İçeriğe geç

Kardelen Çiçeği

Bölüm 27 · 3 dk okuma

Kardelen Çiçeği

Bölüm 27

HAYATLA BAĞ

Kayra rehbere girip Rena'nın numarasını çevirdi ve telefonu hoparlöre alıp masaya bıraktı. Üçüncü çalışta telefon açılmış, diğer taraftan gelen gürültüler, bağrış sesleri kulağımıza ulaşmıştı.

"O ölecek. Annem gibi ellerimden kayıp gidecek! Bırakın!" Diye bağrış sesleri ikimizide sarsmıştı. Kayra telaşla,

​"Rena, neler oluyor?"dediğinde, Renanın odağında abisi vardı.

​"Abi ne olur sakin ol artık, o iyi. Yemin ederim iyi. Yemek yedi bugün gözlerimle gördüm. "Dinmiyordu,feryadı. Kalbime giren sancı boğazıma bir yumru oturtmuşken;"Alo... Kayra, Kardelen yanında mı?"diye beni sormuştu.

​Kayra bana attığı bakıştan sonra, "Evet, duyuyor seni," dedi.

​"Buradayım canım, duyuyorum seni."

​Rena'nın sesindeki tedirgin hâl beni de germişti. Beli ki baş edemediği kadar kötüydü durumu. Duyduğumuz seslerede bakılırsa...

​"Ne olur abimle iki kelime konuş, sana yalvarıyorum. Sadece iyi olduğunu söyle, yeter." Bu söylenen şey Rena'ya o telaşenin içinde basit gelse de, benim için çok zor bir şeydi.

​Ne diyeceğimi bilemeden öylece kalakaldım. Kayra ile bakışlarımız kesiştiğinde, o da bana yalvarır gibi bakıyordu. Tepki vermemem Rena'yı korkutmuş olacak ki ağlamaya başladı. Onun bu hâli beni üzmüş, bana olan anlayışını hatırlamama neden olmuştu.

​"Tamam canım, tamam. Ağlama. Telefonu hoparlöre al ve abinin yakınında tut."

​Beni onaylayıp dediklerimi yaptığında, "Tamam, duyuyor seni," dedi üzgün ve pürüzlü,titreyen bir sesle.

​"Rex!" diye sesimi yükselttiğimde bağrışlar yavaşlamış, ardından kesilmişti. Sadece soluk alıp verişini duyar olmuştum. Devam ettim: "O kızı daha fazla üzmeye devam edersen bu defa kimse seni elimden alamaz!"

​Karşıdan gelen iki kelimeden sonra cevap vermeden telefonu kapattım: "Güzelim... İyisin!"

​Bu iki kelime bile yeterince ağır gelmişti. Farkında olmadan gözümden akan yaşları gören Kayra yanıma gelip bana sarılınca daha çok ağlamaya başlamıştım.

​"Kayra dayanamıyorum, her şey çok ağır. Kaç darbe daha almam gerekiyor? Kaç kez daha parçalanacağım? Hepsinden en zoru kalbimdeki geçmeyen sızı. "

​"Geçecek," diyordu Kayra. Geçeceğine dair inancım yoktu ama tek tesellimiz geçmesinden, her şeyin bitmesinden yanaydı. Bir süre Kayra'nın tesellisiyle rahatlamış bu, yarım saati bulmuştu. Duygusal modumdan biraz olsun çıkmışken;kapı açılmış, Rena arabayla bahçeye giriş yapmıştı. Arabadan inip ağır adımlarla yanımıza geldi. Gözlerimdeki kızarıklığı görmüştü. Arkama geçip kollarını boynuma dolayıp yanaklarımdan öpmesini beklemiyordum açıkçası. Telefondaki hâlinden çok farklıydı.

​"Teşekkür ederim. Kardelen"

​Şaşkınlığım arasında, "Neden teşekkür ediyorsun?"dediğimde, önüme geçip ellerimi avuçlarının arasına alıp, bana tebessüm etti. "Abimle konuşmasaydın kendine gelemeyecekti. Yaptıkları iğneler bile işe yaramıyordu. Onu bir seni bir yıl boyunca bulamadığında böyle görmüştüm bir de şimdi. Sesini duyması bile onu sakinleştirdi. Biliyorum senin için çok zordu,anlıyorum ama, benim için yaptın."

​Yüzüne bakıp tebessümüne karşılık verdim.

"Senin için yine olsa yine yaparım. Bana olan desteğiniz, yaptıklarınız çok kıymetli. Aile oldunuz, yalnız bırakmadınız beni."

​Birbirimize sarılıp sevgi çemberi oluşturduktan bir süre sonra ayrıldık.

​"Kardelen, biliyorum abimi affetmen zor olacak, belki de hiç affedemeyeceksin. Ne olursa olsun hayattan kopma; senden daha zor şartlarda yaşayan insanları düşün ve silkelen."

​Minnettardım onlara, benim için bunları yapmayabilirlerdi; sonuçta onların hiçbir şeyi değildim. Her ne kadar abileri sebep olsa da düştüğüm duruma onların bir mecburiyeti yoktu. Beni ailelerinden görüp zor zamanımda,ayağa kaldırmışlardı. Rena'nın aklına bir şey gelmiş olacak ki tekrar konuşmaya devam etti:

​"Yarından sonra sabah yürüyüşüne başlayalım mı, ister misin?"

​Gerçekten süper olurdu, artık çok bunalmıştım. Odaya kapanıp ruhuma eziyet etmek istemiyordum. Bunu yeterince yapmışlardı. "Olur, başlayalım." Dedim. Aklımda hala o varken bunları yapmak biraz olsun zihnimden onu uzaklaştıracaktı. Rena'nın bunu düşünerek bana gelmesi beni duygulandırmıştı.

Rena'nın davranışları bir kardeş gibiydi.

​"Uğraşmak ve kafanı dağıtmak istediğin bir şey olursa bana söyleyebilirsin."

​Başımla onayladım. Rena'nın keyfi yerine gelmişti. Ve ekledi;"Yemek yemeyi de unutmuyoruz. Vitaminlerimizi alıyoruz ve kendimize geliyoruz tamam mı?"demesi yüzümde küçük bir tebessüme yol açmıştı. Başımı yukarı aşağı evet anlamında salladıktan sonra Nilüfer abladan üç fincan kahve istemiş, kafam dağılsın diye koyu bir sohbet açmıştı. Ama bu kafamdaki fırtınanın kolay kolay bitmeyeceğini bilmiyordu...

Bölüm sonu

1 yorum