İçeriğe geç

Kasabadaki Cinayet

Bölüm 1 · 17 dk okuma

Kasabadaki Cinayet

Bölüm 1

KASET

Nehir kasabasına hoş geldiniz, yıllardır sessizliğini koruyan kasabamız 26 kasım cuma gunu sessizliğini bir cinayet kasediyle bozdu. 2 gündür kayıp olan Batı Sevecen'in evinin önüne bırakılmış olan kasette herkese korku salıcak kadar korkunç bir okadar da iğrenç görüntüler vardı:

-Tutku... Tutku... tutku!

Kafamı hızlıca sıradan kaldırdım. Etrafa bakınmaya vakit bulamadan Barış beyle göz göze geldim. İşte şimdi siçtın tutku bu hafta beşinci oluyor.

-Tutku bu hafta benim dersimde 3. uyuyuşun müdür bey seni bekler.

Cidden mi? Ne yani dersin akışını bozmayıp uyuduğum için müdüre mi gidecektim.Barış beye hala boş boş bakıyordum derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı:

-Neyi bekliyorsun daha müdür beyin davet etmesini mi?

Ben şimdi senin ağzının payını vermesini çok iyi bilirim ama öğretmensin işte, içimde kaln lafın öfkesiyle hızlıca ayağa kalktım,yurumeye basladım önüme doğru uzatılan bir bacakla tökezledim. Ahh bacağını...! Bir anda herkes bana gülmeye basladı. Utanç duymam lazımdı ama ben o bacağın sahibine saydırıyordum. Bacağın sahibine doğru döndüm , kim olabilidi ki zaten okulun zengin züppelerinden biri Mete Kara. Hala gülenler vardı ve ben sınıfın ortasında öylece durmuş Meteye bakıyordum. Öfkeden kafayı yiyecektim kendimi tutamadım ve tabiki olan oldu;

-Sen ne kadar alçak bir adamsın Mete, eğer sınıfta olmasaydık o bacağını...

-Ne kadar ayıp kara böcek böyle şeyler söylenir mi ama(!)

Kara böcek mi? Deli ediyor beni bu lafları aşırı derecede esmer olmamama rağmen esmer olduğum için lakabım kara böcek.

-Çocuklar bukadar yeter, Mete bunu yapman hiç hoş değidi Tutku seninde o cümleyi söylemen.Tutku direk müdürün odasına.Hemen!

Hızlıca sııftan çıktım müdürün odasına doğru ilerledim kimya sınıfının olduğu kattaydı,bir kat aşağı indim ve müdür beyin kapısını tıklattım. İçerden bir ses yukseldi:

-Gel!

İstemeyerek kapıyı açtım ve içeri girdim sessızce masasının karşısındakı koltuklardan birine oturdum,rahattı.Tanrım! Ben müdürün odasına gelmiştim ve düşündüğüm şey oturduğum koltuğun rahat olmasıydı, aynen Tutku boyle devam.

-Evet Tutku dinliyorum,ders saatinde burda olmanız iyi bir şey olduğunu pek göstermiyo.

-Maalesef Bay Pınar.

-Senden önce derste uyuduğun bilgisi bana geldi anlatmana gerek yok.Bu hafta beşinci oldu bir daha olursa okulumuzun kütüphanesinin tarih böiümünü temizlersin. Anlaştık mı? Şimdi dersi bolme zil 15 dk sonra çalıcak hobi salonuna gidebilirsin.

-Evet Pınar Bey anlaştık, rahatsız ettiğim için üzgünüm.

