İçeriğe geç

Karanlıktan Aydınlığa

Bölüm 22 · 17 dk okuma

Karanlıktan Aydınlığa

Bölüm 22

20. Bölüm " Gerçeğin Yalanı Cümlelerin"

Keyifli okumalar dilerim canlarım 🖤

Oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin

Bu bölümümde yükselerim biraz

Dedim

İlk defa bir şiir yazdım.

Onunla ilgili görüşlerinizi bekliyorum.

Kısa bir şiir zaten

20. Bölüm

Gerçeğin Yalanı Cümlelerin

Bölüm şarkıları

Güliz ayla - Yetmedi mi?

Bengü - Yazık



Veda dediğiniz her cümle benim katilim oldu.

Bütün kelimelerin Gerçeğin Yalanı cümleler kuruyor

Kaç duygu müebbet yedi yüreğimde.

Kelimelerimin kalemi kırıldı çoktan.

Şimdi içim, izbe bir yalnızlığın izleri ile dolu.

Ruhumu kaç kere vurgun yedi bilmem acıya.

Artık anladım ben. Seni yazan hiç bir duygu bana iyi gelmiyor.

Seni düşüdündüren aklım bana ters.

Artık adın dilimde acı dolu bir çığlık.

Ama kalbim... Adını yazan bütün kalemlere

Meftun.

Adın harebe, küf tutmuş kalbimin sokaklarında

Yazılı her seferinde kalbimi kırabiliyor.

Tozlu raflarda izin saklı. Sayfaların mısralarında ise adım saklı.

Adını yüreğimde bir diken...

Ve o dikeni sökmeli artık.

Ellimdeki tokayı var güçümle sıktım. Artık kapının arkasında dikilmeye son verip, ağır adımlarla salona geçtim. Koltuğa oturup ellimde ki tokaya baktım. Benim için bu tokayı getirmiş. Benim için çok önemli olduğunu biliyor. Eğer biliyor olmasaydı. Getirirmiydi diyorum kendi kendime. Ve tek bir cevap doğuyor dilime. Evet diyor getirirdi.

Peki o zaman bu kadar beni düşünüyorsa neden her bulduğu fırsata kalbimi kırıyor.

İşte bu soruya bir cevabım yok.

Sahi neden beni kırmak istiyor.

Kelimelerle seni kırmak istemiyorum diyor. Ama davranışları ile beni paramparça ediyor.

Ellerimle saçlarımı düzeltip, zorda olsa ayağa kalkıp ağır adımlarla salonadan çıkıp koridor boyu yürüdüm soldan en sonda ki banyoya girip aynada yüzüme baktım. Çok kötü durumdayım.

Birazdan Serkan gelecekti beni böyle görmemeliydi. Yüzümü yıkadıktan sonra kuruladım. Saçlarımı düzetikten sonra kapıyı açıp dışarıya çıktım. Geldiğim yoldan geri dönüp. Salona geçtim. Kalktığım Koltuga tekrar yayılarak oturdum. Ellerimle yüzümü sıvazladıktan sonra arkama yaslanıp, etrafa ilgisizce bakmaya başladım. Canım çok sıkılmıştı. Haddinden fazla hemde.

O sırada kapının zil sesi geldi. Bu sefer gelen kesin Serkan. Canım bu kadar sıkkınken onunla konuşmak istemiyordum. Ama biriyle konuşmaya ihtiyacım var bu kesin.

Kapıyı Buse açtı. Serkan 'nın sesi geldi. Ne dediğini anlamasamda Buse' ye bi şeyler söyleyip.

Buraya doğru yürümeye başladı. Bunu adım seslerinden anladım sesler gittikçe yaklaşıyor.

Bende oturduğum koltuktan kalkma zahmetinden bulunmadan doğrulup. Dik bir pozisyon aldım.

Salonun kapısında Serkan belirdi. Üstünde koyu mavi renginden bir tişört, siyah dar bir pantolon var oldukça özen gösterdiği saçları ile çok iyi görünüyordu.

" Bi hoşgeldin demek yok mu kuzen? İncilerin mi dökülecek beni kapıda karşılasan." dedi bariz dalga geçer gibi bir ses tonuyla.

