Dikkat bu kitap çok fazla cinayet, cinsellik, argo içerir yaşı küçük okuyucular ve etkilenecek okurlar lütfen okumayın.
İnsanların birden fazla maskesi vardır. En masumun bile aslında vardır, bu maskelerin sebebi ve mekanı değişse bile aslında hep köşede bir yerlerde durup çıkacağı zamanı heycanlı ama bir o kadar da sabırlı bir şekilde bekler. İnsanlar asla diğer maskelerini kabullenmez hep gerçek kişiliklerini gösterdiğini söylerler, ama hayır bu elbetteki yalandır kendilerinin bile bilmediği bir sürü yüzleri vardır mekana ve duruma özel bir şekilde duran maskeler.
Benim sizden en büyük farkım buydu sanırım, ben öyle sizin gibi maskelerimi reddedecek biri değilim sizin maskelerinizden bile daha fazla maskem var. Hep yalan söylerim herkese ve herşeye karşı. Neden beni tanımanız gerek ki? Tanımayın bilmeyin zaaflarımı, siz bilirseniz başkasına söylersiniz kimse dürüst olmaz. Gerçi pek zaafım da yok ama yinede size güvenmiyorum ben burada konuşurken belki "ne diyor lan bu kız?" Diyip kendi aranızda dalga geçiyor olabilirsiniz. Ama sakın unutmayın ben Kanlı Kontes'im bana yapılanı unutmam.
Tıpkı beş yıl önce başıma birşeyin geldiği ama aslında Ivan'ın anlattığından daha farklı olduğunu bildiğim yinede hatırlayamadığım o olay gibi elbette herkes benimle büyük bir oyun oynuyordu. Bununda farkındayım, sadece eğlenmek için katılan basit bir piyonum. Biliyorum söylemediler ama biliyorum kurulda bilmemem gereken bir şey vardı. Neydi yada nedendi bilmiyorum ama beni kullanacaklardı. Arsal'ın yanına beni yollayıp zihnine girmemi istiyorlardı bu hiç iyi değildi çünkü; eğer o anlatmazsa ben zihninden söküp alacak tek kişiydim.
Aslında farkındayım herkes benden birşeyler saklıyor, bana yalan söyleyip gizliyor Ivan bana karşı koruma yapıyor ona dokunduğumda onun zihnine giremememin sebebi de buydu. Kendince benden birşey saklıyor. Aptal hemde büyük bir aptal, o da babası da. Benden ne gizlediklerini bilmiyorum ama bulacağım ne olursa olsun.
Gözlerim elimdeki deri kapaklı dosyadaydı, ezberlemiştim ama yinede bakamadan edemiyordum. Beni bu dosyaya ve davaya çeken neydi? Neden Arsal hakkındaki bilgileri istiyordum? Sikko bir iş olduğu belli ama ben yinede gitmek istiyorum. Nedense ihtiyacım olan bir şeyin onda olduğunu düşünüyordum.
Dosyaya yeniden göz gezdirdim.
Acar Alkın Arsal.... kendi ülkesinde en zengin ve gözdesi olacak hale gelmiş bir bekar olan Arsal aynı zamanda siyaset dalında da oldukça hatırı sayılır biriydi, genç bir hayırsever, her yıl beş yüzden fazla hayır kurumuna milyon dolarlar yatıran biriydi. Genç hatta oldukça genç yermi dokuz yaşında. Dosya buraya kadar normaldi sonrası ise tam bir fiyaskoydu; her ne kadar zengin ve iyi biri görünürde olsada bunun altında ise daha beteri vardı. Tehdit, şantaj, tarihi eser kaçakçısı, uyuşturucu baronu, silah kaçakçısı... liste uzun ama bana bunlar değil zaafları lazımdı. Kısacası herif biraz boktan bir tipti gerçi hangimiz öyle değiliz ki?
Başta hoşlandığı kadınlara benzesem beni beğenirimi? Demiştim ama kendisinin bilinen bir sevgilisi yada en azından tek gecelik ilişkisi bile yoktu. Düz bir adamdı. Hani merak etmedim de değil bakir kalmış olamaz hala değil mi? Yada gay olabilir mi? Umarım değildir.
