İçeriğe geç

Kardelen Çiçeği

Bölüm 18 · 3 dk okuma

Kardelen Çiçeği

Bölüm 18

18-HABERSİZ DAVET

Şoför kapımı açtığında, Rex elini hafifçe belime yerleştirerek beni dışarı yönlendirdi. Teması hem bir koruma kalkanı hem de "buradan kaçamazsın" demenin sessiz bir yoluydu. Bina girişine doğru yürürken, kapıda bizi bekleyen iki siyah takımlı adam başlarıyla Rex'e saygıyla selam durdu.

​İçeri girdiğimizde modern ama bir o kadar da soğuk, metal ve cam detayların hâkim olduğu geniş bir salonla karşılaştık. Rex durdu ve başını bana çevirdi.

​"Buraya neden geldik, Rex?" diye sordum.

​Rex, ceketinin düğmelerini çözerken gözlerini bir an olsun benden ayırmadı. "Akşam bir davet var. Sen de benimle geliyorsun."

​Dediğinde şaşkınlığımı gizleyemedim. "Bunu yeni mi söylüyorsun? Gelmek istiyor muyum diye sormuyorsun bile, ben senin piyonun muyum? Oradan oraya götüreceğin bir oyuncak mı? ... Oradan öyle mi gözüküyorum?"

​Sinirden elim ayağım titriyordu. Sinirli bakışları umurumda bile değildi. Bana doğru adım atmaya başladığında benim adımlarım onun aksine geriliyordu. Bu durum sırtımın duvara çarpmasıyla son buldu. Gözlerimi sert bakışlarım arasında nefesim boğazımda düğümleniyor gibi ona bakıyordum. Yüzüme yaklaşması beni aşırı geriyordu. Kulağıma yaklaşarak kısık sesle konuşmaya başladı:

​"Sana dokunmaya kıyamıyorken bana böyle mi davranacaksın? Sana hitap edilen 'yenge' kelimesinin ne olduğunu anlamadın mı Kardelen? Sence basit bir kelime mi? Gideceğimiz davet, çiftlerin gidebileceği bir davet ve senin dışında kimseyi oraya götüremem. Sana dokunduğum gibi başkasına dokunamam. Nefes alamadığın o kabustan sonra da yanımdan ayıramam. Başka şansım yoktu."

​Nefesimi tutmuş söylediklerini dinliyordum. Söyledikleri bitince elini kaldırıp yüzüme dokunmak istedi ama dokunmadan geri indirip benden bir adım uzaklaştı. Kendimi düzeltip çatık kaşlarla ona baktım. Bu defa ben ona yaklaşıp mesafeyi kapattım. Gözlerinin derinlerine bakarak konuştum:

​"Bir daha böyle bir saçmalık yapmadan önce izin almayı öğrenmezsen, o davete cesedimi götürmek zorunda kalırsın. Duydun mu beni? "

​Bana keskin gözlerle bakıyor,bir yandan da hayran bakışlarını da yakalıyordum. Bakışlarımı üzerinde biraz uzun tuttuktan sonra ondan uzaklaştım ve tekrar yönümü ona çevirdim.

​"Bu şekilde gelmeyeceğim herhâlde, üstüme başıma bak."

​Keskin bakışları biraz yumuşayınca ilerleyip bulunduğumuz odadaki dolabın içinden siyah bir elbise çıkardı. Bana yaklaşıp elbiseyi kollarıma bıraktı.

​"İçeride bir banyo var ve ne gerekiyorsa orada bulabilirsin."

​Ona arkamı dönüp banyoya ilerledim. Banyoya girdiğimde çok gergindim; ilk defa aynadan yüzüme tam anlamıyla bakacaktım. Yavaş adımlarla lavabonun önünde durdum ve başımı kaldırıp aynadan kendime baktım. Solgun yüzüme ve yaşadıklarımdan dolayı çökmüş gözlerime baktım. Eski hâlimden çok farklı görünüyordum; sanki başka bir benliğe bürünmüştüm. Kısacası, ben eski ben değildim.

​İnce belime ve hafif top şeklindeki kalçama kusursuzca uyan elbiseyi üzerime geçirdim. Önü kapalı, bisiklet yaka; arkası ise kalçamın hafif üzerine kadar V şeklinde dekolteliydi. Ortasında sarkan ince bir zincir, etrafında ise zarif ismimi haykıran kardelen çiçekleriyle süslenmişti. Sanırım bu benim için özel olarak dikilmişti. Saçlarımı at kuyruğu yapıp sıkıca bağladıktan sonra kahküllerimi ve perçemlerimi serbest bırakıp düzelttim. Yüzüme yaptığım siyah göz makyajı ve hafif bir allık ardından kahverengi bir rujla tamamladım. Rugan parlak ayakkabılarımı giydim. Ayakkabı gibi parlak mini çantayı da elime aldıktan sonra birkaç defa parfüm sıktım ve banyodan çıktım.

​İçeri girdiğimde Rex'in en az benim kadar şık hazırlandığını gördüm. Siyah gömleğinin üzerine giydiği kendi rengindeki ceketi kaslarını sıkıştırıyor, onu olduğundan daha geniş gösteriyordu. Siyah pantolonu üzerinde jilet gibi duruyor, koyu kahve parlak ayakkabısıyla mükemmel uyum sağlıyordu. Hafif uzun olan saçını tıraş ettirmiş daha yakışıklı olmuştu.

Beni görünce bir süre konuşmadan süzdü, ardından yanıma yaklaştı:

​"Harika görünüyorsun. Seni çıkardığıma pişman olacağım sanırım.Umarım birilerini öldürmeden bu gece bitirebilirim. "

​Bakışları korumacı ve sahipleniciydi.

​"Neden kendine hakim olmayı denemiyorsun?" diye sorduğumda bana biraz daha yaklaşmıştı.

​"Seni kendimden bile kıskanıyorken,bu çok zor."

​Başka bir şey söylemeden bana kapıyı gösterdi ve önden gitmemi istedi. Önünden geçerken ağzından dökülen kısık küfür kulaklarıma ulaştı.

"Hassi...!"

Bölüm sonu

1 yorum