İçeriğe geç

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 3 · 1 dk okuma

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 3

3 Numaralı Dolap

​Ders zili çaldığında ayaklarımın üzerinde zor duruyordum. Atlas’ın tuvalet kapısının önünde söyledikleri beynimde yankılanıp duruyordu. “Küçük inci...” Bu kelime hem içimi ürpertiyor hem de kalbimin atış hızını tehlikeli seviyelere çıkarıyordu.

​Koridordaki kalabalık seyrekleşirken, aceleyle edebiyat dersine yetişmek için kilitli dolapların olduğu koridora saptım. Kitaplarımı almak üzere 3 numaralı dolabımın önüne geldiğimde duraksadım. Dolabımın kapağına yapıştırılmış siyah bir not kağıdı vardı. Üzerinde sadece tek bir cümle yazıyordu:

​"Ders bittikten sonra arka bahçedeki eski kulübede beni bekle. Geç kalma, inci."

​İmza yoktu ama o imzasız, sert el yazısının kime ait olduğunu bilmek için dahi olmaya gerek yoktu. Atlas Karahan’ın yazısıydı bu. Kalbim yine o tanıdık çılgın ritmiyle atmaya başladı. Korkmalı mıydım? Kesinlikle evet. Okulun en tehlikeli adamı beni gizli bir yere çağırıyordu. Ama bacaklarım bana itaat etmiyor, aksine beni o kulübeye doğru çekiyordu.

​Zorlukla da olsa dersi bitirip arka bahçeye yöneldim. Bahçenin en ücra köşesindeki, yıllardır kilitli olduğunu bildiğim ahşap kulübenin kapısı aralıktı. İçeriden gelen hafif tütün kokusu burnuma çalındı.

​Yavaşça kapıyı itip içeri adım attım. "Atlas?" diye fısıldadım, sesim titriyordu.

​Cevap gelmedi. Ama bir el birden belimden kavrayıp beni karanlık köşeye, tahta duvarla arasına sıkıştırdı. Sırtım duvara değdiğinde başımı kaldırıp gözlerinin içine baktım. Atlas, o siyah deri ceketiyle üzerime eğilmişti; nefesi tenimi yakıyordu.

​"Geldin," dedi, dudaklarında tehlikeli bir tebessümle. "Demek meraktan öliyordun..."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.