İçeriğe geç

Karanlıktan Aydınlığa

Bölüm 16 · 13 dk okuma

Karanlıktan Aydınlığa

Bölüm 16

15. Bölüm " Göğe Aşık Serçe "

Keyifli okumalar dilerim canlar🖤

15. Bölüm

" Göğe Aşık Serçe"

Bölüm şarkıları

Sezen Aksu - Herkes yaralı

Sertap Erener - Belkide Aşk

Lazım Değildir

" Ben hiç bir zaman göğe aşık bir seçe olamıyacatım. Çünkü ben, yere çakılıp kalan bir çakıl taşında ibaretim."

Duyduğum şeyin etkisiyle olduğum yerde kala kaldım. Bütün kelimeler tükendi. Hepsi birden üçüp gitmiş gibi. Yalnızca ben kaldım.

Boğazımdan aşağıya zehir gibi acı bir şey geçti. Yukunamadım...

Elimi kalbimin üstüne koyup bekledim. Kalbimin acısını hissedebiliyorum. Oda bana, senin hayatın acını yuva kurduğu bir yerden geçiyor diyor.

O yolları geçmen için önce. Yanman lazım diyor. Bağır çağır.

Ben hiç bir zaman göğe aşık bir seçe olamıyacatım. Çünkü ben yere çakılıp kalan bir çakıl taşında ibaretim.

"Durumu nasıl şüan."dedim. korku dolu bir sesle. Duyacaklarımdan ölesiye korkuyorum. Çünkü o benim öz be öz babamdı. Onu çok seviyorum. Ona bir şey olmasından, çok korkuyorum.

"Deniz, babanın durumu iyi Şüan endişe etme sakın! Bilmen için aradım.Korkmam için değil" sözünü bitirdiğinde. Oldukça sakin konuşuyordu. Beni kandırmış olamazdı. En azından sesinde o korkunu izine rastlamadım.

"Tamam o zaman ben hemen geliyorum. Bu akşam ilk Uçaklar" dedim endişeli bir sesle

Telefonu kapatıp, öylece bahçenin ortasında dikilmeye başladım . Gitmeliydim ama şüan nasıl gidecektim.

Bahçenin demir kapısını açıp kendimi hızla sokağa attım. Hangi yöne gitmem gerekli bilmiyorum.

En son hızlı adımlarla sola doğru yürümeye başladım. Telefonumu elime alıp. En erken saate uçak bileti aldım. Bir kaç saat sonraydı. Bu kadar zaman burda duramamam. Dedemi aramak en dogrusu tabi ya. Dedem bu işi halleder. Dedeme mesaj yazıp attıktan sonra. Telefonu çantama tekrar koydum. Üzerime hırkamı almadığım için üşüyordum. Çünkü artık Eylül ayındaydık. Geceleri havalar serin oluyor. Kollarımı göğsümde birleştirip. Issız sokaktan geçmeye başladım. Tek tük insanlar vardı. İkiz çocuklarının zap etmeye çalışan ve kollarından tutup. zorla götürmeye çalışan kadından başka herkes kendi halinde. Sanırım bi ikimizin derdi var gibiydi.

Ana yola geçip taksi bekliyecektim. Başka çarem yoktu. Kimseye haber vermeden. Kendi başımın çaresine bakabilirim.

Sonunda ana yola vardım. Aradan on beş dakika geçmesine rağmen. Beni havaalanına götürecek bir taksi bulamadım.

Biraz daha bekledikten sonra. Gelen taksi boştu. Hızlıca bindim. Sonunda taksi bulduğum için çok şanslıyım.

Havaalanına gidene kadar dedemle konuştum. Uçak hazırdı.

Taksiden inip direk dedemin özel uçağa bindim.

Bir saatlik yolculuktan sonra. İki bucuk ay sonra ilk kez İstanbul 'daydım. Beni bekliyen arabaya binip doğruca hastaneye gittim.

Babamın odasını öğrendikten sonra. Hızlı adımlarla yürümeye başladım.

Asansör kullanmak yerine merdivenlerden koşarak çıktım.

Üçüncü kataydı. Soluk soluğa çıktım. Nefesimi düzene koymak için derin derin nefes almaya başladım.

Tam karşıda annemi gördüm. İki buçuk ay sonra ilk kez annemi gördüm. O an onu ne kadar çok özlediğimi fark ettim.

