İçeriğe geç

KARANLIK LORD VE GÜNEŞ TANRIÇASI

Bölüm 4 · 4 dk okuma

KARANLIK LORD VE GÜNEŞ TANRIÇASI

Bölüm 4

Lanetli Defter

Nefes almakta zorlanıyordum.Bütün bu olanları unutmak için Tanrıya yalvardım ancak iş işten geçmişti.Şuanda bulunduğum konum hakkında bir fikrim yoktu.Etrafım zifiri karanlıktı.Gözlerimle etrafa doğru bakındım ancak hiçbir şey bilmiyor,göremiyordum.Olan olaylarla ilgili bildiğim tek şey kütüphanedeki kapının oraya tesadüfen koyulmadığıydı illaki o kapıdan Elf Okulundan birileri geçmişti ancak bu kapıdan geçen bir öğrenci olma ihtimali çok düşüktü çünkü kütüphane haftanın sadece bir günü açık oluyor ve içerisi yaklaşık sekiz tane gözlerinden yakıcı lazer atan elfler tarafından korunuyordu.O kapıdan geçen Elf Okulunun bir üyesi olmalıydı.Bayan Winchestry ya da Bay Secret? Bu konuda emin değildim ancak iç güdülerime güveniyordum ki Bay Mcaf yapmış olamazdı çünkü ilk izlenime göre Bay Mcaf oldukça sessiz bir kişiliğe sahipti,bu Bay Mcaf'in bir şeyler sakladığı anlamına gelmiyordu aksine bu onu çok daha masum kılıyordu ayrıca Mcaf'in okulun ilk gününde keman çaldığını görmüştüm.Bu onun sanatsal yanını ortaya koyuyordu.Okuduğum bir sihir kitabında insanların enstrüman çalması onların saf ve temiz bir kişiliğe sahip olduğu söylenmektedir...

Etrafımdaki karanlığa gözlerim alışmıştı artık etrafı daha iyi ayırt edebiliyordum ancak şuanda gördüğüm görüntüyü görmek hiç de hoşuma gitmemişti.Karşımda ölü cinler ve öldüğünü sandığım bir lord vardı...

"KARANLIK LORD"

Şaka yapmıyordum.Gerçekten bu adam ölü değil miydi? Anlatılan hikaye yalan mıydı? Nasıl buradaydı? Ben rüyadamıydım? Burası neresi? Neredeyim ben? Karanlık lord ölmemişmiydi? Ben buraya nasıl geldim? Dedim ancak dememle birlikte Karanlık lord'la göz göze geldim.Göz göze gelmemle birlikte bana bir iksir püskürttü.İksirin havada uçuşuşuna büyülendikten sonra başımın uyuşmaya başladığını farkettim.Ne yapmıştı bana? Sıcaklamaya başladım fakat burası sıcaklanacak kadar sıcak değildi aksine buraya ilk geldiğimde aşırı derecede soğuktu.Etrafımdaki cesetleri bulanık görmeye başlamıştım.Gözüm kararmıştı.Hiçbir şey göremiyordum ki başımın ağrısı şiddetlenince kendimi yerde buldum...

12 saat sonra;

Bayılmanın verdiği sarsıntıyla başımı nazikçe kaldırdım.Omuzlarımın acımış olduğunu farkettim.Muhtemelen bayıldığım sırada olmuştu.Ellerimi saçlarımın arasına geçirerek olanları düşündüm.Etrafıma bakındım ancak olanlar yine aynıydı.Karşımda Karanlık lord vardı fakat mekan farklıydı.Şuanda olduğumuz yer küçük bir kulübe gibiydi.Karanlık lord'u görmemle birlikte irkildim ardındansa istemsizce korkudan,uzamış tırnak etlerimi kemirdim. Karşımda beni öldürebilecek hatta ve hatta tüm soyumu yok edebilecek bir lord vardı.Bu durumda sakin kalmaya çalışıyordum ancak başarılı olabildiğimi sanmıyordum çünkü ben sakin kalmaya çalışırken aksine daha çok stres oluyordum.Vücudum istemsizce titriyordu.Kendimi sıktım ancak bu işe yaramadı.Kendimi sıktığımı ve ondan korktuğumu Karanlık lord farketmişti.O yüzden benden uzaklaşarak karanlık klubenin salonuna doğru gitti.Onun gitmesiyle birlikte ayağa kalktım.Artık büyü yapabiliyordum.Son büyümü harcamanın üstünden 24 saatin geçmiş olması beni oldukça şaşkına çeviriyordu Bütün bu olayların üzerinden sadece bir gün mü geçmişti?Akıl sağlığımı yitirmek üzereydim.Kafamdaki soruları dağıtmak amacıyla salona doğru ilerledim ancak bunu isteyerek yapmamıştım.Salona doğru yönelmemle Karanlık lordu görünce buz kesildim tam içeri gidiyordum ki gitmekten vazgeçtim.Karanlık lord'a neden burada olduğumu sormak istiyordum ancak Karanlık lord ben daha aklımdan geçirir geçirmez bana yanıt verdi;

