İçeriğe geç

Kardelen Çiçeği

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Kardelen Çiçeği

Bölüm 5

Karanlıktaki Işığım

Sen de akıllı uslu ol, kocanın sözünden çıkma,"artık çıldırtacaktım.

​Ne diyor bu kadın? Dediklerimi duymuyor. Daha fazla uzatmanın anlamı yoktu; ben gözden çıkarılmış bir takastım.

​"Benim vebalim boynuna, urban olsun. Hayatın boyunca beni unutma anne, sen evladını ateşe atan bir canisin. Seni asla affetmeyeceğim."

​Cümlem bittiğinde karşı tarafta beliren o buz gibi sessizlik, kurşundan daha ağırdı. Telefon kapandı. O küt ses, hayatımla arama çekilen son perde oldu. Gözyaşlarımla kapattım o telefonu; tutan elim boşa düştü, yere yığıldım ve oradan kalkamadım. Yanımdaki kadın beni kaldırmaya çalışsa da hamlesi boşa çıktı. Mıhlandım kaderim gibi kapkara yere. Kadın ne dese duymuyordum; çünkü ben bir kez daha, en ağır darp izini ruhuma yemiştim.

​Ne kadar bu hayal kırıklığıyla o soğuk zeminde kaldım bilmiyorum. Koluma yapışan hayvan beni o halimden çıkardı. Daha doğrusu sürükledi desek daha doğru olurdu. Beni yine o iğrenç yere kilitledi ve ben artık eski ben olmaktan çıktım. Sadece Allah'a yalvarıp bir mucize beklemekten başka bir şey yapamıyordum. Zamanla bunu istemeyi bile bıraktım; üzerime anlam veremediğim ağır bir halsizlik çökmüştü. Şaşırtıcı bir şekilde sakindim. Artık bana çok sık olmasa da günde bir öğün yemek veriyorlardı.

​Çaresizlik ne zordu... Sahipsizlik. İnsan kolu kanadı kırık hissediyor; bu koca dünyadaki varlığını sorgulatıyor insana. Çürüdüm, bittim, yok oldum bu cehennemde. Bir objeye döndüm, yakıldım, yıkıldım.

​Bir ay geçti, duvarlardaki küfleri saydım. Üç ay geçti, kendi sesimin tınısını unuttum. Yaz oldu, odanın sıcağında kendi çürüyüşümü kokladım. Sonbahar oldu, dışarıda yapraklar dökülürken ben de dalımdan koptum. Kurudum, toprağa karıştım da kimse öldüm mü kaldım mı diye gelip sormadı. Neden yaşıyordum?

​Tam bir sene... Bir senedir bu cehennemdeydim. Ne bir kaçma girişiminde bulunabiliyordum ne de kılımı kıpırdatacak gücüm vardı.

​O azap dolu günlerden biriydi. Yatakta umutsuzca uzanmış, kaderime isyan ederken kapı kilidi açıldı. Ama bu defa ayak sesleri farklıydı. O zebaninin adımları gibi patırtılı ve tehditkar değildi. Bir yıldır buradaydım; kabusum olan ayak seslerini ve kilit tıkırtısını unutmama imkan yoktu.

​Kapıyı açan kişi yatağa yaklaştı. Önce bir süre bana baktı. Ardından, bir kemik yığınından farksız kalmış bedenimi bir çırpıda kucaklayıp odadan çıkardı. Bedenimin hafifliğini o an hissettim. Aylar sonra ilk kez o karanlık odadan çıktığımda, koridorun ışığı ve uzun zamandır unuttuğum havanın soğukluğu gözlerimi yaktı. Başım döndü.

​Kaçmaya yeltendiğim koridordan geçerken, kucağında olduğum kişinin omzunun üzerinden geriye baktım. Gözlerim, bana bir yıldır acıdan başka bir şey yaşatmayan zebaniye takıldı. O ve annesi... Yerde dizlerinin üzerine çökmüştü. Başlarında duran eli silahlı adamlardan korkup başlarını önlerine eğmişlerdi. Bir yıldır benim taşıdığım o aşağılık korku, şimdi onların gözlerindeydi. Anladım ki cehennemin sahipleri değişmişti. Nihayet mucizem gerçekleşmiş ve bu kabustan bir yılın sonunda kurtulabilmiştim.

​Kolları arasında olduğum kişi beni lüks, siyah bir SUV aracın önüne getirdi.

Etrafta bu araçtan başka beş altı siyah araba daha vardı. Beni arabanın ön yolcu koltuğuna nazikçe yerleştirdi. Emniyet kemerimi takmak için üzerime doğru eğildiğinde, dışarıdaki rüzgarın kokusu ve yabancı bir parfümün esintisi burnuma çalındı.

​Gözlerim bu yabancının gece karası gözlerine takıldı. O da aynı şekilde, benim onunkine benzeyen yaralı ve karanlık gözlerime baktı. Kimdi bu adam? Beni bir cehennemden çekip alırken, bambaşka bir bilinmezin kapısını mı aralıyordu?. . .

Bölüm sonu

7 yorum