Yine bir okul sabahı Zeynep uyandığında okula gitmek istemedi. "Ali'ye haber vermeli miyim?.. Neyse kendi halleder"
ve geri uyudu.
Ali ise okula tek başına yürüdü. Zeynep'in arkadaşları kendi aralaraında
"Zeynep dün başka bir çocukla yürüdü, bu günde okula gelmedi" "bence bir şeyler var"
Zehra ve Ayşe bu konuşulanları duyduğunda çok sinirlendi.
"Bunlar hakkında konuşmak size mi kaldı?
Pislik yapmayın."
Kızlardan biri de "En azından o çocuğa gidip bir sorsanız?" Dedi. Ayşe ve Zehra pek oralı olmadılar. Okul çıkışında dedikoducu kızlardan biri Ali'nin yanına gidip
"Zeynep neden okula gelmedi" diye sordu.
- Bunu neden bana soruyorsun?
-Yani, dün seninle yürüdü ve..
- Ona o kadar yakın mı gözüküyorum? Dedi sırıtarak.
- Ona bir şey demedin dimi?
- Ne diyebilirim?
- Ne biliyim... Bir şey falan dediysen.?
- Hayır.
- ah. peki üzgünüm.
Kız gittikten sonra Ali sırtını yasladı. Uzun uzun sırıttı (vatan gülüşü)Bu durum gayet hoşuna gitmişti. Evine gittikten sonra insanların onları çok yakın gördüklerini düşünüp gülümsüyor, annesine Zeynep'i anlatıyordu.
Bir sonraki gün Ali yine Zeynep'i bekledi. Zeynep evinden çıktı ve yürümeye başladılar. Ali:
-Yakın duruyoruz.
- ne yakını be aramızdan tren geçer!
Yüzünde hayal kırıklığı ifadesi vardı.
- Hayır, yani insanlar yakın olduğumuzu düşünüyor
- hmm, neden umursuyorsun?
- nasıl yani? Sen umursamıyor musun?
- sonuçta gayet uzak yürüyoruz.
Ali'nin yüzündeki ifade daha da netleşti. "Ciddi misin sen?.." diye düşündü.
- Ondan bahsetmiyorum. İlişki olarak yakın olduğumuz düşünülüyor.
- haaa nerden vardın bu kanıya
Sonunda Ali biraz neşelenmişti. elini Zeynep'e doğru açtı, gülerek konuşmaya başladı.
- dün bir kız gelip neden okula gelmediğini, sana bir şey diyip demediğimi sordu
Zeynep'in yüzü değişti. Ali'nin eline vurdu.
-HUH?! SEN KİMSİN DE BANA BİR ŞEY DİYECEKSİN?! DÖVERİM HA SENİ!
"Döverim seni" yi duyunca Ali kahkayı bastı.
Zeynep:
- ne var? Yapamaz mıyım? Senden hiç farkım yok bilesin!
Ali hafif eğilerek:
- inanıyorsan yaparsın tabiki
- eğildiğinde benden kısa oluyorsun salak seni.
Okula vardılar. Öğle ezanı vakti geldi.
Zeynep okulda kantine giderken karşıdan koşan bir kızın ayağı takıldı ve elindeki ayran Zeynep'in üzerine döküldü. Zeynep'in feracesi beyaz lekelerle doldu. Vıcık vıcık olmuş, ayran damlıyordu.
Ali bunu gördüğünde gülmesini tutmaya çalışsa da başaramadı. Kahkaha atmaya başladı. Zeynep Ali'nin güldüğünü görünce içinden "Sen!.." diye geçirdi."Seni var ya.." Ali gülerek Zeynep'in yanına yürüdü, omzuna bir tane yumruk vurdu. Zeynep:
"Çok mu komik?!" Dedi.
"Değil mi?" Hâlâ gülüyordu.
Zeynep sinirle elini üzerindeki ayrana buladı. Artık elleride bir o kadar pisti. koşarak ellerini Ali'nin üzerine doğru götürdü. Ali şaşkınlık ve korkuyla bağırdı
"HOOP!!"
kaçmaya çalışsa da kaçamadı. Zeynep ayranlı ellerini Ali'nin gömleğine bulamıştı. Ali "N'apıyosun sen?" dedi. Olayı anlamamıştı. Zeynep yüzündeki öfkeli gülümsemeyle
"Beraber gülelim değil mi Ali?" dedi parmak ucuna çıkarak.
Ali "Çok fenasın! Ayrıca parmak ucuna çıktığını biliyorum"
Zeynep normal haline geri döndü. Ali en başta sinirli ve sorgulama havasında olsa da sonradan bu olay hoşuna gitmeye başladı ve yüzümde bir sırıtma oluştu. O esnada arkalardan bir öğrenci "BU BİR SEVGİLİ KAVGASI MII??!" Diye bağırdı. Zeynep önce garipsedi it dalaşı diye dişündü. Sonra jeton düştü. Yüzü aniden değişti. İğrenme ifadesinde bir yüze sahipti. Ama yanakları kızarmıştı. Bu soruya bir cevap veremedi. Cevap verme işini kendinden atmak istedi. Ali'yi göstererek "Ona sor ne sorcaksan!" dedi ve sınıfına kaçtı. Gözler Aliye döndü. Ali meraklı topluluğa bakarak
"Kafanızda kurduğunuzla kalın. Gerçekleşince haber veririz" sırıtışını hiç bozmadı.
Herkes OOOO! diye bağırırken Zeynep ne dediğini biliyor mu acaba diye geçirdi içinden. Hızla tuvalete gitti. Üzerini silecek en azından temizleyecekti. Aynaya baktı. Yanakları kıpkırmızıydı. "Sen ciddi misin?!" dedi kısık sesle. "Allah'ım inşallah yukarda olmuştur" Ali koridordan etrafında arkadaş çevresiyle "ohhaa" nidaları eşliğinde sınıfına gidiyordu. Şimdi herkesin aklında bir şüphe vardı.
Ali evine gittiğinde çantasını bir köşeye fırlattı ve yatağına uzandı. Olanları düşündükçe dudaklarının kenarı istemsizce kıvrılıyordu. "Çok komikti abi ya. Ayranı üstüme bulaştırmaya çalışması, o yüz ifadesi... Asla unutamayacağım bir şey daha. Sonra o çocuk “sevgili kavgası” diye bağırınca... Salak, önce anlamadı, sonra yüzü kıpkırmızı oldu. Ancak hemen toparladı. Topu bana attı kaçtı. Yani REDDETMEDİ! Tohumu o ekti, ben de tuzu biberi serptim. “Herkes uydurur” dedim. Heh uydursunlar, hoşuma gidiyor benim..."