Karşısında kuzenim Tekin ile bi şeyler konuşuyor. Annem bi şeyler anlatıyor. Tekin ise pür dikkat dinliyor. Küçük adımlarla yanlarına yürümeye başladım.

Bir kaç adım kalmıştı ki. " Anne" diye seslendim kısık sesle. Sanki onları terk edip gitmesem, bunların hiç biri olmıyacakmiş gibi suçlu hissediyorum kendimi.

O sırada annem bana döndü. Beni beklemiyor olmalıydı ki. Olduğu yerde kaldı. Hemde gözlerinden yaş akmaya başladı.

Aramızda ki mesafeyi sıfırlayarak anneme sarıldım. Kokusunu içime çektiğimde gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Annemi tahmin ettiğimden de çok özlemişim.

" Bebeğim seni çok özledim."

Dediğinde bana sımsıkı sarıldı.

Anem bana hep bebeğimder. Çünkü ona göre ben hep bebektim.

" Annecim bende seni çok özledim"

Dedim ağlamaktan kısılan sesimle.

" Babam nasıl iyiymi?" dedikten sonra başımı kaldırıp annemin yüzüne baktım.

Saçlarımı okşarken hafifçe gülümsedi.

" Baban iyi bebeğim. Sen hiç endişelenme" dedi tok bir sesle

Gözyaşlarımı silip anneme döndüm.

" Anne babam nerde onu görmek istiyorum."

Başıyla beni onaylandıktan sonra.

Tekin abiye de sarıldım. Bende tam dört yaş büyük olduğu için ona genelde abi derdim.

Ondan ayrılıp babamın odasının kapına vardığımızda durup anneme döndüm.

" Anne babam bana kızgın mıdır? "dedim kısık bir sesle

" Oda nerden çıktı. Tabi ki de kızgın değil." dedi şaşkın bir şekilde.

Anneme yüzümü dönüp mahçup bir ifadeyle konuşmaya başladım.

" Benim gidişime kızmadı mı yani?"

" Bunu inkar edemiyecem kızgın ama çok değil." Dedi gülümseyerek.

" Anne ben babamla tek konuşabilir miyim? "

" Tabi ben burda bekliyorum seni. "

Dedikten sonra benden uzaklaştı.

Bende kapıyı sessizce açıp içeriye girdim. Babam yatakta yatıyor kolunda serum var. Uyuyor gibi. Yavaş yavaş yanına kadar vardım.

Yatağının baş ucundaki sandalyeyi çekip oturdum. Uzanıp elini tutum, o kadar kısık sesle " Baba" dedim ki sesim bana bile zor geliyordu.

" Kızım geldin" dedi. Gözlerini hızlı bir şekilde açmıştı

" Nasıl gelmem ki. Sen benim tek kahramanımsın." dedim

ağlamamak için direndiğim o kadar beli oluyordu ki sesim boğuk çıkmıştı sona doğru

sonra yatağın kenarına oturup babama sarıldım.

"Bana kızgın değilsin öyle değil mi?"

Dediğimde babamdan gelecek cevabı bekledim.

" Aslında biraz kızgınım ama çok değil" dedi annemin dediği gibi

"Tamam o zaman çok değilse, beni affedersin." dedim heyecanlı bir sesle. Oda bana gülümsemişti. Bu demek oluyor ki beni affetmişti.

Bir süre konuştuktan sonra ben su almak için odadan çıktım. O sırada aklıma Tuğçe ablaya haber vermediğim geldi. Bu kadar kargaşada tamamen aklımdan çıkmış.

Aceleyle cebimde duran Telefonumu aldım. En kötüsüde uçak modundan çıkarmayı unutmuşum. Tuğçe abla meraktan ölmüştür şimdi ah aptal kafam.

Telefonu uçak modundan çıkardıktan sonra, direk Tuğçe ablayı aradım. Bir kaç saniye sonra telefon açıldı.

Sesi endişeliydi. Haklı olarak

" Deniz neredesin sen? Sormadığı yer kalmadı."

Ne diyeceğimi bilmiyordum. Yada nereden başlamam gerektiğini

" Babam kalp krizi geçirdi. Bende apar topar İstanbul 'a döndüm.

Seni aramayı unuttum. Özür dilerim."

