Aradan Haftalar geçti. Artık arada bir samimiyet kurulmuştu.
Bugün okulda doğa gezisi etkinliği vardı. Oraya gidecek 2 gece kalacak ve geri döneceklerdi. Herkes trene bindi. Zeynep Ayşe ve Zehra aynı yere oturdular. Biraz arkalarında da Ali Onur ve Burak oturuyorlardı. tren durdu hepsi indi. Ali, Onur, Zeynep, Ayşe ve Zehra serbest saatte beraber ormana doğru gittiler. Zehra bir anlık farkındalıkla
-yanlış yöne yürüyoruz galiba
Zeynep: Nasıl ya?
Ayşe: Nereye getirdin sen bizi Zeynep
Zeynep'in götürdüğü yoldan gidince kaybolmuşlardı.
Zeynep: Öff Senin yüzünden Ali çok konuştun saptırdın bizi
Ali: ne alaka şimdi ya
Zeynep cevap vermedi. Etrafına bakmaya devam etti. Onur "siz burdan devam edin ben hoca bulmaya çalışayım" dedi. Herkes onayladı ve ilerlemeye devam ettiler. Belki çıkışı bulurlar diye ümit ediyorlardı ama sonuç belliydi. Yol boyunca Ali ve Zeynep sürekli laf dalaşındalardı. Gören birbirlerinden nefret ettiklerini düşünürdü. Hava önlerini göremeyecek kadar kararmıştı. Az ilerideki çalıdan sesler geldi. Ayşe korktu:
"O- one?!"
Birbirlerini göremediklerinden Zeynep birinin kaybolmasından korktu. Arkasını döndü ve iki kişinin elini tuttu. Ayşe ve Zehra olduklarından emindi. Şimdi Ali'yi bulmalıydı. "ALİ NERDE" diye bağırdı birden. Ali sakince "burdayım?" Dedi. Ses çok yakınından gelmişti. Önce rahatladı, bir oh çekti. Sonra fark etti ki Zehra'nın diye tuttuğu el Ali'nin. Bir anlık utançla Ali'nin elini bıraktı. "ZEHRAAA" diye bağırdı bu sefer. Zehra Ayşe'yi tutuyordu. Hepsi bir aradaydı. Zeynep çok rahatlamıştı. Ali çalıya doğru bir kaç adım attı. Sesler iyice çoğaldığında çalının arkasından bir şey fırladı. Zeynep Ali'nin kolunu tutup geri çekti.
"Çok ilerleme!"
Ali kolunu Zeynep'e doğru korurmuşcasına açarak
"Dur, korkma bişi olmaz"
Gözlerini alan ışıktan karşılarındakinin kim olduğunu göremiyorlardı. Onur, öğretmen ve başka bir öğrenci oradaydı. Onları bulmuşlardı. Sonunda ormandan ayrılabileceklerdi. Ancak onur dışındaki diğer öğrenci, dedikodu tayfasındandı. Zeynep bunu fark ettiğinde Ali'nin kolunu hemen bıraktı. Ali'yi hafif ittirdi. Hem utanıyor, hem de dedikodu çıkmasından çekiniyordu. Ali de aynı tepkiyi vermişti. Ellerini birbirine birleştirdi ve kafasını başka yöne çevirdi. Ormandan çıktılar. Tabii hepsi sağlam bir fırça yedi. Zeynep Ali'ye dönüp şakayla karışık "aha bak senin yüzünden fırça da yedik" dedi. Aliyse sadece "teşekkür ederim Zeynep" dedi. Zeynep anlamadı. "Ne... Neden anlamadım" Ali "Boşver öyle işte" dedi. Aslında onu önemsediği için teşekkür ediyordu ama bunu söylemek istemedi. Zeynep "aman sen bilirsin" diyip kızların yanına döndü. Gece aynı odada yatarlarken kızlar kendi aralarında yaşadıklarını anlatıp gülüyorlardı. Ertesi gün çocuklar kahvaltı zamanında bir çember yaparak oturdular. Havadan sudan konuşulurken Burak bir anda "Abi siz dün kayboldunuz ne oldu" dedi. Ayşe ve Zehra hemen anlatmaya başladılar. Ayşe araya girdi. " Evet ama Zeynep sağ olsun hepimizi topladı bir araya. Alii Zehraa diye geziyordu her yerde" Zeynep övünür gibi "eee tabi vazifemizdir yani. Yani şimdi birinizi ölse çok üzülürüm" numaradan ağlama taklidi yaptı. Herkes kahkahalarla gülüyordu. Dedikodu tayfasından çocuk "Tabi tabi hem seslendi hem sarıldı çocuğa. En çok Ali ölse üzülürdün sanırım. İyisiniz heralde siz" dedi. Zeynep biraz bozuldu ama çok belli etmeden "sarılmadım abartma sende" diye karşılık verdi. Dedikodu tayfasından çocuk "en çok ona üzüleceğini reddetmedin yani" dedi imalı bir şekilde. Ali bir anda söze girdi.
"Yok canım. Hiç umrunda da olmadık zaten Asla Bana bir şey olacak diye korkmadı" Zeynep elini yere vurdu. "SUSSANA SEN BİRAZ" Ali masum ama biraz da yaramaz bir sesle "Ama ilk defa konuştum" dedi. Kızlar da gülüp geçtiler. Arkadaşlarını çok iyi tanıyorlardı
Öğretmenin kahvaltı bitti demesiyle çember dağıldı. Şimdi altışarlı gruplar halinde geziceklerdi. Hoca "en az 6 kişi olun. Ve çok uzaklaşmayın dün olanları biliyoruz." Onur Burak ve Ali Ayşeleri gruplarına dahil etmek için uğraşıyorlardı. Onur kenarda Ayşe'yi görünce "bizimle dursanıza 6 kişilik gruplara ayrılıp öyle gezicekmişiz" dedi. Ayşe hemen onayladı ve Zeynep ve Ali yine bir arada oldular. Az ilerdeki dereye doğru giderlerken yine bir ses duydular. Zehra
"öf yine mi ya, bir rahat edemedik şurda"
Zeynep " dur bir sakin ol. Ali'nin dediği yoldan gidersek daha çok yaşarız böyle şeyler"
Ali Zeynep'e döndü "Alonon dododğo yoldon gudarsok dähä çok yosoroz" taklidini yaptı.
Sonra az ileri gidip patikadan aşağıya doğru baktı. Başka öğrenciler vardı. Ama aynı okuldan değillerdi. Ali "Haa öğrenciler var da... Başka okuldan." Zeynep meraklı melehat olduğu için tabii o da bakmak için kafasını uzattı. Öğrencilerden biri onları fark etti. Tabi böyle keko da bir tip. "NE BAKİN LAAAN" diye bağırdı bir anda. Onlara doğru koşmaya başladı. Ali aniden Zeynep'in bileğini kavrayıp "KOŞ" diye bağırdı. Önden Ali ve Zeynep koşuyor (Ali hala bileğini tutuyor kızın) Ayşe Zehra Onur ve Burak da arkadan geliyordu. Onur nefes nefese bağırdı "LA AZ YAVAŞ YAVAŞ MARATON MU BU" Ali "sadece kaç sen" dedi. Zeynep nefes nefese Ali'nin peşinden giderken "Kolumu bıraksana sen!" dedi. "Kendim koşabilirim!". Ali daha da sıkı tuttu Zeynep'i. Aniden önlerinde 3 kişi belirdi. Aliler durmak zorunda kaldı. Zeynep aniden öne doğru fırladı. Ali Zeynep'i geri çekti ve arkasına aldı. Yakalanmışlardı...