Başıma ağrılar giriyor ne vardı bu herifte? Neden fotoğrafına bakıp bakıp duruyorum hemde aptal bir sırıtma ile, sikerler ama acaba yakışıklı yüzü yüzünden mi?
Daha yakışıklı erkekler de tanımıştım ama böyle bir şey hiç olmadı peki nedendi o zaman?
Kurul üyesi olmasıydı belkide sebep. Ama onu daha önce kurul toplantılarında görmemiştim. Peki neden son beş yıldır kurul lideriydi? Hele ki karşısında David Diamond gibi bir mafya dururken, amerikanın hatta dünyanın en büyük mafyasıydı ama liderlik Arsaldaydı saçmalıktı.
Yanımda sırtı bana dönük uyuyan Ivan nedense benden birşey saklıyor gibiydi konuyu açmak istemiyor bana dosyayı verip uyumak istediğini söyleyip uyumuştu. Hala çıplaktık o uyuyakalmış ben ise dosyayı okuyacağım diye gözlerimi mahvetmiştim resmen.
Deri kaplı kapağı tekrar kapattım, kendimi iyice kaptırmamalıydım. O dosyayı itip diğer dosyayı elime aldım; Doğan Arsal. Acar'ın kuzeniydi yeşil gözlü kumral bir adamdı. Asla birbirlerine benzemiyorlardı. Uzun boyu dikkat çeken bir özelliğiydi baktığında Ivan ile birbirlerine yakın boyları vardı. Bu resimden bile anlaşılıyordu fakat Doğan Ivan kadar kalıplı değildi. Uzun boylu geniş omuzluydu. Fakat kalın kaşları ona fazla ciddi bir hava veriyordu
Eski polis.
Bu detayı dosyasında görmek beni şaşırtmıştı açıkcası. Nasıl yani zamanında polis miymiş?
Neden mesleği bırakmış?
Neden bu mesleği bıraktıktan sonra ülkenin en büyük mafyalarından biri olan kuzeninin işlerini yapmaya başladı?
Aklıma anında hücum eden soruları susuturudum.
Enteresan bir aile oldukları açıktı biraz kaçık bir aile olmalılar ki hepsi bir komedi şakası gibiydi tıpkı Araf Arsal gibi. Kendisi kendi ülkesinde özel olan bir askerdi. Bordo bere deniyormuş. Eğitimli, kuzeninin işine karışmayan ve ciddi bir adama benziyordu. Ela gözlü kumral bir adamdı ciddi bir yüz ifadesi olduğu belliydi sanırım herzamanki haliydi. Ayrıca oldukça yakışıklıydı. Gerçekten lanet olsun ki Arsal erkekleri yunan mitolojisinden fırlamış kadar seksi ve yakışıklıydı. Genel olarak karizmatik yüz hatlarına ve heybetli vücuda sahip bir aile olmalılardı ki hepsi uzun heybetli ve yakışıklıydı.
Tabi kadınları da öyle.
Aleyna Arsal; Doğan'ın kız kardeşi ailenin tek kızı yaklaşık bir yıldır...
Sarı saçlı. Ailenin erkeklerine göre kısa boylu etrafına yaydığı pozitif enerji fotoğraftan bile belli oluyordu. Ama sanki bu bir maskeydi, bende çok fazla olduğu için biliyordum.
Geçmişi kötüydü daha doğrusu tüm ailenin fakat en derini Arsal'ın ta kendisine aitti bu belliydi dosyalarda yazmıyordu ama bu çok belliydi en derin geçmiş Arsal'ın olsada bundan en çok zarar gören Aleyna'ydı. Fotoğrafa dokunmamla birlikte duyduğum küçük bir kızın çığlığı ile anlamıştım zaten fakat dikkatli bakınca gerçekten öyleydi maske takan biriydi o da.
aslında ailenin en büyüğü yaklaşık bir sene önce ölmüş olan Dila Arsalmış olduka güzel ve alımlı bir kadına benziyordu Acar Alkın Arsal'ın ablası ve tam bir güzellik tanrıçası gibiydi siyah saçlı, siyah gözlü, kalp şeklinde dudakları olan süt gibi beyaz tenli ve hokka gibi olan burnu ile oldukça dikkat çekici bir kadındı. Onun ölüm sebebi açıklanmamış.
