İçeriğe geç

Karanlıktan Aydınlığa

Bölüm 15 · 12 dk okuma

Karanlıktan Aydınlığa

Bölüm 15

14. Bölüm " Kalbte ki Veca "

Keyifli okumalar dilerim canlar

Bol yorum ve oylarınızı eksik etmeyin

14. Bölüm

" Kalpte 'Ki Veca"

Bölüm şarkıları

Sezen Aksu - Sen ağlama

Sertap Erener - Bir çaresi bulunur

Biraz heyecanlanın dedim ffbbm



"Kalbimdeki acının temeli bir mezarlıkta atıldı. Ne zaman bir mezarlık görse durmadan kanar...

Pelin ile konuşmamızdan sonra aradan yarım saat geçmesine rağmen, ben öylece oturuyorum yatağımda. Zaten gecede düşünmekten pek yatamadım. Şimdi ise yatağıma uzanmış, öylece boş tavanı izliyorum. Ne uykum var yatayım. Nede ayağa kalkıp gezmek için gücüm var. Sesiz sedasız geçen on beş dakikanın ardından odanın kapısı açıldı. Başımı çevirip baktığımda, içeriye giren Zeynep 'ti elinde pembe tarağı ve tokaları ile yatağımın üstüne çıktı.

"Deniz abla saçlarımı tarayıp örebilir misin? Ben bir türlü yapamadım." dedi sevecan bir şekilde

Zeynep' e güldükten sonra. Kabul ettim. Rica ederken o kadar tatlıydı kı kıyamadım. Yatağımdan kalkıp. Zeynep ile beraber bahçeye çıktık. Masanın yanında duran bir sandalyeyi çekip oturdum. Zeynep' te hemen yanımda. Elindeki tarağı aldım. Kibarca taramaya başladım. Çünkü eğer saçları acırsa bir daha taramama asla izin vermez. Annesine bile izin vermiyor. Neymiş saçları mı yolluyorsun. Bu kızda ama nazlı. Ama neyse tarama işlemi bittikten sonra. İki yandan ördüm. Tam iki saat boyunca bu cimcimenin saçlarını ördüm. Eğer saçlarını yolarsak çok kızar. İki saat sürdü ama ördüm sonunda. İki tarafıda örüp bağladıktan sonra. Zeynep koşarak içeriye girdi. Benim hemen aynadan kendime bakmam lazım diyerek gitti.

"İnsan bi teşekkür cimcime". Diye arkasında seslendim ama duyan kim. Bende yerimden kalktım. Neredeyse iki saattir aynı pozisyonda oturuyorum. Belimde ağrı oluştu ister istemez. Biraz bahçede gezdikten sonra içeriye girdim.

Üç saat sonra

Can sıkıntısında hiç izlemediğim televizyonu bile izlemeye başladım. Bir sabah programı vardı önünde.

Bir kaç dakika izledikten sonra. Yine bir kadın cinayeti... Hiç şaşırmadım. Kaç yıldır sürekli gördüğümüz ama asla ve asla alışmayacağımız bir konu!

Hukuk bölümün bu yüzden okuyorum. Belki bir faydam olur diye.

"Sıkıldın mı sen?" diyen Tuğçe ablaya döndüm. Bence doğruları söylemeliyim.

"Aslında çok sıkıldım." dedim. Koltuğa uzanırken.

" Tamam o zaman hazırlan da Zeynep 'i parka götürelim."

En azından dışarıya çıkıp biraz hava alırım.

"Tamam o zaman ben hazırlanıyorum." diyerek uzandığım koltuktan kalkıp. Odama dogru yürümeye başladım. Odamın kapısının önüne geldiğimde. Kapıyı açıp içeriye geçtim. Elbise dolabının yanına yanına varıp içinden tulumumu çıkardım. Uzun zamandır hiç giymemiştim. Üstümdekileri çıkarıp. Tulumu giydim. Zümrüt yeşiliydi. Bana bu renk yakışıyordu. Gözlerimin rengi olduğu için galiba.

