İçeriğe geç

Karşı Kapı

Bölüm 11 · 5 dk okuma

Karşı Kapı

Bölüm 11

Bakarsan Kaybedersin

Olaylar kızışmıştı. Ortada ne döndüğünü herkes kendine göre yorumluyordu. Onur'a göre Zeynep Ali'den hoşlanıyor, ama bu bir sırdı Zehra'ya göre Zeynep Ali'den, Ali de Zeynep'ten hoşlanıyordu. Zeynep'e göre kimse kimseden hoşlanmıyor, Ali dalga geçme peşindeydi. Ayşe'ye göre karnı açtı. Aa.. gerçi konumuz o o değil. Zeynep Onur'a açıklama yapmaya devam etti ama ne fayda. Kendince olayı zaten anlamıştı. Aradan bir kaç ders daha geçti. Son teneffüslerindelerdi. Zeynep zaten kendi iç çatışmasıyla mücade ederken bir de Zehra ve Ayşe'nin baskısına katlanıyordu. Bir süre sonra daraldı. "Ööf! Sizinle de konuşulmuyor ya!" Bahçeye çıktı. Öylece dolanıyordu. O esnada Onur camdan bakıyordu. Zeynep'i gördü. Görmez olaydı... Onur'un da Ayşe'den farkı yoktu ki. Dilini tutma konusunda tam bir hayal kırıklığıydı. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuştu anlayacağınız. Konuşmaya başladı. – Ali, Zeynep senden hoşlanıyor galiba ha Ali'nin yüzünde belli belirsiz bir sırıtma oluştu. – Öyle mi dersin? Burak Ali'nin yanına yaklaştı. – Hiç umutlanma. Hoşlanmadığına eminim. Ali bozuldu Burağa döndü hafif sertçe: – Sen ne karışıyorsun şimdi? İmkansızmış gibi konuşuyorsun. – Boşa kürek çekiyorsuun. Bunları söylerken rahat rahat tostunu ısırıyordu. Onur arkasını döndü, Burak'a: – Ama kendi... Aniden eliyle Ağzını kapadı. Sustu Ali'ye baktı. Ali ona meraklı gözlerle bakıyordu. – Söylesene! – Olmaz bundan sonrasını söyleyemem. Sanki buraları söylemesi sorun değilmiş gibi. Ali hızlıca kalktı onuru hafifçe itip camdan baktı. Aşağıda Zeynep'i görünce yüzünde kocaman bir sırıtma oldu. Koşarak aşağıya inmeye başladı. Onur Burak'a döndü. – Zeynep'ten falan mı hoşlanıyor? – Günaydın. Ali okul kapısından bahçeye çıktı. Şöyle bir gözüyle taradıktan sonra Zeynep gözüne ilişti. Koşarak yanına kadar gitti. Yanına gelince sanki hiç koşmamış gibi yavaş yavaş kasıla kasıla yürümeye başladı. – Ee, Zeynep satıldın mı yine? – Aman yok be ne satılması. Bu sefer satılan o ikisi. – Naptılar da sana bu kadar sinirlendin? – Bir şeyler zırvalayıp durdular. Ayrıca hepsi de senin suçun. – Ne yaptım yine ben?.. – Sürekli alay edip durmasan sorunlarının büyük bir kısmı çözülürdü. – Ben ne zaman seninle alay ettim ya? – Bugün içinde bile kaç kez?! Söylediklerin insanlar tarafından yanlış yorumlanıyor Ali efendii! Zeynep'in sesi kızgın gibiydi. – İyi de ben söylediklerimde ciddiyim. – Saçmalama – Asıl sen saçmalama, ben hep ciddiydim. Ailemle, arkadaşlarımla, seninle konuşurken gayet ciddiyim. Zeynep kala kaldı. Aklına geçen günlerde olan şu "kulak misafiri" işi geldi. Ailesiyle koşurken ciddi miydi? –Cid.. di.. misin?.. – Tabi ciddiyim ya! Bugün söyledikelrimde, önceden söylediğim şeylerde ciddiydim.Ali'nin söyledikleri ilan-ı aşk sayılırdı. Tabii Zeynep onu dinleseydi. "Ailemle konuşurken" den sonra Zeynep'in kulakları tıkanmıştı. Sadece kendi düşüncelerini duyuyor, Ali'yi umursamıyordu. Yüzü kıpkırmızıydı. Gözlerini yerden kaldıramıyordu. "N-Ne demek ya ciddiyim? Bu da mı şaka? Gerçekten benden hoş- Ben ne diyorum Rabb'im! Saçmalıyorum. Ama o gün “isterim” dedi..." Kafası allak bullak olmuştu. –Ali, sonra konuşuruz tamam mı?Paniklediği sesinden belliydi. Ali arkasından boş gözlerle baktı. "Beni dinliyor muydu ki?" Zeynep hızla tuvalate gitti. Elini yüzünü yıkadı. Kendine gelmesi lazımdı. "Ali gerçekten benden mi hoşlanıyor? Yok be o kadar yakışıklı çocuk beni napsın. Ama ciddi- saçmalama Zeynep! Umuda kapılıp sonradan kalbinin kırılmasına izin veremezsin!" Biraz durdu. Sonra yüksek sesle – Ne