İçeriğe geç

KARANTİNA: PROJE KAFES

Bölüm 4 · 2 dk okuma

KARANTİNA: PROJE KAFES

Bölüm 4

ESKİ İSTİHBARATÇI

Gece saat 03:05.

Şehir artık tamamen değişmişti.

Sokaklar karanlıktı.

Bazı yerlerde arabalar yanıyordu. Uzaktan siren sesleri duyuluyor, ama hiçbir ambulans ya da polis görünmüyordu.

Her şey kontrolden çıkmış gibiydi.

Ama şehirde biri vardı ki…

O panik yapmıyordu.

Şehrin eski sanayi bölgesinde, terk edilmiş bir depo binasının altında gizli bir sığınak vardı.

Kalın çelik kapılar.

Beton duvarlar.

Ve içeride onlarca monitör.

Bu sığınağın ortasında bir adam oturuyordu.

Yusuf.

52 yaşındaydı.

Sert yüzlü, gri sakallı, dikkatli bakışlı bir adamdı.

Eskiden askeri istihbaratta çalışmıştı.

Şimdi ise yalnız yaşıyordu.

Ama aslında yalnız değildi.

Yusuf’un önündeki ekranlarda şehrin farklı noktalarından görüntüler akıyordu.

Kameralar.

Trafik sistemleri.

Uydu görüntüleri.

Hepsi tek tek izleniyordu.

Yusuf sakince çayından bir yudum aldı.

Sonra ekrandaki görüntüye baktı.

Bir sokakta insanlar kaçıyordu.

Arkalarından gelen şeyler…

Artık insan değildi.

Yusuf başını hafifçe salladı.

“Demek başladınız…”

Masasının üstünde eski bir dosya vardı.

Dosyanın üstünde kırmızı harflerle yazılmış bir kelime vardı:

ARGENES

Yusuf dosyayı açtı.

İçinde eski raporlar vardı.

Deneyler.

Virüs çalışmaları.

Genetik araştırmalar.

Bir sayfada büyük harflerle yazıyordu:

PROJE KAFES

Yusuf mırıldandı.

“Şehri kapattılar…”

Tam o anda sığınaktaki bir ekran uyarı verdi.

BİP.

BİP.

BİP.

Yeni bir görüntü açıldı.

Şehrin üstünden çekilmiş bir görüntüydü.

Ve orada…

İnce bir enerji tabakası görünüyordu.

Dev bir kubbe gibi.

Yusuf arkasına yaslandı.

“Enerji bariyeri…”

Bir süre düşündü.

Sonra fısıldadı.

“Demek bu kadar ileri gittiniz.”

Tam o anda…

Sığınaktaki ağır kapı gıcırdadı.

Yusuf hızla silahını çekti.

Kapıya doğrulttu.

Kapı yavaşça açıldı.

İçeri küçük bir siluet girdi.

Bir çocuk.

Yaklaşık 11 yaşlarında.

Solgun yüzlü.

Sessiz.

Gözleri garip bir şekilde sakindi.

Bu çocuk Zeynep’ti.

Yusuf silahı indirdi.

“Yine dışarı çıktın.”

Zeynep sakince başını salladı.

“Evet.”

Yusuf kaşlarını çattı.

“Kaç kez söyledim sana?”

“Tehlikeli.”

Zeynep cevap vermedi.

Sadece monitörlere baktı.

Ekranda bir sokak görüntüsü vardı.

Zombiler yürüyordu.

Zeynep bir süre onları izledi.

Sonra sakin bir sesle konuştu.

“Onlar çoğalıyor.”

Yusuf bunu zaten biliyordu.

Ama başka bir şey dikkatini çekti.

“Bir şey daha söyleyeceksin.”

Zeynep başını kaldırdı.

Gözleri Yusuf’a kilitlendi.

“Birini gördüm.”

“Kim?”

Zeynep ekrana yürüdü.

Bir görüntüyü işaret etti.

Sokakta yürüyen bir adam vardı.

Zombiler etrafındaydı.

Ama…

Hiçbiri ona saldırmıyordu.

Yusuf gözlerini kıstı.

“Bu nasıl mümkün…”

Zeynep fısıldadı.

“Onu görmüyorlar.”

Yusuf sandalyeden kalktı.

Ekrana yaklaştı.

Adamın yüzü netleşti.

Gözlüklü.

Sessiz.

Soğukkanlı.

Yusuf mırıldandı.

“İmkânsız…”

Sonra dosyalardan birini açtı.

İçinden eski bir fotoğraf çıkardı.

Fotoğrafta küçük bir çocuk vardı.

Laboratuvar önlüğü giymiş bir kadının yanında duruyordu.

Kadının adı yazıyordu:

Dr. Sedef Arman

Altında ise bir not vardı.

Denek: B-17

Yusuf fotoğrafı ekrana tuttu.

Yüzler aynıydı.

Yusuf yavaşça konuştu.

“Demek hayattasın…”

Zeynep sordu.

“Kim o?”

Yusuf ekrana bakarak cevap verdi.

“Bu şehirdeki en önemli kişi.”

Bir süre sustu.

Sonra fısıldadı.

“Eğer doğruysa…”

“Bu virüsün anahtarı o olabilir.”

Zeynep tekrar ekrana baktı.

Baran zombilerin arasından yürüyordu.

Hiçbiri onu fark etmiyordu.

Zeynep mırıldandı.

“Onlar onu görmüyor.”

Yusuf başını salladı.

“Evet.”

Sonra cümlesini tamamladı.

“Ve bu… dünyayı kurtarabilir.”

Ama bilmediği bir şey vardı.

Baran sadece bir kurtuluş değildi.

O aynı zamanda…

bu deneyin en tehlikeli sonucuydu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.