Uzattığı silahı tekrar beline sıkıştırdı:
"Anlaştığımıza sevindim. Şimdi, odada bir banyo var ve dolapta sana önceden hazırlanmış kıyafetler var. Eğer duş alıp rahatlamak istersen orayı kullanabilirsin. Birazdan sana yemek getirecekler. Lütfen, onları yemeye çalış. Eğer benden istediğin bir şey de olursa çekinmeden söyleyebilirsin. Benim biraz işlerim var, çıkmam lazım. Aşağıda bir çalışan Nilüfer ablamız var, ben yokken o sana yardımcı olur."
Bana bir tebessüm armağan edip çıktı odadan. Bu adamdan hiçbir şey anlayamamıştım ama sonuç olarak bir şeye karar kılmıştık. Henüz beş dakika geçmişti ki dışarıdan gelen seslerle cama doğru yöneldim. Sesin geldiği yönde,kocaman bir sürgülü kapının varlığını fark ettim. Ağır, sarsak adımlarla sağa sola tutunarak ilerledim. Sürgülü kapıyı açınca orada bir teras olduğunu gördüm. Üç dört adım atıp terastan dışarı baktığımda, siyah takım kıyafetli adamların yan yana dizildiğini ve beni kurtaran kişinin, yanımdayken olduğundan çok daha farklı, sinirli ve uyarıcı bir tavırla onlarla konuştuğuna şahit oldum. Onlara buradan kuş dahi uçurtmamalarını, kılına bile zarar gelse kendilerine bir mezar kazmalarını söylüyordu.
Bu uyarılar kim içindi? Bir anlam veremedim. Bir gecede tanıdığı ben için olamazdı. Belki de beni getirdiği bu yer ailesinin evidir ve onları korumak için önlem alıyordur. Adamları on dakikaya yakın ayakta tutup uyarılarda bulundu. En sonunda da, "Yengeniz ne derse sakın ikiletmeyin," dediğinde ise şaşırmıştım. Bu adam evli miydi? Peki, bana neden böyle yakın ve ilgili davranıyordu.Aklımdaki soru işaretleriyle korkuluklardan uzaklaşıp içeri adımladım.
Güzel bir duş alıp rahatlamak istiyordum. Bana bahsettiği dolabı açtım ve ağzım bir karış açık kaldı. Gardrop çeşit çeşit kıyafetlerle doluydu. Spor kıyafetleri tercih ettiğim için kendime uygun olanları alıp banyoya geçtim. Bir süre hayatımı sorguladım. İki saatten fazla süren banyodan sonra nihayet çıktım. Gerçekten rahatlamıştım. Neredeyse bir yıldır doğru düzgün yıkanmamıştım; ayda bir yıkanmaya, yıkanmak denirse... Her gün severek yaptığım şeyden bile mahrum kalmıştım. O zalimlerin elinde bir oyuncağa dönüşmüştüm.