"Ne! Bunlar hepsi olurken sen neden bana haber vermedin Deniz?" dedi kızgın bir sesle

" Ya bak ne söylersen haklısın ama birden herşeyi unutum. Babama bir şey olacak diye çok korktum."

Bu yaptığım şey çok ayıptı, bunun farkındayım. Ama çok korkmuştum. Bi an her şey sıfırlandı gözümde. Unutmuştum

" Babanın durumu nasıl şüan? "dedi düz bir sesle

" İyi şimdi iki güne taburcu olacakmış. " dedim mahçup bir şekilde

" Yarın geliyorum oraya. "

Cidden gelecekmiydi ona hiç bir şey söylemeden çekip gitmiştim büyük bir aptallık ederek.

" Yani beni affetsin mi?" dedim heyecanlı bir ses tonuyla

" Onu sonra düşünürüz. "demesi.

Buda iyi bi şey.

" Tamam yarın gelince konuşuruz."

Dedi. Sonra" Görüşürüz "dedi

Bende " görüşürüz" dedikten sonra telefonu kapattım.

Kafam hala alak bulaktı. Pelin desen ortalarda yok.

Bu kız yine nerelerde kim bilir.

Diye söylene söylene babamın odasına tekrar döndüm.

Bir kaç saat sonra annemin beni ikna etmesiyle. Eve gitme kararı aldım. Aslında bana sorarsanız hiç gitmek istemiyorum. Ama annem çok inatçı bir kadın onunla başa çıkamıyorum. Sanırım bu konuda anneme çekmiştim.

Aylar sonra şoförü bile görmek yüzümde küçük bir gülümsemeye sebep oldu.

Benim için açtığı kapıdan içeriye girip arka koltuga yayıldım.

Aslında hayat çok tuhaf. Bu sabah bana deselerdi akşam evine gideceksin asla inanmazdım.

Ama sonuç şüan evime gidiyorum.

Evimiz Beşiktaş'taydı tam boğaza karşıydı bütün odalarımızın manzarası. Bu gereksiz bir detaydı.

Günlerce oradan acı ile baktım. Ama iyiyim ben. Buna inanıyorum artık toparladım kendimi.

Eskisi kadar üzülmüyorum. Hata yarın eski sevgilimin evine bir çelenk bile gönderebilirim. Sonuçta artık bir ölü benim için.

Yada en iyisi boş vermek. Diyerek arkama yaslandım. Evimizin sokağına girmiştik. Çocuklukluğım geldi gözümün önüne. Annem çok katı kuraları olan bir kadındı. Sokakta oynamamız asla izin vermezdi. Ondan gizli kaçıp gelirdik.

Sonra araba düşüp dizimi kanatığım yerden geçti.

Sonra gülerek oynadığım soklardan geçip gitti. Ve her şey geride kaldı...

Evimizin demir kapının önüne geldi araba, sonra kapı açıldı ve biz artık bahçedeydik.

Arabanın kapısı açıldı. " Buyrun Deniz hanım" sözü ile birden irkildim. Arabadan çıkıp dışarıya çıktım. Aslında hiç bir şey değişmemiş. Her şey olduğu gibi.

Ben bahçeyi incelerken evin dış kapısı açıldı Ayşe abla açmıştı. Bizim evde çalışan. Ağır Adımlarla aylar sonra ilk kez gireceğim evime ayak bastım.

Her şey o kadar yerinde ve bi o kadar yabancıydı ki.

" Geçmişin olsun Deniz hanım" sesin geldiği yöne başımı çevirdiğimde

Buse 'yi gördüm. Oda bizim evin çalışanlarından biriydi.

" Teşekkürler canım" dedikten sonra yanından ayrıldım. Merdivenlerden yukarıya çıkıp. Odamın kapısını önünde durdum. Hiç tereddüt etmeden içeriye girdim.

Her şey olduğu gibiydi. Sadece temizlenmişti odam.

Elbise dolabımda aldığım temiz kıyafetlerimle odamdaki banyoma girdim. Çok yorgundum üstümdeki bu yorgunluğu atmak için yıkanmalıydım.

Suyu ayarladıktan sonra üstümdeki kıyafetleri çıkarıp küvette girdim. Bir süre sıcak su ile yıkandıktan sonra banyodan çıktım.

