Zeynep bu sabah erkenden kalktı. Penceresinden süzülen Güneşle uyandı. Kendine bir çeki düzen verdi. Güzelcene giyindi, hazırlandı falan. Anlaşılan sağından kalkmıştı. Sakin bir tavırla çıktı evden. Ali yine karşı kaldırımda Zeynep'i bekliyordu. Zeynep çıkınca yanına gitti, yürümeye başladılar. Ortam çok sessizdi. Şimdiye kadar Zeynepin on kere laf atması lazımdı. Ali söze girişti: – Sen niye sessizsin bu kadar – Öyle miyim? Fark etmedim. Çok durgun ve sakin bir cevaptı. – Bugün bir farklısın sen – Değilim. Her zamanki halim. Tabiki değildi. – Yok yok, sana bir hanfendilik gelmiş. – Sağ tarımdan kalkmışımdır belki. – Nasıl bir sağ tarafsa bu, 10 yılda bir falan geliyor galiba. – Ali, saçmalama istersen. Ali Zeynep'e sırıtarak bakıyordu. Bir süre konuşmadı sonra birden: – Senin hoşlandığın biri falan mı var? – Ne alakası var şimdi. Panik bir cevaptı. –Birden değiştiğin için belki ona güzel gözükmeye falan çalışıyorsundur dedim. – Öyle bir şey olsa neden senin yanında değişeyim? – Bilmem, belki benimdir? Zeynep bu lafı duyunca hiçbir şey diyemedi. Sustu, başını önüne çevirdi. Gözlerini sağa kaçırıyor ne diyeceğini düşünüyordu. – Susar mısın? Ağzını hayra aç biraz! Ali pişkince devam etti: – Amacına ulaşmışsın söyliyim. Beğendim bu halini. –Şansına küs. Zeynep'in bu günkü görevi belli olmuştu. Bir hanfendi olmak.. Sınıfa girdiğinde Zehra ve Ayşe'ye selam verdi. Çantasını kenara bıraktı ve kolunu masaya koyup kafasını eline yasladı. Normalde olsa, çantasını atıp sandalyede eğimli bir şekilde oturup şikayetlenmeye başlardı. Zehra ve Ayşe Arkalarını döndüler. Ayşe şok olmuş Zeynep'e bakıyor, Zehra her zamanki yüz ifadesinde sabit kalıyordu. Ayşe – Zeynep, bizim dediklerimize çok takılma olur mu? Zeynep şaşırdı "Neyden bahsediyorsun?" Zehra Zeynep'e baktı "Sonunda yola gelmişsin" Zeynep bu sefer bakışlarını Zehraya çevirdi "Anlamadım?" Zehra kıkırdadı. Önüne döndü. Ayşe suçlu hissediyordu. Daha ilk dersin teneffüsünde Ali Zeyneplerin sınıfında belirdi. Zeynep'in sakinliğinden güç almış olacak ki sırasında oturan Zeynep'in arkasına geçip ayakta dikilmeye başladı. Bir yandan da iki eliyle Zeynep'in kafasına davul gibi vuruyordu. Zeynep'te hiç bir şey demiyordu. Zehra sordu: –Neden geldin? (Ali)– Tiyatro yapacaktık ya onu sormaya geldim. (Ayşe) –Sen ne alaka ki? Onurların sorması gerekmez mi? (Ali) – Elçi olarak geldim ben de. Zeynep hızlıca konuştu –Bu hafta provalar bitecek diğer hafta Perşembe de tiyatro yapacağız. –Hmm, iyiymiş. Umursadıpı falan yoktu. Zeynep'i görmeye gelmişti. Tiyatro da bahaneydi sadece. Ve bu konuşmalar boyunca Zeynep'in kafasına vurmaya devam etmişti. Zehra sinsi bir gözle Ali'ye baktı. – başka işin kalmadı galiba (Ali) – Yok, bu kadar. (Ayşe) – O zaman seni uğurlayalım. Ali iç çekti. Ellerini Zeynep'in kafasından çekip omuzlarına koydu. "Bi kovulmadığımız kalmıştı" Ali kapıdan çıktığı