Dikkat bu kitap çok fazla cinsellik, argo, cinayet içermektedir küçük okuyucular lütfen okumasın. Etkilenecek okuyucular lütfen okumasın!
Ölüm ceza mı ödül mü?
Bazen kendi kendime düşünürüm ölüm ceza mı ödül mü eğer benseniz ödül. Çünkü lanet hayatınıza o kadar çok sahip olmak istedim ki... bazen Tanrıya neden ben değilde onlar diye kızdım çünkü ben ölüm ile lekelenmişken siz; sırf istediğiniz birşey olmadı diye ağlıyorsunuz. Fakat ben ağlayamıyorum bile Tanrı beni o kadar çok bir köşeye atmış ki yaratırken gözyaşı dahi akıtmasın zehri içine aksın onu kavursun demiş sanki.
Zehrim de şifamda ölümdür benim varlığım size ödül bana ceza, yokluğum size kıyamet bana ise cennet. Neden böyle bilmiyorum ama hep kendime fazla geldim. Beni ben kaldıramadım çevremdekiler nasıl kaldırsın ki? Beni ölüm bile yanlız bırakmış yaşayanlar beni niye bırakmasın ki?
Hızlı adımlarla koridorda yürüyordum elime tutuşurdukları dosyayıda almıştım. Yüzüme düşen saçımı hemen kulağımın arkasına taktım, fakat hemen sonra yine yüzüme düştü kısa saçlı olmak başa belaydı hemde çok fazla.
Dosyanın içinde ne vardı bilmiyorum yada ne için olduğunu da. Emirleri sorgulamayı uzun zaman önce bırakmıştım. Sorgulamamak daha iyiydi beynim daha az yoruluyordu. Beynim yeterince meşgul zaten fazlası olsun istemiyordum.
Hızla toplantı salonuna varmak için arabaya bindim dosyayı koltuğun üzerine fırlattım. Emniyet kemerimi takıp yola çıktım. Acelem vardı ama ne için bilmiyordum. Gömleğim boğazımı sıkıyordu sanki aldığım nefes ciğerlerime batıyor beni öldürüyordu, iki düğmesini açtım ama bu sefer göğüs dekoltem oldukça belli olmuştu. Hiç umursayacak halde değilim.
Elimi klimaya atıp açtım pencereden gelen hava yetersizdi vücudum yanıyordu. Ceketimi çıkartmaya çalıştım aynı zamanda arabayı kontrol etmeye çalışıyordum. Ceketten kurtulunca tamamı ile rahatlamasamda hafiflemiştim.
Arabada giderken yine o aradı ellerim yine titremeye başlamıştı. İçimdeki sıkıntı büyüdükçe büyüyordu neden böyle oluyordu ki ortada bir tehlike yoktu.
Yoktu değil mi?
Telefonu çıkartıp açtım kulağıma yasladım. "Alo!" Sesim bile yabancılaşmıştı kendi sesimi bile tanıyamayacak kadar kendimde değildim.
"Dosya yanında mı?" Baskın sesi neredeyse kâbuslarıma sebep olacak türdendi.
"Evet, efendim." Tek cevap başka bir cümle yok sadece evet, efendim.
"Güzel, hemen gelmeni istiyorum gelebildiğin en kısa sürede burada ol." Telefonu kapattı.
İşte yine başlıyordu kısa kesmişti. İşi önemliydi değil mi hemde tehlikeli. Bu yüzden beni yolluyordu kimseye birşey olmasın sadece ben öleyim istiyordu. Benim de pek yaşamaya niyetim yoktu gerçi ama beni neden hep böyle işlere bulaştırıyordu anlamıyorum.
Tabi kusura bakmayın bu benim kabalığım kendimi tanıtmayı unuttum. Beni yakından tanıyacaksınız ama şimdi değil! Beni o kadar iyi tanıyacaksınız ki benim bir parçam olacak, bazen benim yerime kararlar vereceksiniz. Ama sonra konuşalım bunları olur mu şu an hiç ama hiç müsait değilim.
