İçeriğe geç

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 6 · 1 dk okuma

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 6

Eksik Sayfa

​Atlas’ın açtığı siyah şemsiyenin altında, yağmurun ve tütün kokusunun birbirine karıştığı o dar sokakta yürüyorduk. Kalabalık caddelerden uzaklaşıp okulun arkasındaki sakin mahalleye saptığımızda, ne yapacağımı ya da ne söyleyeceğimi bilemez haldeki sessizliğimi sonunda bozdum.

​"Beni... nereye götürüyorsun?" diye sordum, sesim yağmur damlalarının sesi arasında kaybolup gidecek kadar zayıftı.

​Atlas durdu. Şemsiyeyi biraz yukarı kaldırıp keskin, kahverengi gözlerini doğrudan gözlerime dikti. Sokak lambasının sarımtırak ışığı yüzündeki keskin hatları aydınlatıyordu.

​"Eve, küçük inci," dedi yumuşamaya çalışan ama yine de o tehditkâr tonunu koruyan sesiyle. "Ya da senin o kurallarla dolu, sıkıcı dünyana dönmeden önce biraz nefes alabileceğin bir yere."

​Beni eski, ahşap kapılı bir sahafın önüne getirdi. Kapının üzerindeki zil hafifçe çaldı ve içeriye girdik. Burası dışarıdaki gürültülü ve acımasız dünyadan tamamen kopuktu; eski kitap kokusu, toz ve ahşap birbirine karışmıştı.

​Atlas şemsiyesini kapının önüne bırakıp ceketinin fermuarını biraz indirdi. Rafların arasında dolaşırken elini eski kitapların sırtında gezdiriyordu.

​"Burası neresi?" diye fısıldadım, etrafı incelerken.

​Atlas en köşedeki raflardan birinden sararmış sayfaları olan kalın bir defter çekti çıkardı. Yüzünde ilk defa o alaycı gülümseme yerine, çok daha derin, okuyamadığım bir ifade vardı. Defteri bana uzattı.

​"Burası, kimsenin beni bulamadığı tek yer," dedi, parmakları defteri uzatırken parmaklarıma değdiğinde içim titredi. "Ve şimdi, bu sırrı seninle paylaşıyorum. Sence bu ne anlama geliyor, inci?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.