Temiz kıyafetlerimi üstüme giydikten sonra. Saç kurutma makinesi ile saçlarımı kuruladım.

Kuruduklarına emin olduktan sonra da

Makinenin fişini çekip. Dolabın içine tekrar koydum. Banyoda işim bittikten sonra çıktım. Odama girer girmez kendimi yatağıma atım. O kadar çok uykum vardı ki. Ama garip bir şey vardı.

Yastığımda annemin parfüm kokusu vardı. Buna eminim. Annemin kokusu nerde olsa tanırım.

Yokluğumda burda yatmış olmalı.

Bu gün bir kere daha anladım. Aslında ben onları çok seviyorum.

Kafamı koyduğum gibi yattım.

Öğlen olmuştu yataktan kalktım. Hızlıca hazırlanıp evden çıktım. Bu sefer kendi arabamla gitme kararı aldım.

Arabama binip hastanenin yolunu tutum. Yarım saat sonra hastanenin önüne geldim. Arabayı park ettim. Ve küçük adımlarla İçeriye girdim. Geçen bir kaç sonra Tuğçe abla mesaj attı.

"Hastanenin önündeyiz aşağıya in"

Biz derken Ömer 'de gelmiş olabilir mi?

Tabi ki de Ömer

Ablasını buraya tek gelmesini istemez. Haklı olarak. Bende yerimden kalkıp küçük adımlarla hastanenin girişine vardığımda tamda tahmin ettiğim gibi. Tuğçe abla yanında da Ömer.

Tuğçe abla beni görür görmez yanıma doğru gelmeye başladı. Bende bir kaç adım gidip durdum.

Birbirimize sarıldıktan sonra içeriye girdik aslında bana hala kızgındı. Ama benim üzülmeme de asla dayanamaz.

Babamın yanına gittik geçmiş olsun dileklerini sunduktan sonra. Tuğçe abla tam çıkacakken babamın sesi ike durdu.

" Sana çok teşekkür ederim." dedi. Yumuşacık bir sesle

" Neden teşekkür ediyorsunuz?"dedi Tuğçe abla şaşkınca

" Kızımı bu kadar sevdiğin için. Oda seni çok seviyor. İlk gitti yer sendin." dedi düşünceli bir şekilde.

Tuğçe abla hiç bir şey söylemedi.

"Tekrardan geçmiş olsun" dedikten sonra birlikte dışarıya çıktık.

Belli etmesede annem ve babama kızgın biraz. Beni üzenin onlar olduğunu düşünüyor. Oysa ki öyle değildi

O sırada telefonumun melodisi ile durmak zorunda kaldım.

" Ben Bi telefona bakıp gelirim birazda." dedim.

"Tamam canım sen gitt. Ömer orda yanındayım. "onu başım ile onaylandıktan sonra. Telefonu açtım arıyan Pelin' di. İstanbul 'la döndügümü söyledim oda akşam üstü buraya uğrayacağını söyledikten sonra kapattım.

Sonra koridor boyu yürüyüp yanlarına az bir mesafe kala Ömer' in sözleri ile olduğum yerde kaldım.

" Ben Deniz 'e hiç bir zaman umut vermedim vermemde. Ona karşı hiç bir şey hissetmiyor merak etme. O bana karşı bir şey hissediyorsa orasını bilmiyorum." dedikten sonra koltuğa yaslandı. Rahat bir şekilde.

Bende hemen kolonun arkasına geçtim.

Sinirden elim ayağım titriyor. Bu ne cüret böyle saçma sapan şeyleri nerde çıkarıyor böyle. Ona bunun hesabını soracam.

Bir kere gözyaşımı sildi diye aşık olacak halim yok.

Biraz bekledikten sonra Tuğçe ablanın telefonunun melodisi duyuldu. . Muhtemelen arayan annesiydi. Aya kalkıp yürümeye başladı. Koridor boyu. Bunu fırsat bilerek kolonu arkasından çıktım.

Yürüyerek tam önünde durup

" Korkma sana karşı hiç bir şey duygu beslemiyorum." durmadım bir kaç adım daha yakına girip. Koyu kahverengi gözlerinin içine bakıp konuşmama devam ettim.

" Senin başka bir hikayenin kahramanı olduğunu biliyorum. Olmasan bile, olmazdı dı." dedikten sonra aramızdaki mesafeyi tekrar açtım.

