İçeriğe geç

Karşı Kapı

Bölüm 12 · 7 dk okuma

Karşı Kapı

Bölüm 12

İstemsiz Patlama

... O gece Ali'nin gözüne uyku girmedi. Yaptığı rezillikleri aklından çıkmıyor, utancından deli oluyordu. Yataktan doğruldu, başını cama çevirdi. Ancak ne fayda karşı cam zaten Zeynepin odasının camıydı. Naparsa yapsın aklı başka yere gitmiyordu. Agresif bir tavırla eliyle saçlarını karıştırdı, ağlar gibi bir sesle "AAAAAHHH!" Sevil Ali'nin odasına bir şey bırakmaya gelmişti. Ali'yi uyanık görünce şaşırdı. – Aa sen uyumadım mı daha? – yok. – neden, noldu? – Anacım... Rezil bir insanım. Kafama takıldı uyuyamıyorum. Zeynep'in önünde saçma sapan hareketler yaptım. – Aman be oğlum. Kız sanki bilmiyor. Neyi gizliyoruz. – İyi de normalde yapmayacağım şeylerdi. çok saçma anlamsız şeyler yaptım. Tek eliyle kaşlarını ovuyor diğer eliyle yorganı sıkıyordu. – ALİ KORKUTMA BENİ. NE YAPTIN OĞLUM?! Sevil geçenlerde olan şu peçete olayından sonra şüphelenmeye edemedi. –ANNE BİR ŞEY YAPMADIM YA NAPICAM Bir dediği diğerini asla tutmuyordu. Sevil Ali'yi şöyle bir uzunca süzdü. – Oğlum, bir şey yapmadıysan yat uyu sabah senle ben uğraşıyorum sonra! Ali öfleye püfleye yattı. Uyuyamadı elbette, yorgunluktan uyuya kaldı. Sabah olunca kendi kendine triplere girip Zeynepi beklemeden okula doğru yola çıktı. Zeynep evinde hazırlanıp dışarı çıktığında zamanları zaten kısıtlıydı. Ama Ali'yi göremeyince biraz bekleme kararı aldı. Baktı ki ses seda yok. Kapıya gitti, Zile bastı. Kapıyı Sevil açtı. –AAA Kızım! Hoş geldin ne oldu? – Sevil teyze Ali evde mi hâlâ – Yok güzelim o erken çıktı. Zeynep'in yüzü düştü. Beklenmemek onu üzmüştü. En azından iddiayı kazanırdı belki ama o bile içten içe karşı tarafın kazanmasını istiyordu. Somurta Somurta yürüdü. –Anladım Sevil teyze, kolay gelsin. 10 dakikaya kalmadan okula vardı. Son haftada okula gelen 40 - 50 kişiyle etkinlikler yapılıyordu. Bu gün de bahçede sandalye kapmaca, Halk oyunları vs. Oynanacaktı. Zeynep sandalye kapmacaya bayağı hevesliydi. Katıldı, hızlıydı ve şanslıydı rakiplerini kolayca yeniyordu. Bir kişi hariç, Ali. Finale kalan iki kişiden biri Zeynep biri de Ali'ydi. Ali dünkü rezilliğinden sonra tekrar rezil olmayı kaldıramazdı. O yarışı kazanacaktı. Zeynep Ali'ye zaten sinirliydi bir de üstüne ekilmişti. Kız ne yapsın yenmesin de... Hızlıca tur başladı müzik çalıyor Ali ve Zeynep kırk yıllık düşmanlar gibi hırsla oyunu oynuyordu. Müzik tam zeynep sandalyenin önündeylen durdu. Kazanan belliydi. Lakin Ali bir anlık bir refleksle Zeynep’in bileğinden yakaladı. Zeynep şaşkınlıkla ona dönerken Ali, sanki bir dansta adım alıyormuş gibi kolunu çekti. Zeynep dengesini kaybetti, Kendi etrafında bir tam dönüş yaptı. Ali o sırada boş sandalyeyi gördü. Tam bırakıp kendini sandalyeye atacakken Zeynep’in sendelediğini fark etti. Elini çekerse Zeynep’in yere düşeceği çok belliydi. Refleksle tekrar kendine çekti onu. Sandalyeye oturmayı başardı ama bu kez ağırlık dengesini kaybetti. Sandalye geriye doğru