İçeriğe geç

Karanlıktan Aydınlığa

Bölüm 12 · 12 dk okuma

Karanlıktan Aydınlığa

Bölüm 12

11. Bölüm "Anılar Defterindeki Son Yaprak

Keyifli okumalar dilerim 🖤

11. Bölüm

"Anılar Defterindeki Son Yaprak"

Bölüm şarkıları ;

Candan Erçetin - Gamsız hayat

Model - Sen Ona Aşıksın

"Acılarımızı unuttuk. Sımsıkı sarılmak için"

"Bu gün özgür bırakıyorum artık o bir türlü yırtıp atamadığım... Anı Defterindeki Son Yaprağı hemde son satırına kadar..."

Hiç bir şey söylemden çıkmıştım. Akılm çok karıştırmıştı. Kimin beni sevdiğini bile sormamıştım. Şüan eve doğru yürüyorum . O sırada bana anlattıklarını düşünüyorum. Çok şaşırmıştım, herkesin bir hayatı , bir hikayesi olduğunu unutmuştum. Bunu hatırlattı bana.

Nefes alan herşeyin bir acısı olduğunu ....

Bahçenin önüne gelmiştim, ki yine evin biraz ilerisinde kaldırımın kenarında duvarın üstüne oturmuş Ömer 'i gördüm. Aslında şimdi koşarak yanına gidip, ben kazandım demek isterdim. Ama ben böyle kazanmak istemezdim. Yılardır yalnız bırakılmış. Hata belki aldatılmış bir kadının hayatını öğrenmek, kazanmak olamazdı. Bu olsa olsa kaybetmek olurdu.

Ve bende kaybettim sanırım. Yine de yanına doğru yürümeye başladım.

Adımlarımı küçük tutum yanına varana kadar aklımda neden her gün bu evin önüne geldiğiydi. Bunu mutlaka soracaktım.

Yanına vardım. Her zaman olduğu gibi elinde sigarası var . Bakışları yine çok yine uzaklara dalıp gitmiş. Yanına oturduğumda dağılmıştım. Bir kaç dakika ne ben konuştum nede o... Sonra bana bakmadan konuşmaya başladı.

"Sen kazandın ne istiyeceksin benden." dedi kendinden emin bir ses tonuyla.

"Sen benim kazandığımı nereden biliyorsun?" dedim şaşıracak. Bu sefer yüzümü tamamen ona dönmüştüm.

"Burdayım. Ve sen tam iki saat beş dakikadır o kadının evindeydin." dedi düz bir ifadeyle. Sonra izmariti yere attı.

"Tamam bu çok basit oldu. Sen buradan beni mi takip ediyorsun?"

Dedim bu sefer. Gayet normal bir şey söyler gibi

"Sana söylemiştim ben hep burdayım. Ve seni tesadüf eseri gördüm. Oldukça uzun bir süre orda kalınca zaten yaşlı kadını ikna ettiğini anladım. " dedim sıkılgan bir ifadeyle.

" Diyorsun ki bunun için müneccim olmaya gerek yok. Ve evet sen kaybettin." dedim sakin bir şekilde. Kelimeler dudaklarımda öyle bir dökülmüştü ki sanki. Çok hevesli değilmişim gibi. Evet başta çok hevesliydim ama sonra çok üzüldüm.

Yeni yaktığı sigarasını içmeye başladı. Hiç bir şey umurunda değilmişcesine.

" Benden ne istiyeceksin? Umarım zor bir şey değildir. " bu olay onu eğkendirmişe benziyor.

" Şimdi değil". dedim. Daha sonra düşünüp söyleyecektim. Aklım çok karışıktı doğrusu duyduklarımı kaldırmak zor geldi.

Ben öyle taş kalpli biri değildim asla. Bir çiçek soldu diye günlerce üzülüp ağlıyan biriydim. Birinin hayatındaki acıları görüp. Görmemezlikten gelemezdim. Yada duymamazlıktan.

Ben öyle biri değildim işte...

Her şeye üzülürdüm. Kimsenin bana üzülmediği kadar çok

Elindeki sigarası bittikten sonra yenisi yakmadı. Normal hiç vakit kaybetmeden yenisi yakardı.

Telefonuma gelen mesaj sesi ile önüme döndüm. Telefonu cebimden çıkarıp ekrana baktığımda, Tuğçe abladan oldugunu gördüm.

"Evde değiliz. Annmlerdeyiz. Geliriz birazdan. Merak etme." yazmıştı.

" Tamam" yazdıktan sonra telefonu tekrar cebime koydum.