- "Eura buraya neden geldiğini bende bilmiyorum asıl benim sana sormam lazım buraya neden geldin?" dedi sesi oldukça soğuk ve kararlıdı. Karanlık lord'un sesini ilk defa duyuyordum.Oldukça kalın bir sese sahipti. Sesini hiç böyle hayal etmemiştim gerçi hayatımda ilk defa bir lord'un sesini duyuyordum. Nasıl bir sese sahip olabilirdi ki?

Karanlık lord'un yüzünde kurukafalı bir maske vardı.Bu onu oldukça korkutucu kılıyordu.Ondan tırstım yetmiyormuş gibi şimdi daha da tedirgimdim.Onunla fazla göz teması kurmamaya çalışıyordum çünkü gözleri gözükmüyordu.Sadece beyaz kurukafalı maskesini ardından gözüken çene yapısı vardı...

- "Ben buraya Elfler Okulundaki sihirli bir kapıdan geldim.Elfler Okulundan Bayan Winchestry beni kütüphaneye kilitlemişti.Orada kaldığım gece kütüphanenin yasaklı bölümünde bir kapı buldum ancak kapıyı açmamala birlikte beni buraya getirdi.Merak ettiğim bir şey var Karanlık lord,ben buradan nasıl gidebilirim?"

Karanlık lord verdiğim yanıttan sonra uzun süredir konuşumuyordu.Elinde bir defter vardı.Bu defterin her sayfasında farklı bir eşya vardı.Bildiğim tek bir şey vardı.Bu defterdeki eşyalar elflere ait değildi.Karanlık lord'un ne yaptığını bilmiyordum ancak çok meşgul gözüküyordu.Lord'un üzerindeki pelerinden ne yaptığı anlaşılmıyordu.Ne yaptığını anlamak için yanına yaklaştım ve Karanlık lord'un elindeki deftere tekrar baktım.Karanlık lord'a yaklaşmamla beraber lord geriye doğru çekildi ve defteri kapatıp masanın üzerine bıraktı.Odadan çıktı ve içeriye doğru yöneldi.İçeriye yönelmesiyle birlikte defterde ne olduğu hakkında fikirlerim beni rahat bırakmıyordu.Beynimi kurcalayan bir fikirleri bir kenara bırakmak için defterde ne olduğuna bakmakmaya karar verdim.Oturduğum sandalyeden kalktım ve sandalyeyi bıraktığı deftere doğru yöneldim.Defterin m.ö kalma defter olduğunu tahmin ediyordum.Eskimiş bir görünüşe sahipti.Oldukça sert bir kapağa da...

Defteri elime aldığım andan itibaren yoğun bir ışık patlaması oluştu.O kadar büyüktü ki gözlerimi açamaz vaziyetteydim.Gözlerimi ovuşturduğum anda etrafımı siyah dumanların kapladığını gördüm.Bunu gören Karanlık lord bağırarak;

-"EURA! NE YAPTIN SEN" dedi.Bir anda korkudan ne yapabileceğimi bilmezken Karanlık lord bana doğru yaklaşınca ona karşı büyümü kullandım.Karanlık lord yere doğru devrilmişti! Aman Tanrım ne yaptım ben! Panik olmamak imkansızdı koskoca bir lord'u yere şermistim.Kendime inanamıyorum ancak şuanda ki sorun bu değildi...

Ne olduğunu anlayamicak vaziyette kafam dağılmıştı.Etrafımdaki siyah dumanlar kendimi göremeyeceğim kadar fazlalaşmıştı.Siyah dumanların arasından bir ışık gibi göz alıcı bir şekilde uçmuştum ancak ben uçmıyordum ki?

Biraz daha uçmamla beraber çığlık attım. Şuanda evde uçtuğunu yetmiyormuş gibi bir de dışarı çıkmıştım.Kendimi bir Tanrı gibi hissediyordum ancak bunları kendi isteğimle yapsaydım çok daha iyi olabilirdi.Gökyüzüne doğru 100 metre çıktıktan sonra dayanamayıp kendimi yerde buldum sanırım tüm bu olanlar benim için fazla ağırdı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.