devrildi. Ali sırt üstü yere düşerken Zeynep hâlâ onun kolundaydı. İkisi birlikte yere kapaklandılar. Bir anlık sessizlik oldu. Ali yerdeydi. Zeynep onun hemen yanında kalmıştı. Müzik çoktan susmuştu. Zeynep düştüğü gibi kendini Ali'den uzaklaştırdı. Her şey o kadar bir anda oldu ki olay hakkında düşünmeye zamanı bile yoktu. Apar topar ayağa kalktı. Kıpkırmızı olmuş suratıyla hakeme: – Onu kazandı saymazsın inşallah?! Başka bir şeyi dert edeceğini sandıysanız yanıldınız. Tek derdi kazanmaktı. Ali'yi yenecekti bir kere. Ama hakem galibiyeti Ali'ye verdi. Zeynep sinirlendi – Bu ne biçim iş ya! Orayı terk edip Ayşe ve Zehra'nın yanına gitti. Ayşe Zeynepin fena halde asık suratını görünce sordu: – Ne oldu niye bu kadar üzgünsün sen? – Ali kazanmamı engelledi ve beni düşürdü. Üstelik ben onun bana dokunmasına izin bile vermedim! Zehra lafa atıldı: – Sen düşüp yaralanma diye kendi düştü. Ve sustu. Sadece bir yere değindi ve konuşmayı bıraktı. Zeynep devam etti: – Sabah da beni beklememiş zaten. Çok sinirimi bozdu. Neyin peşinde ya bu! Ayşe biraz pişkin bir sırıtışla – gidiyim hesap sorayım ben şu Ali'ye ne demek ya beklememiş. E Ayşe dediyse yapar. Ali'nin yanına gitti. – Ee Ali, ne ayaksın sen. Ne diye çektin Zeynep'i? – Kazanmak için başka neden olacak. – İyi de düşürüyordun nerdeyse. Bu kadar önemli miydi? – O düşmesin diye çok uğraştım ya! Başım hala acıyor. Hem Zeynep'e de yenilmeyiz yani. – Bu dediklerini aynen iletirim Zeynep'e. Sabah da beklememişsin. Çok morali bozuktu. Ali bıyık altından gülüyordu. –Öyle mi? Dayanamamış mı hasretime? – Ben bilmem artık. Gönlünü al bir şekilde. Ali kısık sesle kendi kendine konuştu: – Nasıl yapacağımı bilsem şimdiye... Ayşe Zeyneplerin yanına geçti. Zeynepe dönüp: – Ali Sana yenilecek kadar zayıf değilmiş, öyle dedi. Zeynep sinirli bir sesle konuştu: – ÖYLE Mİİİ? GÖSTERİRİM BEN ONA AKŞAM YENİLİP YENİLMEMEYİ! Konuşmaları bir anonsla bölündü. Halk oyunları oynanacaktı. Önce Halay çekildi. Sonra horona sıra geldi. Bilen bir kaç öğrenci biraz daha ortaya geçip oynacaktı. Zeynep çıktı. Yanında zorla Ayşe'yi de götürdü. Ali de Zeynep'i görünce sahneye fırladı. 10 - 15 kişi horon tepiyordu. Zeynep'in solunda Ali, sağında Ayşe vardı. Oyun esnasında Zeynep bilerek Ali'nin ayağına bastı. Tam kafasını yana çevirdi, o sinir bozucu tonlamayla imalı bir "pardon" diyecekken Ali'nin ağzından bir cümle çıktı: – Biraz erken oldu sanki? Zeynep bir iki saniye Ali'nin yüzüne sadece baka kaldı. Dediğini anlamamıştı "neye erken?" Diye düşündü. Ali'nin ona bir "nikah masası" göndermesi yaptığını anladığında kafası darmadağındı. Ali'nin elini bıraktı, Ayşe'yi ikisi arasına soktu. Sadece önüne bakıyor kafasını yerden kaldıramıyordu. Fazla da dayanamadı zaten. Sahneden ayrılıp Zehra'nın yanına oturdu. Zehra, Zeynep’in dizlerini kendine çekmiş hâline baktı. — Ne dedi? Zeynep başını iki yana salladı. — Hiçbir şey. — Yalan. Zeynep iç çekti. — Bir şey dedi ama… saçma. Boş ver. Zehra kaşını