Ömer 'e dönüp

"Sana kazanmayacağım idaya girmem demiştim. Şimdiden senden istiyecegim şeyi düşünmeye başlıyayım." Dedim kibirli bir ses tonuyla. Aslında ondan isteceğim şeyi biliyorum sadece zamanı geldiğinde söyleyecem.

O ise hiç bir şey söylemiyor. Bi kaç saniye sonra.

"Doğrusu o kadınla nasıl konuşmayı başardın. Çok merak ettim." dedi düşünceli bir şekilde.

"Bilmem" dedim, " Konuştu işte o kadar da korkunç değilmiş."

Ona aramızda geçen konuşmayı anlatmak istemiyordum. Hemde hiç

"Benzer hikayeleri benzer hayatlar yaşamış insanlar konuşur ancak." dedi bilmiş edasıyla.

Tek bir söz söylemedim. O konu üzerinde. Bir saat kadar hiç bir konuşma geçmedi aramızda.

♠️

Eve doğru yürüyorum sessiz sayılacak sokakta. Küçük adımlarla evin demir kapısına vardım. Arkamı dönüp yola baktığımda Ömer 'in hala orda oturduğunu gördüm. Ben gelir gelmez tekrar yeni bir sigara yakmış. Yorgun ve düşünceli görünüyor.

Bi süre sonra kapıyı örtüp bahçeye geçtim. O sırada Tuğçe ablanın bana verdiği anahtarını arıyorum çantamda. Evin kapısına vardığımda sonunda bulmuştum anahtarı. Kapıyı açıp içeriye girdim. Ayakkabılarımı çıkarıp. Koridor boyu yürüyüp odamın önüne geldim. Kapıyı açıp içeyiye girdim. Kendimi yatağın üstüne bıraktım. Çantamda pufun üstüne attım. Biraz soluklandıktan sonra ayağa kalktım. Elbise dolabında temiz kıyafetlerimi alıp odan çıktım. Banyoya vardığımda. Kapısını açıp içeriye girdim. Suyu açtım. suyu ayarladıktan sonra üstümdeki terden sırılsıklam olmuş kıyafetlerimi çıkardım. Üstümde ki kıyafetleri en kurtulduktan sonra kendimi ılık suyun altında bıraktım. Bir kaç kere saçlarımı köpürtüp. Bol su ile duruldım.

Bayoda işim bittikten sonra gözüm yine aynaya kaydı. Ne eskisi kadar bitmiş. Ne de çok mutluydum. Ama iyiydim. Buna inanmak istemiyorum.

Aynaları pek sevmezdim zaten. Sanki çok bakınca yüzümdeki hüznü dışarıya yansıtacakmış gibi geliyordu hep.

Banyoda işim bitince üstümde ki mor bornozla çıkıp. Odama geçtim.

Kısa bir şort ve krem renginde ki tişörtümü giydim. Bu tişörtümü çok seviyorum. Üstünde bir kelebek onun üstüne de de bir kum saati var. Ve kelebeğin kanatlarına kum saatinden dökülen tanecikleri geliyor...

Makyaj masanın önüne geçip havlu yardımı ile saçlarımı kurutmaya başladım.

Zaten kısa olan saçlarım beni çok yormadılar. Önce kurutup sonrada tarayıp gelişi güzel bir şekilde bıraktım.

Yatağıma geçip, çantamda duran telefonumu aldım. Şarjı neredeyse bitmek üzere. makyaj masamda duran şarj aletini alıp yatağımın başında ki prize taktım.

Bir magazin sayfasında gördüğüm başlık ile olduğum yerde kala kaldım... Bu doğru muydu? Dilimden tek bir cümle döküldü.

" Her şey bu kadar basit miydi? ..." ? benim ruhumu öldürmek için. Biride çıkıp gerçekten kırılan yerlerimizi iyileştirmez mi?

Ölüyorum. Hemde her gün. Nefes alamıyorum. Sığınmak istiyorum birinin seni sarmasını istiyorsun

Şimdi elimdeki telefon ekranda beni öldüren geçmişim. Belkide sadece beni öldüren adam...

Yanında ise beni uğruna öldürdüğü kadın... O kadın vardı çok mutluydu. Benim aksime o çok mutluydu. Gülüyordu elini beline koymuş. Onu sıkıca sarıyor beni paramparça etmemiş gibi sahiplenmiş...

Tam dört saattir aynı kareye bakıyorum. Her noktasını ezberlediğim kareye. Beni yıkan adamın biricik aşkıyla mutluluk fotoğraflarına.

Yüzünde zerre bir pişmanlık aradım, tam dört saat boyunca, ama yok hiç bir pişmanlık berirtisi yok.