Sessizce yerimden kalktım ve kapıyı açtım dışari doğru birkaç adım savurup kapıyı kapadım. Derin bir nefes alıp kimya sınıfının karşısında olan hobi salonuna geçtim.Karşılıklı olan iki dörtlü koltuktan birine oturdum ve gözlerimi bilardo masasına diktim, günlerdir uykusuz olmamın sebebı Batı Sevecen'in ejderha desenli bir bıçakla onlarca kez bıçaklandığı videoyu kimin çektiğini bulmaya çalışmamdı. Neden mi bıçaklayan kişiyi araştırmıyordum, çünkü Batıyı bıçaklıyan kişi siyah bir tulum giymişti ve hiçbiryeri gozükmüyordu kameramanın aksine tabi. Kameraman bir aptallık edip elini ve ayakkabısını göstermişti şimdi diyeceksiniz ayakkabı ve el ne işe yarıyacak? Eli bir işime yaramasa da ayakkabı çok tanıdık geliyordu sanki daha önce görmüştüm ve simdi de herkesde olamaz mı diyeceksiniz evet olabilir tabiki ama bu ayakkabı markası giyen kasabasındaki yaşayan normal geçimli bir insanın alabileceği bir marka değildi. Aklıma pahalı diyince Merve ve ardından Sinan geliyordu. Sinan 4 yaşımdan beri arkadaşımdı onu çok iyi tanırdım ve boyle bir ayakkabı giymezdi. Pahalı dediğimde aklıma gelmesinin sebebi babasının kasabamızın en popüler kafesinin sahibi olmasıydı.Merveye gelirsek onunla 3 yıldır arkadaşız, 3 yıl önce kasabamıza taşındılar ve okulda çok zorbalık goruyordu oyuzden onu Sinan,Can ve Sergenle yanımıza aldık ama mervenin de aldığı boyle bir ayakkabı yoktu.Başka ipucu bulmaya çalışıyordum ama yoktu ayakkabı, eldiven ve... biçak! Evet işte bu ejderha desenli bir bıçak. Kafamı geriye doğru yasladım ve derin bir nefes aldım mervelere soylemem gerekiyordu Batı bizimde arkadasimizdi evet polislere bırakabilirdik ama onların kaset ortya cıkmadan yapyığı Bir şey yoktu. Nihayet zil çaldı buyuk bir gurultuyle herkes sınıflardan cıkmaya basladı gözlerimi kapadım ve gürütüyü dinlemeye başladım,birkaç dk sonra kucağıma atılan çantamla gözlerimi hizlica açtım:

-Al bakalım kara böcek(!)

-Sende mi be sinan sen de mi?

Merve can ve sergen kıkırdayarak karşı koltuktaki yerlerini aldılar.Sinan ise benim yanıma oturdu ve kolunu diğer omzuma doğru atarak beni kendine doğru çekti:

-Bugün ne yapalım biliyormusunuz beyler ve bayanlar?

- Ne yapalım çatlak? Yine geçen haftaki rezilliğimi yaşayalım.

-Can kapa çeneni hem geçen hafta kazayla oldu o rezillik.

-Aynen kanka oyüzden bardayken dj'in yerine geçtin roman havası actın,ortada twork attın, bizide piste doğru çekmeye çalıştın ha şeyide unutmyalım pistin ortasında bize sinirlenip etrafında dönmeye basladın bir anda durunca pistin tam ortasına löp diye kustun ve bayıldın.Seni taşıyıcaz diye belimiz koptu be!

Gulmekten ölüyorduk, inanın bana gerçekten buyuk bir rezillikti, sadece sinan gülmüyordu ve bu da gayet normaldi.Merve konuşmaya başladı:

-Evet Sinan o günkü rezilliği lütfen yaşamayalım(!)

Sen sus Merve, ben çok içmiştim ama oyuzden oldu yoksa olmaz biliyosunuz.

-tabi canım tabi...

Ardındn Sergen konuşmaya başladı:

-Ştt susunda bizim manyak ne diyecek onu dinleyin.

-Saol be kardeşim burda beni bir tek sen anlıyorsun.Şimdi 1 ders sonra okul bitiyor ya ilk hepimiz go to ev sonra go to bizim ev nası? Film gecesi yaparız, bizimkiler evde değiller 2 gün dükkanda işleri var.

Mantıklı duruyordu hem uzun zamandır yapmamıştık evde film gecesi falan, ortalık sessizdi sessizliği ben bozdum:

-Bence olur uzun zamandır yapmıyorduk evde boyle Bir şey

-Evet Can bey duşunceleriniz.

-olur valla, ben olur diyosam Sergen de tamam der Merve de tek kaldı dıye evet der oyuzden bu akşam sendeyiz kanka.

-belki hayır dicem işim var ne biliyon Can?

-Sergencim ben seni tanımıyommu ben okeysem sen de okeysin.

-Hadi Sergen tamam da ben ne alaka.

