Thomas elini uzattığında Alexander sadece gözlerini devirdi.
Dans etmek yerine arkasını döndü ve tekrar barın arkasına geçti. Raflardan birkaç şişe aldı. Parmakları hızlı ve ustacaydı.
Şişeler elinde döndü, bardaklar tezgâhta zarif hareketlerle yer değiştirdi.
Birkaç dakika sonra hazırladığı içkiyi Thomas'ın önüne bıraktı.
"Al. Benden olsun."
Sesindeki kendinden emin tavır, Thomas'ın hoşuna gitmemişti.
Alexander hiçbir şey olmamış gibi bardakları temizlemeye devam etti. Hareketleri dikkat çekici derecede düzenliydi; sanki yaptığı her şey önceden hesaplanmış gibiydi.
Thomas bardağı eline aldı.
"Burada yeni misin?" diye sordu.
Alexander başını kaldırmadan omuz silkti.
Thomas'ın adamları çoktan ellerini silahlarına götürmüştü. Bu gençte bir tuhaflık vardı. Sanki her an beklenmedik bir şey yapabilirdi.
Ama Alexander'ın eline hayatında silah almadığını bilselerdi muhtemelen daha da huzursuz olurlardı.
Çünkü bazı insanlar silah kullanmayı öğrenir.
Alexander ise sadece izleyerek öğrenebilecek türdendi.
Birkaç dakika sonra Alexander barın önünden çıktı ve Thomas'ın bulunduğu masaya doğru yürüdü.
Adamlar anında öne atıldı.
Thomas ise küçük bir el hareketiyle onları durdurdu.
Alexander yaklaşmaya devam etti.
Karşısında kimin durduğunu gerçekten bilmiyor gibiydi.
Thomas'ın takım elbisesine baktı, sonra elini uzattı.
Thomas'ın adamlarının gözleri büyüdü.
Alexander sakince omzundaki görünmez bir tozu temizledi.
Thomas geri çekilmedi.
Aslında ne yapacağını merak ediyordu.
"Gerçekten ne istiyorsun?" diye sordu sonunda.
Alexander hafifçe gülümsedi.
"Ne oldu?" dedi alaycı bir sesle. "Kalbini mi kırdım?"
Thomas'ın çenesi gerildi.
Bu çocuk sinir bozucuydu.
Ama nedense uzaklaşmak istemiyordu.
"Sana bir şey teklif ettim."
Sesi bu kez daha sert çıkmıştı.
Alexander masaya biraz daha yaklaştı.
Dirseklerini masaya dayayıp başını hafifçe eğdi.
"Biraz daha nazik ol."
Bu açıkça bir emirdi.
Ve Thomas emir almaktan nefret ederdi.
Kaşları çatıldı.
"Ne?"
Alexande
r bu kez belli belirsiz gülümsedi.
"Sihirli kelimeleri duymak istiyorum."
Thomas birkaç saniye ona baktı.
Salondaki herkes nefesini tutmuş gibiydi.
Adamlarından biri, Jack, çoktan silahını yarıya kadar çekmişti.
Patronunun bu saygısızlığa sessiz kalacağını düşünmüyordu.
Ama beklenmedik olan oldu.
Thomas derin bir nefes aldı.
Sonra gözlerini Alexander'ın gözlerinden ayırmadan konuştu.
"Lütfen..."
Jack'in eli havada kaldı.
"...benimle dans eder misin?"
Salondaki hiç kimse bunu duymamıştı.
Ama Jack duymuştu.
Ve hayatında ilk kez kulaklarının ona oyun oynadığ
ını düşündü.