umudu?! Ne için umutlanıyormuşum ben! Sanki çok istermişim gibi. Hem, Ali miymiş yakışıklı! Bunları söylerken tuvalet kabininden bir kız çıktı. Zeynep'e uzaylı görmüş gibi bakıyordu. Zeynep sahte bir gülüş attı. Rezil olduğunu biliyordu. – ahaha, sıcak değil mi? Yüzüne su vurmaya başladı. Kız göz devirdi. Ellerini yıkayıp çıktı.Zeynep arkasından söylendi: -Allah'ım ne garip insanlar var.Kendisi çok normaldi ya zaten. Kendine gelince sınıfına geçti son derstelerdi. Hoca tahtaya matematik soruları yazıyor, rastgele birilerini kaldırıyordu. Zeynep dalgındı. "Sen Ali'nin dediklerine bakma Zeynep. Bakarsan kaybedeceksin. Neyi kaybedeceğini bilmiyorum ama kaybedersin" Hoca aniden Zeynep'in adını söyledi. Zeynep ayağa kalktı. – Söyle bakalım denklemi nasıl çözeriz? –Bakma, bakarsan kaybedersin! Hoca Zeynep'e baktı. Zeynep ne diyeceğini bilememiş ne düşünüyorsa onu söylemişti. Kafasını yere eğdi. –Neye bakmıyorsun Zeynep? Neden derste değilsin!? – Bilmiyorum hocam. Cevaplayamam. –Başkası kalksın. Zehra Zeynepin aklının nereye gittiği konusunda emin değildi. Sırf gıcıklık olsun diye kalktı. – Ben bakarım hocam. Zeynep Zehra'nın bu triplerini görünce içinden geçirmeden edemedi. "Seni var ya!" Bu olanları Zehraya anlatmadı durumunda iddiayı kaybetmişti. Saklayacaktı tabiki. Çıkışta Zehraların yanına gidip bir teklifte bulundu: – İddianın süresini uzatalım. 1 gün çok kısa. – Kaybedeceğini anladın yani – Alakası dahi yok. Ayşe atladı. – Bir hafta olsun. Sonuçta biz kazanacağız! Daha sonra eve doğru yürümeye başladı. Ee onca olandan sonra kimse Ali'yi beklemesi ihtimalini düşünmedi zaten. Ama Ali illa da yolda onu yakalacaktı. Hafiften aceleyle hareket edip Zeynep'e yetişti. Bu sefer beklenmedik iki misafirleri vardı. Biraz arkalarından Zehra ve Ayşe geliyorlardı. Ali bu ikisini fark etti. Aralarında bir taraf tutma meselesi olduğunu da az buçuk çakmıştı. En azından öyle tahmin eidyordu.Amacı Zeynep'i biraz utandırmaktı. Yaramazlığı tutmuştu. Zeynep'in amacı ise tam tersiydi. Ali'yi kızdırıp kendine çıkıştıracak, kendince kanıt toplayacaktı. Ali bir iki adım öne çıktı. Zeynep kollarını kavuşturmuştu. Bakışı “başla da görelim” diyordu. — Yani… Zeynep başını hafif yana eğdi. — Yani ne? Ali arkasındaki Zehra ve Ayşe’yi hatırladı. İkisi de sinsice izliyordu.Ali’nin içindeki yaramaz çocuk direksiyonu ele geçirdi. — Sen bana sabahtan beri haksızlık yapıyorsun Zeynep. — Ben mi?! — Evet, sen. Sürekli beni suçluyorsun. Alay ediyormuşum, dalga geçiyormuşum… Zeynep bir adım attı. — Çünkü öylesin! Ali bir an durdu. Sonra…Bir anda diz çöktü. Zehra’nın ağzı bir karış açıldı. Ayşe refleksle “Aaa” dedi. Ali elini göğsüne koydu. — O zaman… Derin bir nefes aldı. — Özür dilerim Zeynep Hanım. Zeynep’in beyni mavi ekran verdi. — …Ne yapıyorsun sen? Ali ciddi gibi ama gözleri gülüyordu. — Sizi bilmeden, istemeden, hatta bazen isteyerek sinirlendirdiğim için… — ALİ KALK ŞURADAN! — …ve çok yakışıklı olduğum için insanların yanlış anlamasına sebep olduğumdan… Zeynep’in yüzü kıpkırmızı olmuştu. — YETER! Ali hâlâ diz çökmüştü. — Affınıza sığınıyorum. Zehra kendini tutamayıp güldü. Ayşe şoktaydı. — Oha… Zeynep eğilip Ali’nin kolundan tuttu. — KALK! HERKES BAKIYOR! Ali ayağa kalkarken hâlâ sırıtıyordu. — Ama işe yaradı mı? Zeynep dişlerini sıktı. — Seni boğabilirim şu an. Ali tam bir şey diyecekti ki… Etraflarına bakan öğrencileri fark etti. Fısıldaşmalar başlamıştı. Ali’nin gülümsemesi ilk kez söndü. – Ben salak mıyım? Zeynep durdu. — Önde gidenisin. Zehra arkadan fısıldadı: — Kanıt sayılır mı bu? Ayşe başını salladı. — Sayılır.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.