Olduğu yerde manken gibi yürüyerek karşımda ki koltuğa oturup elleri ile saçları düzelltikten sonra bana baktı.

" Hoşgeldin kuzen. Hayırdır. Mankenlige mi başladın? Ve bana söylemeden. " dedim gülerek yüzüne baktığımda o oldukça ciddi bir şekilde yüzüme bakıyor.

" Bi kere kızlar bu yürüyüşüme bayılıyor." dedi dalga geçerek.

Ciddi ciddi yüzüne bakmaya başladım. Ses tonumda da ciddiyetle konuşmaya başladım

" Sen emin misin? Kızların sana bayıldığını. Bana sorarsan aklı başında olmayan kız bile yürüyüşüne bayılmaz ama sen bilirsin yine." Dedikten gülümsemeye başladım.

" Haha çok komik"

Benimle dalga geçtikten sonra.

Saçlarını tekrar düzeltikten sonra yüzüme tekrar baktı.

" Ben hiç olmayacak biri ile kuzen olmuşum. Oysa şimdi Pelin 'le kuzen olsaydım her gün gecelere aktardık" sözünü bitirdikten sonra sustu.

Ağzımdan laf almaya çalışıyordu bundan adım kadar eminim.

" Buraya niye geldin?" dedim düz bir ses tonu ile.

Yüzüne bakarak. Oturduğu koltukta yayılarak oturmaya başladı.

" Beni kovuyormusun? Dayımın evinden çok ayıp"

Dedi konuşurken bile gülerek konuştuğu için bazı sözleri yuttu.

" Buraya Pelin 'le neden küstüğünüzü öğrenmeye geldim"

Tek kaşımı kaldırıp yüzüne sorgulayarak bakmaya başladım.

" Of tamam teslim oluyorum." dedi ellerini kaldırarak. Yüzünde hala aynı sırıtma vardı.

Sinirle yüzüne konuşmaya başladım.

"Sırıtma canımı sıkıyorsun"

"Tamam patron kızma" hala benle dalga geçiyordu. Ayağa kalktığım gibi kolundan tutum.

" Ben çok ciddiyim seni dışarıya atarım."

"Off darladın beni yeminle. Banane Pelin 'le aranızda ki kavgadan sana başka bir şey diyecem"

Dedikten sonra kolunu bırakıp kalktığım yere tekrar oturdum. Yüzüne ciddi bir ifade takınıp

" Derdini söyle bakalım neymiş."

" söyliyecem ama hayır demek yok. Tamam mı?"

" O niye belki kabul etmiyecem."

Dedim arkama yaslanırken.

" Sadece yarın bir mekanda bi kaç arkadaş toplanacaz ve bizde bi aile olarak birlikte gidecez."

" Bu mekan nasıl bir mekan "

İma dolu bir sesle konuştuğumda. Serkan bıkınca konuşmaya başladı.

" Buradayız Beşiktaş' ta her zaman takıldığınız mekan uzak değil "

Aslında gitmek istemiyordum

Zaten canım da epey sıkındı.

" Ben gelmek istemiyorum. Hemen canım sıkılır benim "dedim düz bir sesle

" İçim şişti sanki gelince ne olacak. Funda için düzenliyorum bu organizasyonu. Tamam konu kapandı geliyorsun. " emri vakilerden hiç hoşlanmazdım. Ama Funda için gitmem lazımdı.

" Offf tamam. Ama çok kalmam. Canım sıkıldığı kalkıp eve geleceğim " dedim bıkınca

" Tabi canım ev kaçıyor sen biraz geç gelirsen bi daha bulamayız. Dedi gülerek.

" Belkide kaçacak nereden biliyorsun"

Dedim gülerek.

" Pelin 'de geliyor mu?"

Diye sordum ama benimkiside soruydu tabi ki geliyordu.

" Sence tabi geliyor. Sorun yok değil mi?"

Dedi şüphe ile yüzüme bakarak. Durumun ciddi olduğunu ve bizim asla konuşmayacağımızı düşündü.

" Sorun olmaz. Onunla konuşmam lazım, ondan sordum. "

" Tamam bende siz ciddi ciddi küstünüz sandım."

Dedi arkasına yaslanıp bakışlarını üstümden çekti.