" Bizim bir hikayemiz olamaz! "

Diyerek devam ettim. Sert sesimle

" Herkesin bir hikayesi var. Seninde bir hikayen var."

Dediğinde yüzüme baktı. Benden cevap bekler gibi.

" Benim hikayem, yarıda kaldı. Tamamlanmadan bitti. Başka hikayeye yer yok hayatımda. Beni aldatmış olsada onu hala unutmadım" dedim sert bir şekilde. Aslında son söylediğim tamamen yalandı. O şerefsizi taman unutmuştum.

Ellerimi gögsümün altında birleştirip. Dogrudan yüzüne baktım.

" Bizden sadece arkadaş olur. Başka bir şey olmaz. Bir kere gözyaşımı sildin diye kahramanım olamazsın"

Dedikten bakışlarımı tekrar gözlerine diktim. " Öyle değil mi?" dedikten sonra ondan onay bekler gibi yüzüne bakmaya başladım.

Sol eliyle siyah saçlarını dağıtıktan sonra. O da bakışlarını yüzüme dikti.

" Öyle. Sen ne diyorsun öyle. "

Dedikten sonra sıkıntılı bir nefes verdi sonra konuşmaya devam etti.

" Ablamı yalnız bırakmamak için geldim. Durumları biliyorsun ." dedi konudan tamamen saparak

Sözünü bitirdikten sonra ilgisizce etrafı seyretmeye başladı.

Bir yanım ona çok kızgındı. Nedenini bilmiyorum.

Belkide birden benden uzaklaşması olabilir. Zaten çok yakın değildik. Ama onunlayken mutluydum. Şimdi ise sıcak bir yerde üşüyorum. Tek tanımı bu olabilirdi.

Bir günde ne degişti bilmiyorum.

" Bir günde ne değişti. Sence de bana çok kaba davranmıyor musun?" dedim ilgisiz görünmeye çalışarak.

ondan gelecek cevabı bekleme başladım.

" Bizim hayatlarımız farklı. Acılarımız aynı olabilir. Ve bu hiç bir şeyi değiştirmez." dediğinde az önce benim yaptığımın aynısını yapıp aramızdaki mesafeyi sıfıra indirdi. Kulağıma eğilip şü sözleri fısıldadı.

" Benden hiç bir şey olmaz. Ben geçmişe mühürlüyum. Gelecekte gözüm yok. " dedi. Soğuk bir ses tonuyla.

Sözleri bitikte sonra gözlerime bakti.

" Bu söylediklerin çok saçma! Neden ilk gün söylemedin de bugün söylüyorsun. Hoş bu günde hiç bir şey ifade etmiyor." durmadan sözlerime devam ettim. Ona cevap hakkı tanımadan. "Dur ben söyleyeyim. Çünkü ben sana aşık olacaktım. Senden benden kaçacaktın. Bu arada da gururun okşanacak. Klasik Türk dizisi çıkacaktı ortaya." dedikten sonra ondan bir adım geriye gittim. Fazla yakınlık sinirimi bozuyor. Ve küçük bir kahkaha attım.

" Benim hayatımda senin bir yerin yokmuş " dedim acımasızca

"Böyle bir şey aklımdan geçmedi. Ablam uyardı beni. Tamam mı?

Bana senden uzak durmamı söyledi kibarca." diye devam etti. " Çünkü benden hiç bir şey olmayacağını oda biliyor senin üzülmeme için..."

Bu sözlere nedensizce sinirimi bozdu. Tıpkı durmadan kulagımın arkasından çıkıp duran saç tutamım gibi. Saçımın tutamını kulagımın arkasına tekrar koyduktan sonra.

" Tekrar söylüyorum. Ben sana karşı hiç bir şey beslemiyorum. Karşıma çıkıp söyleyebilirdin. Her şey bu kadar basit. Artık görüşmüyoruz o zaman. Hoşçakal... Umarim bir dahada görüşmeyiz." dedikten sonra arkamı döndüm. Gidecekken döndüm. Son kez yüzüne baktıktan sonra tam dönüyordum ki. Omzuma biri vurdu. Dönüp baktığımda. Sınıf arkadaşım ve kuzenim Serkan'dı benim en yakın arkadaşım. Onu gördüğüm gibi sarıldım. Tabi oda bana sarıldı.