-Sen olmazsa olmazımızsın

Aklımda Batı meselesi vardı bu konuyu şuan açmalıydım bence ne kadar erken okadar iyi:

-Ben sizle bir konu konuşmak istiyorum.Şu Batı olayı var ya günlerdir izleyip duruyorum kaseti ve bir şey farkettim beceriksiz bir kameramanları varmış kameraman elini ve ayağını göstermis.

-Ne yani ne çıkardın el ve ayaktan.

-Şakanın sırası değil Sergen,bu kasabada kameramanın gıydiği markayı giyebilecek bir kaç insan var ayrıca elinde bir bıcak vardı ejderha desenli bir biçak.

Uzun bir sessizlik vardı,herkes düşünceye dalmıştı:

-Tutku akşam kasetin kopyasını getirsene.

-Tamam getiririm Mere de kasetten sadece bir tane var bende sadece haberde yayımlanan video var.

-Tamamdır ozaman akşam bizim evde hem film izliycez hem de korkutucu bir cinayeti araştırıcaz, mükemmel çok heyecanlıyım!

Kimse bilmiyordu ki bir cinayeti çözmeye başlıyıcak olan bir grup genci dinleyen bir katil vardı...

Zil çaldı ve hepimiz derslerimizin olduğu sınıflara dağıldık uykum açılmıştı gönül rahatlığıyla derse girebilirdim.Derste de hep aklım cinayetteydi bunu yapan kimse adi bir canavardı, ne istemişlerdi Batıdan sorunları neydi Batıyla.Bir insan birini zevk için öldürmezdi herhalde.Batıyla bir sorunları olmalıydı, iyide Batının Mete,Elif,Mert,Yaprak ve Cenk hariç okulda onunla uğraşan kimse yoktu ki,zaten bu saydığım kişiler okuldaki herkesle uğraşıyorlar.Kafam çok karışıktı herşey birbirine girmişti sanki.Dersi düzgün dinleyemiyordum zaten, zilin çalmasıyla defterimi çantama atıp hızlıca kalktım ve kapıya doğru birkaç adım savurdum.Önümdeki kişi kapıyı açtı, ilerlemeye başladı ve benim ilk gördüğüm Sinan oldu. Neden orda bekliyordu ki beni mi bekliyordu yoksa başkasını mı? Yanına doğru ilerledim:

-sonunda çıkabildiniz ya.Valla bayan Dilek bizi erken bıraktı 10 dakikadır bekliyorum burda.

-İyi de neden bekliyorsun ki?

-Seni bekliyorum ilk sizin eve gidicez sonra bizim eve.

-Ben kendim gelebilirdim ama sen bilirsin.

-Ozaman bizim arabaya gidelim.

Okulun arka çıkışına doğru yurumeye başladık garıp şekilde okulun arka bahçesi ön bahçeden daha genişti etrafta çiçekler ağaçlar ve banklar vardı nezaman arka bahçeye çıksam huzur buluyordum ve hep aynı hayretli bakışlarla etrafa bakıyordum mamafil buranın bana hatırlattığı kötü bir anım vardı.Küçükken annem babam ve ben hep ormanın derinliklerine doğru olan bir kulübeye giderdik orası dedemden bize kalmıştı,orayı bilen bizden başka kimse yoktu,bir gece kulübede konaklamayı düşünmüştük babam yiyecek bişiler almak için kulubeden uzaklaşıp ormandan çıkmıştı,annemle ben de şöminenin önünde oturuyorduk,yaklaşık 7 yaşındaydım,babam gideli 1 saat olmuştu ve biz hala şöminenin önündeydik annem bir şarkı mırıldanıyordu ritmi hala kulaklarımda ama sozlerini hatırlamıyorum.Üst kattan sesler geliyordu tıkırtı sesleri, sanki biri yukarıda Bir şey kurcalıyordu annemle kısaca bakıştığımızı hatırlıyorum, ilk umursamamıştık ama sonra bir gürültüyle yerimizden siçradık,annem işaret parmağıyla bana sus işareti yaptı korkuyordum, korkudan elimi tırnaklamaya başlamıştım o günden sonra üzüldüğümde ya da kızdığımda veya sinirlendiğimde elimi tırnaklamaya başladım,annem yavaşca ayağ kalktı beni de kolumdan çekerek kaldırdı,yukarıdan çürümüş olan tahtalar yüzünden,ayak sesleri ve tahta gıcırtıları geliyordu annem beni hızlı adımlar savurarak şöminenin parelelinde olan 4 kişilik koltuğun arkasına cekiştirdi.Ayak sesleri ve gıcırtılar gittikçe yaklaşıyordu annem biraz uzanıp koltuğun yanında duran sehpadan bir vazo aldı, beni kolyuğun arkasında bırakıp merdivenlerden çıkmaya başladı. Artık annem görüş alanıma girmiyordu, elim tırnaklanmaktan kanamaya başlamıştı,tüm dikkatimi kanayan elime vermişim ve korkum yavaş yavaş azalıyordu ki yukarıdan bir çığlık duyana kadar.Aklıma ilk annemin gelmesiyle "Anne" diye haykırmam bir olmuştu.Sert ve güçlü adımlar bana yaklaşıyordu sanki ve bir anda adım sesleri kesildi uzun bir sessizlik olmuştu ta ki siyah kapişonlu adam kafasını koltuğun arkasından çıkarana kadar. O andan hatırladığım tek şey sürünerek kaçmaya çalıştığım ama siyah kapişinlu adamın bacağımdan tutup beni merdivene doğru sürüklemesi ardından babamın içeri girmesini gormem ve bir gürültu siyah kapişonlu adamın yanıma yığılması ve onun o donuk ve korku salıcı siyah gozleri, zaten sonrası karanlık.