Giydikten sonra aynanın karşısına geçtim. Gerçektende çok güzel olmuştu. Aynada kendime son bir kere baktıktan sonra. Çantamı alıp. Odadan çıktım. Kapıda Tuğçe abla ve Zeynep 'i hazır bir şekilde buldum. Ayakkablarını giyiyorlar.

Zeynep beni görünce.

" Deniz abla çok güzel olmuşsun" dedi. Beğeniyle

Bende " Sen daha çok." dedim.

Ayakkabılarımı giydikten sonra.

Dışarıya çıktım. Hava artık serinlemişti. Yavaş yavaş sonbahar oluyor. Yapraklarını döküyor. Bütün ağıçlar. Bazen keşke bizde onlar gibi Acılarımızı onların yaprakları gibi dökebilseydik. Ama bu imkansız.

Parka gidip. Bir saat kadar kaldıktan sonra. Eve doğru yürüyoruz . Tam eve yaklaşmışken. Küçük bir yavru kedi gördüm. Ellerimle onu sevmeye başladım. Gerçekten çok güzel bir kediydi. Zeynep te hemen yanıma gelip o küçük elleri ile yavru kediye dokunup sevmeye başladı.

" Deniz abla bu küçük kedi çok güzel değil mi?" dedi heyecanla

Bende onu onaylayıp

" Evet çok güzel"dedim.

Sonra Tuğçe ablaya döndü.

" Anne onu eve götürelim mi? Hem çok güzel." dedi yalvarır gibi

"Olmaz bebeğim. Hem onun annesi vardı. Şimdi nasıl götürelim onu."

" Tamam o zaman annesinden kalsın. Ama yinede çok güzel." dedi üzülerek.

" Tamam bu kadar kedi sevmek yeter. Artık eve gidelim" diyip. Zeynep 'in elinden tutup, ayağa kaldırdım.

Yolu geri kalanını sesizce yürüp, evin demir kapısına kadar geldik.

Çantam kolumdan düşeceken düzeltip. Kapıyı açıp bahçeye girdim. Arkamdan Tuğçe abla ve Zeynep geliyor. Dış kapıya varmışım ki Zeynep' in sesi ile durup arkamı döndüm.

"Anne en sevdiğim tokam yolda düşmüş. Gidip alalım onu" dedi ağlamaklı bir sesle

Tuğçe abla onu sakinleştirmek için sana yenisini alırım diyor ama yok. Zeynep durmadan ağlayıp duruyor.

"Tamam siz içeriye geçin ben yol boyu gider nerde düşmüşse bulurum."

" Tek başına gitme. Birlikte gidelim"

"Sorun yok ben gider bulurum."

Dedikten sonra içeriye girdiğim kapıdan dışarıya çıktım. , Geldiğimiz yola dogru yürümeye başladım. Bir süre yürüdükten sonra. Dalğınlığıma gelmişki

Geldiğimiz yol bu yol değildi kesinlikle. İçimi bir korku ve panik sardı.

Yine bilmediğim bir sokağa girmiştim. Sonu nereye varacak bilmiyorum. Ağır ağır yürümeye devam ettim. İçimde beni korkutan bir his var. En son tek başıma gittiğim yolda başıma gelenlerden dolayı, bu korku oluştu içimde. Ömer gelmişti....

Yolda yürümeye devam ederken yolun aşağı tarafında ki mezarlık gözüme çarptı, oraya gidip Tuğçe ablayı ararsam, beni daha kolay bulur. Diye düşünerek. Adımlarımı oraya doğru yönetim.

Kayboldum . Ve korkuyorum...

Yalnızım çünkü.

Hiç bilmediğim bi şehirde, hiç bilmediğim bi sokaktayım. Bu yoldan daha önce hiç gitmediğime eminim.