" Seni özlemişim. En çokta saçını bozmayı"

dedikten sonra elleriyle saçlarımı bozmaya başladı.

Ondan kurtulup uzaklaştıktan sonra yine o boşa serzenişte bulundum. "Saçlarımı mafettin." hem söylenerek hemde saçlarımı elimle düzeltmeye çalışıyorum.

O sırda arkama döndügümde. Ömer 'in bizi izlediğini fark ettim. Benim onu fark ettiğimi anlayıncada. Danışmadaki kadına dönüp onunla konuşmaya başladı.

Bende önüme dönüp. Serkan ile birlikte yürümeye başladım.

Babamın kaldığının kapısının önüne vardığımızda. Serkan' a dönüp

"Sen geç benim biraz işim var. Gelirim birazdan"

Serkan beni başı ile onaylandıktan sonra. İçeriye geçti.

Bende hemen Tuğçe ablanın yanına gittim.

"Ablacım" diyerek yanına oturdum.

" Eve gidelim mi?" diye sorduğumda.

" Gelmek isterdim ama, aklım tamamen Zeynep 'te. Biz artık gidelim." dedi sıkıntılı bir nefes verdi

"Hem seninde işin var."

"Ya olur mu hiç? İşim yok benim.

Kalmanı çok isterdim ama Zeynep' düşününce bir şey diyemiyorum. Senin için hangisi uygunsa." dedim durgun bir şekilde.

"Aslından biz hemen kalkıyoruz."

Dedikten sonra. Çantasını alıp ayağa kalktı oturduğu sandalyeden.

"Hemen mi gidiyorsun?"dedim şaşkın bir şekilde.

" Evet canım. Hem Zeynep' te durmuyormuş. Annemi aradığıbda söyledi." dedi mahçup bir şekilde

Haklıydı sonuçta Zeynep ile hiç bu kadar uzun süre ayrı kalmamışlardı.

" Tamam. Ben hastanenin çıkışına kadar geleyim seninle."

Dedikten sonra bende oturduğum sandalyeden kalkıp, Tuğçe abla ile yürümeye başladım. O sırada da Tuğçe abla ise elinde ki telefon ile mesaj yazıyor. Kime yazdığını biliyorum.

Tuğçe abla ile konuşmayı çok istiyorum. Ona benim Ömer 'e aşık olabilme ihtimalini neden düşündüğünü. Ama biliyorum şüan hiç zamanı değil.

Ben böyle düşünmeye devam ederken. Çoktan hastanenin çıkışına varmıştık. Birbirimize sarılıp veda ettikten sonra. Ömer ile tek kelime konuşmadım. Oda öyle konuşmadı benimle.

Taksiye binip gidene kadar arkalarından baktım. Tuğçe abla Ömer 'e ne demiş olabilir de böyle büyük bir mesafe koydu aramıza. Bu sorunun cevabını merak ediyorum doğrusu.

Ona aşık değilim. O bunu anlamadım.

Arkasına bile bakmadan gitti.

Benden ona zarar gelmezdi

Benden ona kötülük olmaz...

Ondan bana iyilik gelmez.

Bunu anladım bu gün.

Sana inanmışlığımın katilisin sen.

Sanki bana hiç sarılmamış gibi çekip gitti.

Sanki gözyaşlarımı hiç silmemiş gibi.

Kanayan yarama hiç merhem sürmemiş gibi... Sende git.

Seni sevmiş olsaydım bile yinede çekip gidermiydin?

Bu soruyu yüzüne karşı söylemediğim için çok pişmanım. O an ne cevap verirdin. Bunu merak ediyorum işte. Ama yollarımız ayrıldı. Hemde sonsuza dek.

Aslında

Sen iyi bir adamsın. Ama sana kırgınlığım geçmiyor bir türlü.

Bunu biliyorum. Sen beni kırmamak için kaçtın. Ama Benin kırılmamış bir yerim yok sende bunu bilmiyorsun.

Ama yinede gittiysen, banada hoşçakal demek düşer.

Çektiğim bu kadar acı bana tek bir şey öğreti oda, gidenin asla dönmediği.

BÖLÜM SONU

Bölümü nasıl buldunuz

Gelecek bölümde neler olacak?

Oy ve yorumlarımızı eksik etmeyin♥️

Umarim beğenirsiniz 🌸

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.