Elimi saçlarıma geçirip dağıttım omuz hizasındaydı zaten saçlarım. Elimi radyoya attım beynimdeki sesler alarm çalıyordu yine. Radyo kanallarında gezerken türkçe bir şarkıya denk geldim. Nedensizce havada kaldı elim sanki değiştirme diyordu bir tarafım. Elimi geri çektim şarkıyı anlamakta sıkıntı çekmedim, zaten türkçe biliyordum.
Gaza daha fazla abandım ibre en sonu gösteriyordu. Radyoda çalan şarkı ise duruma göre fazla yumuşak hatta romantik duruyordu. Bunun farkına varınca dayanamayıp güldüm eminim bu halimi görseler gülenler olurdu.
Özellikle çevre yolundan gidiyordum trafik çekmezdim asla bekleyemezdim de.
Şarkının belli bir kısmına gelince ayağım pedaldan benim kontrolüm olmadan çekildi. Kendimde en nefret ettiğim şeylerden biri buydu. Beynim benden habersiz komut yolluyordu.
"Aşk seni bulabilirde...
Uzakta durabilirde..." diyordu ne alâka öyle olsaydı benimki burnumun dibinde olmazdı. Herifi düşünmem bile sinir krizleri geçirmeme yeterdi ve yetti de tekrar gaza bastığımın hatta kestirme olan bir yola girdiğimin farkında bile değildim.
Bu sefer farklı şarkıya geçmişti fakat sevdiğim bir şarkıydı.
"Gönlün var mı bende sarmaşık?
Yol mu karmaşık?" Diyordu Mabel Matiz. Sebepsizce severdim türkçe şarkıları, kitapları, filmleri ve insanlarını daha önce Türkiye'ye bile gitmemiştim ama hep bir sempatim olmuştu.
"Cidden profesyonel bir yardım almalıyım." Dedim kendi kendime acelem olduğu halde şarkı dinliyorum. Cidden kafam güzel olmalıydı.
Neyseki toplantı salonuna varmıştım sonunda. Dosyayı yolcu koltuğundan aldım, arabadan inip ceketimi tekrar giydim saçlarımı toka ile tutturdum anahtar ile arabayı kilitledim eski demir kapıdan girdim duvarlarda yer yer küfler ve çatlaklar vardı.
Uzun ve dar koridor beni daha da bunaltmış hatta nefes bile alamayacak bir hale getirmişti. Yerler ıslaktı ayağımdaki topuklular ile yürürken tıkırtılar çıkıyor üzerine bastığım su birikintilerinden sesler geliyordu. Floresan lambalar ise yanıp sönüyor belli bir şekilde kalmıyordu.
Ayağımın dibinden bir fare geçti, oldukça iri olan fare ondan büyük olmasam beni bile yiyecek gibi görünüyordu. Büyük salon kapısına geldiğimde kapıyı öne doğru itip içeri girdim.
Evet oradaydı karanlıkta oturuyordu ama o olduğunu biliyordum. Masasında Yine gerine gerine oturmuş elindeki puro'yu içiyordu. Tam karşısındaki koltuklardan biri bana ayrılmıştı diğeri ise sağ kolu ayrıca oğlu olan Ivan'a ayrılmıştı. İyi oynamalıydım korktuğumu yine herzaman olduğu gibi anlamamalıydı.
Yanlarına yürüyüp dosyayı masanın üzerine bırakıp der koltuğa oturdum. Bacaklarımı üst üste atıp herşey yolundaymış gibi davrandım "Beni çağırmışsınız." Dedim.
"Dosyayı okudun mu?" Sesinde ciddi bir merak vardı.
"Bana al getir dediniz bende aldım ve getirdim neden okuyayım ki?" Cevabım yine onu memnun etmişti dudaklarında çarpık bir gülümseme oluştu.
"Aferin." Dosyayı bu sefer önüme itti. "Kararlarımı hiçbir zaman sorgulamaman en sevdiğim yönün şimdi de aynı şeyi yapmanı istiyorum." Tam dosyayı alacaktım ki avucunu dosyanın üzerine bastırdı. "Bu görevin tehlikeli ve yanlız olmak zorundasın." Dedi dosyayı alıp tek kelime etmeden sırtımı koltuğa yaslayıp dosyayı açtım.