Yeni nişanlanmış çok aşık bir iş adamın oğlundan başka hiç bir şey görmedim yüzünde.

Bu gün nişanlanmış zaten ne bekliyordum ki. Aptallık bendeydi.

Tabi evlenmek için aldattı... Öyle değil mi?

Tek bir damla göz yaşı dökmedim.

Değmez.. Değmezdi... Ama kalbim o çok kırıldı. Tamiri mümkün olmayan bir kırıklık...

Yarım cümlelerim var. Tamamlamaya tıpkı yarım kalan mutluluğum gibi.

Zaten her şey bir yerde yarım kalmıyor mu?

Ben bütün güzel şeylerden yarım kaldım...

Ağlamadım ama yaşayan bir ölü oldum. Sonra aklıma birden Pelin 'nin apar topar gidişi...

Yoksa sende mi?

Bana bunu yaptın. Selin ikimizinde arkadaşıydı. Ona kızmaya hakkım var mı? Benim yanımda olmasını tercih ederdim. Eskiden hiç bir şeyimiz ayrı gitmiyen, Selin ... Beni sevgilim ile aldattı beni. Bu ihanet tek taraflı değildi. Biri sevgilim, diyeti ise en yakın arkadaşım.

Şimdi ise ikisinde çok yabancı...

Canım çok sıkılmıştı elimdeki telefonumda. Açtıgım haberleri karıştırırken, tesadüfen açtığım bi magazin sayfasında gördüm.

O saatten sonra hiç bir şey yapamadım. Ya Pelin bunun için apar topar gittiyse. O nişan için gittiyse bi arkadaşımın daha bana ihanet etmesine kaldıramam evet bu bana ihanet olur. Beni yakıp yıkan, hata öldüren onların nişanına gitmek bana ihanet olur. Buna yapmadın değil mi Pelin?

Sende yıkmadın değil mi beni?

Sende ruhumu acımadan yerle bir eden. Onların yanına gitmedin değil mi?

Tam dört buçuk saattir bu sorularla boğuşuyorum. Artık çok yorgunum.

Biri çıkıp bırakmasın seni istiyorsun...

Hep kırılmak zorunda mıyım?

Aynadaki yansımama kaydı yüzüm solmuş her zaman ki bitmiş bir yüz ifadesi var.

Bu gün

Anı Defterindeki Son Yaprağı yırtıp attım.

Geçmişin bütün acısını bu gün yine bütün ruhumda hissettim.

Bunu bana son kez yaşayacaksın. Ben artık eski ben olmayacam....

Ayağa kalktım zar zor nefes alamadım Bi an. Ciğerime çektiğim her soluk boğazımda takılı kalıyor.

Ne saçlarım nede kıyafetlerim nasıl diye bakmadan odamın kapısında çıkıp koridor boyu yürüdüm. Bi kaç dakikalık o yol bana çok uzun gelmişti.

Sonunda dış kapıya vardım. ayakkabılarımı giydikten sonra kendimi dışarıya attım. Yine hafif bir rüzgar esiyor. Saçlarımı uçuşturuyor.

Bunu aldırış etmeden, bahçenin kapısına çıktım. İlk kez Ömer 'i aradı gözlerim. Onunla konuşmak istiyordurdum. Bana iyi geliyordu.

Yol boyu yürüdüm. Oturduğumuz yol kenarında ki duvara dogru yürüdüm.

Onu bulacagıma emindim. Çünkü ne zaman kendimden kaçsam o çıkıyordu karşıma...

Duvarın yanına geldim ama kimse yoktu. Kaldırıma oturdum. Sevgi dilenir gibi...

Tek tük geçen arabalar dışında kimse görünmüyordu. Ama biliyorum o buralarda hep buralarda karşılaşıyoruz. Bu mahallede.

Belkide ablasını gözetmek için. Bilmiyorum ama onunla karşılaşacağım kesin...

Bir saat geçti ben öylece kaldırımda oturalı.

Sonra arkamdan adım sesleri yaklaştı.

Gittikçe bana doğru geliyordu. Artık sokakta tenha olmaya başlamıştı. Bi an içimi bi korku sardı . Elimi cebime koydum ve tefonu evde unuttuğumu hatırladım. İçimden kendime küfür ettim.

"Şimdide kaldırımamı oturmak moda oldu." dedi sesini duymak için geldiğim adamın sesiydi bu.

O an içimi çok büyük bir heyecan kapladı. Korku yerini huzura bırakmış gibi. Ömer gelmişti. Buradaydı. Ona tek bi şey söylemeden sadece yüzüne baktım. Benimle göz temasını kesmeden Agır adımlarla yanıma oturdu.

