İçeriğe geç

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 8 · 1 dk okuma

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 8

Unutulmaz Sır

​Sahaf dükkanından ayrılıp eve döndüğümde saat gecenin yarısını çoktan geçmişti. Odamın penceresinden dışarıdaki karanlık sokağa bakarken, kulaklarımda hâlâ Atlas'ın sahafın çıkışında fısıldadığı o sözler yankılanıyordu. Aklımdan bir saniye bile çıkmıyordu.

​Tam bu düşüncelerle dalıp gitmişken, odamın camına hafifçe vurulan küçük bir taş sesiyle irkildim.

​Kalbim ağzımda atarak pencereye koştuğumda, aşağıda, karanlığın içinde ellerini siyah deri ceketinin ceplerine sokmuş olan o silüeti gördüm. Atlas, başını kaldırıp doğrudan benim pencerime bakıyordu. Yüzündeki o tehlikeli ama bir o kadar da büyüleyici tebessüm karanlıkta bile seçiliyordu.

​Camı yavaşça itip dışarıya eğildim. "Atlas? Deli misin sen, saat kaç oldu? Biri görecek!" diye fısıldadım, hem korkudan hem de heyecandan titreyen bir sesle.

​Atlas, o alaycı gülümsemesini biraz daha belirginleştirerek kafasını hafifçe yana eğdi.

​"Bırak gören görsün, inci," dedi, sesi gece sessizliğinde net bir şekilde kulaklarıma dolarken. "Gecenin en güzeli ne zaman olur biliyor musun? Karanlık en koyu tonuna ulaştığında, senin o korkak gözlerin bana baktığı andır."

​Nefesim kesildi. Gecenin serin rüzgarı yüzümü yalarmış gibi geçerken, onun varlığı bütün odamı, bütün dünyamı sarmıştı. Kuralların, okulun, Pelin'in ve her şeyin bittiği; sadece ikimizin kaldığı o an, gerçekten de unutulmaz bir sır gibi içime kazındı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.