İçeriğe geç

KARANLIK LORD VE GÜNEŞ TANRIÇASI

Bölüm 5 · 3 dk okuma

KARANLIK LORD VE GÜNEŞ TANRIÇASI

Bölüm 5

Güneş Tanrıçası

Gözlerimi açtığımda uzun bir süredir yerde yattığımı anladım. Ağrıyan omuzlarımı dikleştirdim ve ayağa kalkmak için ellerimden destek alarak kalktım. Üstüme doğru baktım ancak gördüğüm şey kaşlarımın çatılmasına sebep oldu.Üzerimde sapsarı altın renginde bir elbise vardı.Elbiseyi daha da incelemek için ayağı kalktığımda elbisenin birde kanatları olduğunu farkettim elbise o kadar güzeldi ki gözlerimi alamaz vaziyetteydim. Her şey çok güzeldi ancak bu elbiseyi ben giymemiştim? Bayıldıktan sonra kendimi daha güçlü ve mutlu hissediyordum sanki daha iyi büyü yapabiliyormuşum gibi...

Neden böyle olduğunu Karanlık lord'a sormak için can atıyordum ancak en son Karanlık lord'u bayıltıktan sonra sormaya çekiniyordum ki ilk defa çekinmek konusunda haklıydım.Yürümek için adım attığım anda uçmamla birlikte yüksek sesle bağırdım.Şimdi ben neden uçuyordum ki ?Tıpkı bir peri gibi uçuyordum.Bu halimden memnunum ancak içimde ağır bir şiddette korku vardı.Nereye gittiğimi bilmiyordum kendimi durdurmaya çalıştım fakat olmadı.Biraz daha gökyüzüne çıktıktan sonra bir şato ile karşılaştım.Şatonun her yerinde sihirli elementler ve doğal taşlar bulunmaktaydı.Şatoya neden gittiğimi anlamasamda şato harika bir görünüşe sahipti.Dışı oldukça iç açıcıydı ve şatonun çatısında üç tane simge vardı.Güneş,ay ve su...

Şatonun etrafında durdum ve dizlerimden destek alarak ayağı kalktım ardındansa şatonun kapısına doğru yöneldim.Kapıya doğru ilerlememle birlikte şatonun çatısında olduğu gibi kapısında da Güneş,ay ve su sembolleri vardı.Bu sembollerinden anlamını bilmiyordum ancak bu şatonun kesinlikle Karanlık lord'la bir ilgisi vardı.Buradaki Ay işareti bana Karanlık lord'u anımsatıyordu.

Şatonun kapısını açmamla beraber Bay Mcaf'i gördüm.Bay Mcaf'in burada ne işi vardı?Bu nasıl olabilirdi?

- "Bay Mcaf? Sizin burada ne işiniz var?" dedim tedirgin ama bir o kadar da kendinden emin bir sesle.

Bay Mcaf'in yüzündeki miniği bile oynanmamıştı.Bana kızgın bakışlaratıyordu.Bu bir psikoloji hilesi olmalıydı.Karsındaki kişiyi tedirgin ettirmek ya da korkutmak amacıyla kullanılırdı bu mimikler ancak ben bu miniklere düşecek kadar aptal değildim.Bay Mcaf ile göz teması kurmadan omuzlarımı dikleştirip yürümeye başladım.Hala aklım almıyordu Bay Mcaf nasıl burada olabilirdi?

Şatonun kapısında Bay Mcaf'in arkasında güzel giyinimli ve bakımlı bir bayan vardı.Bayan'nın şık beyaz elbisesi onu muhteşem gösteriyordu.İçeri girdiğim sırada beyaz giyinimli kadın;

- "Hoşgeldin Güneş Tanrıçamız" dedi.Beni gördüğü andaki mutluluğu gözlerinden okunuyordu.

- "Teşekkür ederim" dedim.Bana Güneş Tanrıçası mi demişti o? NE!

Beyaz elbisesi kadına neden bana Güneş Tanrıçası dediğini sordum ancak bana verdiği cevaplardan ağzım bir karış açık kaldı.Bana tüm olanları tekrardan açıklamasını istedim ancak açıklamaya başlasada aklım hiçbir şey anlamamaya yemin etmiş gibiydi;

- "Eura yani Güneş Tanrıçamız siz asırlar boyu korunan defteri açtığınızda...laneti etkisi ters tepti bu yüzdende asırlar boyu lanetlenmek yerine bir Tanrıça oldunuz bunun için isaya teşekkür etmeniz gerekir..."

Bunları duyduğuma çıldırmamak için düşünmemeye çalışıyordum ki bunu beceremiyordum.Başımdaki düşünceleri düşündükçe daha çok çıldırıyordum.Eğer ki bir elfin,cinin,lordun,şeytanın,insanın... aklına bir düşünce takılıyorsa o düşünceyi yok etmek imkansızdan ötesiydi.Bana neler olmuştu böyle ben şimdi bir Tanrı mıydım?Nasıl oluyordu tüm bunlar?Kendime baktığımda üstümden Güneş Tanrıçası olduğum o kadar belliydi ki kim görse anlardı.Hayatımın geri kalanını Tanrı olarak geçirmek kulağa çılgınca geliyordu ancak şuanda bir elf olmadığımdan üzülüyordum ardındansa ismini bilmediğim o beyaz elbiseli kadına;

- "Peki ya ben tekrardan elf olabilecek miyim" diye sorarak ikinci bir gerçeği daha öğrenmiş oldum...

- "Siz hiç elf olmadınız ki...Sizin soyunuzdan gelen bir Tanrı olma genleri var.DNA'nızda bir çeşit Tanrının yeteneklerini taşıması gibi bunun en büyük örneğiyse sizin büyü yapabilmenizdir.Normlade sizde *dweop hastalığı görülmüştü bu da sizi tekniken kardeşlerinizden ayır-" demesiyle birlikte lafını kestim.Aklım aşırı derecede allak bullak olmuştu.Kadına;

- "Ne yani benim bir kardeşim daha mı var? " diyerek şaşırdım.Beyaz elbiseli kadın kafasını aşağı yukarı doğru sallayarak "evet" anlamı vermiş oldu.

Titreyen sesimle birlikte;

-"İ-ismi ne?"dedim ve titreyen ellerimi saklamak için arkaya doğru götürdüm.

- " Su Varisi " dedi.

( *dweop hastalığı toplumda bir şeyin genini taşıyan ancak doğduktan sonra etki göstermeyen bir hastalıktır ayrıca bu hastalıkta eğer ki etki etmezse toplum tarafından dışlanır ve çocuk aileden alınması için baskı yapılır.Başka bir krallığın yanına gönderilir ve orada yaşamaya devam eder.)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.