İçeriğe geç

Kardelen Çiçeği

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Kardelen Çiçeği

Bölüm 7

Anlaşma

​Sanki hayatıma,ruhuma ve geçmişime dair her şeye hâkimmiş gibi hissettiriyordu. Yakında kokusu çıkardı, ille de sorularıma cevap alacaktım. O zaman öğrenecektim meselenin ne olduğunu.

​Kulağıma gelen sesi ve söylediği şeyle yüzümü ona çevirdim:

"Özür dilerim. Seni daha erken bulmalıydım."

​Neden özür diliyor? Bu adam hangi sıfatla beni daha önce bulacaktı? Beni saran ellerini savurdum.

​"Bırak beni! Kimsin sen? Söyle artık. Bana dokunmayı da kes."

​Sinirlenmiştim; bu karmaşa, bilinmezlik ve bana dokunulması beni delirtiyordu.

​"Kimse bana dokunmasın artık. Beni neden kurtardın? Konuş! Beni nereden tanıyorsun? Bir akrabam falan mısın?"

​Bizim akrabalarla görüşme gibi bir huyumuz olmadığı için; bazı kuzenlerimi hayatım boyunca hiç görmemiştim. Aile bağları zayıftı.

​Yüzüne bakıyor ve bir cevap bekliyordum. Ama o, başını havaya kaldırıyor ve konuşmuyordu. Bakışlarını benden kaçırıyor gibiydi. Bu susma eylemi de neydi böyle?

​"Konuşsana be adam! Kimsin sen?"

​Başını indirdi ve yüzüme baktı. Tekrar özür diler gibi, mahcubiyet duyar gibi... Böyle yaptıkça kafam karışıyordu. Nihayet dudaklarını aralayabilmişti:

​"Sana her şeyi anlatacağım ama önce kendini toparlamalısın. Biliyorum, garipsiyorsun; henüz tanımıyorsun beni, anlıyorum ama şu an sana anlatamam. İstemiyorsan dokunmam, istemediğin hiçbir eylemde bulunmam. Sen kendini iyi hissedince her şeyi oturup konuşacağız. Ne bilmen gerekiyorsa öğreneceksin."

​İçimden bir ses ona güvenmemi ve bana zarar vermeyeceğini söylüyordu. Ama gel gör ki ailem de öyle görünüyordu ve bendeki son durum ortadaydı; koca bir enkaz.

​"Neden sana güvenecekmişim? Seni tanımıyorum bile."

​Bana bakıyor ve aklından bir şeyler geçirdiği belliydi. Sanki birazdan bir şey yapacak ve kendisini buna hazırlıyordu. Ceketini sıyırıp elini beline götürdü. Belinden silahı çıkardı. Bense irkilip bir adım geriye gittim. Silahı çıkardı, kabzasını çevirip bana uzattı:

​"Silah dolu ve emniyet düğmesi açık. Eğer bana güvenmeyeceksen, çek vur beni, şimdi. Sana engel olmayacağım. Kimse de olmayacak. Ama eğer güveneceksen, toparlandıktan sonra her şeyi anlatacağım sana."

​Bir şeye karar vermiş gibi devam etti:

"Hatta şöyle yapalım, on gün olsun, en azından belli bir tarihi olsun ve o gün geldiğinde anlatmazsam bu silah senin ellerinde olacak ve ne istersen onu yapacaksın. Sana söz veriyorum."

​Neden ona güvenmek istediğimi bilmiyordum. Böyle bir şey demeyi de hiç beklemiyordum ama ona, "Tamam, kabul," dedim.

​"Eğer on gün sonra da sorularım karşılıksız kalırsa buna pişman olursun. Sakın seni vuramam sanma! Bunu gerçekten yaparım."

​Dudaklarını düz bir çizgi haline getirip, "Biliyorum," diye cevap verdi.

​Bir yanım ona güvenmemi söylerken diğer yanım ise, "Sen aptal mısın?" diyordu. Eğer şartı on günse bekleyecektim, ona körü körüne güvenmeyecektim ama gideceğim başka bir yerim de yoktu. Bu biraz da çaresizlikti. Bu haldeyken ve kimsem kalmamışken nereye gidebilirdim ki? En azından kendimi toparlayıp ne yapacağıma karar verebilirdim. Güvenen yanım, umarım o haklı çıkardı...

Bölüm sonu

8 yorum