sen?

Bence gözlerini açarsan görürsün. Dedi yine içimdeki ses. Yine haklı maalesef.

Gözlerimi hafifçe açtım değişen ışık yüzünden hafif mavi ile mor tonları karıştığı bir filtre vardı sanki karşımda. Etrafıma bakınmaya devam ederken karşımda gördüğüm siluet yüzünden resmen küçük dilimi yuttum. Siyah hareleri ile ne yaptığımı anlamaya çalışan gözleri ile bana bakıyordu. Yanıma gelip tam karşımda tıpkı benim gibi bağdaş kurup oturmuştu. "Mr. Arsal?" Dedim sesim bile şükür niteliğinde çıkmıştı evet Acar Alkın Arsal karşınma gelmiş bana bakıyordu. Dudağında alaycı bir gülümseme vardı yine.

Helüüüüüü nasılsınız şahsen ben çok iyiyim. Şaka biraz kötüyüm okuduğum bir kitabın sonu kötü bitiyormuş ve ben kitabın peşinden deli gibi koşarken daha okuyamadan spoiler yedim. Reva mı bu ama öte yandan sevdiğim bir yazar ile buluşmanın ve onunla sohbet etmenin de sevinci var tabi birkaç yazarı kaçırmışım ama olsun yine de olaya iyi yanından bakıyorum.

Peki sizin bu aralar nasıl gidiyor?

Ben yorgunum şahsen. Umarım sizin hayat enerjiniz hala yerindedir bu arada bu bölümü bitiriris tarihimden hemen sonra bu kutaba yakında dahil olacak bir karakter için kitao yazmaya başladım. Evet yaptım öyle bir çılgınlık ayıptır söylemesi aldım gazı gidiyorum.

Gelmek isteyen olursa haberim olsun.

Bölümü nasıl buldunuz genel olarak yorularınızı okumak için çıldırıyorum. Oy verip yorum yaparsanız sevinirim.

Seviliyorsunuz efenim.

Tiktok: Huly6_B

Wattpad: Huly6_B

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.