"Tehlikeli olmazsa zaten beni göndermezdiniz değil mi?" Siyah dosyayı açtım. "Şimdi bu endişenizin sebebi ne ki?"
Dosyayı açar açmaz karşıma siyah gözleri olan esmer tenli siyah saçlı bir adam çıktı, uzun boylu olduğu her halinden belliydi. Dürüst olmak gerekirse oldukça yakışıklıydı, hatta çok yakışıklıydı. Şirket gibi bir alana girmeden çekilmiş fotoğrafları vardı. Yanında koruma yoktu tıpkı onun gibi uzun boylu kumral bir adam vardı. Ama belliki o bir koruma değil di.
Resmi fazla incelediğimi gören Ivan lafa atıldı. "Bu hedefin Acar Alkın Arsal." Dedi en az babası kadar baskın bir sesle.
Bense kafamı kaldırmadan o resime bakıyor bu adamın bana nereden tanıdık geldiğini anlamaya çalışıyordum.
"Kendisi Türk ve bizimde düşmanımız. Senden istediğimiz bu adamın zaafiyetlerini bulman ailenin içine girmen."
"Peki ama neden direkt dosyayı bana yollamak yerine, beni buraya kadar çağırdınız?" Dedim gözlerimi zorlukla fotoğraftan ayırarak.
"Bu özel bir görev kimsenin haberi olmamalı ekibin bile."
"Bu görevi önemli yapan nedir basit bir işe benziyor, Caroline'yi gönderebilirdiniz, tek gecelik bir iş bu." Dosyayı tekrar masanın üzerine koydum. Ne gerek vardı ki bana Caroline onunla bir gece geçirse lafı ağzından alırdı zaten ben ince islerden anlamam ki adamı öldür çık bu kadardı benim işim.
"Sorguluyorsun," tek kaşını kaldırdı. "Neden?"
"Sorgulamamı sorguluyorsunuz neden?" Belliki bilmemem gereken konular vardı.
"Artık yeter." Dedi Ivan ayağa kalktı beni kolumdan tuttu ve masanın üzerindeki dosyayı da alıp. "Onun bütün sorularını cevaplayıp görevini anlatacağım. Siz hiç merak etmeyin Baba." Dedikten sonra odadan çıktık.
Koridor boyunca beni peşinden sürükledi tek kelime etmedim fakat kolumu fazla sıkıyordu, moraracaktı biliyorum. Sesimi çıkartmadan beni yönetmesine izin verdim en son o karanlık koridorları geçtikten sonra bir odaya daha girdik.
Boş bir odaydı. Sadece ortada bir masa ve iki sandalye vardı birde tepesinde yanıp sönen floresanlar başka hiçbir şey yoktu. Tabi bütün duvarı kaplayan dev camı saymazsak. Burası bizim sorgu odamızdı genelde sorguları burada yapardık bizim burada ne işimiz vardı ki?
Sanırım belli oldu çünkü; şu an Ivan'ın kucağında olmamın tek mantıklı açıklaması yine beni özlemiş olmasıydı.
Ve evet Ivan ile sevgiliyiz son beş yıldır... Genelde ikimizde görevlerde olduğumuz için birbirimizi çok az görürüz. Bu yüzden; Ivan'ın bana bitmek bilmez bir özlemi vardı. Ne kadar tatlı değil mi? Beraber uzun zamanlar geçirsek benden nefret edecek adam beni her gördüğünde sarıp sarmalıyor.
"Seni çok özledim." Öyle sıkı sarılmıştı ki kemiklerimi kırabilirdi zaten iri yapılı bir adamdı boyu uzundu hemde çok uzundu 2.07 boyu vardı. Bu da yetmezmiş gibi tamamı ile bir kas yığınıydı.
Beni her kucağına aldığında ayaklarımın zemini özlediğini fark ediyordum. Uzun boyluydum ama yine de Ivan'ın yanında küçük kalıyordum.
"Bende seni." Diye mırıldandım şimdi yalan söylemek gibi olmasın iyi bir adamdı güzel seviyordu ama herkese cesur bir adamken babasının yaptıklarına göz yumuyordu.