Bu yola nerden geldim. Üstelik havada kararmak üzere.

Mezarlığa varmak üzereyken. Elinde ki çiçeklerle mezarlığın girişinden içeriye giren Ömer 'i görmemele olduğum yerde kaldım. Mezarlıklarda içeriye girmesini bekledim. Bi yandan çok sevindim. Bi yandanda çok üzüldüm onun için. Onun kalbinde ki vecanın farkındayım. Ona rağmen hala kalbinde hiç kötülük yok.

Belkide başka dertler ile kendi derdini unutmaya çalışıyor.

Mezarlığın girişinde oturdum. Ömer' in gelmesin bekledim.

Sevdiğine gelmişti. Onu rahatsız etmemem gerekir. Burada beklemek daha mantıklıydı.

Kim bilir kaç gece uykusuz kaldı. Kim bilir ne kadar ağladı. Ne kadar acı biriktirdin. Diye geçirdim içimden

Ben biliyorum bu duyguyu. Hiç gelmeyecek birini, beklemek... Ne kadar acı verir. Bilirim. Çünkü giden biri bir daha dönmez asla. Ama biz dönsün diye bekleriz, yinede. Beklemek beni rahatsız etmeye başladı. Üstelik hava kararmaya yüz tutmuş. Yalnız kalmak da beni içten içe korkutmaya başladı.

Girişten içeriye girdim. Biraz ilerledim. Ve çaprazıma denk düşen mezarda Ömer oturuyor. Bende onu görebileceğim bir ağacın arkasına geçip onu izlemeye başladım.

Kalbi kırık. Ruhu paramparça. Olmuş adam. Artık bütün şarkılar hicran gelir sana. Şiirler ise anlamsız.

Hayat boş. Tek gerçek acı...

Keşke kendi kurmuş olduğumuz. yalanlarda yaşayabilseydik.

Ve ya acı bu kadar... Gerçek acıtmasaydı.

Ellerinde ki çiçekleri tek tek mezara dağıttıktan sonra. Mezarın yanındaki küçük taşa oturdu. Ben duymasamda bi şeyler konuştu. Sanki duyabilir gibi. Keşke duysaydı. Bizi ölenler öyle bırakmasalardı bizi. Altı yaşımdan beri mezarlıkları hiç sevmezdim. Benden ablamı aldığı için. Ve yine tutamamıştım göz yaşlarımı. İstemsizce gözlerimden akmaya başladı. Bana bütün mezarlıklar ablamı hatırlatıyor... Ağlamaktan nefret ediyorum ama. Ağlamadan da duramıyorum işte. Bu çok kötü bir durum.

Kalbimdeki acının temeli bir mezarlıkta atıldı. Ne zaman bir mezarlık görse durmadan kanar.

Ordan ayrılıp çıkışa doğru yürümeye başladım. Ağlıyarak. Ne yapsam söz geçiremiyorum göz yaşlarıma.

Keşke onları yalanlarla dindire bilsem.

Tekrar geri döndüm oturduğum yere. Yerde bir taş buldum ve üstüne oturdum. Dinmek bilmeyen göz yaşlarımı, dindirmeye çalışıyorum. Arkamı döndüm mezarlıklarda. Bu biraz daha iyi gelmişti. Sonuçta görmediğin bi şey sana acı veremez. Diyerek kendimi avutmaya çalıştım. Ama külliyen yalan.

En çok görmediklerimiz bizi acıtır.

En çok dokunamadıklarımız bizi kanatır.

Geçsin isterdim. Ölen ablamın acını ve ihanetin kırgınlığı...

Artık sakinleşmiştim biraz daha.

Başımı kaldırıp gökyüzüne baktım. Güneş artık batmış geriye sadece kızılığı kalmış. Bir gün daha bitmişti. Yine içimdeki acı ile. Kimisi mutlu kimisi mutsuz ama bir şekilde geçiyor zaman herkese inat.