Bende öğreneceğim işte aramızda ki durum ne kadar ciddi. Benden sakladığı şeyleri öğrenmem lazım önce.

" Gelirim"

Dedikten sonra bende arkama yaslandım.

" Yarın akşam seni ben alacam senin sağın solun belli değil. Sonra cayarsın falan" dediğinde gülerek yüzüne bakmaya başladım.

" Ya cayarsam ne yaparsın o zaman?" dedim alayla.

" Zorla götürürüm mecbur. Başıma belasın sen biliyormusun?" dedinde gülmeye başladı.

" Sen hakediyorsun ondan" dedim gülümseyerek.

" Sen benim gibi kuzeni bir daha bulamazsın" dedi

Sözü başka bir yere çekerek.

" Deniz. Sen iyimisin gerçekten. Bana yalandan iyiyim deme sakın!"

Dedi aniden yüzüme baktığında.

" Boş ver yaşıyorum bi şekilde. Alıştım artık. Beni merak etme"

Dedim. Umursamaz bir şekilde

" Senin iyi olmanı istiyorum hep. Bundan sonra haftada iki seans yapacaz. Artık senin doktorun olmaya karar verdim." dedim yumuşacık bir ses tonuyla.

" Ha ben deli. Sende deli doktoru olacaksın yani." dedim gülmekten konuşamıştım.

" Ben. En sevdiğim kuzenime deli dermiyim hiç aşk olsun. " dedi beni ikna etmeye çalışıyor bide. Tabi en sonunda bastı kahkahayı

" Olur gel. Seni delirteyim de gör" dedim gülerek o sırada Serkan 'nın telefonun melodidi sohbeti böldü.

Açıp kulağına götürdü ayağa kalkıp salondan çıktı.

Bi kaç dakika sonra geri döndü.

" Kuzen. Bu günlük bu kadar. Benim acil bi işim çıktı. Oraya gitmem lazım."

Bende ayağa kalkıp, salonun kapısında olan Serkan' a doğru bir kaç adım attıp.

" Nereye daha seans bitmedi. Ne işi bu?"

Dedim yanına vardığımda.

" Sorma babam aradı acil gelmemi istiyor. Kim bilir yaptığım hangi halt ortaya çıkmış. Benim için dua et kuzen" dedikten sonra gülerek çıkışa doğru yürümeye başladı bende onunla beraber yürümeye başladım.

" Hiç. Merak etme helvanı eksiksiz hazırlatırım merak etme. Gözün arkada kalmasın" dedim gülerek. Yürümeyi bırakıp yüzüme baktı.

" Gerçektende çok sağol bu iyiliği kimse yapmazdı." dedi oda gülerek. Bunun gibi bi kaç saçma diyalog geçti. Çıkışa vardığımızda.

" Yarın seni almaya gelecem. Unutma sakın"

Dediğinde.

" Tamam unutmam balık mıyım ben?"

" Olabilirsin tabi neden olmasın" dediğinde yüzünde ki sırtıma hala vardı.

" Bu gece dayak yemeden gitmeyeceksin onu anladım" dedim. Kızarak

" Tamam Tamam gittim ben"

Dedikten sonra vedalaştı o gitti. Bende kapıyı kapatıp içeriye geçtim.

Ve işte yine yalnızca ben kalmıştım.

Benim hayatım hep böyle olmuştu.

Belki ben kendimi hep böyle bir hayata sürükledim.

Hep kendimi karanlık sokaklara ışıksız ittim. Geçmişe takılıp düştüm.

Bütün yaralarım geçmişin eseri.

Ve ben hep o geçmişte kaldım. Bazen aklım bazen ruhum...

Karanlıktan çıktım dedikçe hep daha fazla çekildim.

Sanki bütün çaktılar düşmem içindi

Ve bütün karanlıklar ben kaybolayım diye varlar.

Hep daha fazla Kırdı beni kader.

Oysa her yerim, geçmişin dikenleri ile çevrili.

Salona geçmek yerine odama yöneldim . Ağır adımlarla merdivenlerden birer birer çıkıp odamın kapısına vardım. O sırada telefonunumu aşağıda bıraktığımı fark ettim. Çıktığım merdivenlerden tekrar inip. Salona geçttim. Telefonumu alıp, tekrar yukarıda çıktım.