Normalde saçımın teline zarar gelse bütün dünyayı yıkabilecek adam, işin içinde babası olunca hiçbir şey yapamıyordu. Ne ben işkence gördüğümde ne de eğitim adı altında kemiklerim kırıldığında hiç birinde ses çıkartmadı çünkü babasının emriydi.
Yüzünü boynuma gömmüştü. "Eve gidelim mi?" Yorgundu bunu yüzündende anlayabiliyordum günlerdir uykusuz olmalıydı.
"Gidelim..." boynuna sarıldım. Beni kucağından indirmeden kapıya doğru yürüdü, beni indirmeyi unutmuş olabilir miydi? "Ivan?" Kollarımı boynundan açıp kendimi hafifçe arkaya çektim. Yüzünü görmem gerekiyordu.
"Evet."
"Beni indirmeyi düşünüyorsundur umarım?" Aptal aptal göz kırpıştırdığına göre hayır.
"Boşver." Dedi hemen kapıya neredeyse varmıştık bile.
Kapıdan çıkmak üzereyken güvenlik görevlilerinin bize attığı bakışlar çok saçmaydı. Ne vardı yani hiç mi görmemişlerdi?
Böylesini kimse görmemiştir. Dedi içimdeki ses yine.
Arabaya vardığımızda Ivan beni yolcu koltuğuna yerleştirdi, kendi ise sürücü koltuğundaydı. Aptaldı işte bu yoğunlukla hangi akla hizmet arabayı sürüyordu ki?
"Ben sürerim." Dedim hızla.
"Olmaz."
"Ivan yorgunsun gözlerinden uyku akıyor ve sen bana gelmiş olmaz diyorsun." Göz altlarında mor halkalar oluşmuştu kötü görünüyordu benden bile beterdi.
"Eve gidelim yorgunluğumu alırsın." Dedi göz kırparak, çok libidosu yüksek bir adamdı.
"Saçmalama." Dedim omzuna bir tane geçirdim.
"Ne var sevgilim değil misin alırsın yorgunluğumu." Emniyet kemerini tam bağlıyordum ki çenemi tutup başımı kaldırdı. "Mesela küçük bir öpücükle yangın başlasa..." üst dudağıma küçük bir öpücük bıraktı. "Sonra odamıza geçsek..." alt dudağıma da küçük bir öpücük bıraktı.
"Yorgun adam yatar uyur." Dedim keskin bir dille. Fakat beni duyduğunu pek sanmıyorum, çünkü şu an ilgi odağı boynumdu.
"Yorgunluğum hemen geçer sen geçir yeterki."
"Evde!" Dedim saçlarını tutup kafasını boyun girintimden çıkarttım.
"Bende öyle düşünmüştüm." Dudağında çarpık bir gülümseme vardı.
😶
"Ivan yeter!" Canıma kastı vardı adamın, başka açıklaması yoktu!
"Hiçbir şey yapmadım ki?" Dedi masumca. Hala üzerimdeydi ve eve çoktan gelmiştik. Suratını yine boynuma gömdü.
"Kalk artık." Dedim sırtına vurdum. İri vücudu tamamı ile üzerime yığılmıştı. Yine beni duymuyordu bacaklarımı iki bacağınada doladım çevik bir hareket ile onu altıma aldım. "Bu kadar oyun yeter. Dinlenme zamanı!" Ellerim ile omuzlarına baskı uyguluyordum. İsterse beni hemen üzerinden atabilirdi ama yapmıyordu tek yaptığı çıplak vücudumu incelemekti.
"Ben halimden memnunum." Dedi çapkın bir gülümseme ile.
Hızla üzerinden kalkıp yatakta yan dönüp ona sırtımı döndüm. Yeterdi artık yaklaşık iki saattir sevişiyorduk, bu bana bile fazlaydı. Arkadan belime sarıldı, omzumdan öptü. İyice yumuşamış sakinleşmişti.
"Peki artık bana dosyayı anlatacak mısın?" Detaylar ondaydı detayları öğrenip bir an önce göreve gidip bitirmek istiyordum.
"Sonra anlatsam?"
"Olmaz. Neden beni seçtiğinizi anlamam gerek." İstediğimi öğrenemeden gitmeyeceğimi o da biliyordu.