Bu olayı bizden başka kimse bilmiyor evet bu korku salıcı biliyorum birine haber vermeliydik ama inanın ki siz de o durumda olsaydınız nutkunuz tutulurdu.yurumeye devam ediyorduk ki Sinan aniden durdu ve bende onunla beraber durdum. Ne olmuştu?:

-Hey iyimisin bir anda yuzun asıldı.

-Öylemi, düşünüyordum oyuzdendir canım yoksa beni uzecek Bir şey olmadı yani.

Sen salaksın kızım salak niye açıklama yapıyorsun ki düşünüyordum de bırak işte.

-Pekii. Bak bu akşam o kaseti izliyıcez ama bence üstünde pekte fazla duramıza gerek yok.

-Ne, hayır! Batıyı öldürdüler hemde vahşice onlarca kez bıçaklayarak. Günlerdir uyuyamıyorum hep onu düşünüyorum. Şuan onu bıçaklayan kişi dışarda rahatça geziniyor, rahat rahat uyuyor çünkü herşeyin bittiğini polisleri onu bulamayacağını zannediyor ama boyle olmıycak Batıyı sevenler üzülürken o katil ve onun yanındaki pis ucube rahat olmiyacaklar.

-Biliyorum üzülüyorsun, evet bende üzülüyorum hepimiz üzülyoruz. Polislerin herşeyi yapıcağına inanıyorum ama.

-Bak ne yapalım biliyormusun Sinan eğer polisler bu akşama kadar bir iş eğiliminde bulunmazlarsa o kaseti detaylıca araştırırız ve gerçeği ortaya çıkarırız ayrıca bu araştırmada bana en fazla sen yardım edersın.

-Tamamdır Tutku hanım anlaşma tam 24.00'te biter.

Elini bana doğru uzattı elini tuttum ve salladım.Arabaya gelmişik, üstü açık, beyaz renkli bir arabası vardı, hava yağmurluydu niye üstü açıktı ki? Y a yolda giderken yağmur yağarsa? Ay sorduğum soruya bak ya kafayı yiycem kapatır ozaman üstünü.Malmısın kızım sen.Arabanın kapısıı açtı ben ön koltuğa oturunca kapıyı tekrardan kapattı ve şöför koltuğuna oturak için arabnanın önünden dolaştı kapıyı açıp koltupa oturdu sonrada kapıyı kapadı:

-Hazırmıyız Tutku hanım.

-Ne?

Daha ben konuyu anlayamamışken gaza bastı araba bir anda hızlıca ilerlemeye başladı, inanın ki ellerim titriyordu, korkudan buz kesilmiştim fazla hızlıydık ellerim titreye titreye taktım emniyet kemerini.

-Biraz fazla hızlı değilmiyiz?