Kapıyı açıp odama geçtim. Açık olan penceremi örtüp. Yatağıma geçtim.

Yastığı düzetikten sonra başımı koydum ve tavana bakmaya başladım.

Bi müddet öyle durduktan sonra. Yataktan doğrulup, telefonu alıp. Tuğçe ablayı arama kararı aldım. Benim için çok önemli bir şey yapmıştı bi teşekkür borçluyum.

Numarası tıklayıp biraz bekledikten sonra. İkinci çalışınca açıldı.

" Abla nasılsın" dedim neşeli bir sesle

" İyiyim canım sen nasılsın. Hiç soramadım seni"

Dedi mahçup ses tonuyla.

" Ben iyiyim. Bi şeyim yok. Zeynep nasıl ne yapıyor? Dedim konuyu kendimden uzaklaştırarak. Artık birilerin tarafından üzülen kişi olmak istemiyorum.

" Oda iyi. Yattı biraz önce. Seninle konuşamadığı için üzülür kesin. Söylersem aradığını. "

" Bende onunla konuşmak isterdim çok. Yarın müsait olduğun bir zamanda tekrar konuşuruz."

" Olur tabi canım" dedi sesi oldukça keyifliydi.

" Toka için teşekkür etmek için aramıştım" dedim kısık bir sesle

"Ben bi şey yapmadım getirenden teşekkür etseydin " dediğinde öylece kaldım. Getireni kovmaktan beter ettim deseydim.

" Senin zorla yollatığına eminim." dedim düz bir sesle.

" Hayır ben zorlamadım kendisi getirmekle ısrar etti. Senin için önemli dediğimde. "

Bi kaç saniye öylece duraksadıktan sonra

Kendi kendime nasıl yani benim için önemli dediğin için Tuğce abla. O tokayı alıp buraya gelmiş.

Onu anlamak imkansız. Neden böyle yapıyordu bilmiyorum.

" Neden böyle bir şey yaptı.

Gerek yoktu. Ben bi şekilde getirtirdim." dedim düz bi ses tonuyla.

" Sen Ömer 'e kızgın mısın? Aranız iyiydi buradayken." dediğinde aslında Tuğçe ablanın hiç bir şeyden haberinin olmadığını fark ettim.

Ömer ne yapıyorsun?

Demeden edemiyorum. Kendi kendime. Kesinlikle Tuğçe abla ile konuşmamız bittikten sonra Ömer' le konuşacaktım.

" Yok bi şey. Sorun yok " dedim. Düz bir ses tonuyla.

" Emin misin? "dedidiğinde sesinde ki imayi anladım.

" Gerçektende hiç bir şey yok. Konuşmasak bile, zaten bi daha nerede karşılaşacaz. " sözümün bittiğinde. Gerçekten de onunla konuşmak istemiyormuydum? Hayır kesinlikle onunla konuşmak istiyordum. Bundan nefret ediyordum.

Dilimin söyledini kalbimin ayak uydurmamasından.

" Tamam sen bilirsin canım "

sözünü bitirdiğinde.

" Tekrardan teşekkür ederim. Benim için çok önemliydi "dedim.

" Olur mu öyle şey biliyordum senin için önemini "dediği sırada arkada biri seslendi.

" Deniz benim bi işim çıktı. Başka bir zaman konuşuruz. " bende daha fazla tutmamak için

" Tamam abla iyi geceler "dediğim.

" İyi geceler canım "dedikten sonra konuşmamız bitti. Telefonu yatağın diyer tarafına koydum.

Ömer 'i aramak istedim ama aramadım.

Bana iyilik yapmış olabilir ama çok kaba bi şekilde yaptı.

Aramamalıydım.

Telefonu yatağın üstünde bıraktım. Ağır adımlarla elbise dolabının yanına vardığımda. Kapaklarını açıp. Rastgele bir pantolon ve tişört alıp dolabı tekrar kapattım.

Kıyafetlerimi değiştirdikten sonra. Aşağıya tekrar inme kararı aldım. Annem ve babam birazdan gelirler. Kapıyı açıp çıktım. Merdivenlerden teker teker inerek direk salona geçtim.