Elimi en kalın olan ikinci dosyaya attım. Müjde Han; Acar Alkın Arsal'ın annesiydi.
Bir saniye neden soy isimleri değişikti?
Yada neden dosyada en dikkat etmem gereken kişiler arasındaydı?
Evet isminin en altında en dikkatli olmam gereken kişi olarak belirtilmiş, üstelik altta kocasının fotoğrafını görünce neden dikkat etmem gerektiğini anladım.
Kocası Kaya Han. Yani bir zamanlar ülkenin en ünlü ve güçlü mafyalarından biriydi. Yüzündeki yara da tıpkı Arsal gibi dikkatimi çeken detaylardandı. Nereden tanıdıktı bilmiyorum ama tanıdıktı işte.
Arsal'ın üvey babasıymış fakat bilinmez bir nedenden dolayı ölmüş. Neden bilinmez ki? Ayrıca neden bu ailedeki herkes bilinmeyen nedenlerle ölüyor?
Elimi fotoğrafa attım ani gelen bir dürtü ile kağıdı yırtıp odanın ortasına attım. Neden yaptığımı bile bilmiyorum o an oldu ve yaptım. Ama eğer yaptıysam bir bildiğim vardır herhalde. İşte tam o an gözüm saate takıldı saat tam olarak; 04:13dü gerçekten bu kadar saattir okuyormuydum. Arsal'ın dosyasına o kadar odaklanmışım ki diğer dosyaları okumamış az önce bakmıştım.
Ivan yatakta hareketlenmeye başladı gözlerim anında onu buldu bir gözü yarım açık benimle konuşacak gibiydi fakat boğazı kurumuş olmalıydı ki sadece yutkundu, elimi baş ucundaki su surahisine atıp bir bardak su doldurdum ve Ivan'a uzattım. Suyu içtikten sonra kendine geldi. "Neden hala uyumadın ki?" Diyip sırtını dikleştirdi. Yatak başlığına yasladı.
"Uykum yok." Dedim gözlerim yine Arsal'ın dosyasında takılı kalmıştı Ivan bu durumu fark etmiş olmalıydı ki dosyaları alıp çekmenin içine attı. "Bu kadar yeter. Daha fazla bu dosyayı okumayacaksın." Diyip sertçe kapattı.
"Neden?" Pek uğraşmak istediğim bir şey değildi fakat bu tepkisinin nedenini merak etmiştim doğrusu.
"Git zaafını öğren gel aynı dosyayı kim bilir kaç saattir okuyorsun."
"Sadece işimi iyi yapmak istiyorum."
"Zaten iyi yapıyorsun fazlasına gerek yok. İyice kaptırdın kendini bu işe." Yüzümü avuçlarının arasına aldı. "Acele et bitir." Dedi.
"Yarın yola çıkarım." Hemen gitmek istiyorum nedenini bilmediğim bir şekilde heyecanlıydım. Çocuksu bir heycan içerisinde göğsüm sıkışıyordu. Bunu nasıl tarif ederim bilmiyorum ama eğer edebilecek olsaydım göğsüm nefes almak istiyor boşluğu dolmak üzereymiş gibiydi. Sanki yıllardır bir kafesteymişimde kurtulmak üzereyim gibiydi.
"Bu kadar çabuk mu?" kaşlarını kaldırdı "ama daha bu gün geldim, biraz başbaşa kalsaydık." Biraz dur be adam aklın fikrin sevişmekte!
"Hemen gitmek istiyorum." Dediğimde çenesini sıktığını fark ettim.
