İçeriğe geç

KARANTİNA: PROJE KAFES

Bölüm 3 · 2 dk okuma

KARANTİNA: PROJE KAFES

Bölüm 3

HASTANEDEKİ CEHENNEM

Gece saat 02:37.

Şehrin en büyük hastanelerinden biri olan Merkez Devlet Hastanesi hâlâ ayaktaydı.

Ama içeride garip bir şey vardı.

Normalde gece vardiyasında bile koridorlar dolu olurdu. Doktorlar, hemşireler, hastalar, sedyeler…

Ama bu gece hastanenin içinde yoğun bir gerginlik vardı.

Kimse tam olarak ne olduğunu bilmiyordu.

Acil serviste çalışan Elif, yorgun gözlerle monitöre bakıyordu.

30 yaşındaydı.

Uzun saçlarını arkadan toplamıştı. Beyaz önlüğünün üstünde kahve lekesi vardı. Saatlerdir çalışıyordu.

Ama onu asıl rahatsız eden şey yorgunluk değildi.

Hastalar.

Son iki saatte gelen vakalar garipti.

Çok garip.

Sedye üzerindeki adamın nabzı neredeyse yoktu.

Ama hâlâ gözleri açıktı.

Elif kaşlarını çattı.

“Bu normal değil…”

Yanındaki doktor başını salladı.

“Uyuşturucu olabilir.”

Elif başını salladı.

“Hayır. Bu farklı.”

Adamın koluna baktı.

Derisinin altında siyaha çalan damarlar vardı.

Sanki bir şey vücudunda hızla yayılıyordu.

Adam aniden gözlerini Elif’e çevirdi.

Bir anda sedyede doğruldu.

Elif irkildi.

“Beyefendi sakin olun—”

Adamın ağzından boğuk bir hırıltı çıktı.

Sonra…

Adam Elif’e saldırmaya çalıştı.

Doktor hemen geri çekildi.

“Güvenliği çağır!”

Tam o anda kapı açıldı.

İçeri Mert girdi.

33 yaşındaydı.

Elektrik teknisyeniydi. Hastanenin jeneratör sistemleriyle ilgileniyordu.

Elinde alet çantası vardı.

“Jeneratörde sorun var—”

Cümlesini bitiremedi.

Çünkü sedyedeki adam aniden ayağa kalktı.

Ve doktora saldırdı.

Doktor yere düştü.

Adam boynuna yapıştı.

O anda koridor çığlıklarla doldu.

“ÇEKİN ONU!”

“GÜVENLİK!”

İki güvenlik görevlisi koşarak geldi.

Adamı çekmeye çalıştılar.

Ama adam inanılmaz güçlüydü.

Bir güvenlik görevlisini duvara fırlattı.

Diğerinin kolunu ısırdı.

Koridorda panik başladı.

Hastalar kaçmaya başladı.

Elif şok içinde geri çekildi.

“Bu… bu ne?!”

Mert donmuş haldeydi.

Sonra fark etti.

Adamın gözleri…

İnsan gözü değildi.

Tamamen donuk ve boştu.

Adam hırıltılı bir ses çıkardı.

Sonra başka biri koridorda yere düştü.

O da titremeye başladı.

Bir dakika sonra…

O da ayağa kalktı.

Sonra bir tane daha.

Bir tane daha.

Bir tane daha.

Koridorda beş zombi vardı artık.

Mert Elif’in kolunu tuttu.

“Gitmemiz lazım!”

“Doktor—”

“Artık doktor yok!”

Tam o anda…

Işıklar söndü.

Hastane karanlığa gömüldü.

Kadın çığlıkları yükseldi.

Bir cam kırıldı.

Birinin bağırışı duyuldu.

Sonra…

hırıltılar.

Mert telefonunun ışığını açtı.

Soluk beyaz ışık koridoru aydınlattı.

Zombiler yavaş yavaş onlara doğru yürüyordu.

Elif’in kalbi hızla atıyordu.

“Kaç!”

İkisi birlikte arka kapıya doğru koşmaya başladı.

Ama arkalarından gelen sesler artıyordu.

Hastane artık bir mezbahaya dönmüştü.

Koşarken Elif bir an durdu.

Pencereden dışarı baktı.

Sokakta insanlar koşuyordu.

Arabalar çarpışıyordu.

Ve…

Her yerde zombiler vardı.

Elif fısıldadı.

“Tanrım…”

Mert de dışarı baktı.

Sonra gökyüzüne dikkat etti.

Şehrin üstünde ince bir ışık dalgası vardı.

Dev bir kubbe gibi.

Mert’in yüzü soldu.

“Bu… mümkün değil…”

Elif ona baktı.

“Ne?”

Mert yutkundu.

“Bizi içeride tuttular.”

“Ne demek istiyorsun?”

Mert gökyüzünü işaret etti.

“Şehir…”

“Kapatıldı.”

O anda hastanenin kapısı patladı.

Zombiler içeri dolmaya başladı.

Ve şehirdeki ilk büyük katliam başladı.

Ama aynı anda…

Şehrin başka bir sokağında…

Zombilerin arasından yürüyen biri vardı.

Onların görmediği bir adam.

Baran.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.