Koltuga tekrar oturdum.

Aklım çok karışıktı. Her şey çok üst üste geldi. Ömer neden öyle yapıyor hiç bir fikrim yok. Bi çok iyi bi çok kaba ortasını bulamadım bir türlü.

Benden sakladığı bir şeyler var ama ne?

Bu soruya bir cevabım yok.

Ben bu düşüncelerin içinde çıkamazken. Aklıma yeni bir ihtimal geldi.

Yoksa Pelin 'nin benden sakladığı ve Ömer' in bildiği bi şey mı var?

Yani ikisinin bildiği bi şey.

Aklıma sadece bu ihtimal geliyor. Benden sakladıkları bi şey...

Nasıl düşünürsem düşüneyim işin içinden çıkamıyorum bir türlü.

Aklıma yatmayan şeyler var.

Cevapsız sorular var.

Her şey çok karışıktı. Ve ben orta yolu bulamıyorum bir türlü.

Yarın Pelin oraya gelecekse, bu konuyu onunla mutlaka konuşacam.

Benden saklamaya çalıştığı her şeyi öğrenmeden de bırakmıyacam asla Pelin 'ni.

Ben düşünceler içinde savaşırken.

Kapının açılma sesini ile bakışlarımı oraya çevirdim. Gelenler muhtemelen annem ve babamdı. Oturduğum koltuktan kalkıp ağır adımlarla kapıya dogru yürümeye başladım.

Salonun kapısında çıkıp karşıdaki giriş kapısına baktım. Annem ve babam gelmişti. Babamla iş yüzünden doğru dürüst konuşamıyordum.

Onunla konuşmayı çok özledim.

Olduğum yerde dikilmeye bırakıp. Onlara doğru bi kaç adım attım.

" Hoşgeldiniz." dediğimde ikisininde bakışları beni buldu. Babam her zaman ki yumuşacık ses tonu ile

" Hoşbuldum kızım" dedi. Annemde

" Hoşbulduk bebeğim." dedi her zaman ki gibi.

Babamın yanına geldiğimde ona sıkıca sarıldım.

" Bu aralar beni çok ihmal ediyorsun." dedim gülümseyerek. Oda bana sıkıca sarıldı.

"Bu aralar işler çok yogun yeni anlaşmalar yapıyoruz. Anlıyacağın bu aralar biraz fazla işim var. Bu yorgunluk biter bitmez. Artık hep seninle ilgilenirim." dedi gülümseyerek. Bende gülerek ondan ayrıldım.

" Ben çocuk değilim. Sanırım bu vadde kanmam bu kadar kolay" dedim gülümseyerek.

Sonra devam ettim konuşmaya.

" Babacım sana alınmadım tabi ki. Sadece şaka yapıyorum. "dedim gülümseyerek tekrar

" Bilmezmiyim benim güzel kızımı" dedikten sonra saçlarıma bir öpücük kondurdıktan sonra geri çekildi.

" Ben çok yorgunum yatacam hemen.

Tamam mı güzel kızım. " sözünü bitirdikten sonra. Bende

" Tamam babacım seni daha fazla tutmayayım. " dedim . Babamda bana gülümsedikten sonra

Merdivenlerdenlerden birer birer çıkıp gitti.

Annem de bana döndü.

" Bebeğim. Nasılsın "

Dediğinde

" İyiyim annecim."

"Sen nasılsın?"

"Bende iyiyim. Ama bu gün oldukça yoruldum." dedi zaten yüzü dediğini doğruluyor.

" Bende odama gidecektim. Benimde uykum geldi. "

Dedikten sonra annemle birlikte merdivenlerden çıkıp. Odalarımaza geçtik. Aramızda ki tek konuşma iyi geceler oldu.

Penceremin perdesini çekip. Dışarıya baktım. Bi süre sonra.

Çalışma masama geçip oturdum.

Sürekli bir şeyler yazdığım defterimi çıkardım. Genelde en arka yerlere koyarım.

Defteri açıp, kalemliğimde duran kalemi alıp

Boş sayfaya bakmaya başladım.

Çünkü hiç bir mükemmel kelime öyle ha diyince yazılmıyor.

