-Baba...Baba! Baba!
Babam odaya koşarak girdi, beni görünce yavaşladı ve usulca yanıma yaklaşıp yatağımın kenarına diz çoktü.
-Onlar sadece bir ışık Tutku.Yukarıda bu kara bulutların ardında kavga eden iki masum bulut var, her ikiside aslında aynı şeyleri söylüyorlar ama başka cümlelerle.İkisi birbiriyle asla anlaşamayan her şekilde birbirleriyle kavga edicek bir konu bulan, kendince haklı iki bulut.Korkmana gerek yok ışık sadece onların orda olduklarını bize hatırlatıyor.
-Ama baba çok gürültülü sesleri var, korkuyorum.
Babam derin bir nefes alarak elini alnıma getirdi ve hafiften kalkmış olan başımı nazik elleriyle yastığa geri bastırdı.Çöktüğü yerden kaltı ve tek kişilik olan yatağımın kıyısına uzandı,ikimzinde üstünü örttükten sonra konuşmaya başladı:
-Birgün herzamanki gibi kış aylarında denk gelen bu bulutlar yine gereksiz yere kavga etmeye başlarlar beyaz olan bulut:
-Hey kara niye burdasın gitsene işini yapıp insanların bitkilerini sulayasın!
-Sana ne benim yaptığım işten gidiyorum işte işime.
-Sinrimi bozuyorsun kardeşim! Her yaz ortalık bize kalsın bütün gün güneşi biz çekelim,siz kış olsun hala güzel güzel dolaşın.
-Ne yapıcağmı sana mı sorucam ya gidiyoruz dedik ya işte...
-Bulutlar kavga etmeye başlamış yine.Ortam git gide öfke ve sinirle dolmaya başlamış ki kara bulut dayanamayıp beyaz bulutla çarpışmış.Bulutların öfkesi büyüdükçe çarpışmaları ve çarpışmalarının şiddeti artmaya başlamış.Her çarpıştıklarında ilk bir ışık sonra da belirli bir süre gürültüyle kavgalarının sesi gelirmiş.İşte bukadar kolay bir açıklaması var Tutku.
Şiddetli bir gök gürültüsüyle yatakta sıçrayarak uyandım,karanlık odaya bir göz gezdirdim odadaki herkes uyuyordu. Sinan bizimle oda da yatıyordu zaten, neymiş efendim biz tek oda da yatamazmışız eve biri gelirse bizi korurmuş. Ya he, Sergen'lerle beraber aynı koltukta uyumak istemiyorum demiyoda, ayrıca eve kim girecek ya "a burası Sinan'ların evi bir gireyim de bakınayım" mı dicek?Biraz düşündükten sonra düşündüklerimin olabileceğini anladım,içime bir ürpertinin gelmesi ve bir kez daha gürültülü bir şimşeğin çakmasıyla belimde olan örtüyü boynuma doğru çektim.Hah örtü mü koruyacaktı beni , resmen örtüye sığınıyordum.Bir elimle merve yanımda mı diye yokladım, yanımdaydı benim ona dokunmamla kıpırdanıp bana arkasını döndü bense o sırada kafamı odadaki su damlacıklarıyla dolu olan cama yönelttim.Etraf beyaz bir ışıkla aydınlandı ve ben korkuyla örtüyü başıma çektim,birkaç saniye sonra iddetlice gök sanki ikiye ayrıldı ve ben korkuyla kulaklarımı tıkadım.Hala gök gürültüsünden korkarım ve yüksek sesten de pek hoşlanmam mesala bir ortamda birden ses yükselirse kalp atışlarım uçuşa geçer.Usul usul yağan yağmurla tekrardan uykuya dalmama milim kala aşağıdan bir ayak sesinin geldiğini fark ettim.Dikkatlice sese odaklandım, ses birkaç dakika sonra kesildi Sergen'ler olabilirmiydi ki. Aslında olabilirdi su içmeye kalkmış olabilirlerdi değil mi?Acaba kalkıp baksamıydım yoksa uyumaya devam mı etseydım? Ama bu meraka yenik düşemezdim.Yataktan yavaşça kalktım, gıcırdayan tahta kaplı yerde birkaç adım savurdum ve odadan çıkıp aşağı indim Sergen ve Can uyuyordu Mutfağın kapısı ve ışığı açıktı mutfağa doğru döndüm, elime biraz uzağımda duran vazonun içindeki sopalardan birini aldım ardından ilerlemeye başladım.Mutfağa adım atmamla adanın üstünde duran bilgisayarımla karşı karşıya geldim bu da neydi böyle! Kapağı açık olan bilgisayarımın ekranına bordo renkli birşeyle "peşimizi bırakmak istermisiniz yoksa zorla bıraktıralım mı?" yazıyordu içimin ürpermesiyle arkamda birinin olduğnu hissetmem ve korkuyla çığlık atıp arkama bakmadan adanın diğer tarafına koşmam bir oldu:
-Sakin ol Tutku! Benim Sergen.
