İçeriğe geç

KARANTİNA: PROJE KAFES

Bölüm 5 · 3 dk okuma

KARANTİNA: PROJE KAFES

Bölüm 5

KAÇIŞ

Gece saat 03:21.

Merkez Devlet Hastanesi artık bir hastane değildi.

Bir kapan gibiydi.

Koridorlarda kan izleri vardı. Duvarlara çarpılmış sedyeler, devrilmiş tıbbi arabalar, kırılmış camlar…

Ve karanlık.

Elektrikler kesildiği için hastanenin içi sadece arada bir parlayan acil çıkış lambalarıyla aydınlanıyordu.

Ama en korkutucu şey ışık değildi.

Sesti.

Koridorların içinden gelen boğuk hırıltılar.

Zombiler.

Elif ve Mert arka koridora doğru koşuyordu.

Ayak sesleri boş duvarlarda yankılanıyordu.

Elif nefes nefese kalmıştı.

“Daha ne kadar?!”

Mert önden koşarken bağırdı.

“Arka servis kapısı birazdan!”

Tam o anda arkalarından bir ses geldi.

Bir şey sürünüyordu.

Sonra bir hırıltı.

Elif dönüp baktı.

Bir zombi yere düşmüş bir hastanın üstünden kalkıyordu.

Ağzı kan içindeydi.

Sonra kafasını kaldırdı.

Elif’le göz göze geldi.

Ve koşmaya başladı.

Elif’in kalbi hızlandı.

“KOŞ!”

İkisi birlikte koridordan döndüler.

Ama köşeyi döndüklerinde donup kaldılar.

Çünkü karşılarında üç zombi daha vardı.

Koridor kapanmıştı.

Mert hızlıca etrafa baktı.

Sol tarafta küçük bir oda vardı.

“Buraya!”

İçeri girdiler.

Kapıyı kapattılar.

Mert kapıya omzunu dayadı.

Dışarıdan vurma sesleri geliyordu.

Zombiler kapıya çarpıyordu.

Elif nefes nefese yere oturdu.

“Bu… gerçek olamaz…”

Mert ter içinde kalmıştı.

“Bilmiyorum ama gerçek.”

Kapı bir kez daha sarsıldı.

Bir kez daha.

Bir kez daha.

Mert etrafa baktı.

Pencereyi gördü.

“Oradan çıkacağız.”

Elif pencereye yaklaştı.

Aşağı baktı.

İkinci kattaydılar.

Alt tarafta küçük bir servis bahçesi vardı.

Ama…

Bahçede insanlar koşuyordu.

Ve arkalarında zombiler vardı.

Elif fısıldadı.

“Her yerde…”

Mert camı kırdı.

Soğuk gece havası içeri doldu.

“Önce sen!”

Elif tereddüt etti.

Kapı tekrar sarsıldı.

Tahta çatladı.

Zombiler içeri girmek üzereydi.

Elif pencereye çıktı.

Derin bir nefes aldı.

Ve atladı.

Çimenlere düştü.

Yuvarlandı.

Ayağa kalktı.

Mert de hemen ardından atladı.

İkisi birlikte ayağa kalktı.

Ama tam o anda…

Bahçenin diğer tarafındaki zombiler onları fark etti.

Beş tanesi birden dönüp onlara baktı.

Sonra…

Koşmaya başladılar.

Elif’in yüzü soldu.

“Hayır…”

Mert kolunu tuttu.

“Bu taraftan!”

Hastanenin arka kapısından dışarı çıktılar.

Sokağa fırladılar.

Ama dışarıdaki manzara…

İçeriden daha kötüydü.

Arabalar çarpışmıştı.

Bazı binalar yanıyordu.

İnsanlar sokaklarda panik içinde kaçıyordu.

Ve her yerde zombiler vardı.

Elif donup kaldı.

“Bu… bir felaket…”

Mert gökyüzüne baktı.

Orada hâlâ o ince ışık tabakası vardı.

Dev bir kubbe gibi.

Mert mırıldandı.

“Şehir gerçekten kapatılmış…”

Tam o anda…

Yan sokaktan bir zombi sürüsü çıktı.

On beş… belki yirmi tane.

Hepsi birden Elif ve Mert’e baktı.

Ve koşmaya başladı.

Elif korkuyla bağırdı.

“KOŞ!”

İkisi de koşmaya başladı.

Ama zombiler çok hızlıydı.

Aralarındaki mesafe hızla kapanıyordu.

Tam o anda…

Sokağın köşesinde biri yürüyordu.

Sakin.

Sessiz.

Zombilerin arasından geçen bir adam.

Baran.

Zombiler Elif ve Mert’i kovalamayı bırakıp onun yanından geçtiler.

Ama…

Baran’a dokunmadılar.

Hiçbiri.

Elif bunu gördü.

Koşmayı bıraktı.

Şaşkınlıkla baktı.

“Ne…”

Zombiler Baran’ın yanından geçip başka birine yöneldi.

Baran başını kaldırdı.

İlk kez Elif ve Mert’e baktı.

Üçü bir süre sessizce birbirine baktı.

Sonra Elif sordu.

“Sen… nasıl hayattasın?”

Baran sakin bir sesle cevap verdi.

“Onlar beni görmüyor.”

Mert şaşkınlıkla güldü.

“Şaka yapıyorsun…”

Baran başını hafifçe salladı.

“Hayır.”

Arkasından geçen bir zombi Baran’ın omzuna çarptı.

Ama saldırmadı.

Sadece yürüyüp gitti.

Elif’in yüzü bembeyaz oldu.

“Bu… mümkün değil…”

Baran onlara baktı.

Ve şu cümleyi söyledi:

“Eğer yaşamak istiyorsanız…”

“Benimle gelin.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.