Derin bir nefes aldı. "Bahsettiğimiz zafiyetilerini ancak zihnine girerek alabilirsin. Bu yüzden seni seçtik yeteneklerine ihtiyacım var." Beni boşu boşuna seçmediklerini biliyordum.
Yeteneklerim yüzünden demek? Yaptıklarımdan hep şikayetçi olan insanların şu an buna ihtiyaç duyması gülünç. Tabii size anlatmadım ben bir Medyumum olmayan şeyleri görür olacak olanı bilirim. Bazen izniniz olmadan beyninize sızıp sizin hakkınızdaki bütün bilgilere sahip olrum.
İsteğim ile olan bir şey değil elbette bazen kontrolüm dışında yaşanıyor. Hareketlerim, konuşmam... hepsi bazen nedensizce bir şeyler yaparım neden yaptığımı bile bilmediğim bir şekilde. Fakat daha sonra aslında kontrolsüzce yaptığım şeyin bile hayatıma iyi yönde etki ettiğini fark ederim, yani yeteneklerim hem bir ödül hem bir lanet. Zihninizi okumam için ihtiyacım olan tek şey ten teması başka bir şey değil.
Ivan bu durumdan hep şikayetçi çünkü olmayan bir geçmişin parçalarını görüyorum. Bazen on yaşındayım ve yanımda küçük bir kız çocuğu oluyor. Bazen bir kadın oluyorum elim karnımda ve hamileyim. Bazen ergenlik dönemimde oluyorum ve bir adam ile birlikteyim... çok fazla gerçek olmayan anı oluyor malesef ve Ivan bu durumdan nefret ediyor. Olmayan bir geçmişi ve anı görmek saçmalık. Yeteneklerin saçmalık. Diyip duruyor.
"Kontrolsüz olduğumu biliyorsun," dedim hemen. Evet kontrolsüzdüm ve evet kontrolüm olmazsa hedefim benim hakkımdaki tüm gerçekleri anlardı.
"Kontrolü kaybetme o zaman ne olursa olsun ne yaparsan yap ama bana Acar Alkın Arsal hakkındaki bütün bilgileri getir. Yöntemine karışmam ne yaptığına da sadece bana o adamın zaafiyetini bul ve getir!" Dedi keskin bir dille. Demekki Arsal denen adam canlarını epey yakmıştı Ivan'ın öfkesi sesinden bile anlaşılıyordu.
Arsal hakkındaki herşeyi bulup getirecektim ama nasıl ne yapacaktım? Aklına nasıl girecektim bunlar büyük sorunlardı.
Ve ben geri dönüşü olmayacak bir yola girdiğimden habersiz Arsal'ın hayatına dahil olacaktım. Bütün hayatını elimde tutup hakkında bilgi sahibi olacaktım, ya ölecektim yada öldürecektim ama bu işten geri dönmeyecektim. Çünkü Arsal denen adamda aradığım şey vardı biliyordum. Ama ne aradığım hakkında en ufak bir fikrim bile yok!
Eveeeet uzun bir aradan sonra ben geldim. Wattpad engel yemişkende yazmazsın be Hülya? Ama neyse tek kelime istemiyorum evrende büyük değişiklik yaptım.
Ana karakterimizin gerçek adını eski okuyucular bilir lütfen yorumlara gerçek adını yazmayın!
Sizce nasıl bir hikaye olucak?
Ayrıca Acar aşkımı eski okurlarım bilir hahhahahahhshshsh ama yinede sakın ama sakın Acar'ıma laf etmeyin çocuğunu savunan bir anne gibi olur başınıza bela kesilirim.
Erkek karakterlerimin hepsine ayrı bir sempati ayrı bir yükselme yaşıyorum.
Evet biraz deliyim. Zaten bizimde akıllılar ile işimiz yok deliye deli lazım.
Bölüm aralığı birer hafta olsun diye düşünüyorum ama bazen iki hafta olabilir şimdiden kusura bakmayın yeniden okul hazırlığına gireceğim.
Ne çok konuştum be bir susmadı çenem sizi de sıktım dimi? Kusura bakmayın.
Seviliyorsunuz.
Tiktok; L6vini6
Wattpad; L6vini6
Takip ederseniz sevinirim