Beni tam bile duymuyordu rüzgardan,bir kaç saniyeliğine yoldan gözlerini ayırdı ve bana bakarak " ne dedin?" anlamında kafsını salladı. Eh tabiki duymazdı bu rüzgarda,emliyet kemerimin el verdiği kadar gövdemi hareket ettirdim ve Sinan'ın kulağına doğru eğildim.Bir kaç saniye durakladım çünkü parfümü çok güzel kokuyordu sonra kendime gelip hafif bağırarak konuşmaya başladım:

-Sinan sencede biraz hızlı değilmiyiz?

-Buna hız mı diyorsun?

Sinan'ın birkez daha gaza basmasıyla kendimi yine koltukta buldum.Evet bazen Sinan sinir bozucu şapşal kahrolası biri olabiliyordu, artık midem bulanıyordu iyiki az kalmıştı eve.Tanrım, sonunda eve varmıştık!Yavaşlıyıp evin önünde durduk, Sinan arabadan inip kapımı açtı sarhoş gibi aşağıya indim:

-Sen tam bir malsin Sinan!

-Teşekkürler hanımefendi vazifemiz.

Kapıyı sertçe kapattı ve eve doğru yurumeye başladık annemler evde değildi babam zaten görevdeydi annemse haber merkezinde.Kpıyı anahtarla açıp içeri girdik ,eve girdiğim anda bir yere kıvrılıp uyumak istedim,Sinan kendini direk koltuğa attı eline telefonu aldı ve telefonda gezinmeye başladı ben ise yavaş ve üşengeç adımlar savurarak odama çıktım.Çantamı aldım, ilk bilgisayarımı sonra pijamalarımı birkaç makyaj malzemesini ardından da yarın okula giderken giyeceğim dar siyah bir elbisemi çantamın içine attım.Kömür karası saçlarımı salık bir at kuyruğu topladım ve odamdan çkıp Sinan'ın yanına indim:

-Kalk hadi gidiyoruz.

-Tamam kalktım. Annenlere haber vermiycekmisin?

-Sizin eve gidince haber veririm.

-Sen bilirsin, ha bu arada dolapatan birkaç sarma yurutmuş olabilirim.

-Aferin, annem kim yedi derse hiç saklamam soylerim bak

-Hayır! Olmaz ayıp kızım ayıp hadi sen yuru daha bizim dukkandan yimeh alcaz.

-Yimeh?

-Hee yimeh.

İkimizde aynı anda gülmeye başladık yimeh neydi ya,Tanrım bu çocuk beni gerçekten çok mutlu ediyordu sanki onunlayken çok daha mutluyum,çok daha eyleniyorum.Okadar güzel gülüyordu ki gözlerimi gamzelerinden alamıyordum. Evet onun gamzeleri vardı okadar yakışıyordu ki o beyaz tenine inanın bana şuanda yimeh demesine değil o güldüğü için gülüyordum. Nihayet evden çıktık kapıyı kilitleyip tekrar arabaya bindik, bu sefer Tanrıya şukur gaza basmamıştı normal bir araba hızında gidiyorduk.Dışarıyı izlerken elini arabasının dokunmatik radyosuna attığını gördüm,pirkaç parmak harekei yapıp elini ekranda gezdirip tekrardan direksiona iki eliyle sarıldı. Birkaç saniye sonra bir müzik çalmaya başladı.Aman Tanrım bu en sevdiğim gruplardan birinin şarkısıydı, Duman grubunu gerçekten çok seviyordum ve neredeyse tüm şarkılarını ezbere biliyordum.Duman'ın herşeyi yak şarkısı çalıyordu, bu çoçuk benim neyi sevip sevmediğimi çok iyi biliyor, şarkı devam ederken Sinan'ın yüzündeki gülümsemede buyuyordu ve o gülümsedikçe benim içimden kahkaha atasım geliyordu.Şarkının:

Seni içime çektim bir nefeste
Yüreğim tutuklu, göğsüm kafeste
Yanacağız ikimiz de ateşte
Bir kıvılcım yeter, hazırım bak
Aşk için ölmeli, aşk o zaman aşk

Sözleri ilerlerken tam " seni içime çektim bir nefeste " derken aynadan bana baktığını fark etim Sinan'a doğru dödüğümde göz göze geldik ve neredeyse 10 saniye boyunca bakıştık ama sonra ikimizde önümüze döndük yanaklarım kızarmıştı utanmıştım umarım beni boyle görmez.

