İçeriğe geç

Karşı Kapı

Bölüm 15 · 4 dk okuma

Karşı Kapı

Bölüm 15

Kapıdaki Ayakkabılar

Provanın ardından ev yolunda ilerliyorlardı. Aralarında bir sessizlik vardı. Dün olduğundan farklı bir sessizlik. Zeynep bu sessizliği bozdu:

– Mert de iyi oynadı aslında.

– Tabii tabii, gördük. Rolüne de baya kaptırmışsın kendini.

– Bana diyene bak. Durmadan söylenen kimdi?

– Rol diye sarılmak zorunda mıydın?

– Niye, kıskandın mı yoksa?

–Saçmalama. Ben, seni mi kıskanıcam?

– Aman, havalara gel.

Zeynep bozuntuya vermesede, bu laf moralini bozmuştu. Zaten provadan sonra Ali ile konuşmakta ayriyeten bir zorluk çekiyordu, karşısında sataşıp durduğu arkadaşından ziyade ondan hoşlanan Ali duruyordu. Burda sustu, daha da konuşmadı.

Kapıya vardıklarında Zeynep kapıda 3 çift ayakkabı gördü. Nerdeyse yarı yıldır doğru düzgün görmediği Ailesi gelmişti. Sevinç çığlıkları atarak kapıyı açtı. Ve söylemeye hasret kaldığı o cümleyi söyledi.

– BEN GELDİİİMMM!!

çantasını kapının yanına fırlatıp ayakkabılarını apar topar çıkardı. Hemen salona koştu. Tüm aile oturmuş yemek yiyorlardı. Zeynep ışık hızında gidip önce annesine sonra babasına sarıldı. En son da Abisine. Ailesine hasret kalmıştı. Gözleri dolmuş bir şekilde okuldan geldiği haliyle yanlarında oturuyor heyecanla konuşuyordu. Uzun süre oturdular. Zeynep onları ne kadar özlediğinden bahsediyor bir daha sizi hiçbir yere yollamam, diyordu. Abisi söze atıldı:

– Bizde gitmeyiz zaten. Ne kadar zor biliyor musun? Sen ne yaptın biz yokken, okul falan?

– Aman abi ben ne yapıcam? Aynı hayatıma devam ettim.

Halime devam etti:

– Eee kızım, bizi tanıtacağım bir oğlan var mı?

Masada sessizlik oldu. Erkan ve Ahmet Zeynep'e odaklanmıştı. Zeynep şaşkın ve baskı altındaymış gibi bir sesle:

– A-a aman annem, o nasıl soru öyle bir anda.

– Ne var kızım? Kaç yaşına geldin.

Erkan Halime'ye ters ters baktı. – Hanım, ne demek kaç yaşına geldin? Çocuk daha.

– Evde tek başına yaşayan çocuk mu olurmuş?

Ahmet bir şeyler koparmak ister gibi, masadakileri susturdu.

– Cevap ver Zeynep?

– Yok abi, kim olacak Allah aşkına?

– İyi, olmasın zaten.

Halime eşine ve oğluna öyle bir baktı. Başka şeylerden konu açıldı konuşma uzadı da uzadı. Saat gece ikilere gelmişti. Artık herkes uyuyacaktı, zaten yolun yorgunluğu vardı. Zeynep uyumadan önce yüzü gülerek telefonunu kontrol etti. Kimseden mesaj yoktu. Ali'nin son görüntülemesi saat 10 da kalmıştı. Ama odasının ışığı hâlâ açıktı. Zeynep'in yüzü düştü. Bugün olanlar hakkında düşünmeye başladı. "Durun artık!" Bağırışını aklına getiriyor, istemsiz sırıtıyordu. Annesinin “oğlan” muhabbetinde aklına gelen ilk kişi de Ali olmuştu. Bu olaylar hoşuna gidiyordu. Ama bu olayların hoşuna gitmesi hiç hoşuna gitmiyordu. Düşünceler arasında uyudu kaldı.

Sabah kahvaltısında herkes masadaydı. Halime çayı doldururken konuştu.

Halime:

– Dün akşam Sevil hanımla karşılaştım kapıda. Çok tatlı bir kadın.

Zeynep başını kaldırdı.

– Evet, iyi insanlar.