Yarım saatin sonunda Ömer buraya doğru gelmeye başladı. İçimde binlerce soru var. Ve birazda çekiniyorum. Beni burda gördüğü için kızar mı?

Bunu gerçekten bilmiyorum. Önüme döndüm oturduğum. Taşta hiç bozuntuya vermeden. İnşallah kızmaz. Yani benimde suçum yok. Bütün yolar aynıysa benim mi suçum?

Ya onu takip ettiğimi falan düşünürse.

Aklımda deli sorular ne yapacam ben. Derken arkamda o aşına olduğum ses geldi.

"Deniz burda ne yapıyorsun?"

Sesinden anladığım kadarıyla bana kızgın değil. Ama yinede tuhaftı.

Yavaşca arkamı döndüm. Şimd nerden başlamalıyım? Önce ne demeliyim. Yüzüme bir cevap bekler gibi bakan Ömer 'e bakıp. Mahçup olmuş bir ses tonuyla.

"Aslında ben kayboldum. Sonu buraya geldim. Senin içeriye girdiğini görünce, seni bekledim beni eve götürme için."

Diyerek doğrudan yüzüne baktım.

" Hiç şaşırmadım. Bi kere de bilmediğin yollara girme. Sonra başına bi şey gelecek." dedi hayıflanır gibi. Yüzünde ciddi bir ifade vardı.

" Benim başıma bi şey gelmez sen merak etme. Hem gelse de seni ilgilendirmez. Boş versene " dedim umursamaz bir şekilde. Omuz silktim.

" Benim umrumdasın maalesef . Benim için önemli birisin bunu bilsen yeterli." dedikten sonra önümde yürüneye başladı. Son kez dönüp Mezarlıklar baktım. Yine duygusalaşmıştım. Ama ağlamadım. Öylece dalmışım ki koluma birinin dokunması ile irkildim. Bu biri tabiki de Ömer 'di.

" Neye bakıyorsun? haydi gidelim. Hem havada kararmaya başladı. " dedi düz bir sesle.

" Bu mezarlıklar beni çok kötü yapıyor. Ne zaman bir mezarlık görsem. Ağlarım sürekli. Bana ablam hatırlattığı için." dedim dalgın bir sesle. Onunla değilde kendimle konuşur gibiydim

"Artık gidelim bence."

diyerek yürümeye başladı. Benim şüan çok duygusal olduğum için ağlamamam için konuyu kapattı. O önümde bende arkasında yürümeye başladım. Ve ablamla olan bir konuşmamız gözümde canlandı.

" Deniz ablacım. Sen ne zaman düşersen ben hep senn elini tutuyor olacam. Bunu sakın unutma olur mu?"dedi ablam şefkatle saçımı okşarken. Simsiyah gözleriyle gözlerime baktı.

" Ama abla Ellim çok acıyor. Bak kan geldi " dedim ağlamaklı bir sesle. Ablam gösterdim avuç içime bakıp gülümsemişti.

" Sen mızıkçılık yapıyorsun. O kadar az kan akmışkı görünmüyor bile" dedi. Gülümsemesi büyürken.

" Çok acıyor. Hemde çok" dedim. Sesim boğuk çıkmıştı. omuz silktim.

Ablam elimi alıp avuç içimden öpmüştü.

" Olur da bir gün. Beni bir daha göremezsen. Ve ağrıyan bir yerin olursa. Ben hep öpüyor olacam iyileşmesi için" dedi sesine hüzün çokmuştu. Egilip bana sımsıkı sarıldı.

Şimdi anlıyorum onu. Beni bırakıp gideceğini oda biliyordu. Ama acıyan hiç bir yerim dinmedi maalesef.