☼☼☼

Sonunda varabilmiştik Sinanların evine,şarkıdan sonra ikimizde birbirimizle konuşmamıştık sessizce dükkandan yemekleri ah pardon yimehleri alıp yola koyulmuştuk, içimden yimeh derken hafiften sırıttım Sinan da bunu farketmiş olacak ki beni uzunca süzdü:

-Ah tutku yine o kafanın içinde neler dönüyor?

-Hiç... Sadece... Yimeh.

İkimizde kıkır kıkır gülmeye başlamıştık, gülerek sinanın evine girip kapıyı kapadık.Sinan yemek poşelerini içeri bırakırken bende kendimi koltuklardan birine attım, vay be ammada yoruluşum aslında sadece okula gittim ordan eve ve yemek almaya çok Bir şey yoktu ama sanki 100 kg un taşımışım gibiydim:

-Ne çabuk yoruldun be daha gece uzun

-Ben yorgun falan değilim ayol.

Derken kapı çaldı ve lafım yarıda bölündü. Ayol ne ya derseniz ise ortaokuldan beri ağzıma takılmış olan bir kelime ilk duyduğunuzda garıp gelebilir ama sonradan inanın bana alışıcaksınız.Yerimden kalkıp kapıya doğru yuruyen Sinan'ın yanına gittim ardından kapının birkez daha çalmasıyla Sinan kapıyı açtı:

-Ah be abicim ne yapıyorsun içerde be yarım saat bekledık.Lan Tutku'nun ne işi var burda?

-Ne yarım saati be at yalanı s***inler inananı Sergen.

-Biz beraber geldik ayrıca oyuzden sizden önce burdayım.

-Ooo neler yaşandı lan çabuk soyleyin bak valla çatlarım ha!

-Can ne kadar fesatsın ya!

-Ne fesatlığı be yemek ne dicektim,açım ben aç.

İlkönce Sergen sonra Can ve en son olarak Merve içeri girdi.Bende kapıyı kapatıp yanlarına, salona, yönelip koltuklardan birine Merve'nin yanına oturdum.

-Ay gerçekten ne yaptınız, yemek olarak.

-Bişi yapmadık dışardan aldık Mervo.

-Aa iyi yapmışsınız.

-Ben açım ne zaman yicez

-Zıkkımın kökünü ye be Can

-Ayıp oluyo Sinan abi.

-Zaten hava kararmaya baslıyo ben paketleri getireyim siz koltukları birleştirin olurmu?

-Olur bende yardım ederim sana Tutku

-Tabiki gelcen kalk hadi.

Merveyle mutfağa gittik,torbaları açıp aldığımız herşeyi tabaklara yerleştirdik sonrada salona doğru adımlar savurduk.4 kişilik 2 tane koltuğu yan yana birleştirmişlerdi ustüne örtü sermişlerdi birde. Yanlarına tabakları taşıdık herkes birleştirilen koltuklarda yerini aldı.Sağımda sinan solumda Merve, Mervenin yanında Sergen ,Sergen'in yanında Can vardı:

-Hangi filmi açtınız beyler ?

-Korkunun kuşağında

-Pekii ama Sergen dikkat et de Can korkup kaçmasın isterseniz Merveyle aranıza alın.

Can hariç herkes kıkırdamaya başladı,Can resmen bana öfkeyle bakıyordu ama birkaç saniye sonra o kızgın adeta alev gibi yanan suratı gülcükler kapladı.Can kumandayı eline alıp filmi başlattı:

-Görücez kim korkup korkmiycak Tutku hanım.

-Onun yanında ben varım bikere korkmaz o Can'cım

-Dikkatli olda sen korkma asıl Sinan'cım.

-Suscanız mı?