Üstünde düşünülmesi gerekli bütün kelimelerin.

Sonra yazmaya başladım ama...

Yazdığım bütün Satırlar eksik bir kaç cümleden ibaret.

Mürekkebi sayfa ile buluşturup yazmaya başladım.

Adını yazdıran duygulara kızmalı.

Seni yazan bütün mürekkepleri tüketmeli yüreğim.

Aşk kokan satırlara küsmeli

Kurutuğun gülü bir daha koklamamalı kalbim.

Ama adın silinmiyor zihnimden.

Bütün kalemler adını yazmaya yeminli.

Satırlar sen kokuyor...

Kelimeler adınla tutsak.

Kalbimin her sokağı aşkına serili...

Sevgilim ruhum, gözlerine mühürlü.

Kırdığın kalbim adını haykırıyor.

Her gece. Yağmurlar ıslatsın,

Yüzünü bakışların sadece beni

Bulsun.

Ve sen. Sadece benim ol.

Doğru dedin sevgilim.

Sevdaya tövbe geçmiyormuş.

Yıllarca ettiğim yeminlerimin

Bir bakışına eridiğinde anladım.

Bir gün aynı nota da dans ettiğimiz güne ifhaf ediyorum bütün kelimelerimi.

Ve artık mürekkebi geçmişe batırıp adını geleceğe yazmalı sevgilim

Son kelimelerimi yazdıktan sonra kalemi masaya bırakıp defteri kapatım. Defteri her zaman bıraktığım yere koydum. Kalemi aldım masadan kapağını takıp Fenerbahçeli kalemliğime koydum.

Masada bir süre oyalandıktan sonra.

Ayağa kalkıp. Yatağımda duran Telefonuma uzandım.

Ve yine gururuma yenik düşüp o numarayı tıkladım.

Ömer 'i aramakta kararlıyım. Ama yinede tereddüt ediyordum. Telefonu açtığında bana ne diyecek nasıl bir tepki verecekti. Ya kızarsa diyede edemiyorum. Of aklım çok karışık.

Elimdeki telefonu çevirip odada bi o yana bir bu yana dönüp durdum.

İçimde ki son cesaret kırıntısının arkasına sığınıp arama tuşuna bastım.

Daha önce hiç bu kadar heyecanlanmamıştım.

Aptal bir şekilde kalbim yerinden çıkacak gibi çarpıyor.

Üçüncü çalışınca telefon açıldı.

" Ne oldu? Deniz" dedi buz gibi bir sesle Onu aradığıma pişman ediyordu.

" Asıl sen söyle ne olur?" dedim.

Bir süre sessizlik oldu.

" Olan bir şey yok. Keyfin oldukça yerinde. Bana ne oldu umrumda değil! Dedi sesi az öncekine nazaren daha fazla çıkmıştı. Bazı kelimeleri yutuyordu.

" Sen sarhoş musun? "Dedim sinirle.

Gelecek cevabı bekledim. Gürültüyle bi şeyleri kırılma sesi ile irkildim

Muhtemelen bardağı yere fırlatı.

" Evet içtim hemde çok "dedi bağıra çağıra.

Bende ona kızdım.

" İyi bok yedin "dedim sinirle.

" Bencede iyi bok yemişim. "dedi oldukça öfke dolu bir sesle.

" Dengesiz adamın tekisin. Ne yaptığını bilmiyorsun. Ne istediğinide "dedim. O kadar sinirlenmiştim ki.

" Evet ben dengesizim. Senden benimle ugraşmayacak kadar yogunsun başkasıyla. "

Dedi soğuk bir ses tonuyla. İçim buz kesti birden.

" Sadece saçmalıyorsun. O yüzden mi? Seni aradığımda bir kadın açıyor telefonunu, asıl senin hayatın çok yogun, benim yerim yok! "

Dedim öfkeme hakim olamıyarak.

Derin bir sessizlik oluştu.

" Ne diyorsun sen?" dedi

Kelimeler yuvarlıyarak. Kafası yerinde değildi.

" Kadın kim hangi kadın... "diyip ağzında geveleyip durdu.

