Geçenki hadisenin üzerinden çok değil 3 gün sonra sonunda tiyatro için net tarih belirlenmişti. Önceki tarih iptal edilmiş, onun yerine 1 haftalık tatilin ardına ertelenmişti. Zeynep sınıfında otururken nöbetçi öğretmen sınıfa geldi "Tiyatro için gönüllü olanlar konferansa insin" Ardından hızlıca başka bir sınıfa girdi. Zeynep yorgunluktan ağırlaşmış kafasını masadan kaldırdı. Zehra, Ayşe ve Zeynep hızla aşağı indiler. Zeynep hariç diğer ikisinin heyecanına diyecek yoktu.Hocanın girdiği diğer sınıf Alilerin sınıfıydı. Aynı duyuruyu orada da yaptı ama sonuna bir cümle daha ekledi "...Bir de uzun bir çocuk varmış, Mete miydi?.." Mert sırasından kalktı. "Mert mi hocam?" Gerçekten uzun bir çocuktu. 187cm boyu vardı. Hoca Mert'i görünce çok önemli bir şey yakalamış gibi Heh! diye bağırdı. "Sen de geliyorsun" Mert okulda bayağı popüler bir çocuktu. Okulun basketbol takımında, yer yer yarışmalara katılan birisiydi. Daha çok Uzun boyuyla anılırdı. İşin sonunda tiyatro ekibi 5 kişilikti. Mert, Onur, Zeynep, Zehra, Ayşe. Tabii Mert henüz kabul etmemişti bu teklifi. Daha sonra Tiyatrodan görevli hoca konuşmaya başladı: – Evet, çocuklar. Son hafta bir komedi skeci yapılacak bildiğiniz gibi. Bu skecte rol alacaksınız. Mert sana gelecek olursak, Herkes dikkatle dinliyor, meraklı duruyordu. – Seni Zeynep'e partner rolüne seçtik. Boyun Zeynep için oldukça iyi. Zeynep'in ağızı açık kaldı. Sırf uzun boylu olduğu için onun yanına yakışacak uzun boylu birini aramak mı? Zeynep tiyatroda başrol olacağını anlamıştı. Mert'in cevabı daha şaşırtıcı geldi. – Tamam, olur tabii. Hiçbir sorgu yoktu. Direkt kabullenmişti. Zeynep karşı çıktı – Bu kadar kolay mı? – Evet, neden düşünmem gereksin ki. Zeynep şaşırmaya devam ediyordu. Mert kızlar arasında popüler olduğu için bir reklamdı belki de. Tiyatrodan görevli hoca Senaryoyu anlatmaya başladı. Ellerine birer senaryo kopyası verildi ve tatilde olabildiğince prova yapmaları istendi. Yarın cumaydı. Okul artık bitmişti. Hoca öğrencileri dağıtmadan bir şey daha ekledi: – Yarın çıkışta kağıtlarınızla gelin, prova benzeri bir şey yapalım.Sınıfa çıkarlarken kızlar arasında bir sohbet döndü. Zehra: – Zeynep, memnun musun "partner"inden? – Tanımıyorum ki doğru düzgün. Basketbol oynayan çocuk diye biliyorum. – Önemli olan tanıman değil zaten. Ne düşünüyorsun şu anda? Yakışır mısınız sence? Zehra bunları söylerken yüzünde pis bir sırıtış vardı. Sesi tamamen alaylıydı. – Çok saçma bir fikir olmuş. Başka uzun eleman mı yok sanki. Ayşe atıldı: – Aman be Zeynep... Ne güzel çocukla tiyatro oynacaksın işte. İlla da mantık arama, çocuk da kabul ettiyse diyecek kalmıyor. Zehra ucundan Ayşe'yi çimdikledi ve kısık sesle: Ayşe olay o mu sence?.. Onur sınıfa geri geldiğinde Ali'nin direkt gözüne çarptı. Onur sırasına oturdu. Ali direkt sorguya başladı: – Nasıl bir şey? Senaryoyu versene. Senaryo kağıdını eline aldı ve okumaya başladı. – Sen kimsin burda? – Kamil karakteri benim. Ali aniden belli belirsiz bir yüz ifadesiyle hızlıca sordu: – Zeynep kim?? – Elif olması lazım. Ali'nin yüzü tamamen değişti. Sesinde bir panikle, Onur'un omzunu tutarak: – OYUNDA ZEYNEP VE MERT EVLİ Mİ?! Onur Ali'nin haline şaşırmış gibi, biraz irkilmeyle geri çekilerek: – Yani evet. – Mert'i niye çağırdılar? –Uzun diyeymiş – Bende uzunum? Bir de ne alaka yani uzunluk? – Zeynep'in yanıa yakışsın diye uzun birini istemişler. – Zeynep'in yanına YAKIŞSIN diye mi?! Elleriyle saçlarını karıştırdı. Kaşlarını çatıyor oflayıp pufluyordu. Burak yanlarına gitti. – Ne oldu sana? Ne bu surat? – 2 santimle kaçırmışım! – Neyi? – ZEYNEP'LE EŞ OLMAYI! – Ne diyorsun sen be? – Mert uzun diye Zeynep'le partner seçilmiş. Benim ne eksiğim vardı? – 2 cm eksiğin varmış Gülmeye başladı. Ali'nin haline senenin başından beri gülüyordu, bugün de güldü. Ekledi: – Zeynep'le partner olmak için boy sınırı mı var? – Gülüp durma. Anlamıyorsun sen beni.Onur olayları çözmek ister gibi Ali'ye dönüp: – Mert ile konuş, yerine sen geç. Ali Onur'a kötü bakışlar attı. Daha sonra aniden yerinden kalkıp