Sorduğum soruyla herkes sustu ve pürdikkat filmi izlemeye başladık intro bittikten sonra gerilim müziği çalmaya başlamıştı ve inanın bana Can'ın yüzündeki ifade beni içimden kıkırtıya boğuyordu.Filmin 20. dakikasına gelmiştik film öyle korkunçta değildi derken bir anda çatıdan cesset düştü ve 20 dakika önce cesaretle konuşan ben şimdi birkaç saniyeliğinede olsa altıma sıçmıştım.Korkunun verdiği etkiyle,üşüdüğü için,çarşafın altında olan elimle korkudan sıçrayarak Sinanın elini tuttum.Birkaç saniye bakıştık, benim korktuğumu anlayıp elimi sıkıca kavradı ve gülümsedi bende ona bakarak hafifçe gülümsedim.Bütün film boyunca öyle kaldık film zaten 1 saatlikti film bitince yine Can açım diye solenmeye başladı:

-Ya nolur yiyelim şunları

-Aman Can al al zıkkımlan ya nolur sus ama.

Can kendi tabağını önüne çekip yemeye başladı.Hala el eleydik örtü üzerümizde olduğu için el ele tutuştuğumuz gözükmüyordu,istemeyerek te olsa elimi çektim örtüyü yavaşça üstümden attım ve tabağımı alıp yere oturdum. Herkes tabağını aldı yemeğimiz bitince Sinan'la Sergen tabakları mutfağa taşıdılar,Can ortalığı toparladı, ben ve Merve ise bilgisayarı getirdik. Bilgisayarı koltuğun bitanesine koydum ve hepimiz bilgisayarın karşısına dizildik videoyu başlatıp yerime geçtim,herkes dikkatlice videoyu izlemeye başladı.İlkönce hiçbiryeri görünmeyen şahıs Batı'yı iktirdi Batı yere düştü ardından sol elinde tuttuğu eşderha desenli bıçağı onlarca kez Batı'ya sapladı sonra salak kameraman o güzel ayakkabısnı ve bacağını gösterdi ve video sona erdi:

-Vay be ne canice!

-Anlayamıyorum Batı ne yapmıştı da bunu hakketmişti?

-Belki Batı hiçbirşey yapmamıştı sadece ona gıcık oluyorlardı ve batıya gününü gstermek istediler.

-Saçmalama Merve pisikopat mı bunlar.

-Nerden biliyorsun pisikopat olmadıklarını?

-Çocuklar cidden şuan bunu tartışıyorsunuz hiç çocuğun solak olsuğunu farkeden yok.Günlerdir bu videoyu izliyorum nasıl bunu farkedemedim.

-Al kendin soyluyorsun sen bile farkedememişsin biz nasıl farkedelim.

-Sergen sus!

-Tutku bu videonun ses açıkmı?

-Bilmem.

Yerimden dizlerimin ustune kalkıp adeta bir penguen gibi yuruyerek bilgisayara yaklaştım ve sesi kontrol ettim.Ses kapalıydı sesi yavaşça açtım ve yerime geri geçtim.Video başladı uğultu vardı sadece bizi kasabanın ünlü hayvanlarından biride her gün öten cır cır böcekleridir ama onun bile sesi gelmiyordu özellikle ormanda daha çok vardır:

-Sesi kısılmış...

-Hayır Utku sesi kısılmamış yani sesi tam kısılmamış.

-Nasıl yani

Merve yerinden kalktı ve bilgisayarın yanna gitti,hepimiz şaşkın şaşkın onu izliyorduk,kafasını bilgisayarın kılavye yerine yasladı:

-Ne yapıyo bu salak.

-Ştt sus bi Sinan

Video bitesine kadar öylece kaldı sonra kalkıp koltğun birine oturdu.

-Bakın şimdi planimiz şu Sergen sen babana bu videonun bir eşini götürüceksin ve videonun sesinin volümünü yukseltiriceksin buyuk ihtimal 4-5 güne sonuç çıkar ve biz de sonuç cıkana kadar okuldaki tüm insanların ayakkabısına ve solak mı sağlak mı diye bakıcaz.

-İyi fikir merve

-Tanrım bu kız bir zeka küpü!

-Eh ne sandınn Sergen'cim.

-Ee napıcaz şimdi bakalım saat 20.00 daha.

-Bak şimdi ne getiricem size.

-Bakın şimdi Sinan birazdan elinde şarapla gelmezse benim adımda Can değil.

Sinan yerinden kalkıp içeri gitti ve birkaç dakika sonra elinde bir mikrafon ve hapörlör ile içeri girdi.

-Adın Kezban olsun mu Can?

