İçeriğe geç

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 14 · 1 dk okuma

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 14

Tozlu Sayfalar

​Atlas’ın parmakları ellerimi sardığında, o sahaf dükkanının içindeki sarı ışık etrafımızda adeta bir kalkan gibi duruyordu. "Geri dönüşü yok" cümlesi beynimde yankılanırken, içimdeki o korku dalgası yerini karşı konulamaz bir teslimiyete bırakmıştı. Zaten başından beri ona karşı koyabileceğimi kim söylemişti ki?

​"Geri dönmek istediğimi kim söyledi?" diye mırıldandım, sesim kendi kulağıma bile yabancı ama bir o kadar cesur gelmişti.

​Atlas’ın dudaklarında ilk defa o alaycı, tehlikeli tebessüm değil, kalbimi yerinden oynatan gerçek, yumuşak bir gülüş belirdi. Kahverengi gözlerindeki o karanlık buz tabakası tamamen erimiş gibiydi. Sol elini yavaşça yanağıma yerleştirdi; parmak uçlarının o sıcak dokunuşu tenimden içeri işledi.

​"İşte bunu duymak istiyordum, küçük inci," dedi, nefesi dudaklarımı okşarken.

​Aramızdaki mesafe tamamen yok oldu. O an sahafın eski kitap kokusu, dışarıdaki gece rüzgarı ve üzerindeki tütün kokusu tek bir gerçekte birleşti: Biz, kaçamadığımız o kaçınılmaz sonun tam ortasındaydık. Dudaklarımız birbirine değdiğinde, zaman gerçekten de durdu. Bütün o okul dedikoduları, Pelin’in tehditleri, karanlık sırlar ve korkularımız bir kenara silindi. Sadece o ve ben vardık.

​Ancak bu büyüleyici an, dükkanın dış kapısının tahtalarının gıcırtısıyla birden bölündü.

​Atlas aniden benden uzaklaştı, gözlerindeki o yumuşak ifade saniyesinde kayboldu ve yerine eski o keskin, tehlikeli karanlık geri geldi. Hızla rafların arasına doğru süzülürken fısıldadı:

​"Sakın kıpırdama, inci."

​Kapı aralandı ve içeriye giren silüetle kanımın çekildiğini hissettim. Gelen ne müdördü ne de başka bir öğretmen... Karşımızda duran kişi, okulun en tehlikeli dedikodularının baş kahramanı, Atlas’ın en büyük düşmanı olan Kaan’dı. Ve elinde, Atlas’ın o sahaf dükkanında sakladığı sırların yazılı olduğu sararmış defter duruyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.