Pazartesi sabahı Zeynep uyandı.
Yüzünü yıkadı, özenle başını yaptı. Erken kalktığını sanıyordu; oyalana oyalana hazırlanıyordu. Evden çıkmadan önce saate baktı. Dersin başlamasına beş dakika vardı.
“Bu saat ne?!” Eviyle okul arası en az on beş dakikalık yoldu. Panikle koşmaya başladı.
Aklından tek bir şey geçiyordu: Kurban olduğum, nasıl yetişeceksem…
Şansına hoca geç gelmişti. Zeynep kendini sıraya zor attı. Yorgunluktan bitmişti, kafasını sıraya koyup uyumaya çalıştı ama nafileydi.
Ayşe ve Zehra yanına koştu.
“Hadi hadi! Bahçeye iniyoruz!”
Zeynep itiraz etti ama dinleyen kim.
Sürükleye sürükleye götürdüler.
Merdivenlerden inerlerken, karşı merdivenden inen Ali ve annesini gördüler.
Zeynep’le Ali göz göze geldi. İkisi de bir an duraksadı.
Zeynep şaşkındı. Burada karşılaşmayı beklemiyordu.
Ali, kaydını bu okula aldırmak için gelmişti.
Ali birkaç saniye baktıktan sonra gülümsedi.
“Görüşürüz.”
Sanki uzun zamandır tanıdığı biriymiş gibi. Zeynep refleksle elini kaldırdı.
“Gö…rüşürüz?” Kuşkuluydu. Emin değildi.
Arkadaşları dona kaldı. Zehra, Ayşe’ye döndü:
“Bu kim lan?” “Bilemedim.”
Ayşe, Zeynep’in omzundan tutup onu çevirdi. “O kim?”
Zeynep gayet rahat bir ifadeyle: “Karşı komşu.” dedi. Sırıtıyordu. Kızların gözleri büyüdü. Zeynep daha sonra olanları anlattı.
“puahahah, olaya bak sen…”
---
Okuldan sonra Zeynep eve dönüyordu. Aynı saatlerde Ali bilgisayar başındaydı. Dışarıdan bir ses duyunca pencereye yaklaştı.
Zeynep.
Zeynep de tam çitlerin önündeyken başını kaldırdı.
Ali.
Göz göze geldiler. Ali gülümsüyordu. Zeynep ise iğrenmeyle karışık, sorgulayıcı bir bakış attı.
Ali içinden:
Ona baktığımı nereden anladı şimdi? Örümcek hisleri falan mı var?
Zeynep eve girdi, ayakkabılarını çıkardı. “Ulan çocuk… Kimsin ki sen?”
Ali sadece yanlış anlaşılmamak için dua ediyordu. Zeynep çay demledi.
“Eee, çok güzelim yani. Çocuk napsın?” Alaylı bir gülümseme attı, sonra durdu. “Güzelim diye baktıysa şimdi...”
Çayına biraz daha şeker attı. Kafasını dağıtmaya çalıştı.
Salı günü uykulu kalktı. Kapıdan çıktı ve karşısında Ali’yi gördü.
– Son on dakika olduğunun farkında mı bu çocuk?
Yürümeye başladı.
Ali sessizce: “Çıktı diye korkmaya başlamıştım.” dedi.
Bir süre arka arkaya yürüdüler. Zeynep takip edildiğinin farkındaydı. Aniden döndü. Yüz yüze geldiler. Ali hemen geri çekildi. Mahcup bir ifadeyle bakıyordu.
Zeynep, hafif alaycı ve bıkkın bir sesle: “Yolu bilmiyorsun değil mi?”
Ali başını salladı.
Okul yolunu henüz ezberleyememişti. Okula kadar beraber yürüdüler.Katlara geldiklerinde Zeynep sınıfına girerken seslendi:
“Çıkışta bahçedeki ağacın altında bekle. Yoksa yolu kendin bulursun, haberin olsun.”
Sınıfa girmesiyle hocanın bağırışı bir oldu.
"KIZIM! HEM GEÇ KALDIN HEM SOHBET EDYORSUN!"
"Ay! özür dilerim hocam..."
Ali bu olaya güldü, Zeynep hakkında fikirleri oluşmaya başlamıştı. Kendi sınıfına gitti. Ali sınıfta Onur ve Burak’la tanışmıştı bile.
Altıncı dersin sonlarına doğru Zeynep sıranın altından bir çubuk kraker çıkardı. Tam ağzına attı ki hoca yakaladı.
“Afiyet olsun.” İmalı bir ses.
Zeynep’in jeton geç düştü.
“Teşekkür—”
“Çık dışarı.” Kapının önüne çıktı, söyleniyordu.
Kapıyı kapatır kapatmaz arkasında birini fark etti.
“HIYK—” Saçma bir çığlık.
Aliydi.
“Napıyorsun burada?! Ödüm koptu!”
“Tuvalete çıktım. Asıl senin ne işin var?”
“Dersten atıldım.”
Boşuna kötü izlenim verdik, diye düşündü.
“Neden?”
“Yemek yiyordum.”
“Sırf bunun için mi? Pek inandırıcı değil.”
“İnanmazsan inanma be!”
Ali cevap vermeden yanından geçti gitti.
Zeynep sorgulayıcı bir sesle:
–Nereye ya?!
– Ben dersten atılmadım sonuçta.
– Salak…
Tam o sırada sınıfın kapısı açıldı ve Zeynep’in kafasına çarptı.“AYŞŞ!”
Ali gülmekle yetindi.
“Kimmiş salak…”
Çıkışta Zeynep merdivenlerden inerken içinden geçiriyordu:“Allah’ım eve gideyim, başka bir şey istemiyorum.”
Ali ise farklı bir iniş yolu seçmişti. Korkuluklardan kayarak hızla aşağı indi. Zeynep’in yanından vız diye geçti.
“Ne oluyor ?!” Zeynep'in uykulu yüzü kendine geldi.
Bahçeye indiğinde Ali çoktan ağacın altındaydı. Zeynep seslenmek istedi ama isimlerini bilmiyorlardı.
“PSST! Komşu!” Ali başını kaldırdı.
Bu hitabı hiç beğenmemişti.
"Bari yakışıklı, delikanlı falan deseydi. Komşu ne ya?"
Yanına giderken içi bir garip oldu "asla benim tipim olamaz ama oldukça güzel bir kız.."
“‘Komşu’ pek iyi bir seçenek değil. Ali benim ismim.”
“Biliyoruz herhalde. Ben de Zeynep. Yolu iyi bak, ezberle.”
Eve kadar beraber yürüdüler.
Ali ezberlemek için yola full odak yürüyordu. Gözü arada Zeynep'e kaysada aklını hemen gereği toparlıyordu “Tamam, A.101 in yanından sola..."
Zeynep son bir laf attı:
“Sosyalmişsin ha. Hemen arkadaş bulmuşsun.”
“Öyle de denebilir.”
Ama ikisi de farkında olmadan çoktan bir başlangıç yapmıştı. Büyük bir hata.