-Kapa çeneni Tutku.

-Olum napcaz biz bunu şarkımı söylicez burda.

-Hee Can napabiliriz başka?

-Şimdi gruplara ayrılıp şarkı söyliycez!

-Ben Mereyle olurum.

-Tutku sen bir gelsene mutfağa benle.

-Tamam.

Sergen de bende yerimizden kalkıp mutfağa geçtik Sergen'in ne diyeceğini çok iyi biliyordum.

-Tutku benim için bir iyilik yaparmısın?Canım arkadaşım benıim.

-Al Merve'n Senin olsun Sergen.Töbe töbe...

Söylenerek salona geri geçtim ve salona girdiğimde gördüğüm ilk şey Sinan'ın öfkeli bakışlarıydı.Sessizce Sinan'ın yanına oturdum o sırada Sergen de salona girdi,gülücükler saçarak Merve'nin yanına oturdu.Birkaç saniye sonra Sinan kulağima doğru eğilerek:

-Ne konuştunuz?

-Eğer size soylemek isteseydik zaten burda konuşurduk.

Sinan kafasını tatlı bir öfkeyle geri çekti sağ kolunu benim diğer omzuma doğru atarak beni yine kendine çekti:

-Ben Tutkuyla olurum.

-Sergen Merveyle olur Can sen de sonra Sergen'le beraber söylersin.

-Ah ahh bu hikayede yanan ben oldum yine.Sergen'i falan istemiyorum ben tek söylerim.

-Sen birirsin.

Şarkı seçmemiz lazımdı,eh tabi ki benim soylediğim olucaktı. Şarkı olarak "değmesin ellerimiz" i seçmiştim...

On beş dakika sonra şarkı kavgamız bitmişti.Ah ne mutlu bana tabikide benim dediğim oldu Sinan'a kalsa Ralli söyliycez.Bu çocuk öküz mü?Neyse sinirlenmemeliyim şuan,herkes şarkısını seçmişti ilk Sergenler söylemeye başladı.Onlarda şarkı olarak"Rollin in the deap"i seçmişlerdi.Şarkı çalmaya başladığında gerçekten birbirlerine aşkla bakıyorlardı ayrıca çok ta yakışıyorlardı.Şarkı bittiğinde gülerek yerlerine geçmişlerdi, sıra bizdeydi.Yerimizden kalkıp Merve ve Sinan'ın elinden mikrafonları aldık Can şarkıyı başlattı e biz şarkı söylemeye başladık.

Mutlulukla gülüp eğlenen gençleri korku, endişe ve üzüntü bekliyordu.Gittikçe yakınlaşan bu hisler yakınlaştıkça da büyüyordu...

Şarkı bitmişti selama verip yerimize oturduk,sıra Can'daydı.Can ayağa kalkıp Elimdeki mikrafonu aldı ve karşımıza geçti:

-Bu şarkı benim minik hamam böceğime

Can gülerek bana göz kırptı ve şarkısını söylemeye başladı.

Don't cry, snowman, not in front of me
Who'll catch your tears if you can't catch me, darling
If you can't catch me, darling

Don't cry, snowman, don't leave me this way
A puddle of water can't hold me close, baby
Can't hold me close, baby

I want you to know that I'm never leaving
'Cause I'm Mrs. Snow, 'til death we'll be freezing
Yeah, you are my home, my home for all seasons
So come on, let's go

Let's go below zero and hide from the sun
I love you forever where we'll have some fun
Yes, let's hit the North Pole and live happily
Please don't cry no tears now, it's Christmas, baby

My snowman and me
My snowman and me
Baby

Size yemin edebilirim ki şarkıyı söylerken mimikleri çok komikti!Hepimiz gülmekten ölücektik Sinan her nekadar rahatsızlık duyuyormuş gibi dursada o da gülüyordu.Can yerine geçti ve mikrafonu yanına koydu biraz muhappet edip uyuyacaktık.Aradan yarım saat falan geçmişti biz hala salonda oturuyorduk,Sinan kalkıp hoporlörü ve mikrafonu geri götürdü Can'la Sergen çarşaf alıp koltuklara örttüler.Merve ve ben de Sinan'ın odasında yatıcaktık oyüzden Sinan'ın odasına çıktık.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.