İçeriğe geç

Karşı Kapı

Bölüm 14 · 3 dk okuma

Karşı Kapı

Bölüm 14

Prova Ama Gerçek

Ertesi gün, tatil arifesi. İlk provanın olacağı gün gelmişti. Ali gün içersinde bir kaç kez daha Mert'in yanına gidip onu tiyatro rollerini değişmesi hakkında ikna etmeye çalıştı. Ancak Mert rolünü hiçbir şekilde vermiyordu. Çıkışta ekip prova için konferans salonunda toplandı. Ali de izlemeye gelmiş en önde koltuğa oturmuş kollarını kavuşturmuştu. Sahnede bir masa iki yanında da ikişer tane bir de başında olmak üzere toplam 5 sandalye vardı. Mert sandalyelerden birinde oturuyordu zaten. Erken gelmişti. Zehra onun hemen yanında, Onur da baştaki koltuktaydı. Tiyatro hocası bir şeyler anlattıktan sonra prova başladı:

Zeynep hızlıca sahneye girdi. Mert'in önündeki sandalyeyi oturmak için çekti, daha sonra agresif hareketlerle sandalyeyi hızlıca geri itip Zehra'nın önündekine oturdu Kitaplarını sertçe masaya bıraktı.

Onur: OY ANAM! Ne oldu öyle!

Mert: Bir şey olduğu yok.

Zeynep: Tabii yok. Keşke olsa!

Onur: Bunlarında arası bozulmuş. Evlilik başa bela.

Zehra: Sen hiç konuşma. Ortamı daha da geriyorsun.

Mert: Hayır canım haklı. Çekmediğim kalmadı.

Zeynep: Haklı demek ha? Sen kendinden başkasını haklı bulur muydun?

Mert: Elif hocaa, istersen o konuyu açmayalım.

Ayşe sahneye girdi:

Ayşe: Ne oluyor burda?

Onur: KI YA MET! Karı koca kavgası.

Ayşe: Ahmet hocam yine ne yaptınız da çıldırdı bu kadın?

Zehra: Birdiniz iki oldunuz.

Zeynep: Ben çıldırmış mıyım?

Mert: Evet, fazlasıyla.

Ali olduğu yerden yüksek sesle:

-Hadi lan ordan!

Tiyatro umursamadan devam etti.

Zeynep: BANA BA-

Zehra aniden bağırarak sözlerini keser.

Zehra: Durun artık! Madem kavga ediyorsunuz, sebebini söyleyin.

Zeynep: Evlilik yıl dönümü unutulmuş!

Onur: Klasik ne boş bir sebep.

Ayşe: Ee ama Ahmet hocam böyle yapılır mı hem unutmuşsunuz hem kızıyorsunuz.

Mert: Yanlışınız var hocam, ben değil tam yanınızdaki unuttu.

Ayşe: Ne?

Zehra: Yani hocam, hepimiz öğretmeniz meşgul olabiliriz, alttan mı alsak bu sefer.

Mert: Boş günüydü hocam!

Zeynep: Boşsa boş! Unutulmaz mı ya. Hem kocanın trip attığı nerde görülmüş?

Mert: ben trip atmıyorum. Sitem ediyorum sana.

Ali yine dayanamadı:

– Bak sen? Duy da inanma!

Onur: Basbaya trip atıyorsun.

Zehra: Kamil hocam, konuşmayın artık.

Onur: Ne dedim ki ben?

Zeynep: Üstelik madem evlilik yıl dönümü insan bir hediye alır.

Mert: Aldım zaten. Ama o gün eve geç geldim diye o kadar bağırdın ki bana, vermedim bende.

Ali:

– Bu nasıl oyunculuk mesela ben daha iyi oynardım?!

Onur: Hocam bir şey demiyim diyorum ama

Zehra: Bence de deme.

Mert elini çantasına attı. Bir kutu çıkardı. Zeynep' en uzattı.

Mert: Al madem. Uzatmaya gerek yok. Bende durmasının bir anlamı yok sonuçta.

Ali:

– Öyle hediye mi verilir dümbelek seni.

Zeynep Güldü. Mert'e doğru sarılmak üzere tatlı tatlı yürüdü. Sarılmak için kollarını açtığında Ali aniden doğrulup panik bir ses tonuyla "Durun artık" diye bağırdı. Sesi çok yüksek değildi, ama ilgiyi çekmişti. Hoca Ali'ye bakıp:

– Sen dur artık. Oyunun başından çocuğa bana laf edip durdun. Sus ya da dışarı çık.

Ali bu tepkiden sonra yerine oturdu. Onun orda olması kimse için bir şey ifade etmiyordu. Zeynep onu umursamıyor, söylemlerine bakışını bile çevirmiyordu. Ya sarılmak için o kadar rahat davranmasına ne demeli? Bu zamana kadar Ali'nin bile elini bile isteye tutmamıştı. Ali'nin canı iyice sıkılmıştı. O Zeynep'in hiçbir şeyiydi. Annesinin dediği gibi, onun bir söz hakkı yoktu. Dizini titreterek bakışını yere çevirdi. Sahneye bakamayacaktı. Kendinde cesareti görmedi. Bir kaç saniye sonra duyduğu tek şey Zeynep'in iç çekişiydi. Sonra hocanın provayı bitirdiğini ve ekibin sahneden ayrıldığını duydu. İçten içe kendi aptallığına söylenerek Zeynep'in yanına gelmesini bekledi.

Zeynepler sahnenin arkasında eşyalarını toplarken Zehra ve Ayşe hemen yanına koştular. Zehra heyecanla Zeynep'in omzunu tutarak:

–Az önce çocuk kalp krizi geçirdi farkında mısın?

Ayşe devam ettirdi:

– Ben sandım sahneye fırlayacak. İddia bitmiştir herhalde?

Zeynep'in yüzünde biraz gururlu bir gülümseme oluştu. Yüzü yine pembeleşmişti:

– Tamam, kabul ediyorum. İddiayı kaybettim.

– Ee?

– Ali beni kıskanıyor.

Zehra ve Ayşe sevinç çığlıkları atarak birbirlerine beşlik çaktılar. Zehra sinsi ama oldukça mutlu bir ifadeyle:

– Eveet, sıra cezanda!

– Ceza mı? Bundan bahsetmediniz.

– Cezasız kurtulacağını mı sandın? Ayşe cezaya da sen karar ver.

Ayşe elini çenesine koydu, düşündü.

Zehra: Beyni yanıcak birazdan.

Ayşe: Tamam buldum! Zeynep Ali'ye hediye alsın.

Böylece iddia tümüyle bitmişti. Kızlar sahneden ayrıldılar, Zeynep Ali'nin yanına gitti. Ama konuşmak ona her zamankinden zor geliyordu.

Zeynep birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra gözlerini kaçırarak:

– Kalk… eve gidelim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.