" Yok bi şey unut gitsin bu dediğimi. Tıpkı diyerlerini unuttuğun gibi. " dedim sakin ve bi o kadar da kırgın bir sesle.

" Sen... Her şey çok boka sardı Deniz. Ne yapacağımı bilmiyorum"

Dediğinde bi şeyler yere devrildi bende sadece dinlemekle yetindim.

" Seni tanımadan önce...bu kadar zor değildi hiç bir şey. Karar vermiştim. Her şey tamamdı ama sen bütün düzenimi alt üst ettin." dedi benimle değilde kendi kendine konuşuyor gibiydi.

" Ömer. Ne dediğini anlamıyorum"

Dedim. Bi cevap beklerken artık ayakta durmak yerine yatağıma geçip oturdum.

" O adam kimdi? Senin evinde ne işi var" dedi aniden. Kafası yerinde değildi.

" Ne dediğini bilmiyorsun."

Dememle cevap gecikmedi.

" Neden bence yerinde kafam. Ve o adamdan hiç hoşlanmadım."

Dedikleri artık çıkmaz bi sokağa sürüklüyor beni.

" Neden hoşlanmadın." dediğimde. Uzun bi sessizlikten sonra fısıltı gibi çıkan sesi ile dilinden öyle bir kelime döküldü ki öylece kalakaldım.

" Senin yanında olan hiç bir erkekten hoşlanmıyorum ben" demişti. Sonra muhtemelen sızdı. Bende telefonu kapatım. Her şey daha çok karışıyor

Aklım tek kalmıştı karışmıyan onunda karıştırdın be Ömer.

Ne istiyorsun benden diye bağırarak ona vurmak istiyordum.

Bunu yapmaya bile takatim yok ama.

Ben ne zaman bu kadar zayıf ve kırılğan oldum.

Acının bütün kelimeleri neden beni buldu.

Ömer acıydı, içimi delip geçen.

Onun dikenleri var yüreğime saplanan.

Onun kelimeleri var beni darmadağın eden. Ama ben her şeye rağmen bana dediği son kelimesi yankılanıyordu kulaklarımda. Senin yanında olan hiçbir erkekten hoşlanmıyorum.

Beni kıskanıyormuydu yani

Buna inanmıyorum ama inanmak istiyorum.

Beni kıskansın istiyorum

♠️



" Nerede kaldın iki saattir seni bekliyorum" diye söylenen. Serkan 'na aldırış etmeden. Ağır adımlarla merdivenlerden inmeye başladım. Sonuçta pekte isteyerek gittiğim söylenmez. Ama ben en çok Serkan sinir etmek için ağır adımlarla yürüyorum. Çünkü onu sinir etmeye bayılıyorum.

" Hadi Deniz bu gece seni mi bekliyecem" dediğinde sesinde oldukça bıkın bir tavır vardı. Ama bana bi şey demektende korktuğu için. Kelimelerini özenle seçiyor.

Eğer kızarsam gelmiyeceğimi çok iyi biliyor.

Neyse ki artık en alt kata ulaşmıştım. Elindeki telefona ilgileniyor çenesiylede bana laf yetiştiriyor.

" Patladın mı geldim işte" dedim.

Başını telefondan ayırmadan

" Tamam artık gitsek iyi olur" dedi.

Telefonuna bakarak dış kapıyı açıp dışarıya çıktı. Benden peşinden çıkıp. Birlikte taşlı yoldan geçip Serkan 'nın arabasına vardık. Kapıyı açıp ön koltuğa geçtim. O sırada telefonumu açıp saate baktım. Serkan' da arabaya bindigi gibi arabayı çalıştırdı.

Aramızda ufak tefek laf sokma dışında pek bir konuşma geçmedi. Mekanın önüne geldiğimizde. Arabadan indim Serkan 'da indi.

Arabayı valeye bıraktıktan sonra. Kolkola içeriye geçtik beraber. İçerisi pek kalabalık değildi.

Bazıları tanıdık bazılarını sadece sima olarak tanıyorum. Bazıları ise yabancı.

Sol tarafa döner dönmez. Ömer' le göz göze gelmemiz beklediğim bi şey değildi.

Garip olan şey ise onun bakışlarının benim üzerimde olmasıydı.

Bakışlarımı kaçırdım.