Gözlerim dolmuştu. Ağlamak için ne kadar direnirsem direnelim göz yaşlarıma engel olamadım. Usul usul yanağımdan akmaya başladılar. Bu gün çok duygusalım. Ömer 'in yanında ağlamak istemiyorum. Neyse ki arkası bana dönükte beni görmüyor. Gözyaşlarım sebebsizce akmaya devam ederken. Artık yürüyecek takatim kalmadı. Yürüdüğümüz kaldırımda oturdum. İki Ellimle başımı tutup oturmaya başladım. Ne zaman çok ağlarsam çok şiddetli baş ağrısı tutardım. Ve şimdi ise yavaş yavaş sinyal veriyor. Başıma giren kıranplardan. Gittikçe de şiddetleniyor. Başımı kaldırıp etrafa bakınca.

Bu sokağı biliyordum. Artık Burdan tek başıma eve gidebilirdim. Başım yerde iki elimin arasında biraz Yada bir kaç saniye sonra bana yaklaşan adım seslerinden Ömer 'in arkasından gitmediğimi fark ettiğini anladım.

Ondan başkası değildi biliyorum.

Adım sesleri ezberimde. Neden ezberlediğim bilmiyorum. Sizde sormayın.

"Neyin var senin iyi misin?" dedi endişeli bir sesle.

Sorduğu soruya cevap vermeden başka bir soru yöneltim. Kendim bile şaşırdığım bir soru.

" O Mezarlığa neden gittin?" dedi bu seferde.

" Boş ver ya da. Sen iyi misin? Hiç iyi görünmüyorsun? Hastaneye gidelim mi?"

Üst üste bir sürü soru yöneltince konuyu değiştirmeyi başardı.

" Hastanelik bir durum yok. Ben... Sadece bu gün çok... Başım ağrıyor. Soru sorup durma! " dedim sonra tekrar ağlamaya başladım. Bu gün psikolojim gerçekten çok bozuktu. Ne yaptığım belli değil. Ayağa kaldım. Ve hızla yürümeye başladım. Beni böyle ağlarken görmemeliydi. Önüme bakmadan yürüdüm için. Ayağım taşa takıldı. Tam düşeceken belimden biri tutu. Zaten sarhoş gibiydim. Gün boyu. Ne yaptığım beli değil.

"Az kaldı düşecektın. Neler oluyor sana bu gün?" dedi kızarak

Arkamı dönmemle Ömer ile burun buruna geldim. Nefesimi tutum. Kalbim bana ihanet ederek deli gibi çarpıyor.

Onu bu kadar yakın olmak... Hem çok güzel. Hemde çok tehlikeli. Bi nevi ateşe yürümek.

Ilık nefesi yüzüme çarpıp geçiyor.

Kokusu içime işliyor. Bu hem yanlış. Hem doğru. Araf gibi.

Gözlerine hiç bu kadar yakında bakmamıştım. Ne kadar da derin bakıyor. Bi insanın içini eritecek cinsten. Tuttuğum nefesimi geri bıraktım. Onun soluğu benim yüzüme çarpıyor. Saçlarım yüzümün çoğu yerini kaplamış. Geçen bir kaç saniyenin ardından.

Ömer elini kaldırıp. Öne düşen saçlarımı düzeltmeye başladı. Tek tek geriye doğru iteklemeye. Ben onun kollarının yüzünden bu işlemi gerçekleştiremiyorum. Saçlarımı tek tek düzeltirken sonra.

Ellini hala yerinde duran göz yaşıma götürdü. Gözümün altında ki yaşlarımı sildikten sonra elli hala yüzümdeyken. Kulağıma dogru yaklaştı ve sanki çok önemli bir sır veriyormuş gibi.

"Sana ağlamak hiç yakışmıyor. Senin ağlamanın istemiyorum" dedikten sonra geriye çekildi. Bende tebessüm ederek.

"Aslında beni kandırıyorsun ağlamama için" dedim buruk bir tebessümle

" İşe yaradı ama kabul et." dedi tebessüm ederek.