Ahmet çayından çıkarttığı sıcak kaşığı Zeynep'in ensesine deydirip güldü.

– Sana katlanmalarından belli zaten.

– Sen evde olsan daha zor olurmuş katlanmaları.

Sırıtıyor, bir yandan ensesini tutuyordu.

Halime devam etti:

– Bugün uğrayın dedi. “Bir kahve içelim, tanışalım” diye.

Erkan kaşlarını kaldırdı.

– Yeni komşular değil mi onlar?

– Evet.

Ahmet kısa bir bakış attı.

– Kimler varmış evde?

Halime:

– Kendisi var, bir de oğlu varmış.

Zeynep fark etmeden konuştu.

– Ali.

Masada kısa bir sessizlik oldu.

Ahmet başını Zeynep’e çevirdi.

– Tanıyorsun yani?

Zeynep biraz gerildi ama belli etmemeye çalıştı.

– Okuldan. Aynı okuldayız.

Ahmet’in yüzü pek değişmedi.

– Hm.

Erkan sakin bir sesle sordu:

– Nasıl çocuk?

Zeynep omuz silkti.

– İyi işte… normal biri.

Ahmet çayından bir yudum aldı.

– Çok görüşüyor musunuz?

Zeynep bu sorudan hoşlanmadı.

– Okula gidiyoruz... Beraber.

Beraber kelimesinden önce öksürüp boğazını temizledi.

– Yani, aynı yolu kullanıyoruz işte.

Ahmet ekmeğini böldü:

– Beraber? Yakınsınız.

– Komşu ya, komşu diye.

Halime araya girdi.

– Ben bugün Zeynep’le uğrayacağım zaten. Hem komşularla tanışmış oluruz.

Erkan başını salladı.

– İyi olur.

Ahmet masadan kalkarken sadece kısa bir cümle söyledi.

– Bakalım nasıl biriymiş.

Zeynep hiçbir şey demedi ama içinden geçirdi:

Kesin Ali’yle iyi anlaşmayacak.

Kahvaltıdan sonra öğlene doğru Sevil'in kapısını çaldılar. Sevil "geldiim" diyerek kapıyı açtı. Zeynep ve Annesini görünce yüzü gülmeye başladı. Heyecanla:

– AAYY HOŞ GELDİNİZ, HOŞ GELDİNİZ!

– Hoş bulduk Sevil teyzee. Nasılsınız?

– İyiyiz canım, buyrun içeri geçin.

İçeri geçip oturdular. İçeriden bir Erkek sesi geldi:

– Anne kim geldi?

– Zeynep ve Annesi geldi, gel sende bir selam ver.

Ali, Zeynep ve Annesini duyunca şaşırdı. Zeynep'in ailesi çoktan gelmiş mi diye düşündü. Bundan haberi yoktu. Hızlıca üstünü değiştirdi.

Sevil mutfağa yönelirken konuştu.

– Sizinle çok tanışmak istiyordum, şimdiye nasipmiş

– Gerçekten biraz geç oldu maalesef.

– Aman olsun, daha çok görüşürüz.

– Tabii canım, daha bu ziyaretin karşılığını vereceğiz.

Gülüştüler. Sevil heyecanından hiç kesilmemiş bir biçimde devam etti:

– Zeynep bu aralar baya alıştı bize.

Halime gülümseyerek kızına baktı.

– Öyle mi?

Sevil çayları koyarken devam etti.

– Evde tek kalınca bazen çağırıyordum. “Gel kızım yalnız oturma” diyordum.

Zeynep hemen araya girdi.

– Sevil teyze abartıyor biraz.

Halime içten bir gülümsemeyle başını salladı.

– Çok teşekkür ederim gerçekten.

– Estağfurullah. Komşuyuz sonuçta.

Sevil çayları uzattı.

– Ali de bazen takılıyordu burada Zeynep’le. Okuldan konuşuyorlardı.

Zeynep hemen çayına odaklandı. Gözlerini bardaktan ayırmıyordu.

Halime bunu fark etti ama bir şey demedi.

Tam o sırada koridordan ayak sesleri geldi. Zeynep göz ucuyla merdivenleri kontrol etti.

Ali geliyordu.

Bölüm sonu

1 yorum