gibi Zeynep'in sesi yükseldi: –OOOHHHHH BEE! DÜNYA VARMIŞ! Zehra bıkkınlıkla : – Tamam rol yapıyordun da bu kadar kısa sürmeseydi. Ayşe ikisine boş gözlerle baktı. Zeynep Zehraya Atıfta bulunarak "İki saat iki yıl gibiydi! Çok zorluyor bu Ali!" Ayşe'nin olay hakkında hiçbir fikri yoktu. "Neyse, Zeynep özüne dönmüş en azından" Sonra Zehra ortaya bir fikir attı: – Ali Zeynep'ten hoşlanıyor. Zeynep hemen karşı çıktı: – Hayal kurma. Benimle dalga geçiyor. – Var mısın lan iddiasına. Bugün akşama kadar ben ve Ayşe Ali'nin senden hoşlandığının sen de hoşlanmadığının kanıtını bulucaksın! Kaybedene ceza. – Varım! Görürsünüz siz. İçini bir korku sarmıştı. İki üç teneffüs daha geçti. Ali Zeynep'in normale döndüğünden habersiz yine Zeyneplerin sınıfına damladı. Zeynep tahtayı siliyordu. Ali de geçip köşedeki sandalyeye oturdu. Zeynep elinden silgiyi düşürdü. Ali önce davrandı ve silgiyi kaptı. Zeynep'e doğru uzattı. Zeynep silgiyi almak için elini doğrulttuğu sırada Ali anlık bir hareketle silgiyi bıraktı. Zeynep silgi yerine Ali'nin elini tutmuş oldu. Ali Zeynep'in elini sıkıca kavramış, kafasını Zeynepe doğru kaldırmış sırıtıyordu. Zeynep sinirlendi. Artık bir hanfendi rolü oynamasına gerek yoktu. Tüm öfkesiyle elini çekti, yerden silgiyi aldı ve silgiyle Ali'nin kafasına bir tane geçirdi. Ali başını tuttu. Zeynep'e garip bir bakışla "IIYYY pis şeyi kafama sürdüü" Zeynep baktı "Sana az bile bu! Sabahtan beri daralttın adamı yahu! İki sakin olacaz diye hemen suyunu çıkardın" "Sen de biraz dayansaydın benim için başlamadım mı zaten" Her bu lafı duyduğunda yüzü yanmaya başlıyordu. "HAYIR! BOŞ KONUŞMA! Yürü git şimdi yoksa sandalyeyi fırlatırım kafana!" Ciddiydi, yapardı yani. Ali gülerek kapıya doğru koştu. Çıkmadan önce kafasını uzatıp "Bu halini daha çok seviyorum rahat ol!" Diye seslendi. Zeynep'in yüzü kıpkırmızı oldu. "ALİİİ!" Ali gittikten sonra Zeynep Ayşe ve Zehraya döndü. – Niye öyle bakıyorsunuz? – Senin iki yılda çürütemeyeceğin kanıtı iki dakikada bulduk ta ondan. – Ööf! Nasıl bakarsan öyle anlaşılır! Sadece alay edip duruyor Onur o sırada sınıftaydı. "Kim alay ediyor?" – Ali kim olcak?! Ayşe sordu – sen niye geldin? – Tiyatro işini sormaya Zehra : – Ali size söylemedi mi? (Onur) – O da bilmiyor ki (Ayşe) E sabah Elçi olarak yolladınız onu (Onur) Hayır yapmadık öyle bir şey. Zehra ve Ayşe önce bir birine baktılar. Sonra Zeynep'e Zeynep "Yine ne oldu?" Zehra baktı sırıtarak "Utanmanın gereği yok git açıl Ona." Onur şaşkınlıkla sordu "ALİYE Mİ?!" Ayşe kafasını salladı. Onur Zeynepe döndü "Ali'ye ilgin olduğunu bilmiyordum" Zeynep panikledi "HAYIR HAYIR! Yanlış anladın kimseye açılmıyorum ben" Onur "Tamam, sır." Zeynep "Hayır hayır, sır falan yok" Zehraya döndü "Yaptığını beğendin mi?" Zehra pişkin pişkin cevap verdi. "Bayıldım"
Bölüm 10
Rol tutmadı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.