Mert'in sırasına ilerledi. – Ee Mert? Ne bu işler, tiyatro falan? – Tiyatro yapıcaklar ben de oynayacağım işte. Gerçi pek hoşnut değilsin gibi duruyor. – AA yok canım estağfurullah nerden çıkardın sen onu. Ama yani senin için diyorum, zor olmaz mı? Hem okul hem basketbol hem tiya- – Olmaz olmaz. Hallererim ben. Endişeni takdir ediyorum ama lütfen başkası için endişelen. Ali'nin ağız kapandı. Bir şeyler geveleyip sınıftan çıktı. Yürürken karşıda Zeynep'i gördü. Yönünü değiştirdi. Şuan Zeynep ile konuşması durumunda olacaklar pek hoş olmazdı. Peki bu rahatsızlık niyeydi? Kıskanmaya mı başlamıştı? Yok canım, Sadece boyunun yetmemesine kurulmuştu. Ya boyu neye yetmemişti?.. Şu tiyatronun sonundaki "sarıldı" ifadesi Zeynep'i de rahatsız etmişti. Kimseye sarılmaya niyeti yoktu. Çıkışta Ali erken hazırlanıp Zeyneplerin sınıf kapısının önünde beklemeye başladı. Çıkışta Zeynep'i yakalamak istiyordu. Zeynep eşyalarını toplayıp sınıftan çıktı. Ali'ye: – Bu ne acele böyle? – Ben aceleci değilim sen çok yavaşsın. – Ondan bahsetmiyorum, niye kapıda bekliyosun? – İstediğim yerde istediğim kişiyi istediğim zaman bekleyemem mi? – İstediğin kişi ben miyim yani:DD Önden yürü! Yolu yarılamışlardı neredeyse, ama Ali'den hiç ses yoktu. Zeynep onun bir şey söylemek isteyip söyleyemediğini anlamıştı. Sadece cesaretini toplamasını bekliyordu. Beş dakikaya kalmadan Ali: – Zeynep başrolmüşsün tiyatroda. – Tabii sana katlana katlana rol yeteneğim başrollük olmuş. – Benimle gelişen rol yeteneğin niye benimle devam etmiyor? Zeynep'in yüzü değişti, sorgulayıcı bir ifadeye bütündü. Kalp atışı hızlanmıştı. – Ne demeye getiriyorsun? – Yani sırf 2 cm uzun diye Benim yerime Mert seçilmiş. – Aa ama sen bilmiyorsun o 2 cm ne kadar önemli. Hem Mert senden daha iyi oyuncudur. – Oyunluğu için seçilse sana inanırdım. – Bu kadar istiyorsan gönüllü olsaydın ya – Benim derdim Tiyatro oynamak mı sanıyorsun? Zeynep önüne döndü. Ali sanki sadece Mert'in yerinde olmak istiyordu? Biraz durdu. Bunu sevmekle bağdaştırmak istemedi. Ama düşünceleri utanmasına neden olmuştu. Hafif pembeleşmiş suratıyla devam etti: – Neymiş peki derdin? – O da bana kalsın. Çok konuştum bugün. – Hmm, cuma günü Mert ve benim başrolü olduğumuz tiyatronun provası var. Gelirsin artık. – Gelirim ya, tabii izlemeye geleceğim. Ali eve yüzü asık girdi. Bu mesele hayli canını sıkmıştı. Zeynep'in özellikle Mert'le başrol olduğunu vurgulaması içini kemiriyordu. Sevil'in gözünden yine kaçmadı. – Sana yine bir şeyler olmuş. – Sorma anne, Bir tiyatro var okulda. Zeynep başrol. Bir tane çocuğun eşi rolünde. – Eee ne var oğlum bunda? Abartmıyor musun biraz. – Anne çocukla konuştum, rolü bana vermedi. Zeynep de halinden çok memnun duruyor. – O zaman sana söz hakkı düşmüyor. Ali koltuğa kendini bıraktı. – Düşüyor ama. – Nasıl yani? – Çünkü…Bir an durdu. Ne diyeceğini kendisi de bilmiyordu. Cümle boğazında kaldı. Sevil oğluna dikkatle baktı. – Sen o kıza biraz fazla karışmıyor musun? Ali hemen savunmaya geçti. – Karışmıyorum! Sadece… saçma geldi. – Nesi saçma? – Yani… uzun diye adamı seçmişler. Komik değil mi? Sevil gülmemek için dudaklarını bastırdı. – Oğlum sen de uzunsun zaten. Ali homurdandı. – İki santim eksikmiş. – Vah vah. Büyük dram. Ali sinirle kaşlarını ovdu. – Anne ciddiyim ben.Sevil bu sefer açık açık güldü. – Belli oluyor.Ali ayağa kalktı, odanın içinde bir tur attı. – Hem… dedi, – Zeynep de hiç rahatsız görünmüyordu. – Rahatsız mı olması gerekiyordu? Ali cevap veremedi. Bir süre sessiz kaldı. Sonra yavaşça mırıldandı: – Bilmiyorum. Sevil başını iki yana salladı. – Oğlum, sen kıskanıyorsun galiba. Ali hemen itiraz etti. – Ne alaka! – Baya alaka. Ali bir şey demedi. Sadece pencereye baktı. Bir süre sonra dişlerini sıkarak söylendi: – Yarın provaya gidicem.Sevil şaşırdı .– İzlemeye mi? Ali’nın gözleri hafifçe kısıldı. – Evet… izlemeye. Bir an durdu.S onra ekledi: – Ama Mert'le görüşücez biz o tiyatroda
Bölüm 13
İki Santim Meselesi
Bölüm sonu
2 yorum
Merakla beklemedeyim hanımefendi
Merakla beklemedeyim hanımefendi