" Pelin o tarafta istersen oraya geçelim" Serkan 'na döndüm.

Başımla onayladım. Gösterdiği masaya doğru yürümeye başladım

konuşmadan.

Bi kaç masa illerimizde. Pelin ve Funda vardı. Yanlarında ise tanımadığım iki kişi daha vardı.

Bi kaç adımda yanlarına vardığımızda. Pelin ve Funda' nın bakışları bizi buldu.

" Hoşgeldin canım benim" dedi. Funda gülümseyerek.

" Hoşbulduk canım" dedim ona sarılarak. Geri çekildiğimde.

"Seni tanıştırayım"Diyerek yanında ki kumral çocuğu işaret etti.

Siması hiç yabancı gelmiyen çocuk.

" Bizi tanıştırmıyacakmısın canım" dedi.

" Deniz arkadaşım.

Oğuz de nişanlım." dedi gülümseyerek.

Ellimi bana uzatı.

" Tanıştığımıza memnun oldum" dedi düz bir sesle.

" Bende memnun oldum." dedim düz bir ses tonuyla. Aramızda başka bir konuşma geçmedi. Çünkü Pelin kolumdan tutup beni dışarıya çekiştirdi.

" Biz birazdan döneriz" dedi Funda 'ya sonrada kolumdan çekiştirmeye devam ederek. En üst kata çıkıp. Balkona geçtik.

" Pelin ne yapıyorsun? Kolumu kırdın." dedim. Kolumu ondan çekip tuttuğu yeri ovararak.

" Sen bana hala küsmüsün?" dedi

" Beni bunu için getirmedin öyle değil mi?" dedim gözlerimi devirerek.

" Aslında hayır. Ömer burada onun için getirdim." dedi endişeyle.

Bunu zaten biliyordum ama bu Pelin 'ninde bilmesine gerek yoktu.

Umursamaz görünmeye özen göstererek.

" Öyle mi görmemişim? Dedim

Etrafa bakınarak.

" Ben... " dediği sırada Telefonunun melodisi böldü konuşmasını. Açıp kulağına götürdü . Bi kaç saniye dinledikten sonra.

" Tamam geliyorum " diyip kapatı.

" Ne oldu? " dedim şüpheyle

" Kötü bir şey yok değil mi? "

" Kötü bir şey yok Funda aradı. Gelmemi söyledi. Gidelim aşağıya. "

" Sen git ben biraz daha kalıp gelirim " dedi.

Pelin kabul etti. O gittikten sonra demirler yaslanıp rüzgarın saçlarımı savunmasına izin verdim.

Bir kaç saniye sonra arkamdan. Biri sarıldı belime. Birden döndüğümde Ömer ile burun buruna geldim.

" Ne yapıyorsun sen!" Dedim sinirle. Beni çok korkutmuştu.

" Bi şey yapmıyorum " dedi yorgun bir sesle

" Asıl sen ne yapıyorsun? " dedi imayla.

" Sen hala Sarhoş musun? " dedim alayla. Konuşmak yerine sadece yüzüme bakıyordu. Bana böyle bakmasına dayanamıyordum. Yanan bir mum gibi eriyordum. Buna asla izin vermiyecektim.

" Ellerini üstümden çek! " dedim öfkeyle. Ama o yine beni dinlemedi. Daha sıkı sardı kollarını belime.

" Senin derdin ne? Benden ne istiyorsun?" dedim çatalaşam sesimle. Yorulmuştum artık.

Başımın göğsüne yaslayıp. Bir eliyle saçlarımı okşamaya başladı.

" Ben de bilmiyorum Deniz. Senden uzağa gitmek istemiyorum.

Ama bunu yapmak zorundayım.

Benden kurtulacaksın sadece bir kaç gün sonra. Beni kötü bilmeni istemiyorum.

Sensizliğin bu kadar zor olduğunu bilmiyordum..."

BÖLÜM SONU

Fikirlerinizi alayım hemen

Sizce Ömer neden böyle

Davranıyor?

Gelecek bölümle ilgili

Düşüncelerinizi bekliyorum

Bi daha ki bölümde görüşürüz

Oy ve yorum yapmay

unutmadınız değil mi?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.