" Biraz yaramış olabilir. Ama çok değil." dedim gülerek. Aramızda çok az bi mesafe var. Bunu aldırış etmiyorum. O benim gözyaşlarımı silmiştim. Kimse silmemişken. O silmiştim. Bu gerçektende yaşandı. Beynim yeni devreye girdi. Ömer gerçektende. Önce saçlarımı düzeltti sonrada. Göz yaşlarımı sildi. Benim. Tuhaf bir duygu selinin içindeyim.

Beni bi yerde mutlu eden bi yerden ise hüzünlendiren. Bi şeyler..

" Artık gidelim mi?" dedikten sonra gülmeye başladı.

"Bu soruyu bu gün kaç kere söyledim Hatırlamıyorum." dedi.

Bende ona eşlik edip gülmeye başladım. "Sanırım üçüncü söyleyişin. Daha da fazla olabilir tabi." dedim alayla

" Bu sefer gerçekten de gidelim artık gidelim mi?"

" Tamam ya bu sefer gerçekten de gidelim." derdikten sonra yürümeye başladım.

Oda arkamda. Bir sokak aşağıdaydı. Tuğçe ablanın evi bu kadar yol nasıl gittim hiç bir fikrim yok.

Sessiz sedasız yürümeye başladık, kalan yolu. Sonunda evin dış kapısına vardık. Bi an hiç bulmıyacağımı sandım. Kaybolmak beni korkutu bunu kabul ediyorum.

Taki Ömer 'i bulana kadar, bütün korkum uçup gitti. Ona deli gibi güveniyorum.

Ömer' e döndüm.

" Teşekkürler. Sen olmasaydın. Yolu bulmam çok zor olacaktı."

ne demem gerekiyor onu bile bilmiyorum. Tek bildiğim. Çocuk gibi kaybolmamın beni çok utandırdığı.

" Önemli değil. Ama bir daha bilmediğin yerlere tek başına gitme! Bu bir emir değil. Sadece bir rica. Başına bir şey gelebilir. " derdikten sonra elini cebine koyup telefonunu çıkardı. Şifreyi açtıktan sonra elime verdi. " Numaranı kaydet. Bu bir rica" dediğinde güldü.

Elindeki telefonu alıp. Yüzüne baktım.

" Önce emir veriyorsun. Sonrada bana rica diye yuturuyorsun. Taktiği çok iyi." dedim gülümserken

" Bence sende denemelisin kesin sonuç. Sende işe yarıyor mesela." dedikten sonra gülümsedi.

Bende o sırada numaramı onun telefonuna kaydettim. Bende telefonumu ona uzattım." Al sende kendi numaranı kaydet! Sadece bir rica " onun yaptığının aynısını yaparak. Sadece tebessüm etmişti. Elindeki Telefonuma numarasına kaydetti.

" Al telefonunu! Sadece bir rica." derdikten sonra devam etti. " Eğer bir şey olursa beni ara tamam mı? "

" Olur. Eğer bir sorun olursa ararım. Ve buralardasın biliyorum"

"Ayen buralardayım. Neyse artık görüşürüz. Ben gideyim" diyip yanımdan hızla uzaklaştı arkasına baktım gözden kaybolan kadar. Sonra arkamı dönüp demir kapıyı açıp içeriye girdim.

O sırada tefonumun melodisi ile olduğum yerde durdum . Çantamdan çıkartıp ekrana baktım. Pelin yazıyor. Acıp kulağıma görürdüm. Duyduğum şey ile şok oldum.

" Deniz baban kalp krizi geçirdi."

BÖLÜM SONU

Oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin sakın ❤️

Fikirlerinizi alayım hemen.

Gelecek bölümde neler olacak?

Bu bölüm nasıldı?

Umarim beğenirsiniz canlar

Bölüm şarkılarımız yine olmazsa olmazım var.

Sizde özlediniz değil mi?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.