Ben başımı önüme eğdim ve tırnaklarımla hırkamın uçlarıyla uğraşıyorum .

"Gecenin bu vakti bu kaldırımda ne yapıyorsun Deniz?" dedi.

Bu sözler dudağından şefkat dolu bir sesle tonu ile çıkmıştı ki . En son babam böyle şefkat ve merhamet dolu konuşmuştu. O an babamı çok özlediğimi fark ettim.

İstemsizce gözlerim doldu başımı hemen diyer tarafa çevirdim. Göz yaşlarıma hakim olmamıştım. Ağlamaya başladıgımda omzumun üstünde Ömer 'in elini hissettim. Çekinerek koydu elini omzuma. Sonra beni çekip onunla yüz yüze gelmemizi sağladı. Yine aynı şefkat ve merhamet yüklü ses tonu ile

"Neyin var dedi? Biri bi şey mi dedi" endişe dolu bir sesle.

O an belkide hiç yapmamam gereken bi şey yaptım. Ona sarıldım. Başımı göğsüne koyup ellerimi ise boynuna doladım.

Oda hiç bir tepki vermdi. Ellerini sırtıma koydu. Çenesini başımın üstüne koydu. Onun nefes alış verişleri saçlarıma, benim nefes alış verişlerim ise onun gögsüne geliyordu.

Ona sarılmıştım. Hemde sımsıkı.

Bana güven veriyordu.

Huzur veriyordu. Bu gün ki yaşadığım bütün olaylardan çekip almıştı beni.

Acılarımızı unuttuk sımsıkı sarılmak için.

O benim sığındığım en korunaklı sıgınaktı, sanki

Herkes bizim sığındığımız liman derdik, gitmeden önce o limanı yakıp bizide ateşe verip gittiler. Sonra olsun diyorum. Demez mi şü huzur için bir kere daha yanmaya...?

Sakallarını saçlarımın içimde hissediyorum. Üstünde yine keskin bir sigara kokusu var. Muhtemelen yine çok içmiş.

Sigara kokusu bile rahatsız etmedi beni.

Birine sığınmak istemiştim. Bu Ömer olsun istedim.

Çünkü biz onunla aynı acının koynunda yanmışız...

Başım hala onun göğsüne gömülü iken boğuk çıkan sesimle konuştum. "Ömer. Sen neden her gün ablanın evi gözetiyorsun?

Ben fark ettim. Çünkü ne zaman dışarıya çıksam seninle karşılaşıyoruz. Bunu başka açıklaması yok. " dedim konudan bağımsız bir şekilde. Yiba kafamı kurcalayan o belkide şimdi konuşulmaya o konuyu açmıştım.

Derin bir nefes aldı." Şimdide dedektiflik mi yapmaya başladın ?" Diyerek sorumu yanıtsız bıraktı.

Başımı göğsüne kaldırım. Yüzüne baktım. Aramızda çok az bi mesafe vardı. Nefeslerimiz birbirine karışıyor.

"Tuğçe abla bana kocası ile çok severek evlendiğini sonra ise hiç bir şey inandığım gibi gitmedi. Dedi başka bir şey demedi. Boşandıktan sonra peşini bırakmadı değil mi? Sende ablanı korumak için sabahlara kadar kapısında bekliyorsun. Öyle değil mi?" taşlar tek tek yerine oturmuştu çünkü bunun başka bir açıklaması yoktu. Çünkü geçen gün Tuğçe abla ile konuştuğumuzda Ömer 'in pek onun evine uğramadığını söylemişti. Muhtemelen ablası endişelenmeyin diye söylemiş. Kapısında beklediğini. Ama neden bekliyordu.

Yüzünü bana çevirdi cevap vermedi. Bu dediklerimin gerçek oldugununun kanıtıydı. Sonra konuşmaya başladı.

"Çok seviyorum" dedi. Tereddüt eder gibi sonra devam etti. "Ama annem onlar kabul etmedi sana bakmaz serserinin tekidir dediler.

Ama ablam dinlemedi. Bir yıl kadar evli kaldılar. Şiddet kavga gürültü derken. Ablam boşandı. Ben bilmiyordum o şerefsizin ablamı dövdüğünü. Çok sonradan öğrendim. Zeynep yeni dogmuştu. Daha bir haftalıktı. Ablam buraya geri döndü. Ama bizim eve artık gelmedi. Buraya taşındı annem ne yaptıysa gelmedi.

Bende olurda o şerefsiz yine gelirse diye arada geliyorum buraya işte. Oldu mu? " dedi özetin de özetini geçerek.