"Bebeğim..." diyip yatağa uzandı daha sonra beni de yatırıp başımı göğsüne yasladı. "Seni göndermeyi hiç istemiyorum hele ki düğünümüze bu kadar az bir zaman kalmışken..."
Doğru ya birkaç gün sonra düğünümüz vardı bu detay aklımdan uçmuş resmen. Gerçi ben erteleneceğini düşünmüştüm bu yüzden de olabilir tabi teşkilatta adım fahişeye çıkmasın diye oldukça titiz bir şekilde uğraşıyordum.
Zaten Ivan rahat bir adamdı göstermekten çekinmiyordu, insanlara göre aldığım rütbeler bile Ivan'ın fahişesi olarak kazandığım bir şeydi gerçi kolay yükselmiştim beş senede hemde görev alanım genişlemiş yetki alanım sorgulanamaz dereceye gelmişti. Benden üst rütbede olan sadece iki kişi vardı. Aslında bu konuma gelmem bile bağlantılarım yani her ülkenin büyük mafya babaları sayesindeydi çoğu ile son beş yılda büyük dostluklar kurmuştum, hatırı sayılır biri olarak aralarındaydım. Kimliğimi ise sürekli saklamak zorundaydım çünkü ekipte bu işlerle yani yeraltı işleri ile uğraşan kişi bendim ve kime nerede ne yapacağım belli olmadığı için bunu yapmak zorunda kalmıştım. Toplantılara bile ya sesli katılıp sesimi değiştirirdim yada göz rengimden saçıma hatta parfümüme kadar değiştirip öyle katılırdım toplantılara.
İnsanların canını sıkan şey ise buydu, daha beş sene önce katıldım teşkilata ondan öncesi zaten boş ve karanlıktı, mutlu değildim annesi babası hayatta olmayan bir kızdan başka bir şey değildim.
Fakat beni değiştiren kişi Ivan olmuştu bir silahlı saldırıdan zor kurtulmuştum. Gözlerimi açtığımda Ivan başucumdaydı, herşey ile o ilgileniyordu yediğim yemek, aldığım duş hatta bazen saçlarımı bile tarardı fakat uzun oldukları için onu yorardı uzun saçı severdim fakat Ivan saçımdan rahatsız olurdu, görevlerde bana engel oldukları için...
Bende benden kesmemi istediği saçlarım için ona inat nişan yüzüğümü bile takmıyordum sadece Ivan'ın yanında parmağımda oluyordu. Pek takmaya hevesli olduğum söylenemez ama neyse. Onun yanında takmam bile mecburiyetten dolayıydı, o benden bir üst rütbedeydi onun üstü ise babası kısacası o emir verince sorgulayamazdım sorgulama şansım yoktu.
"Ama babam sadece senin bu işi yapabileceğini söyledi." Sıkıntılı bir nefes verdi. "Elbette yollayacak başka insanlarda vardı ama seni yollamaya mecburum emin ol gitmeni hiç ama hiç istemiyorum." Eli çıplak sırtımda dolanıyordu.
Gözüm yüzüğün üzerinde onaylandı ne zaman kabul etmiştim? Hiç ama hiç hatırlamıyorum boş bir anıma denk gelmiş olsa gerek ki evet diyip yüzüğü takmıştım. Tabi başta Ivan'ın babası epey karşı çıktı olmaz diyip durdu hoş işime gelirdi keşke vazgeçirebilmiş olsaydı oğlunu.
"Görev görevdir madem öyle istemiş gitmek zorundayım." Diye yalan söyledim gitmeyi çok istiyordum hemde herşeyden çok.
Ufak tefek birkaç soru.
Sizcede Arsal ailesi tuhaf değil mi? Yani biri polis biri asker biri mafya.
Peki sizce ajanımızın kalbindeki boşluk neden Acar'ın resmini gördükten sonra belli oldu?
Müjde Han sizce bize nasıl davaranacak yada diğerleri.
Yeni bölümde görüşmek üzere beni takip etmeyi unutmayın.
Wattpad; Huly6_B
Tiktok; Huly6_B
Seviliyorsunuz efenim.