kaldırdı. — Madem saçma, niye sahneden indin? Zeynep cevap vermedi. Parmaklarıyla eteğinin kenarını buruşturuyordu. Zehra devam etti: — Bak, ben ne olduğunu bilmiyorum. Duymadım da. Ama şunu gördüm Ali bir şey söyledi, sen donup kaldın, sonra kaçtın. — Kaçmadım. — Kaçtın. Zeynep kaşlarını çattı. — Orada duramazdım. — Neden? – Bilmiyorum. Zehra kısa bir sessizlikten sonra konuştu: — O zaman sorun söylediği şey değil. Sende bıraktığı etki. Zeynep başını kaldırdı. — Ne demek o? — Şu demek: Normalde bir laf sana bu kadar dokunmaz. Ama dokunduysa orada bir şey vardır. Zeynep hemen savunmaya geçti. — Yok. Hiçbir şey yok. Zehra omuz silkti. — O zaman sahnede kalırdın şaşkın. Bu kadar belli etme. – Neyi belli etmeceğim? – Benden daha iyi biliyorsun. Zeynep tüm gün bunun sadece bir "şaka" olabileceğine inanmaya çalıştı. Olabilir miydi? Olabilirdi elbette. Ama şakayı yapan Ali'yse bilemem, her dediği ciddiydi en son. Akşama doğru eve yürürlerken Zeynep’te garip bir sessizlik vardı. Bu, Ali’nin en nefret ettiği sessizlik türündendi. Fırtına öncesi olan. Ali dayanamadı. — Zeynep ne oldu sana ya? Zeynep durdu. Aniden. Ali de durmak zorunda kaldı. — Ne mi oldu? Zeynep döndü. — Ne olduğunu bana mı soruyorsun Ali? — Güzel girdin. — Sus. Bak, sabah neden beni beklemedin? — Uyumamıştım, erken çıktım. — Bana haber verdin mi? — Hayır ama— — TAMAM. Zeynep parmağını kaldırdı. — Burada kesiyoruz. “Ama”sı yok. Ali güldü. — Bir mesaj için bu kadar mı sinirlendin? — Hayır. Sonra gelip kolumdan çekiyorsun. — Oyun oynuyorduk. — OYUN MU? Zeynep kahkaha attı ama sinirliydi. — Benim bileğim joystick mi Ali? — Düşme diye çektim. — Aferin madalya da verelim mi? Ali kaşlarını çattı. — Abartıyorsun. — Abartmıyorum. Zeynep nefes aldı. — Sonra kalkıp herkesin ortasında “biraz erken olmadı mı” diyorsun. Ali sırıttı. — Şakaydı. — ŞAKA MI? Zeynep ellerini iki yana açtı. — Ali, senin şaka anlayışın insanlık suçu olabilir. — O kadar da değil. — Değil mi? Zeynep başını salladı. — Ben orada durup “aa Ali bana nikâh göndermesi yaptı” mı deseydim daha mı iyiydi? Ali sustu. — SUSMA. Zeynep devam etti. — Sen konuşunca rezil oluyorum, susunca daha da sinirleniyorum. Ali çaresizce ellerini cebine soktu. — Kız diye yapmadım ya. Zeynep durup arkasını döndü. — Tamam da her seferinde tepemin tasını attırıyorsun! Bir an durdu. Sesi istemeden düştü. — Ben senin neyin ciddi, neyin şaka olduğunu çözemiyorum. Dedektif miyim ben? Keşke biraz saçmalasan da “tamam bu çocuk mal” deyip geçsem. Ali başını eğdi. — Özür dilerim. Zeynep anında atladı. — Bak yine yaptı. — Ne yaptım? — Ciddileşti. — Özür dilemem mi yasak artık? — Sana özel yasak. Ali istemsiz güldü. — Vallahi kasten yapmıyorum. — Bana bak, bir daha beni herkesin ortasında öyle afallatırsan… Bir saniye duraksadı. — Seni bu sefer bilerek düşürürüm. Ali kaşlarını kaldırdı. — Tehdit mi bu? — Söz. Ali içinden geçirdi: “Ben bu kızın yanında hayatta haklı çıkamam”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.