Duyduklarım ile dumura ugramıştım resmen.

Bana hiç söylememişti oysa. Doğrusu nasıl bu kadar rahat söylerdi ki insan.

Çok sevdim ama hiç oldu...

Çok sevdim ama sevilmedim...

Çok zordu. Kendimi toparlayıp Ömer 'e döndüm

"Her gün her gece geliyorsun öyle değil mi? Beni kandırmaya çalışma sakın!" diye de tehdit ettim.

Elini ensesine götürup yüzüne huzursuzca baktı.

"Oda doğru ama bunlar hepsi aramızda kalsın. Olur mu ? Ablam duymasın sakın! Üzülmesini istemiyorum. Yeterince üzüldü zaten."

O her durumda ablasını düşünen bir kardeşti. Ablamda beni çok severdi.

"Bence sen çok iyi bi kardeşsin. Ablan çok şanslı." Dedim gözlerinin içine bakıp aramızdaki yakınlık mesafesini yok sayarak.

"Acaba sende çok iyi bir kardeşmisin?" dedinde elini ateşe uzatmış gibi irkildi.

Bu cümle kalbimi paramparça etti.

İnsan hiç unutmadığını hatırlar mı? Ben aynen öyle oldum. Ne diyeceğimi bilmeden gözlerimi ondan kaçırıp yola çevirdim. Kısık sesle kendimin bile duyduğuna emin olmadım bir ses tonu ile

" Bilmiyorum" dedim. Sesim ağlamaklı çıkmıştı." Hiç sormadım. O kadar uzun yaşıyamadım onunla. Yani ben çok küçükken ablamı kanserden kaybettim." dediğimde gözümden akan yaşı silip yüzüme sahte bir gülücük yerleştirdim.

" Hiç düşünmedim ama kesin baş belası bir kardeşsin" derdim. Buruk bir gülümseme ile.

" Kusura bakma. Bilmiyordum." Dedi Ömer mahçup olmuştu yada çok yanlış bir şey söylemiş gibi sözüne devam etti.

"Seni kırmak istemedim." Bütün özür cümlerini sıralayıp yüzüme makcup bir ifade ile bakıyordu.

"Senin suçun yok. Hem nereden bilecektin. " dedim önemsiz olduğunu vurgulayarak. Çünkü o söylemeseydi de ben unutmamıştım zaten.

"Yinede hatırlatmak istemezdim."

"Önemli değil. Hiç unutmuyorum ki." dedim kırık bir sesle.

Beni tekrar kollarının arasında aldı başımı göğsüne koyup yolu içlemeye başladım. Aramızda derin bir sessizlik oluştu . Yol boyu tek tük arabalar geçiyor. Kaldırımda sarmaş dolaş oturuyoruz. Muhtemelen yoldan geçen biri bizi sevgili bile sana bilirdi. Ne kadar geçti bilmiyorum. Yolun karşısında yaşlı bir çift geçti kadın bize bakıp, kocasına bi şeyler anlatıyor yüzlerinde kocaman bir gülümseme var. Anlam veremedim

Muhtemelen bizi sevgili sandılar.

Bende aldırış etmedim.

Doğru dürüst tanımadığım bir adamın omzuna başımı koymak bana çok garip geliyor. Sanki ben değilim bu. İçimde başka biri var ve o bunları yapıyor gibi. Onunla aramızda sevgi yoktu orası kesin. ama çok kuvvetli bir güven duygusu oldugunu inkar edemem.

Şimdi burda tutsa elimden, nereye dese giderim.

Tarifi olmayan bir duygu...

Uyku bastırdı birden. Gözlerimi ne kadar açmak için diretirsem direteyim, olmuyordu. En son hatırladım şeyler ise Ömer 'in bi ara elini cebine attığını ve sigarasını aldığını gördüm. Gözlerim artık kapanırken burnuma dolan sigara kokusu ile artık emin oldum.

Gerçek mi yoksa rüya mı oldugunu bilmediğim. Bi ses duydum. Bu Ömer' in sesiydi buna eminim.

"Sema kadar bağlandım sana. Bunu asla anlayamayacaksın..."

Onun kadar masum. Ama benim kadar kırılmışsın... "Yosun Gözlü Deniz."

BÖLÜM SONU

Umarım beğenirsiniz.

Bol yorum ve oy vermeyi unutmayın sakın. :)

Çok emek veriyorum çünkü.

Bölümle ilgili düşüncelerinizi bekliyorum. Canlarım 🌸

Bu bölümde daha duygusal yerler. vardı. Ve Ömer ve Deniz 'in arasındaki yakınlaşma bu bölümde daha fazlaydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.