Titreyen elimden kayan sopa büyük bir gürültüyle yere düştü.Titreyen vicudumu durduramazken korkum hala geçmemişti Sergen yanıma yaklaştı ve kolumu tuttu.Ben ise o sırada titreyen vicudumla başa çıkmaya çalışıyordum, dayanamayıp yere yavaşça süzüldüm.Benim süzülüp kendimi yere salmamla Sergen de benle beraber aşağıya çöktü.Yere oturmuş daha tebin yaşadıklarımı düşünürken Sergen ayağa kalktı ve buz dolabını açıp bana bir bardak soğuk su doldurdu suyu içerken mutfaktan içeri hizla Sinan girdi:
-Tutku! Sen iyimisin?
Donuk gözlerimi Sinanın gözlerine çevirdim.Daha az önce yaşadığım korku bana biraz ağır gelmişti galiba uzun zaman sonra tekrar böyle bir korku yaşamak beni sarsmıştı.Derin bir nefes aldım o sırada da Sinan yanıma yaklaştı.Titreyen sesimle hafiften kekeleyerek:
-Evet ben iyiyim.
-Hiç öyle gözükmüyor ama.
-Ben iyiyim gerçekten sadece biraz fazla korktum.
Daha kimse farketmemişti adanın üstünde duran bilgisayarı.Sergen buz gibi bir bardak suyu elime tutuşturdu, yavaşça suyu içtikten sonra Sinana bardağı uzattım:
-Naptınız lan kıza!
-Can, manyakmısın sen napıcaz biz kıza!
Biz sessizce mutfkta dururken Can mutfağa girmişti ardından gürültülü adımlarla mutfağa Merve girdi:
-Sergen,Can,Sinan... Ne yapıyorsunuz burda tutku nerede?
Beni adadan dolayı görememişti biraz Sergen'e doğru yaklaştı e benim donuk gözlerimle göz göze geldi.
-Tutku bu halin ne?
-Ben... Ben... Ben gök gürültüsü yüzünden uyanmıştım sonra aşağıdan bir kaç ses duydum ilk önce biri su içmeye kalkmıştır diye düşündüm ama merakıma yenik düşüp aşağıya indim ve adanın üstünde bilgisayarı gördüm ve biraz korktum okadar.
Herkes adanın üstündeki bilgisayara baktı,hepsinin yüzü limon yemiş gibi olmuştu.Sergen korktuğunu belli etmeden alaycı bir tavırla:
-Hah ne yapacaklarmış, bizide mi bıçaklıycaklar vay canına çok korktum.
-Hadi ama çocuklar bu sadece basit bir şaka!
-Siz oyle sanın Merve, hadi bana sorumun cevabını verin.Nerden biliyorlar burda olduğumuzu, ne yaptığımızı, neye bulaştığımızı?
-Bir dakika çocuklar bu doğru bizim ne yaptığımızı,ne planladığımızı nasıl öğrendiler ozaman.
-Evet Sinan haklı millet şimdi bu şaka mı değil mi diye düşünüceğimize ne yapıcaz diye düşünmeliyiz.
Bir sessizlik oldu Can doğru söylüyordu ne yapıcaktık?Geri mi çekilecektik yoksa onlara karşı bir savaş mı başlatıcaktık? İşte şimdi gecenin sim siyah gök yüzü, bem beyaz ruhlarımızı yok etmeye başlamıştı...